Aylık arşivler: Nisan 2012

41817_158343460859980_2236982_n

SEVDA TÜRKÜSÜ

Şimdi sana yazılan ömrümü bir başkasının yüreğiyle dolduruyorum. Yıprattığın
sevda tomurcuklarını gönül kuşumun ötüşleriyle yaşatıyorum. Sen gittikten sonra
sevda uğramaz sandım bana, beni gördüğünde yolunu değiştirir, saçlarıma aklar
düşürür de hazinesine gülüşünden başka hiçbir kıpırtıyı almaz. Şimdi sana
hapsedilen ömrümü bir başka günahta çürütüyorum. Biliyor musun? Sevda kendini
yıprattıkça ezilen yüreğimin kederlerini o güzel gözlerinden sormuştum.
“Ağlama” demişti bana gözlerin, “Gözlerinde hapsolmam
ki…”

Ellerin de konuşmuştu sonra ellerimle, “Tutmam hiç sizi” demişti.
Sonra kulakların dile gelmişti bir sevda türküsü niyetine, “Sesin duyduğum
en güzel melodi değil benim, hangi arada duyarsam sevda durağından iner pimini
çekerim” Ağladım, yaralandım, gönül kuşum ötemez oldu, bağrımdan kopup
gelen aşk şarkıları zehirli bir ok oldu, canım yandı.

Bilir misin gözyaşları neden bu kadar kıymetli? Sana akarken, bana
birikiyorlar, ben seni sevdim.

Şimdi gözlerim, ellerim, yüreğim, çaresizliğim de seni aldatıyor. Asırlar
oldu sen sana geleli, bende bile bulamamıştın ki kendini. Görseydin anlardın
hasretinin yüreğimi nasıl da çizdiğini…

Söksem seni duvardan, bir başkasının tablosu olmasan, çözsem seni, bir
başkasının düğümü olmasan.

Bir başkasının hiçbir şeyi olmasan, keşke onlarda hiç olmasan… Ölüyorum
sevgilim, ölüyorum.

İhanetim yüreğimin sarayını bomboş bir viraneye çevirdi, eriyorum.

Şimdi sana biriktirdiğim gözyaşlarımı sulara akıtıyorum. Çiçeklere yoldaş
olur, serpilirler belki. Asıl bugün bittin sevgilim, asıl bugün bittin. Bittik.

Sevda bahtımın derin çatlaklarından sızıp sana koşmaya çalışırken, bir
başkasına düştüm, asıl bugün bittin. Şimdi özler misin? Saat yarım çalıyor
günahlarımı, son kez sever misin?

Bakma gözyaşlarıma, tenimde kavruluyor sanki, yana yana…
“Sevmem” demiştim de öyle oldu.

Sevmedim senden sonra, sevemedim. Hüzün busen günahlarımı titretir, şimdi
yolumdan çekil.

Son kez duy; “Seni Seviyorum” Bir başkasının yaşamının kilit
noktasına çökerken bunu bana nasıl söylersin deme, “Seni senden alamadığım
benden de çok seviyorum” Bir yanım aşkımın güneşinde kalacak, bir yanım
sende kalacak hep, bunu biliyorum.

Bana masallardan kopmayı öğretmiştin, gökten kırık cam parçaları düştü.

Biri bana, biri sana, biri de aşkımıza. En çok yarayı ben aldım, sakın
sızlanma. Senden alamadığım ben için, benden alamadığım sen için, bizim için;
en çok yarayı ben aldım. Dikme söküklerini, kabuk bağlayan yaraların sızısı
daha çabuk diner, söküklerimi dikmiştim, ne vakit nefes alsam hep canım yandı.

Bana senden gitmeyi öğretmiştin, gökten bir damla yaş düştü.

Biri bana, biri yüreğime, biri cezayir menekşesi gözlerime… Bakamazlar
onlar sana, yaş birikti, telaş birikti birine gidersin de bulamam seni diye…

Bakma sakın sen de onlara. Seni Sevdim Sevgilim, yüreğimdeki çamurları
temizlemek için başkalarına koşuşum hep bundan…

Sanma ki kalmaz aklım sende, ne vakit ölürsem o gün gidersin benden.

Senden bana bir acı düştü, biri bana, biri bana, hepsi bana…

Harcama vaktini boşuna, sokul tertemiz hayatına…

 

Dilara AKSOY

297976_201388756594743_113376045396015_538422_2602314_n

Uzun Nefes

Yaz dedi içimdeki ses YAZ.
Belki biraz olsun diner acın.
Belki kalbin bir kere uzun bir nefes alır.
Vermesi sana kalır..

Boğulmak nasıl bi şey.
Çoğu kez yaşadım ama bu farklı.
Hayır hayır anlatmak istediğim o değil.
Beni sözcükler boğuyor ,alamadığım o nefes celladım oluyor.
Peşi sıra geliyor hükümler,beni kovalarmışçasına.
Yakalanma korkum yok ama kaçıyorum durmadan.
Ruhum gitmiş sanki sesleniyorum ama ulaşamıyorum bir türlü.
Ara da diyorum kendime 
'dur biraz ağlıyım tekrar maskemi takarım,
ama biraz dur kendimle baş başa kalayım'...

Pazar’ın Ertesi

Başlarken;

Büsbütün düşündümde demin,bir şeyler yazmalıydım.İnsanlar için yazmalıydım,yanlışlıkları görüyor ve üzülüyordum.Yazmalıydım;kimine göre saçmalık,kimine göre çok basit olan bir şeyleri yazmalıydım.Yazmalıydım yazacağım ve yazıyorum.Neden mi? Parası çok olduğundan rimellerini silmesi için bir kadın tutacağını tweetleyen 18-19 yaşlarındaki prenses! için yazacağım,onun düşüncesine katılan ve adeta aferin diyen insancıklar için yazacağım,farklı bir ırkın çocuklarına küfür edip onları dışlayan insanlar için yazacağım,insan için yazacam,insanlık için yazacağım.Destekleyen ve yardımcı olan tüm dostlara  teşekkürler.Her pazar haftalık notlarımı burada yazacağım.Sizi çok seviyorum :)

***

23 Nisan çocuklarımızındır,o günü lütfen siyasileştirmeyelim!
Bir ırkın çocuklarına,sırf büyüklerin savaşından dolayı kötü sözlerin söylenmesi kabul edilecek şey değildir.İleride bu çocuklar bu kötü sözlere,ellerindeki taşları bırakıp silahlarla karşılık verirlerse! işte o zaman hiçbir şey diyemezsiniz.Çünkü onun artık kendince! haklı gerçekleri vardır,beni ötekeleştirdiniz,beni ayırdınız bana küfrederek kenara ittiniz deme şansını yaratırsınız ki bu çok acıdır ve malesef o an sustuğumuz an olucaktır.Lütfen beyler,unutmayalım ki çocuk aklı deyip geçmeyelim onlar her zaman( H)aklıdır.Saf ve masum düşlerinde.Onları siyasetin pis,çirkef ellerine atmayalım!Şairinde dediği gibi Çocuk (H)aklı!

ÇOCUK (H)AKLI
güneşin ilk ışıklarıyla çık sokağa
telaşlı gürültüsüyle yolunu kesecek bir okul bahçesi
solmuş formaları ve boyasız kunduralarıyla
selamlayacak çocuklar seni
kızların perçeminde bir bahar
vitrin çatlatır oğlanların afacan sesi
kavgalar, oyunlar, sefertaşları
şehirler yıkar, şehirler kurar çocukların neşesi
her çocuk biraz eşkıya, biraz umuttur yakından baktığında
“çok yaşayın çocuklar
ama, yaşamayın bizim gibi
siz, çok yaşayın çocuklar..

Hovhannes Tumanyan‘ın Hint Orhnutyun (eski dua) şiirinden

Her şey bu şiirdeki gibi belki de.

***

O kadar farklı bir dönemden geçiyoruz ki.İnsanlar kendi kişiliklerini bir kenara bırakıp maddi varlıklarıyla bir yerlere gelmeye çalışıyorlar.Bu olay bu kadar basit olmamalıydı.Genç bir kız sanatçılarımızın da bol olduğu popüler bir internet sitesinden tweet atıyor ve diyor ki;

“Parası neyse verecem rimellerimi silmesi icin bir kadin tutacam.” Görgüsüzlüğün bu kadarına da yeter yahu diyoruz insanlık adına.Gün gelir devran döner!O parasını neyse veririm dediğin kadının yerine düşersen işte o zaman anlarsın o duyguyu.İtilmişlik,ötekileştirilmiş,çirkeflik…İşte bunları görürsün karşında ve o zamanlar ahh! ben napmışım dersin.İlahi adalet diyorum.İlahi adalette bunun böyle olmasını gerektirir ki bu kaçınılmazdır.

***

Huzur Yahu

Jason Donovan’dan Sealed with a kiss bir defa daha dinleyerek batırıyorum Pazarın güneşini.

Black Gold ( Kara Altın) Antonio Banderas ve harikulade bir film.Yabancıların; Araplık ve müslümanlık ile ilgili bu şekilde güzel ve şaibesiz  bir film yapabilmeleri takdire şayan doğrusu.Bizim insanlarımızında bu filmden ders alması gerektiğini düşünüyorum.Tarihseverler muhakkak izlemeli…

Sunay Akın’ın İstanbul’un Nazım Planı kitabını karıştırıyordum demin.Sohbetimiz sonrasında;sevgili kardeşim Emrah’a diye başlayan ve “çocukluğu elinden alınmak istenen çocuğa büyük derler!” diye bana ithafen söylediği söz.Çocukluğumu istediğim gibi yaşayamasam da,sonraki çocukların yaşaması için elimden gelen her şeyi yapacağım.TOG  bu konuda çeşitli çalışmalar düzenlmektedir.

