Aylık arşivler: Ekim 2011

3eaab93e3852967b88db97658d9a8d7f_1282036804

Aydınlık-Karanlık!

Boş!
Bomboş!
Bomboş bir oda ve soğuk.
Ve sessiz.
Ve kapkaranlık…
Boş olan kalplerimiz!
Bomboş!
Boş!

Öfke!
Öfkemiz!
Öfkeyle ısıtılan bir dünya,
sert bir üslup görünümünde yumuşaklar…
Öfkeyle üstlerine yürüdüğümüz bizim,
ökemiz!
Öfke!

Aydınlık!
Karanlık!
Gömülü bir yalnızlık…
Şahlanmış geliyor bir sapkınlık,
karanlık!
Aydınlık!

analik budur

fotoğrafın dili

Dünya o kadar mı bitti tükendi, kalmadı mı oğlunuza ekmek, torununuza ev mi alamadınız henüz..?

Çok fazla bu dünya sana da bana da..

Yeme kardeşinin hakkını..

Paylaş paylaşabildiğini..

Memendeki sütü..

Çorbandaki tuzu..

Paylaş.

annelik budur işte.

kadir-bayata

Bir şair aranıyor!

Bir şair aranıyor !

Kayıp ilanına nisbet ile ilham perisinin ilişkisi arasında ,

Yıldızların , korkak bulutların arkasında ,

 

Bir şair aranıyor !

Kayıp ilanına nisbet  ile şiir perisinin ilişkisi arasında ,

Yazının Ege de  ilk icadında ,

Korkak ve cesur elleriyle bir şair aranıyor .

KADİR BAYATA

bazigunler

Bazı günler

Bazı günler, hiçbir yere sığamıyorum….İçimdeki öfkeyi zapt etmek, ne mümkün…Yaptığım hiçbir şey fayda etmiyor…Bana bağırıp çağırdığı zamanlarda, neden suskunlaştığımı ,açıklayamıyorum kendime…Halbuki, ne çok cümle var söylenecek…

Korkuyorum galiba….Bir kaybetme korkusu gelip çörekleniyor yüreğime….Ya büyürse basit kavgalar, ya bir an da çekip giderse ? Oysa ki, altta kalanın canı çıksın deyip, savursana tüm hamlelerini….Vursana yerden yere Onu ! Sen sustukça, O daha çok şımarmıyor mu? Kendini dünyanın en haklı vatandaşı ilan etmiyor mu? Anlatsana, nasıl da bencil ve şımarık biri olduğunu Ona.

Önceleri böyle değildim esasında…Ne zamanki bakışlarını gördüm, o an dalga dalga boğulmaya başlamıştım işte….Bir poyrazdı ki, esmeye dursun, çoktan kaybolmuştum bir yerlerde…..

Eni boyu tamı tamamına, tüm hücrelerimle aşıktım…Aşk kendini unutmak demek miydi…Aşk alev alev yanıp, kül olmamak demek miydi…Yoksa aşk, kanat çırpıp ,mavilerde uçmak demek miydi…Aşk anlatılmaya kalkılırsa çok şey demekti elbet…Anlatana göre başka hal olup,dinleyene göre başka bir hal, olur muydu aşk ?

Oluyordu işte…İnsandan insana, gönülden gönüle değişiyordu aşk…Beni sessiz bir kediye,  Onu da bir aslana çeviriyordu.Sabah ki, bağrışının ardından mesaj çekmiş mesela…”Affet , haksızdım.Seni çok seviyorum” diye…

Ve sevmek…Ne güzel şeydir, sevgiyi yürekte beslemek. Hoş, tüm hücrelerine işleyince sevgi…Affetmeyi de biliyorsun, af dilemeyi de,  fakat, kırmadan, dökmeden, parçalamadan olsa keşke…

Sabahtan ,sığamıyordum ya hani hiçbir yere…Mesajı gördükten sonra, pamuk  kıvamına dönen bu kalbe sinir oluyorum….Biraz da küs, tavır yap be kadın! İki cümleye, eridin ve unuttun ne varsa…Üstüne bir de sevdiği yemekleri yapıyorsun, çok da hak etmiş gibi…

dusuncelerimde

Seni hiç düşünmüyorum artık!

