ACI ÇEKMEYE HAZIR MISIN?

Tenine ‘hayat devam ediyor’ yapışacak… Ne giyersen giy hiçbiri onun kadar yakışmayacak…

Ahmet Karayün Söyleşisi

Facebook sayfamızın takipçileri ile Gazeteci-Yazar Ahmet Karayün arasında geçen bir söyleşi düzenledik. Keyifle okumanızı diliyoruz. *** Ahmet KARAYÜN: Öncelikle söyleşiye katılan herkese tüm kalbi duygularımla teşekkür ediyorum. *** Ahmet Türkben : Romanlarınızı yazarken, kurguyu önceden belirleyip mi yazıyorsunuz, kurgu oluştururken nelere dikkat edip yazmaya başlıyorsunuz. Kurgu konusunda bizlere tavsiyeleriniz nelerdir? Ahmet KARAYÜN: Kurgunun genel hatları […]

Tekleme

Kırmızı başla demek, tut demek, tut/bırakma… Saatimi geçmişe kuramayışıma ayarlıysa bu düzen, Tırnağımla birlikte yaktım saçlarımı. Hafif bir is kokusu olsa bile sever misin beni? Rugan ayakkabılarım çok çabuk vurdu, Aynı yeri vurdu. Her şeyin başı acı/ Her şeyin sonu acı, her şeyin sonu midemi bulandırıyor. Öyle kalın ve yoğun ki bu duman, Ellerini göremiyorum. […]

Karanlıklar ve Aydınlıklar

Sarp kadar olmasa da, Hasan da özlem duygusuyla telaşlıydı yeteri kadar. Onu da bekleyen vardı İstanbul’da çünkü. Yeni nişanlanmış olduğu sevgilisi, gözü yollarda bekliyordu onu. Delicesine, hasretle… Hasan, askerliğini yapmıştı ama mesleği askerlik gibi, insanı oradan oraya sürüklüyordu. İnsanın sevdikleriyle bir arada olmak için tek şansı hayaller oluyordu, şuan Hasan’a olduğu gibi. Hasan, şu an […]

Taş Atan Çocuklar

Sanki oyundasın taş atan çocuk. Cahil mi, cesur mu sonra görürsün Seni kımler böyle oynatan çocuk. Sanmam bu eğlencen çok uzun sürsün… Sökülen kaldırım, ayaklarındır Ölünceye kadar bir götürümsün.. Kundaklanan dükkân yarınlarındır Vicdanında yargılanan cürümsün Elinde Molotof, yüzünde maske- Neden bir gizliliğe bürünürsün… Yıllarca sonra, desen bile keşke Vatan ahı ağırdır, sürünürsün. Senin yaşıtlarda taso […]

FALCI VE İYİ ADAM

Emrah Serbes’e ithafen, ve bir de birkaç kişi daha var ama boşverin,, Sakalımı 10 gündür kesmemiştim, sonra üzerime bir ceket geçirdim ve dışarı çıktım. Uzun sayılmayacak bir süre sonra da bir kızla tanıştım, sizin de başınıza gelmiştir böyle şeyler. “Şimdi çıkıp gideceksin” dedim. “Ve ben önündeki bardakta yarım bıraktığını içeceğim. Yarın sabahsa birbirimizi hatırlamayacağız” İsmimi […]

Otobüs

Otobüste şöför hariç dört kişi vardı. Ve şöför dahil beş kişiden yalnız bir tanesi, bir Attila İlhan şiirinin sonunun nasıl bittiğini hatırlamaya çalışıyordu, bir adamdı bu. Belediye otobüsüydü. Belediye, bu hizmeti vermek “zorunda” olduğu için belki de, dandik bir otobüstü, rica minnet ilerliyordu, arada kesik kesik öksürüyordu. Adam önündeki demire bakıyordu, tasarlanırken yolcular tutunsun diye düşünülerek konulmuş demir yarı […]

Meryem

Yalandır yanan, yılandır kanan ve yalnız hep insan Mesela sen şimdi konuşsan, kim bilir, bazı şeyler devinir ve rüzgar yön değiştirir. Çokça süreya kokan bir şiir devşirilir eğreti dillerle, siyah biraz dağılır belki diye. Beceriksiz çocuklar sevişmekten çok dövüşmeyi bilir ama bazı şeyler değişebilir. Tutulan o eller senin mi, ya da hava diye solunan kokun […]

Şimdiki çocukların yüzünde sokak lekesi yok!