TOG(Toplum Gönüllüleri) demişken;

Türkiye’nin hemen hemen bütün üniversitelerinde örgütlü faal bir vakıf.Her şey gönüllülükle başlıyor.Üniversitende TOG üyesi arkadaşlarını buluyor ve onlara katılıyorsun.Sonrasnda mı? Sonrasında sende Toplum Gönüllüsü olarak onlarla faaliyetlere başlıyorsun.Üniversitede okuyan ve bu konulara ilgisi olan bütün okurlarıma arkadaşlarıma tavsiyemdir.’Bir gönüllülük bir mutluluktur belkide mutsuz olan insana’.Ayrıntılı bilgi almak isteyenler bu konuda benden,üniversitesindeki arkadaşlarından ve http://togsosyalmedya.org/ adresinden bilgi alabilirler.Harika bir hafta ve kazasız belasız 1Mayıs dileklerimle,

Emrah YAYLA  29.04.2012

 

IlknurUgur-Soylesi-kalemimden

İlknur Uğur kitapseverlerin sorularını yanıtladı

Yazar İlknur Uğur ile Birazoku Facebook sayfasını takip eden kitap dostları arasında keyifli bir söyleşi düzenledik. Katılan herkese teşekkürler.

***

Ebru Elif Aydın İlknur Hanım, öncelikle yazarlık hayatınızda başarılar dilerim.Yansıma kitabınızı okudum ve gerçekten çok değişik bir fantastik kurgusu olan bir kitaptı. Kitabı yazarken bu kurguyu nasıl oluşturdunuz çok merak ediyorum.Bilimsel bir konudan başlayıp gizemli bir fantastiğe ulaşmak sizi çok zorladı mmı??

Ebru Hanım, öncelikle güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim. Bilim ve fantastik… Bazen zıtlıklar güzel hikâyeler doğurabilir. Bende buna inandım. Bilim ile mistik olayları harmanladım ve güzel bir aşk hikâyesi ortaya çıkardım. Haber izlemekten-okumaktan büyük zevk alırım. Ayrıca araştırmayı, farklı bilgiler edinmeyi severim. Hikâyemin kurgusunda bu özellikler çok yardımcı oldu diyebilirim. Kısacası hayal gücümün bu bilgileri beslemesine izin verdim.

Ebru Elif Aydın Kitabınız basılmadan önce bu kadar tutulacağını düşünmüş müydünüz? Daha önce yazdığınız bir şeyler var mı? Yazmaya ne zaman başladınız ve fantastik türde karar kılmanıza özel bir etken oldu mu??

Bu kadar ilgi göreceğini sadece inanmak istedim. En başında! Evet, ne olursa olsun olacak dedim. Önce kendimle savaştım, inandım ve en sonunda karar verdim. Bundan sonra ki adım ne olacak? Bir sıralama yapmak zorundaydım. Öncelikle her olasılığı düşündüm ve ne olursa olsun bunlar karşıma çıkabilecek olan şeyler dedim. Kısacası savaşmaktan kastım bunlardı. Çünkü zevklerin çeşitliliğini biliyorum.

Yazmaktan kastınız kâğıda dökmekse 2006 senesinde başladım ama zihnimde hikâyeleri hep şekillendiriyordum. Eyleme dönüştürmek biraz zaman aldı sadece.

Kitap okurken bile hep önceliği fantastik kurguya sahip kitaplara verirdim. Çünkü fantastik türler hep hoşuma gitmiştir. Bu yüzden eğer yazacaksam bu fantastik bir hikâye olmalıydı.

 

Fehiman Neşe Etkilendiğiniz yazar var mı acaba? Unutamadığınız kitaplar var mı?

J.K. Rowling’in hayal dünyasına hayran kalmamak mümkün değil. Bütün okuduğum kitapları unutmamaya çalışıyorum. Öncelikle ayrı bir emek ve hayal dünyası… Saygım; okuduğum bütün kitaplara aynı muameleyi yapmam gerektiğini söylüyor.

 

Ebru Elif Aydın Yansıma kitabını yazmanız ne kadar sürdü? Ve yazmaya başlarken kitabı seri olarak devam ettirmeyi planlamış mıydınız yoksa sonradan gelişen bir şey miydi?

İlk ortalama 120 sayfasını 2006 senesinde yazdım. Ama daha sonra iş değiştirmek zorunda kaldım. Yeni işimin yoğunluğu nedeniyle yazamadım (Kendimi hikâyeye veremedim). Ağustos 2010 da ani bir istekle dosyamı açtım ve başladım. 2011 Mayısında bitirdim. Kısacası uzun bir maratondu.

Seri olarak planlamamıştım ama hikâye dolu bir kurguya sahip ve tek bir kitap anlatmak istediklerime yetmeyecekti. Hikâyeyi üçleme şeklinde böldüm.

Aslıhan Sedef Yerli yazarlardan bu tarz kitaplar görmek çok güzel öncelikle sizi tebrik ederim :) ilk satırları yazdığınızda ortaya böyle bir hikaye çıkacağını tahmin etmiş miydiniz ? Kitabınızın bu kadar ilgi görmesi bir sonraki kitaplarınız için sizde ne gibi düşünceler oluşturdu ? Kaleminizden nice kitaplar okumak dileğiyle :)

Aslıhan Hanım, iyi dilekleriniz için çok teşekkür ederim. Aslında değişken bir ruha sahibim. Kurgu ile ilgili daha ilgi çekici bir fikir gelirse aklıma bunu eklemekten bir sakınca görmem. Bir sonraki kitap içinse en güzel şekilde devam edeceğim. Çünkü ben yazmayı seviyorum.

 

Deniz Mercan Kitabınızı tavsiye üzerine aldım ve kitabınızı benim gibi çok okuyan arkadaşıma kitabınızı tavsiye ettim benim gibi o da pişman değil ikimizde kitap bittikten konuyu birbirimize anlattığımızda yüzümüzde güller açtı gerçekten elinize yüreğinize sağlık kitabınız gerçekten insanın elinden düşüremeyeceği bir kitap, nasıl hazırladınız kitabın kurgusunu ve sizin bugüne kadar benim gibi sizin de bir arkadaşınıza kitap tavsiye ettiğiniz oldu mu?

Açıkçası böyle düşünmeniz beni çok mutlu etti. Kitabımın kurgusunu oluşturmamda hayal gücümün ve gerçek hayatın büyük bir payı var. Bakmasını bilmek lazım! Her şey bize bir şeyler anlatıyor. Doğa, yaşam ve dünya… Gerçek anlamda esin kaynağım. Tavsiye ettiğim kitaplar elbette var.

Tuğçe Turan Merhaba; modayla ilgili eğitimlerinizin yanı sıra karakalem ve yağlı boya çalışmalarınızın olduğunu okumuştum. Bunlardan sonra sizi yazmaya iten nedir?

Merhaba Tuğçe Hanım, aslında sonra diye bir durum yok benim için çünkü karakalem ve yağlı boya çalışmalarım hala hayatımda var. Hepsinin bana hissettirdikleri çok farklı.

Ebru Elif Aydın Yazar olmak hep hayaliniz miydi? Hayallerini gerçekleştirmek isteyen insanlara ne gibi önerilerinizi olur? Kitabınızdaki karakterlerin gerçekle hayattan esinlendikleri birileri var mı?

Yazar olmak bana hep ayrıcalıklı bir durum gibi gelmiştir. Hala da öyle. Doğrusu “Yansıma” kitabımı yazarken çıkarmak gibi bir niyetim yoktu. Yani seviyordum ve yazıyordum. Çok yakın arkadaşlarım vardı. Onlara gönderiyordum ve onlar okuyup bana fikirlerini söylüyorlardı. Sonra baktım ki arkadaşlarımla buluştuğumuzda ya da telefonda konuştuğumuzda hep karakterler (kitap) üzerinden konuşuyoruz. -İşte şu karakter çok sinir bozucu, ben olsam şöyle yapardım, az bile yaptı, oh olsun… Ve diğer bölümler için bana baskı yapmaya başladılar. Bu durum beni kamçıladı. Sonra hayal oldu, sonra neden olmasın oldu ve en sonunda size sunuldu.

Hayallerine önce güvensinler, ne yapmak istediklerini iyi analiz etsinler ve ne olursa olsun kendi doğrularına göre hareket etsinler.

Karakterler üzerinde belki duruş, bakış ya da verdiği tepkiler – evet esinlenilmiş olanlar var.

Tuğçe Turan ve bundan sonraki eserlerinizi de fantastik bir kurgu içerisinde mi yazmayı planlıyorsunuz?

Evet, fantastik olacak. Hatta kurgusunun nasıl olacağını bile tasarladım.

Ebru Elif Aydın Kitabınızı yazmaya başladığınız sırada sizden desteğini hiç esirgemediğini düşündüğünüz insanlar var mı ?

Kesinlikle var. Öncelikle arkadaşlarım psikolojik açıdan beni çok desteklediler.  Bana hep “İlknur, sen yapabilirsin.” dediler. Bu benim için çok önemliydi. Çevrem önce şaşırdı sonra tebrik ettiler.  İşverenlerim sonuna kadar beni desteklediler. Ailem keza yine aynı şekilde… Kısacası hiç olumsuz bir durumla karşılaşmadım. Tekrar sizlerin huzurunda onlara teşekkür ediyorum.