Seni hiç düşünmüyorum artık !
sıradan günleri sırayla yaşıyorum
arada kendime bakıp çıkıyorum aynadan
kabuslardan kiralık katiller tutup,
uykularıma suikast düzenletiyorum
çaylarımı morfine alıştırdım
her bardakta uyuşuyorum

Seni hiç düşünmüyorum artık !
kitaplardaki kahramanlarla savaşıyorum
filmler izliyorum
her kötü sondan sonra,
evin en karanlık yerine iki dizimi kırıp
yalnızlığa bandıra bandıra ağlıyorum
sonra pencereyi açıp dışarıya atıyorum hıçkırıklarımı

Seni hiç düşünmüyorum artık !
sesini sonuna kadar kıstım kuş cıvıltılarının
ağaçları sadece sonbaharda görüyorum
biliyor musun ?
sadece sadece temiz hava vermek için çıkıyorum dışarı
yani yalnızlıktan hiç ama hiç korkmuyorum

Seni hiç düşünmüyorum artık !
kahvaltılarımı kahvelerimin altına sakladım
onların üzerine de banyo köpüğü koyuyorum
işten kovularak istifa ettim
hüzün imalatçısı gecelerle anlaştım bu aralar
gönüllü olarak nöbet tutuyorum sokaklarda

Seni hiç düşünmüyorum artık !
haftasonları çocuk parklarına gidiyorum
gülücükler kulağıma neşenin senfonisini çalarken
ben bir kaç saniyeliğine kısmi mutlu oluyorum
ellerimden gitme vakitleri tutuyor
dokunaklı bir şarkı ile zehirliyorum kendimi
ölüyorum

Seni hiç düşünmüyorum artık !
akıcı romanlarla yıkıyorum zihninimi
ders kitaplarına ders veriyorum
kulaklarımı çınlatmak için ismimi söylüyorum
sakallarım çok uzadı
gözyaşlarıma setler çekmiyor inan
böyle daha çok yakıştığını umuyorum

Seni hiç düşünmüyorum artık !
hasta olup kendi kendime reçete yazıyorum
üstelik hiç bir ilaç bastıramıyor yüzümdeki acımtrak duruşu
tüm yaralarıma aldırmadan
tuz gölüne dalıyorum

Seni hiç düşünmüyorum artık !
adının geçtiği an
gazeteleri manşetlerinden katlayıp atıyorum
resmi tatil ilan ediyorum adımlarıma
nüfus sayımlarında yok sayın diyorum beni

Seni hiç düşünmüyorum artık !
kendime mektup atıyorum postaneden
elime ulaşınca bir de seviniyorum
süpriz yapıyorum kendime
doğum günlerimde iyi ki doğdun iyi ki doğdun
diye adını anıyorum

Seni hiç düşünmüyorum artık !
senle gezdiğimiz yerler canımı çok ”sıkıyor”
bu yüzden hatrı sayılır hatıraların ökçelerine basarak yürüyorum
bugün günlerden ne bilmiyorum
küresel bir şekilde soğuyorum her şeyden
saçlarım o kadar yüksekten usanmadan aşağı atıyor kendini

Seni hiç düşünmüyorum artık !
seni aşırı dozda yaşıyorum
unuttuğumu sanıyorum
bu halimle,
dışarı çıkmak için pencereyle savaşan sinek gibiyim
gidemiyorum

Seni hiç düşünmüyorum artık..!
Seni hiç düşünmüyorum
Seni hiç
Seni
Seni seviyorum…

Muhammet Karaca

mesafe

Sır Gibi Severim!.

değiştirebilirmiyiz

hayatı

kim çıkar önümüze bilebilir miyiz

mutluluğun geldiğini bile bile

hiç engelleyebilir miyiz

 

hiç kovdun mu birini kalbinden

sana burda yer yok diyebildin mi

her sabah uyandığında aklında o

başını yastığa koyduğunda aklında o

çek git artık

ben yenilmem sana

git diyebildinmi

 

ben bir an kadar yakın

bir o kadarda uzak

aşamam yolları

yenilemem gururuma

ezemem kendimi

kendime yenik düşerde

affedemem asla

an kadar yakınlığın belirse

uzaklığın sönüp gitse

 