Şimdiki çocukların yüzünde sokak lekesi yok! Oysaki hepimizin bacağında, kolunda, yüzünde herhangi bir yerinde, sokaklarda delicesine koşturarak oynadığımız dönemlerden kalma bol neşeli anılarımızı taşıyan izlerimiz vardır. Ne de çok severim böyle insana karakteristik özellikler kattığını düşündüğüm o izleri! Hele ki yüzünün kuytu köşesine saklanmışsa suskun bi çığlık gibi derin anlamlarını haykırır durur karşısındaki insana.. Ama […]

Kınalı Bir Tablo

Ağırdır yüreği kızıla çalarken fidan, Çeşme başıdır ve güzeldir, dikilir, Şu kızdan bahsediyorum, Elinde küf rengi güğüm tutan, Kınalıdır ve kınalıdır, elleridir, Dünya’yı yerinden oynatan, Saz çalmadan oynar ve üşümeye, Yüz tutmuştur elleri kınalıdır, Uzaktan köy ışıldamaz ve soğuktur, Öyle bir soğuk insanı bayıltır, Kınalı eller, ancak beş dakikada, O da güzellik zoruyla ayıltır, Kınalıdır […]

Son yazılar

Kategoriler:

BİZ NE ZAMAN ÖLDÜK

Kaç gündür yazıp yazmama konusunda kararsızım. Bir yanım kalemi elime alıp, her şeyi dökmemi istiyordu, öbür yanım ise cesaret edemiyordu. O kadar karma bir dönemdeyim ki… Nereye dönsem, ıslanmış gözlerle bakışıyorum, acıya çarpıyorum. Ne kadar mutsuz herkes böyle?! Ürkütüyor bu beni… Desem de yok… Neden yaşıyoruz biz? Neyiz? Kimiz? Neden varız allah aşkına… Duygularımız mı […]

Devamı 0 Yorum

HEDEF,İLK HEDEFTİ CAMİ EMEVİ

Hedefti, ilk hedef cami emevi. Oldum bu hayalle kendimin devi., Yakıyordu beni zafer alevi. Sukutu hayal içinde mahzunum.   Kaçıncı senedir, kaçıncı Cuma. Başlayamadım bir türlü hücuma. Prangalandı terör tüm vücuduma. Sukutu hayal içinde mahkûmum.   Ağlamasınlar isterdim anneler.. Çözümsüzlüğe döndü bahaneler. Anlatamadığım neler var, neler. Sukutu hayal içinde mağdurum.   Muhitin Arabî, Habeşi Bilal […]

Devamı 0 Yorum

BİR YIĞIN KEMİKTEN SİLÜET

BİR YIĞIN KEMİKTEN SİLUET Bu dünya hayatından ibaret sanma hayat. Bir âdemsin topraktan yine dirileceksin. Kefenlenmiş bedene toprak konacak kat, kat. Bir yığın kemikten siluet görüneceksin. Soğuyan bedeninde şişmeler başlayacak. Sonra ölüm morluğu naaş’ı kaplayacak. Kokmaman için ya morg, ya toprak saklayacak. Bir yığın kemikten siluet görüneceksin. Dünyadan aldıkların dünyada kalacaklar. Hayır, şer amellerin seninle […]

Devamı 0 Yorum

Not Defteri -1-

1 Ekim 2008 Çarşamba – İzmir • İnsan hayatında ilk defa yaşadığı ve bir daha kolay kolay yaşayamayacağını düşündüğü bir duygudan vazgeçer mi? Vazgeçmesi ahmaklık olmaz mı? • “Beynelmilel” isimli film… Filmin son sahnesinin düşündürdükleri… Yakın bir zamana kadar yasaklar nedeniyle cezalandırılan, sürgüne gönderilen, öldürülen insanlar bir bir gözümün önüne geldi. Şimdi o yasaklar yavaş […]

Devamı 0 Yorum

Şehvet ve Ümitsizlik

işte sonunda bir kadını arzularken ona aşık oluyorum şehvetin etkisi kalbimde sevgiye dönüşüyor imkansızlıkların etrafında dolaşan ayrı dünyalar ve ayrı insanlar iki kalp arasındaki sırat köprüsünden aşağıya düşmeden geçmeye çalışıyor… kıldan ince kılıçtan keskin gözlerin şehvet ırmaklarımı kurutuyor ellerin kalbimi boğuyor ve kokun hayal dünyamın penceresini karanlığın kollarına bırakıyor… karanlıkların içinden bir ışık parıltısı seni […]

Devamı 0 Yorum

Mugalata İle Doğruluk Perisi

Koşarak yanından uzaklaştım, zaten bundan sonrasında söyleyecekleri beni zerre kadar ilgilendirmiyordu. İnanmak ile inanmamak arasındaki çelişkilerimin düğümünü çözmüştüm onu sevmeye başladığımda. O, perdeyi aralasa aralasa bizim için; umuda dair ne varsa onları bize katmak için aralardı. Sevince, sevdiği insana yakıştırdığı tek şey kılıf oluyor insanın. Parmağımda can gibi ikimize ait olduğunu hatırlatan nişan yüzüğümü adeta […]

Devamı 0 Yorum