Selma Gürsoy Ve beklenen an geldi :) Öncelikle o kadar çok sormak istediğim soru var ki hangi birinden başlayacağımı bilmiyorum:)) Kitabınızı rastlantı eseri aldım konusu itibari ile merak ettim. Fantastik ve bir Türk yazar galiba her şeyden önce bir Türk yazar fantastik roman hmmm yazabilmiş mi? gibi oluşan merakımı cevaplamaktı niyetim. Ama o kadar güzel kurgulamışsınız ki sizi tebrik etmek istiyorum. güzel bir aşk masalını bu kadar tehlikeli ve bilimsel- fantastik bir yöne nasıl çevirebildiniz? açıkçası çok merak ediyorum :))

Öncelikle Selma Hanım beğenmeniz beni çok mutlu etti. Eseriniz hakkında bir okurun böyle güzel sözler sarf etmesi inanılmaz bir duygu.

Macerası bir yapım var. Adrenalini severim. Tekdüze giden bir hikâye yazmak bana göre değil. Ruhumla örtüşmüyor. Bu yüzden aşk, bilim ve fantastiği birleştirdim. Her duyguya hitap edebilecek bir kurgu oluşturmaya çalıştım.

Selma Gürsoy fantastik roman ve karakterleri kurgulamak bana kalırsa çok zor birşey yani günümüz hikayeleri her şekilde oluşturulabilir ama konu fantastik olunca işler değişiyor. bir kere farklı ve daha önce oluşmuş karakterlerden farklı olmalı. fantastik demek karakterlere güçler yerleştirmek demek. bu da hayal gücünüzün size sunduğu bir yetenek tabii karakterlere verdiğiniz güçleri neyden esinlenerek verdiniz. yani bir buluş var ve o korumayı sağlıyor… galiba böyle bir şey benim aklıma gelmezdi :)))

Her şey ilham kaynağım aslında. Diğer soruda cevapladığım gibi nasıl baktığınızla alakalı. Yani her şeyi olduğu gibi değil de farklı bakmak sizin hayal gücünüzü zenginleştirebilir.

Ebru Elif Aydın Kitabınızı yazarken tutulmaz diye ön yargılarınız var mıydı? Fantastik türde bir Türk yazar olarak okuyucuya hitap etmek çok zor, herkes farklı bir konu ve ilgi çekici bir kurgu bekliyor. Bunlar sizi yazmada zorladı mı? Yada yazarken zorlandığınız noktalar oldu mu? Yazamayacağım dediğiniz zamanlar mesela??

Tutulmaz diye değil, daha çok saçma bir hikâye ile insanların karşısına çıkmaktan korktum. Korkular ön yargıyı doğurur. Bazen bir şeyler yaparsınız ve o size çok mantıklı gelir, beğenirsiniz. Ama aslında öyle değildir. Kendi kendime hep sordum. Yanılıyor muyum? Ama benim hayatımda büyük bir yer kaplamıştı. Her şeyden önce hayalimdi. Garip bir duyguydu. Gizli sırlarımı bir başkasına açıklıyormuşum gibi hissediyordum.

Başlangıçta yayınlama gibi bir niyetim olmadığı için öyle bir endişem yoktu.

Selma Gürsoy Kitabınızı çıkarma esnasında neler yaşadınız? Nasıl bir duygu hakimdi o?

Kitabımı çıkarma esnasında çok enteresan bir durum yaşamadım… Çok heyecanlı bir süreçti. Bağımlılık yapabilecek kadar heyecanlı bir süreç.

Deniz Mercan Kitabınızda en üzüldüğünüz karakter var mı? varsa bu kim ve ne gibi yardım etmek isterdiniz. Kitabın içinde belki bir bölümünde yaşamış bir olayı kitabınızda bahsettiğiniz oldu mu?

Yaşadığım hiç bir olayı kitabıma dâhil etmedim… Karakterler! Aslında hepsinin ayrı bir dünyası var. Ve hepsinin ayrı sorunları… Ama en çok Sümeyye Hanım’ın durumu beni üzdü. Galiba bende Yaren gibi elimden gelen yardımı yapmak isterdim.

Ufuk Cem Çakır Yazmaya nasıl başladınız?

Bu kurguyu kâğıda dökmem lazım dedim ve başladım.

Damla Yalçın Yansıma kitabını yazmanızı sağlayan etmen neydi?

Monotonluk, sıradanlık ve hayal gücümün bana devamlı hikâyeler sunması.

Ufuk Cem Çakır Karakterleri yazarken çevrenizdeki birinden etkilendiniz mi?

Esinlenme muhakkak oldu.

Muharrem Tombak İlknur hanım, okumayı çok seven ve çok okuyan fakat bir türlü yazma safhasına geçemeyen bunun yanında da hedefi iyi bir yazar olup insanlara faydalı bir ürün ortaya koymak isteyenlere tavsiyeleriniz neler olur? Nelerden ve nereden başlamalılar? Şimdiden teşekkürler..

Tabii öncelikle ne yapmak istediğini iyi bilmek lazım, karar vermek ve alanında neler oluyor takip etmek lazım, dışarıdan gelen seslere kendini tamamen kapatmaması lazım, kendine inanması ve mücadeleci olması lazım, her şeyden önce kendine güvenmesi lazım…

Ebru Elif Aydın Esinlendiğiniz ve okumayı sevdiğiniz yazarlar var mı? Bana ”yaz” dedirten yazar veya kitap şu oldu diyebilir misiniz?

Sadece şu diyebileceğim bir yazar ya da kitap yok. Aslında okuduğum bütün kitaplardan bir şeyler kapıyorum. Hepsi hazine…

 

Serpil Kır Merhaba İlknur hanım…Öncelikle tebriklerimi iletmek istiyorum ve elbette teşekkürlerimi…bizlere harika bir kitap kazandırdınız, karakterlerden bahsetmiyorum bile, onlar kalbimizde ki yerinden gayet memnun.

tek sorum olacak sizlere; arkadaşlarım içimden geçenleri sormuş ve bana yanıtlarınızı beklemek düşer..

Yansıma kitabının içinde ki karakterlerde gerçek hayattan alıntı varmı acaba? karakter, isim, bakış yada aşk. Herhangi bir özelliği kitabınızda yansıttınız mı çok merak ediyorum…

Şimdiden teşekkür ediyor, ikinci kitabınızı sabırla bekliyorum..

Öncelikle çok teşekkür ederim Serpil Hanım. Yok dersem yalan olur. Korel’in bakışlarını daha önce bir başkasında görmüştüm. Ben biraz daha cezbedici hale soktum, süsledim ama her şeyden biraz bir şeyler ekledim. Karakter yaratmalıydım çünkü. Hayal gücümün sayesinde karakterlerim fazla zorlamadı beni.

Ebru Elif Aydın Kitabınızda keşke şöyle yazsaydım dediğiniz bir bölüm var mı??

Aslında yok. Her şey olmasını istediğim şekilde oldu.

Begüm Dokuzlar Merhaba İlknur Hanım, öncelikle sizi kutlamak isterim; bu kadar genç bir yaşta daha ilk kitabınızla böyle bir başarı yakaladığınız için. Şunu sormak isterim:İlk kitabınızda neden bir fantastik tür tercih ettiniz? Türkiye’de fantastik türde kitapların yazılması pek yaygın değil, bunun sebebi kültüre mi, teknolojik gelişmelerdeki hızımızın yeterli olmayışına mi yoksa satış kaygısına bağlı olabilir?

Fantastik hikâyeleri çok seviyorum… Kültür olarak aslında çok dolu bir milletiz. Sadece hikâyeleri fantastiğe uyarlamakta biraz zorluk çekiyoruz. Diğer bir konu ise genel olarak daha gerçekçi hikâyeler okumayı seviyoruz.

Begüm Dokuzlar Sırada bekleyen bir eseriniz var mı? hangi türde olacak?

Şuan serimi bitirmek istiyorum. Seri bitiminde yeni bir hikâye ye başlayacağım. Savaşçı ve rekabet hakim olacak ve biraz daha acımasız.

Selma Gürsoy Yay burcusunuz ve biliyorum ki yay burçların hayal güçleri çok kuvvetlidir. sanatın bütün dallarından hemen hemen çoğunluk yay burçları olan kişilere ait. sizinde öğrendim ki yazmak dışında karakalem, yağlı boya gibi çalışmalarınızda varmış. bunun yanında modaya da ilgilisiniz. stilist ve modelistlik eğitimleri almışsınız ve duvar yazınızda :) güzel bir teklif aldığınız ve özellikle yabancı ülkelerde tasarımlarınızın giyilebileceği yazıyordu. Bu tabi ki sizin yeteneklerinizin çeşitliliğinden kaynaklanıyor ama ileride modayla alakalı çok başarılı olursanız yazmayı bırakma gibi bir durumla karşılaşabilir miyiz??

Kesinlikle hayır. Yazmak öncelik benim için. Stilistlik esasında hiç kolay değildir. Tam anlamıyla sizin bütün hayatınızı alır. Kumaş seçimleri, modeller, renkler, uyum ve daha sayamadığım bir dünya detay. Ben şuan tasarım yapabiliyorum ama bunu profesyonel alana götürme taraftarı değilim. Dediğim gibi büyük bir zaman dilimini ona vermek zorundayım.