 

gurur nedir böyle nasıl bir illetir

herşeye engel olur

içinde sanki sana yabancı

sanki düşman

sanki öfke topu

ne dersen de

işte o

 

kalbine sus diyebildin mi

kır kilitlerini gururunu yen

sen de mutlu ol diyebildin mi

 

ne diyeyim sana

ölü birini diriltmek isteyen

ama yapamayan

çaresizlikten umutsuzluktan ayrılıktan

ağlayan biri gibiyim

bir yandan korkum bir yandan ümidim var

korkum büyüyor içimde

ümidim kendi içinde dertte

 

haykırsam

sesim ulaşmaz bilirim

konuşsam

duymazsın sesimi

ama bir gün susarsam

o gün bugündür

SEVDİĞİM SIR GİBİ SEVERİM

 

küstahım biraz

biraz bencil

düşüncemden kovacak kadar

kalbimden söküp atacak kadar

gaddarım o kadar üzülsemde ağlamayacak kadar

zaten kalpsizim ,duygusuzum

şimdi sabredenim

SEVDİĞİM SIR GİBİ SEVERİM…

Kişi sevdiğini Allah’a emanet ederse onu bir daha görmeden Ölmezmiş. Öyleyse Allah’a emanet ol ..

 

“Unutma, sır gibi seversen eğer muradın gerçekleşir. Çünkü tohum toprağa gizlenirse yeşerir.”

 

29.10.2011

veqa94

Yokluğuna

bazen bir yağmur yağar,
yeter onu hatırlatmak için bana,
gök gürlese, korkup sarılmaları düşer aklıma.
saatler alacaklı gibi,
saniyeler bir bir çivi çakıyor

düşüncelerime…

sonra güneş doğuyor,
ben, gözlerim kapalı selamlıyorum yeni günü.
yoksun ya,
ne yapacağımı şaşırıyorum
yanlışlıkla
damarlarımdam ağlıyorum…

 

Veysel Aksoy

259819_10150216688889457_197177969456_7144422_2857816_n

Bir Gün Bile!

sonunda yenildim sana

ne kadar kaçsamda

olmadı

bir gün bile inkar edemedim

seni sevdiğimi..

bir gün bile

 

acılar çoğalmasınlar diye

bakmadım uzun zaman

gözlerinin içine

 

en sonunda kalbimi susturmayı denedim

denedim de

bak işte ben onu beceremedim

 

kaçışlarım usandırır sandım seni

bir gün bakmasam yüzüne

ömrünce bakmazsın sandım

 

ardıma bakmadan gidersem

dur demezsin sandım

 

gidişimin kesin olduğunu

kabullendirdimde kendime

bir gün bile inkar edemedim

seni sevdiğimi,bir gün bile…

imgres

sonra

 

 

adın,

bir çocuğun dilinden çıkan anne kelimesi kadar masun olur,

adımın yanında düştüğü an.

ve seviyorumların başına ama

sonuna belkiler karışırsa,

değersizleşir beraber geçirdiğimiz onca zaman…

 

Veysel AKSOY

Hayat

Hayat Herşeye Rağmen Güzel

Düşünceler neden yoğunlaşır gecede? Nedendir karanlıktaki o mistik hava?

Gece midir gizemli olan, yoksa insan mıdır geceyi gizemli yapan?

Karanlığın hüznüdür belki insanı cezbeden, cansız bir beden gibi öylece duran. Cesedin kokusu yayılır gibi yayılır karanlığın kokusu, inceden..

Anlamazsın başta, yalnız kalmak istersin, umut beklersin geceden.. bilmezsin aslında gecenin yarayı depreştirdiğini, yalnızlığın insanı kahrettiğini.. Öylece devam edersin yaşamaya, bir zaman sonra gece olur yaşamın adı, yanlızlık olur. Karanlık düşünceler sarar tüm ruhunu.. işte bütün amaçlarından umutlarından yoksun olan sen anlamaya başlarsın ışığın gücünü, atarsın beynindeki karanlık düşünceyi..

O sırada tüm ihtişamı ile güneş göz kırpar koca bir dağın ardından kırparcasına.. O mistik hava uçar gider, her şey yeniden başlar ve anlarsın ki hayat her şeye rağmen güzel..

25.07.2001

Çarşamba

Tozlu sayfalar arasından bulup çıkardığım bir yazım..