Selma Gürsoy Bazı Türk yazarları isimlerini, eserlerin içindeki karakterleri… yabancı isimlerden oluşuyor. yabancı yerler mekanlar, kültürler vs. siz bir fantastik yazmışsınız ve hepsi Türk isimlerinden oluşuyor. Neden sizde yabancı isim kullanmadınız?? en azından fantastik romana alışkın kişiler hep yabancı isimlerle karşılaştılar. karakterlere ısınmaları daha kolay olmaz mıydı?

Buna gerek duymadım. Neden yabancı bir isimde yazayım ki? Bu eseri yazan bir Türk, hikâye Türkiye’de geçiyor. Ayrıca hep yabancı yerler, yabancı isimler… Bir farklılık yaratmak lazım, benim şahsi fikrim. Bence Korel olsun, Ajda olsun, Can olsun onlar bu fantastik hikâye de çok güzel bir yer edindiler.

Selma Gürsoy İkinci kitap hakkında detay verebilir misiniz :))))?

Seçimler, ayrılık, aşk, tehlike ve tutku.

Selma Gürsoy Kitabı yazarken tuhaf bir durumla karşılaştınız mı?

Kitabimin sonlarına doğru bazı yaşanan olaylar nedeniyle yaklaşık iki aylık bir bırakma evresi yaşamıştım. (İstemeyerek!) Rüyamda takım elbiseli bir adam gördüm (Galiba DGKB sorumlusu Altay Bey’di). “Neden yazmıyorsun?” diye sordu. Bende  “İçimden gelmiyor.” dedim. Bana sesini yükseltti. “Neler kaçırdığının farkında değilsin. Yaz hemen, çok güzel şeyler olacak.” dedi ve kayboldu. Ertesi gün yazmaya devam etmiştim.

Ebru Elif Aydın Kitabı yazarken bilimsel bir konuya değinmekte özel bir amacınız var mıydı? İkinci kitabınızda bilimsel konuya daha ağırlık verecek misiniz yoksa fantastik gizemi mi ön plana çıkaracaksınız??

Aslında özel olarak bir amacım yoktu. Sadece bu fikir beni çok cezbetmişti. Kabataslak hayal ettiğimde hoşuma gitmişti. Kitabın 2. serisinde daha çok fantastik unsurla hâkim olacak. Biraz bilimden uzaklaşmış gibi görünecek.

Ebru Elif Aydın Türk yazarlara gösterilen ön yargı ve yabancı yazarlara gösterilen ilgi için ne düşünüyorsunuz?

Ne diyebilirim ki? Keşke ön yargılar olmasa… Bizim eserlerde en az yabancı yazarların eserleri kadar ilgi görse, daha umutlu, daha cesaretli ve daha verimli olabiliriz belki. Biz derken genel anlamda konuşmak istedim aslında. Ben kendimi en iyi ifade edebileceğim alanda yazmak istiyorum. Pes etmek yok! Elbet Türk okuyucularımız da Türk yazarların fantastik hikâyelerine alışacaklar. İnanıyorum.

Ebru Elif Aydın Size göre yazarı yazar yapan şunlardır dediğiniz şeyler var mı?

Hayal gücü! Anlatım ve ifade, duyguyu satırlara dökebilme, hissettirebilme…

 

Ayşenur Duran Bu kitabı yazarken devamını getiremediğiniz, yazarken zorlandığınız bir bölüm oldu mu? Teşekkürler :)

Zorlanmak değil aslında, hayatın içindeki bazı problemler çok meşgul edebiliyordu. Yoğunlaşma sorunları yaşadığım olmuştu.

Feride Karlı Bir tekniğiniz var mı? yazarken özellikle şunlar olsun dediğiniz?

Etrafımda hareketli insanların olmasını istemiyorum. Dikkatim dağılıyor. Kesinlikle tek olmaktan yanayım. Ama işin tuhaf tarafı ben kitabımı iş yerimde yazmak zorunda kaldım. Kendimce tuhaf bir totem oluşturmaya çalıştım. Bir takım motivasyon uygulaması diyelim.

Feride Karlı Kitabınızdaki karakterler çok hoşuma gitmişti. aralarındaki atışmalar falan diyaloglar güzeldi. o tutkulu aşk iliklerinize işleyecek diye bir terim vardır ya gerçekten de öyle iliklerime kadar işlemişti. ikinci kitapta korkuyor musunuz aynı etkiyi veremem diye?

Eğer ortaklaşa yapılmış bir kurgu olsaydı ve ben 2.seriyi tek başıma yazmak zorunda kalsaydım belki! Ama Yansıma’yı ben yazdım. Tamamen benim eserim. Bu yüzden hiç bir korkum yok.

Helin Mercekli öncelikle başarılar diliyorum İlknur Hanım. yazdıklarınıza yapılan yorumları okuyunca ne hissediyorsunuz ve kitabınızı elinize aldığınız ilk an ne hissettiniz?

Teşekkür ederim Helin Hanım. Tarifi mümkün değil. Kalp atışlarım hızlanıyor. O kadar çok heyecanlanıyorum ki anlatamam.

Helin Mercekli Neden seri??

Çünkü tek bir kitap anlatmak isteyeceklerime yetmeyecekti.

Sila Kumrucu öncelikler başarılarınızın devamını diliyorum. nereye baksam karşıma sizin kitabınız çıkıyor. hemen hemen her okuyanın tepkisi “Korel” benim “Can” benim oluyor. bu da sizin yarattığınız karakterleri ne kadar iyi bir şekilde okuyucuya yansıttığınızı gösteriyor. Karakterleriniz arasında bir seçim yapmaya kalksanız ne olursa olsun öncelik bundadır dediğiniz var mı?? okuyucuları şaşırtmayı seviyor musunuz?

Bir seçim yapamam ki. Hepsi benim karakterlerim. Bu terimi kullanacağım hiç aklıma gelmezdi ama hepsi benim çocuklarım gibi. Ayrım yapamıyorum bu nedenle… Evet, okuyucuları şaşırtmayı seviyorum.

Küçük Yazar Ana sorumu soruyorum ? Kitabın karakterlerinin isimlerini nasıl belirliyorsunuz :?

Öncelikle fantastik bir hikâye kurgusu oluşturdum ve isim koyarken karakterlere çok duyulmamış isimleri tercih ettim. Bunun nedeni ise hikâyemin fantastik oluşu ve okuyucuların karakter ile arasından ki bağı hemen kurmalarını istememdi. Çok sık kullanılan isimli karakterleri belki benimsemek daha da zor olabilirdi okuyucu açısından.

Funda Yıldız Merhaba ben kendimle ilgili bir soru sormak istiyorum. Lise son sınıf öğrencisiyim. Okumayı , anlatmayı seviyorum. Öğretmenlerim bir öğrenci olarak memnun benden. Ama ben kendime güvenemiyorum. Yazar olmak istiyorum. Okumak anlatmak güzel ama yazmak farklı bişey. Korkuyorum galiba. İçimden gelenleri yazmak istiyorum. Ben de Yazar olabilir miyim? Ya da her Yazar olmak isteyen Yazar olabilir mi? Her yazana Yazar denilir mi? Teşekkürler.

Merhaba Funda Hanım. Her şeyden önce kendine inanman senin bu yolda atacağın adımlarının sağlamlığını belirler. Yazdığın bir şeyler varsa okumaktan büyük zevk alırım. Sohbet edebilir, senin şuan ki sorulara kendimce verdiğim imtihanları, yaşadığımı ve nasıl yapmam gerektiği konusun da izlediğim yolu naçizane bir fikir olarak paylaşabilirim… Yazmak duygu işi, eğer içinde böyle bir istek varsa üzerine git. Yazdığın deneme, makale vs. ne varsa çevrendekilere okut. Tepkilerini izle.

Rabia Demirkol öncelikle bu genç yaşınızda kitap yazmaya karar verdiğiniz için sizi tebrik ederim. Yeni kitaplar yazmanızı temenni ederim…kitap yazmaya başlarken nelerden etkileniyorsunuz? Ya da olmazsa olmazınız nedir? Sizi kitap yazmaya iten sebep nedir?

Öncelikle güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim. Beni kitap yazmaya iten sebepler sıradanlık… Zihnimde devamlı dönen bu kurgu ve en sonunda satırlarla buluşma…

Kitap yazmadan önce bir sonraki sayfayı okur ve gözümü kaparım. Bir film sahnesi gibi canlanır yazacaklarım ve sonra kâğıda dökerim bütün hisleri.

Gülzaru Kalay Henüz kitabı okuma imkanım olmadı ama arka kapak yazısından değişik bir kurguya sahip olduğunu anladım. Bu şekilde bir şey yazmaya nasıl karar verdiniz? Dediğim gibi okuyamadım içinde cevabı var mi bilmiyorum ama kitabın adı neden “yansıma”?

Kitabın adı yansıma çünkü bu kitap duyguların, kötülüklerin, mücadelenin, aşkın, iyiliğin, fedakârlığın, sahiplenmenin, savaşmanın, vazgeçmeyişin yansıması.

Gülzaru Kalay Kendi adıma söylemek gerekirse Türk yazarlara karşı ön yargılıydım.(bu aralar sürekli Türk yazar okuyorum :) ) bu konu da herhangi bir endişeniz var mıydı ?

Endişem vardı tabii. Nihayetinde ön yargıları oluşturanda biziz.  Bu bir gerçek! Özellikle- Türk fantastik yazar! Yok, daha neler… Zihnimizde dönen fikirler çoğunlukla hep bu yönde. Şans vermek her zaman ödüllendirmektir, karşımızdaki kişiye fırsat vermektir. Her şeyden önce ülkemiz için güzel bir gelişimdir. Siz fırsat verdiğinizi bizde ödüllendirildiğimizi biliriz. İşte en güzel teşvik budur.

Gülzaru Kalay Son olarak sizi yazmaya yönlendiren ne oldu ? Ve çevrenizden ne gibi tepkiler aldınız ? Okumak istediğim ve adını sık duyduğum bir kitap yansıma… Sizin gibi yazarları daha çok görmek umuduyla , çizdiğiniz yolda başarılar diliyorum :) çok teşekkürler.

Güzel dilekleriniz için teşekkür ederim Gülzaru Hanım. Ayrıca isminiz çok dikkat çekici. Farklı bir biçimde romanlarımda kullanmaktan büyük bir zevk alırım… Çevremden çok güzel tepkiler aldım. Bazıları “Senin böyle bir şey yapacağın belliydi zaten,” dediler.  Bazıları ise çok şaşırdı.

Ebru Öztürk Öncelikle sizi tebrik ediyor ve başarılarınızın devamını diliyorum. Kitabınızda ana karakter veya diğer karakterlerle kendinizi bağdaştırdığınız oldu mu ? Olduysa bu yönler neler ?

Karakteristik özelliklerini bağdaştırdığım oldu. Mesela; Yaren’in ani çıkışları, Ajda’nın o olunmadık anlarda ki ketum hali gibi.

Ebru Öztürk Yazmaya ilk ne zaman başladınız ? Yazmak için kendinize nasıl bir ortam oluşturuyorsunuz?

Aklımdaki kurguyu ilk 2006 senesinde kâğıda döktüm. Maalesef hayalimdeki ortamı hazırlayamıyorum. Çünkü iş yerinde daha çok yazıyorum.

Tuğba Bilici sizce Türkiye’de yazar olmak zor mu ? ve yazarken hissettiğiniz duygu nedir ? nasıl bir şeydi yazmak ?

Evet, Türkiye’de yazar olmak zor. Şartlar kısıtlı ve öncelikle kendi ülkemizin insanları bir yazar olarak bize güvenmiyor. Ön yargı dediğimiz olay, aslında en büyük engel!

Ebru Öztürk Siz nasıl tür kitapları okumaktan hoşlanırsınız ? Şimdiden teşekkürler :)

Fantastik ve polisiye ağırlıklı kitapları okumayı seviyorum. Rica ederim. :)

Ayşe Yüksel Merhaba, yapılan yorumları okuduktan sonra kitabınızı oldukça merak ettim. Fantastik türde bir kitap için kitabınız ismi bana oldukça farklı geldi. Neden yansıma? Ayrıca gözleriniz çok güzel söylemeden edemeyeceğim:) Başarılarınızın devamını diliyorum…

Merhaba Ayşe Hanım, öncelikle güzel iltifat ve iyi dilekleriniz için teşekkür ederim. Yansıma; kitabımı en iyi ifade eden bir kelimeydi. Okuyunca aslında ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Tugba Koglu kitaba bugün başladım ve bir molamda yarısına kadar okudum işim olmasına rağmen aklım fikrim kitapta en ufak bir boşlukta devam edeceğim mükemmel tek kelime. Yalnız koruyuculuk bölümü sadece suretler adlı filmden esinlenilmiş gibi geldi bana!  

Kitabımı beğenmenize çok sevindim. Suretler… Güzel bir film ama kitabımı yazarken hiç bir sahnesi aklıma gelmemişti. Ben daha çok The Bodyguard filminden esinlenerek yola çıkmış ve böyle bir kurgu oluşturmaya çalışmıştım. Çünkü o film mi çok severim.

Sibel Oruç merhaba:)öncelikle kitabınızı okumayan biri olarak çok merak ettiğimi söylemek istiyorum:)benim soruma gelince kitabınızın adını yansıma koymaya nasıl karar verdiniz:)bana çok değişik geldi de bu isim:)Başarılarınızın devamını dilerim:)

Merhaba Sibel Hanım. Kitabımın ismi aniden oluştu. Başından sonuna kadar hep “Yansıma!” diye telaffuz ettim. Çünkü romanımı en iyi anlatan kelime oydu. Okuyunca hak vereceksiniz.

Gazi Çalışkan Ilknur hanım kitabınızı okumayı heyecanla bekliyorum. Sorum şu : neden kitap..?

Kitap okumak için nedenlere ihtiyaç yoktur bence. Çünkü başlı başına kitap okumak bir ihtiyaçtır. Önüme serilene hazır görseller dışında zihnimi canlı tutan bir ihtiyaç. Sadece benim yönlendirebileceğim bir görsel zenginlik ve yaşamadığım hayatlara ortak olmaktır kitap.

Dilara Aybike Halıcı Merhabalar.:) yayın hayatınızda başarılar diliyorum öncelikle.

İleride fantastik dışında bir tür daha yazmayı düşünüyor musunuz? Cevap için şimdiden teşekkürler.

Merhaba Dilara Hanım, aslında daha güncel bir hikâye var elimde. Ama onu çıkartmayı düşünmüyorum.  Fantastik hikâyelerde kendimi daha rahat hissediyorum.

Zehra Tekcan Ersoy Merhaba! Sorum: Çoğu kitap okurunda, yerli yazarlarımıza karşı bir ön yargı var hele de konu fantastikse bu ön yargı hat safhada. Ben her türden okurum ama en sevdiğim tür fantastiktir ve ciddi anlamda bu konuda yerli yazarlar yazmıyor ya da yazmaya cesaret etmiyorlar çoğunlukla sanıyorum ki bu ön yargıdan çekiniyor çoğu yazar. Bir çok yerli fantastik eser kıyıda köşede kalıyor. Üzülerek söylüyorum ben de bir zamana kadar onlardan biriydim ama bir süredir takip ettiğim bazı sayfalar ve alışverişlerimi yaptığım sitelerden çok güzel eserler kaleme alan Türk yazarları keşfetme şansı buldum. Kitaplarını okuduğum, aynı zamanda tanışma şansına eriştiğim Türk yazarlar da bu fikrimi değiştirdi. Türk fantastik eserlere ön yargılı bakan okurlara ne gibi bir mesaj vermek istersiniz? Yazarlığa başlarken beni kimse tanımaz, fantastik yazıyorum ön yargı olur, kitabım okumaz gibi tereddütleriniz oldu mu? Aynı zamanda yazar olmak isteyenlere, ya da yeteneği olan ama kitap çıkarma cesaretini kendinden bulamayan insanlara kendi tecrübelerinizden yola çıkarak önerileriniz var mi? Anladığım kadarıyla kitabınız bilim kurgu temelli, fantastik bir aşk öyküsü. Bu üçlüyü bir araya getirmek nereden aklınıza geldi? Karakterleri oluştururken olayları mı aşkı mı ağırlıkta tuttunuz ya da ikisinin dengede olmasından mı yanasınızdır kitaplarda? Kitaplarınızı yazarken belli bir karakter üzerinden mi anlatımı tercih ediyorsunuz genelde? Kitabınızın üçleme olduğunu biliyoruz neden üçleme, seri yazmanın zorlukları ve kolayları nelerdir? Etkilendiğiniz yazarlar var mı kitaplarınızı kaleme alırken? Daha çok duygulara mı diyaloglara mı ağırlık verirsiniz kitaplarınızda? Teşekkür ediyor, başarılarınızın devamını diliyorum…

 

Öncelikle fantastik türde yazan yerli yazarların kitaplarını almadan önce oluşan ön yargı, beni en çok üzen taraf! Sadece bilmeden kendimiz geri çekmemiz çok kötü ve genellikle böyle oluyor. Ben tam anlamıyla; iyi miyim..! kötü müyüm..! onu bile bilmiyorum. Ama ne olursa olsun kendimi geliştirmek istiyorum.

Kitabımı çıkarma esnasında bir tereddüt oldu ama bu beni caydırmadı. En azından şansımı denemek istedim. Hayat bu! Ne getireceğini kimse bilemez…

Bende bu yolda yeniyim. Daha bilmediğim çok şey var. Ama kitap çıkarmak isteyipte cesaret bulamayan kişilere önce cesaretini kıran sebebin ne olduğunu iyi bir şekilde analiz etmelerini tavsiye edebilirim. Sorunun ne olduğunu öğrenirlerse ilerlemesi daha kolay olabilir…

Kitapta aşk, macera, bilim-kurgu, fantastik… Kısacası beni heyecanlandıran bütün unsurları harmanlamaya ve dengede tutmaya çalıştım…

Tek bir karakter üzerinden anlatmayı seviyorum. Daha çok duygulara inebiliyorum ve daha esrarengiz oluyor. Satırlarda ki ve olaylardaki giz saklı kalıyor. Merak uyandırıyor…

Seri yazmanın bir zorluğu yok. Tabii eğer konunun hâkimiysen! Ne yazacağını ve kurgunun seni nereye götüreceğini biliyorsan… Ben seri olmasını istedim çünkü bir kitap anlatmak istediklerime yetmiyordu.

Neriman Kaşık Kitaplarınıza nasıl isim koyuyorsunuz?

Bu ilk kitabım henüz. Tamamen kendiliğinden gelişti. Saatlerce oturup kitabımın ismi ne olsun diye kafa yormadım açıkçası.

Aleyna Acar Merhaba, neden fantastik bir türde yazmayı tercih ettiniz? Her yazarın çekincesi vardır. Bu tür zor bir türdür. Hayal gücünün sınırlarını zorlamak gerekir ve kitabın tutulması konusunda çekinceler vardır. Malum Türkler genelde gerçek ya da yaşanması muhtemel olayları okumayı daha çok sever neden bu kadar zor bir tür seçtiniz? Kitabın kapağı ile adı arasında nasıl bir bağlantı var yoksa birbirinden bağımsızlar mı? Bu söyleşi adına hem İlknur Uğur’a hem de Birazoku’ya teşekkürler.

Merhaba Aleyna Hanım. Aslında dediğim gibi ben ilk başlarda yazarken bu kitabı çıkarmak gibi bir düşüncem oluşmamıştı.  Bu nedenle çekincem de yoktu. İçimden geldiği gibi yazıyordum. Ama hep yazdıklarımı insanlara sunmak, okutmak istiyordum. İçten içe bu istek beni ele aldı. Tam o esnada bir endişem başladı. Genel olarak fantastik dediğim zaman bile o nasıl bir şey diyorlardı. Anlatmak zorunda kalıyordum. Ama risk almak gerekiyordu. Bende aldım. Bütün sonuçlara kendimi hazırladım. Bir psikolojik yapılanmaya girdim diyelim.

Kitabın kapağı ile adı arasında tek bağlantı yansıma olması. Ben size teşekkür ederim. Beni yalnız bırakmadığınız için.

Maruf Dokuzlar Merhaba,ben de fantastik türden hoşlanan genç bir okuyucuyum.Sorularda gördüğüm kadarıyla okurlar bu alanda yabancı yazarlara yöneliyorlar.Peki siz yazmaya başlamadan önceleri ne tür tercih ediyordunuz?Bu alanda bir eksiklik gördüğünüz için mi yoksa sevdiğiniz bir tür olduğu için mi fantastik türde yazdınız ilk kitabınızı?Teşekkürler..

Merhaba Maruf Bey, okumak için ağırlıklı fantastik türleri ve polisiye ağırlıklı kitaplar okuyorum. Güncel hikâyeleri de severim…

Bu türü sevdiğim için yazdım. Çünkü değişik ve farklı olan her şeyi sevmişimdi.

Gazi Çalışkan Genelde türk yazarların batılı yazarlar gibi uçuk kaçık kitapları pek yok..sizce biz türkler mi daha gerçekçiyiz yoksa batılı yazarlar mı çok hayalperest…?

Genel okuyucu kitlelerin ağırlıklı olarak güncel hikâyelere yönelmesi de etkili olabilir. Ya da daha gerçekçi yazmaktan hoşlanıyorlar da olabilir. Başkalarının yaptıklarıyla düşündükleri de farklı olabilir. Sonuçta arz ve talep önemlidir. O yüzden kesin bir şey söylemek imkânsız. Ama yavaş yavaş bence Türk edebiyatın da bir hareketlenme var. Tabi bu durumda Türk okuyuculara büyük iş düşüyor. Bu yolda en büyük destekçimiz sizlersiniz.

Meryem Yıldız Merhaba,bilim ve teknoloji alanındaki gelişmelerin hayal gücümüzü oldukça genişlettiğini düşünüyorum,çocuklarımızın izlediği çizgifilmlerin bile yarısından çoğu fantastik kurgu.Gelişmek iyi güzel de.. bu fantastik dünyanın insani duyguları yıprattığını düşünüyorum.Peki siz bu konuda ne söylersiniz?Teşekkürler..

Merhaba Meryem Hanım, öncelikle şunu diyebilirim ki bazı insanlar izledikleri filmlerin ya da okudukları kitapların etkisinde kalabiliyorlar. Ama bunu saplantıya dönüştürmemekte fayda var. Yani pokemon izleyen çocuğun kendini pokemon sanması ve kendini camdan atması gibi haberleri çok duyuyoruz. Elbette çeşitlilik olacak, elbette farklılığı tadacağız ama her şey önce bizde bitiyor. Yani değişmesi ve etkilenmesi mümkün bir bünyenin ilham kaynağı her şey olabilir. Bunu engelleyemeyiz.

Ceren Yücel Merhaba,İlknur hanım öncelikle kitabınızı severek okuduğumu söyleyebilirim.Konu olarak beğendim.Yalnız kitabınızda yazım hatalarına cok takıldım.Kitabınızda bircok yerde yazım hataları kitaba adapte olmamı engelledi diyebilirim. bu sizden kaynaklanan bi durum mu yoksa yayınevinden mi?Bir de ilk yazım deneyiniz mi? bunları merak ediyorum.Tsk ediyor basarılarınızın devamını diliyorum.

Merhaba Ceren Hanım, öncelikle konu olarak kitabımı beğenmenize sevindim. Yazım hatalarına gelirsek bunun açıklamasını yapacak olan en iyi kişiler yayınevi yönetimidir. Çünkü eser en son onların ellerinden geçiyor.

Neden diye sorarsanız; siz iyi ya da kötü bir eser çıkarırsınız ve bunu güvenebileceğiniz kişilere teslim edersiniz. Ben de öyle yaptım. Güvendiğim kişilere eserimi teslim ettim. Teslim ettiğim süreçten sonra ki evre tamamen yayınevimin çıkaracağı profesyonel çalışmayla alakalıdır. Daha iyi şekilde karşınıza çıkmak tabii ki isterdim. Çünkü ben kurduğum kurguma ve kitabıma gönül verdim. Güveniyorum.

 

Pınar Şentürk Beğendiğiniz yerli ve yabancı yazarlar kimler?

J.K. Rowling’in hayal gücüne hayranım…

Pınar Şentürk Roman dışında yazdıklarınız var mı? Şiir, deneme vs.?

Deneme tarzı yazılarım var. Onlarda zaten Birazoku-kalemimdenbirazoku ekinde yayınlanıyor.

Pınar Şentürk Kitaptaki karakterlerinizden gerçek hayatta esinlendikleriniz var mı?

Esinlendiklerim oldu. Ama ufak detaylar üzerinde zenginleştirdim.

Pınar Şentürk Bir yazar olarak Türkiye’deki okuma oranı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ben okuma oranlarının düşük olduğunu düşünmüyorum. Yani en azından kitap satışlarına göre karar verilmemesi taraftarıyım. Çünkü yeri geldiği zaman bir kitabı 5 kişinin okuduğunu biliyorum.

Pınar Şentürk Kitabınız yayınlanırken satış kaygınız oluştu mu hiç?

Sadece kitabım herkese ulaşamazsa… Fikrinden dolayı bir kaygım oluşmuştu. Satış biraz soğuk bir kelime gibi geliyor. Gönül işi bu, satıştan çok insanlara ulaşabilmek önemli benim için…

Pınar Şentürk Yayınlama aşamasında zorluklar yaşadınız mı hiç?

Evet yaşadım.

Pınar Şentürk Yazdıklarınızı ilk okuttuğunuz kişi kim olur?

Yakın arkadaşlarım olan Ajda,  Ayşegül ve kardeşim Binnur Uğur.

Pınar Şentürk Yazım sürecine nasıl başladınız?

Aniden, birden bire gelişen bir süreç! Günlerce nasıl başlayacağım diye düşünmedim.

Pınar Şentürk Kitabınızı yazım aşamasında ya da yazdıktan sonra olumsuz eleştiriler aldınız mı?

Evet aldım. Ama bu olumsuz eleştiri hiç bir zaman kurguyla alakalı olmadı.

Pınar Şentürk Okurlarınızdan aldığınız en güzel yorum hangisiydi?

Biraz politik bir cevap gibi gelecek ama hepsi çok güzel yorumlardı. Çünkü hepsi ayrı bir düşüncenin meyvesiydi. Çünkü hepsi ayrı ayrı farklıydı.

Pınar Şentürk Yabancı yazarlar ortak kitap çalışmaları yapıyorlar. Siz böyle bir projeye dahil olsanız hangi yazarlarla yazmak isterdiniz? Yerli ya da yabancı.

Sadece böyle bir çalışma yapmış olalım diye yapmam. Ancak sosyal projeler gibi anlamlı ve bir amaca hizmet edecekse pekâlâ kabulümdür. Bu vesile ile kiminle yaptığımın bir önemi yoktur.

Pınar Şentürk İlham aldığınız şeyler ya da kişiler nelerdir/kimlerdir?

Her şey aslında! Çok saçma şeylerden aklıma güzel ve farklı fikirler gelebiliyor. A’dan Z’ye her şey benim ilham kaynağım.

Pınar Şentürk Meşgul olduğunuz bir durumda aklınıza bir fikir gelse unutmamak için ne yaparsınız?

Hemen not alırım.

Pınar Şentürk Yansıma kitabının ortaya çıkış sürecinde esin kaynağınız ne oldu?

Bilim, doğa, mistik hikâyeler. Kısacası her şey esin kaynağım.

Pınar Şentürk Kitabın ismi içerikten mi yoksa sizden bir şeyler yansıtmasında mı çıktı?

Tamamen içerikle alakalı aslında…

Pınar Şentürk Yazdıklarınızı yayınlamanız için sizi ilk teşvik eden kimdi?

Kitabımı okuyan arkadaşlarım beni teşvik ettiler.

Pınar Şentürk Daha fazla okuyucuya ulaşmak için ileride yapacağınız projeler var mı? Varsa birkaç örnek verebilir misiniz?

Sonuçlanmadan bu tür olasılıkları sıralamak etik olmayabilir. Zamanı geldiği zaman Facebook-Yansıma sayfasında muhakkak duyurulacaktır.

Pınar Şentürk Bazı insanlar yazarken moda girmek ister. Müzik dinlemek, sessiz ortam ya da güneşli günler. Sizin böyle olmazsa olmazlarınız var mı? Yoksa her daim yazabilenlerden misiniz?

Yağmurlu ve kapalı yani depresif bir hava beni motive ediyor. O tür havalarda yazmaktan büyük zevk alıyorum. Müzik olmalı. Özellikle hareketli bir bölüm yazmam gerektiğinde müziğin ruhuma eşlik etmesini istiyorum. Daha verimli olduğuma inanıyorum. Ama bunlar olmasa da yazarım. Yazdım da!

Pınar Şentürk İnternette yazılan amatör hikayeleri takip eder misiniz? Çok beğendiğiniz bir yazar olunca yardımcı olmayı düşünür müsünüz?

Takip ederim. Neden olmasın. Elimden gelen yardımı yapmaktan büyük zevk duyarım.

Pınar Şentürk Kitabınız henüz okuyan şanslılardan değilim ama yorumlardan gördüğüm kadarıyla Korel çok sevilen bir karakter. Korel’in yazım sürecinde, okuduklarınız, gördükleriniz ya da hayal gücünüzden hangisi etkili oldu?

Hayal gücüm etkili oldu diyebilirim. Yazmadan önce gözlerimi kapatırım ve o bölümde neler yaşaması gerekiyor, bir film sahnesi gibi zihnimde oynatırım. Hareketleri ve ifadeleri beni cezbetti. Okuyanları da!

Pınar Şentürk Yazmak sizin için ne ifade ediyor diye sorsam bir cümle ile anlatır mısınız? (Haftasonu sorularıma çalıştım, şimdiden cevaplar için teşekkür ederim :D)

Yaşamak. Asıl yalnız bırakmadığınız için ben teşekkür ederim.

Sümeyye Irmak kitabınız için denebilecek bir şey yok bir arkadaşım vasıtasıyla okudum ve merak edip araştırmıştım sizi.hatırladığım kadarıyla resim çalışmaları yapmıştınız kitap yazmaya başlamanızda artık resimden sıkılmış olmanızın bir etkisi olabilr mi yoksa resim çalışmalarına da devam ediyor musunuz? resim mi yazarlık mı desem tercih yapabilr misiniz ? ve karakterler sizin dünyanızın neresinde? şimdiden teşekkürler :)

Denebilecek bir şey yok derken iyi anlamda mı dediniz? J Resim çizmekten sıkılmadım. Hala çiziyorum. İkisi çok farklı aslından, resim göze, yazmaksa düşüncelere dalış gibi. Dünyaları iki farklı şekilde ifade edebilme biçimi gibi!

Sinem Aksoy Merhaba İlknur Hanım.Yansıma kitabınızın ismini ve namını şu son günlerde gittikçe daha çok duymaya başladım.Kitabınızın ilgi çekici olduğu konusunda bu kadar insan yanılamaz değil mi? :) Size sormak istediğim soru şu; Yazarken neler hissediyorsunuz? Yani karakterlerinizle iç içe olup onlarla bütünleşerek mi yazıyorsunuz? Ben okuduğum bazı romanlardaki karakterlerin kurmaca olduklarını bazen unutuyorum.Sanki her an onlarla karşılaşabilirmişim gibi hissediyorum.Size de böyle oluyor mu? Yarattığınız karakterlerin bazen gerçekten var olduğunu ve size yakın olduklarını düşünüyor musunuz?

Merhaba Sinem Hanım, siz öyle diyorsanız doğrudur. J Yazarken çok farklı hissediyorum kendimi. Farklı bir hayat yaratıyorum ve karakterler üzerinde o dünyada geziniyorum. Anlatılamaz bir deneyim. Ben yazarken karakterle bütünleşmekten yanayım. O zaman daha iyi anlayabiliyor ve ifade edebiliyorum. Karakterlerin var olduğunun ve özellikle yazarken hissetmek en doğrusu. Hayatımın bütününü alırsa kendimi yaşayamam. Ama yazarken var olduğuna inanmak durumundayım. Dediğim gibi bir başka okurun okurken o duyguyu hissetmesi aslında önemli olan.

Sinem Aksoy Ayrıca bize sizinle söyleşi yapabilme fırsatını tanıdığınız için hem size, hem de Birazoku’ya teşekkürlerimi sunmak istiyorum :)

Asıl ben çok teşekkür ederim hem beni hem de böyle güzel bir amaca hizmet eden sayfayı yalnız bırakmadığınız için.

Seda Baylam Kitabınızda en çok üzerine düştüğünüz yani özellikle “yansıttığınız” konu nedir İlknur Hanım? Şimdiden cevabınız için teşekkürler.

Bilimin iyi kullanıldığı zaman güzel sonuçlar getirebileceğini ama aynı zamanda kötülüklerin hiç bir zaman eksik olmayacağını… Bunun akabinde ne olunursa olunsun mücadeleyi bırakmamak gerektiğini anlatmaya çalıştım. Aşk ile de süsledim.,

***

Beni sorularıyla onurlandıran sizlere ve bu fırsatı veren Birazoku ailesine sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

                                                                                                                           İLKNUR UĞUR

benn

ADI : Hülya veya Rüya ( Hikayeden Hikaye )

Hikayeden Hikaye :

Kevgire Dönmüş Mutluluklar İçinde Yazın Sarhoş , Kışın Nahoştum(hoş olmayan) , Ancak Yaşadım , Hülya ve  Rüya Arasında  Tanıdığımı Hiç Zannetmeden ,İyi Günde Veya Kötü Günde Demeden İçimin Düş Hanesinde , İçimin Kevgirinde  Yaşadım Yaşayabildimse  ..Bu kevgirde şerefli  mağlubiyetler aramak ana fikrimdi  en anasından , en babasına.Yaşlanmak ana fikrimdi en anasından,  en babasına..

Tekil zamanlarda  masumiyetimde ki yalnızlık , çoğul zamanlarımda ki hırçınlığı darmadağın etmekteydi .Suç kimdeydi ?O içimde ki tekil yalnızlık yok mu ,o işte gün gelip Samanyolu nu toptan düşürmüştü.Demem o ki sokağımız bir enkazdı ..Camdan bakan bir kızdı içime bakan , sokağımız bir enkazdı .Toplamak ve süpürmek bize kalmıştı .Camda ki o kızın adı Rüya veya Hülya idi sanırım ..Konuşmaya zaman olsa o isim ihtimallerini sorardım .Pek yakındık camları ve yıkık dökük rüyaları ,hülyaları hesaba katmazsak ..Tekil bir zamanıma denk gelmişti camda ki o kız ..Rüya veya Hülya ..Saçları sırma sırma döküldüğü halde yine toplamak bana kalmıştı .İşin kötüsü ne elde vardı , ne avuçta ..Saçında sadece bir papatya , bende bir dolu papatya ..

Biz tekil zamanların çoğul insanlarıydık ..İçimiz çoktu ,sevgimiz , sevdamız çoğul ,papatyalarımız çoğul .Geride kalan beton parçalarıydı ,tekil zamanlardı onlar .Takvime ihtiyacı olmayanlardandık , Miladımız yoktu ,geleceğimiz vardı kendi kendime gelin ve güvey olmazsam ah ile vah ile başlayan .

Yıkılmış bir şehirden geriye bakmaya kalksaydık atmamız lazımdı kendimizi denize ..Belki de beraberce .Gerçi ıslanmak veya güneşte kurumak aynı şeydi kıyametin ardından .Deniz bu gemilerin bu hezimetine çare bile olamamış , dalgaları hala gemilere doyamamış.Gözü kör bu denize hasret bile atılmaz mecbur kalınmazsa.

Beraber bizdik ,tekil  veya çoğul ..Sokağımız koca bir enkazdı ..Yıldırımlar düşmüştü ..Bu halde bile içimiz başka başlamıştı ,içimiz başka , başka sarılmıştı yaralarımız dahil buna .Ben bir başka sarılmıştım , sarmaşık misali değil , şairin aşkı gibi..Hiç şair görmedim ancak şair gibi işte , şairce .Yıkık dökük bir sokakta bu makbuldür  sanırım .Sevmek bile yıkık dökük , bu sokak gibi perişanlık.

 

Camdan bakan o kız çoğuldu içinde ,bende tekil  ,karnı burnunda bir anneydi .İçi dışı bana söylenmekteydi .Yıkık bir sokakta sadece işimiz gücümüz buydu .söylenmekti ,söylemekti .

Belki de bütün işi gücü bana adını söylememekti .Hülya veya Rüya…Hangisi diye kafamı karıştırmadım ..İki isimde de aynı o ..Şu virane sokaktan bir sağlam ayna çıkmaz ya ,çıkarsa eğer aynada yansıması gibi o , Hülya veya Rüya.Gerçi o virane sokaktan bizden başka çıkan olmamış , ayna mı sağlam kalır. Şu an bir sözlerimiz cesaretli ve sağlam .Savrulan eşyaları bizden beter sanar iken bula bula bir başkasına ait  resim bulduk .Ne güzel çıkmışlardı rahmetliler ,anmak güzeldi onları siyahın beyaz olduğu  bir düğün resmiyle.Komşularımızdı koca evleriyle yerin dibine göçenler gibi .Biz yerin dibinde olamadık onlar gibi .Artık komşu değiliz eski komşularımızla.Bir eski  komşumuzun evinin kalıntıları altından bir fare belirdi ,canlılıktı bu .Bizde ki canlılık belirtisinden farklılığı kendi türünden canlılar bol miktarda olabilirdi .Eğer bu durum gerçekse her yanın fare olacağı  bir dünya ,ne garip .Vakitli vakitsiz fareler ,artık yeni komşularımız onlar sanırım .

Ve o fareler gün gelir krallığını ilan eder ,fareden bir hükümdar ve fareden bir ordu , işin kötüsü bu olur ..Hiç komik değilim sanırım  , bir  palyaçoyu taklit etsem daha iyi idi .(İşin önemli tarafı biz kendimizi taklit ederdik ,başka taklitlere gerek duymadan. Biz kendimizi tarif ederdik her gereksiz tarifte ,taklit ve tarif hep bizimleydi .)

Bu  kırık cam bardakta  kaç tane ıslak dudak hapis kalmıştır kim bilir , ya benim kurumuş dudaklarım?   Ona dudaklarının beni ıslak ıslak öpmesinden gayri çare yok mu ?   Şeker koyup keyfimin üstüne keyif yapsam , karıştırsam bu bardağın kırılmamış halini..Benim dudaklarımda bu bardakta ıslak ıslak diğerleri gibi hapis kalsa…Yok ,yok ,bana hayal etmek yok ! Bulursam sana da bardak mardak yok !

 

Her yer dağınık ,dağıtmışlar toparlamamışlar , olmaz ki böyle ..

Şimdi kim süpürecek bu sokakları? Başka bir ihtimal mi var? Biz işte, tekil ve çoğul, yani tekil .

 

Karnında ki adsız bebek dışarıdan habersiz ,babasından habersiz ..Yine de bizimle aynı hayatı paylaşıyor, bizim gibi bilgisiz .Biz gibi dışarıdan habersiz ,sadece bu yıkık sokaktayız ..dışarısı kıyamet ..Belki de karnında ki o saf ve adsız bebeğin bunları bilmemesi büyük bir olay .Bilmemek böyle vakitlerde çok kıymetli , çok önemli bir hadise .Bir bebek olsam bilmemek isterdim işin gerçeği , bilseydim yanılmak isterdim , yalan ile yanıp kavrulmak isterdim ,bir bebek olsaydım eğer yalancı meme  değil yalanın ta kendisini isterdim emmek için ,yalanı emmek için meme niyetine en yalancısını isterdim ,doymak için .Evet belki de hala yalanı emiyoruz ikimizde şu yaşımızda .Bebek alışamaz yalana bizim alıştığımız kadar ,bu da bir gerçek.

 

Karnında ki bebek gün ve gün  büyümekte ,bizleri duyması , bizleri tanıması anlamına gelmiyor sanırım ..Bu viranede kim kimi tanır ki ..Anne , babası mı ? O anlık bir unutkanlık anı .. Karnında ki bebeğin gibi masumiyeti taşıyabilseydik bizde o kadar saf ve temiz olabilseydik bizde tanıyamazdık bu harabeyi.Seni ve beni tanımazdık . Bebek olamadığımıza göre sadece yıldırımları çekerdik üstümüze bir paratoner gibi , kıyametleri çekeriz üstümüze kötüden başlayan şansımız gibi.

 

Evet o bebek bizimle büyümekte ..Biz gibi ,dışarıda gün ışıdı ,tohumlar canlandı yıkık dökük bu sokakta..biz gibi ..Tekil ve çoğul , yani çoğul ..

 

Bu kıyamet gününde sadece biz kaldı isek insanlığının neslinin devamı için , o zaman kötü ..Biz yeni bir nesil mi yaracağız ? Bir sana bak , bir bana ..Yeni bir nesil yaratmak gibi bir hayalim olsa bakire bir bayan hayal ederdim ..Karnı burnunda bir bayan değil ..Belki de şimdiden kıyamet içimde başladı ..Özür dilerim ..Durup  durup içimi kötülüyorum ,senin suçun yok !Kendi içimde ki , yani kalbime yakın bakireliğime yakışmadı dediğim..İçim bakire ,öyle ise sende bakiresin , kalbine yakınsın dediğim o ..

 

 

Şimdi mevsiminde olduğu gibi tohumlar açtı ..Yedi gün ,yirmi dört saat çalışmakta doğa..Karnında ki adsız bebek  konuşmalarımızdan bıkmıştır ..Konuşmalarımdan diyelim ..Hep ben söylüyorum  ,sen ise bakışlarınla söyleniyorsun ..Adalet işte sanırım bu , kıyamet değil ..

 

Kıyamet alametleri de belirmedi hiç ,bu Samanyolu düşecek yer arıyormuş ..Düşmüş işte , vay be.. İyi ki vicdanımıza düşmedi bu Samanyolu.Ne yapardık kim bilir o zaman .Koca Samanyolu ,ikimizin toplamı kocaman yüreğimizde , halimiz perişandı ..Gerçi şimdi de öyle , bir fark yok ..

Biz evlenip , biz olsak ..Nasıl ederiz ki ..Tüm alışkanlıklarımız en önemlisi musluktan akan su yok ,başka insan yok ..Kara kalem çalışması türünden bir cesaretimiz var, sanırım tabi ki.Cesaretin burada bir yerlerde olması gerekir , gerekirdi .Demek ki ya sende ya da bende veyahut bebekte ..Aramakla bulunmalı .

 

Evet evlendik işte , ellerimiz ,içimiz bir düğün alayından farksız ..Düğün için sıralı araçlar gibi bu yerde ki beton parçaları kilometrelerce ,derin bir sessizlik bir birimize evet diyebilmek için ,büyük bir ölüm sessizliği.Kıyametin ikinci gününde bir düğün ,bizim düğünümüz .Sesimiz sadece bizim sesimiz ..evet , evet sadece bu .Yüzüklerimiz saçımızda ki papatyalardan ibaret ..Ancak eminim ki çok pahalı bir yüzükten milyon kere daha güzel, daha anlamlı .Artık bendesin  , yani hem benim içimdesin ve  ben de senin içindeyim bu yıkık şehrin içinde..İkinci kıyamet , üçüncü kıyamet olsa bile biz biziz ..Biz insan oğlunun  evliliğiyiz . Biz biziz , nasıl desem biz istesekte kavga edemeyiz ,istesek bile küsemeyiz ,biz biziz , evliyiz.ilk gece değil bu biliyorum ,ilk gecemiz olsaydı eğer karnında ki bebek bizden utanırdı ,bende tabi ki kendimden  .Bu kıyametin ikinci akşamı ,bu kıyamet sarılma zamanı sıkıca .Bakire ve güzel bir zaman gelince inan ki başka başka sararım seni , öyle ki içim dışım sen olur .Yeminler ederiz çiçeklerin üstüne ,özellikle papatyanın üstüne ant içeriz ,söz veririz , sözümüz sözdür , karşılığında aşk veririz ..Borcumuz borçtur birbirimize ,borcumuz aşktır  ödenecektir ve ödenmektedir bu ömrümüzün son gününe kadar.

Bu aşkın üstüne saçında açacaktır o papatyalar ,kokun olacaktır o çiçeklerin ..bundan eminim .bu güzelliğin bende ki çirkinliği örttü kıyametin bütün çirkinlikleri örttüğü gibi.

Saçlarının  sırma sırma dökülmesi , sarışınlığın vesselam bana yaşamdı .Işıltıların oldu , akşamdı .bebeğim dünyaya geldi sabahtı ..Güne uyanmak gibi uyandık o zaman …Ne tekildik , ne de çoğul ..bizdik , beraberdik .gündük ,güneştik ..beraber ağladık , ilk o ağladı belki de , biz bebeğimize uyduk ..Belki de ağlamak bize de kolay geldi o an .Biz senin için ağladık bebek , sen ise dünya bu mu diye ağladın , evet dünyamız bu bebek , yıkık dökük bir sokak ve biz.Biz ölmeyi beceremedik bebek .Sevmeyi başardık sadece bu .Ve sen ilk adımlarını toprağa atıp toprağı anlayacaksın , kuşlarla konuşup kuşları anlayacaksın ,bizde seninle anlayacağız ve büyüyeceğiz bebek.

 

 

Yıkık dökük bir sokakta tohumlar canlandı ..bizde ..

SOKAĞIMIZ BİR ENKAZDI ..SAMANYOLU TOPTAN  DÜŞMÜŞTÜ ..NE VAR Kİ BU DÜŞÜŞ BİR SON DEĞİL ,BİZİM BİR BAŞLANGICIMIZDI ..

BEBEKTİ , SEVMEKTİ…

Hülya  VEYA   Rüya  ..İŞTE ONU BİLMEKTİ…..

 

 

 

Yazan ,Yazmaya Çalışan :

KADİR  BAYATA

 

 

gzyasi

Şimdi bir de türkü tuttur derinden

Gözü yaşlı uyandığın sabahlar, birgün zihninden kalkıp gidecek ve sen, sen olmayacaksın. Ardına bakmadan çekip gidenler çoktan rotalarını  belirlemiş, kıyıya yanaşmak üzere olacaklar. Tependeki sisler dağılacak elbet. Dibi-sonu belli olmayan bu atmosferde görünmemenin, farkedilememenin sebebi tepende birikmiş dumanlardır.

Şimdi sakin ol,


otur ve bekle.

Bir çay söyle kendine,
en güzelinden..

Şimdi bir de türkü tuttur derinden… ( Yak bir sigara diyeceğimi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz!)

Bir insanı eğer ağlatabiliyorsanız çok büyük iş başarmışsınız demektir.  Fakat bir insanın gözyaşlarını hangi bedelle nasıl ödersiniz bilemem. En azından ben ödeyemem. Bir damla gözyaşı demek 1000 kilo sırtına vurulmuş yük demektir.

Gözlerini sil şimdi,
ayağa kalk,
bas ve yürü!

Farzet doğan güneş sırf sana doğuyor,
çiçekler senin için açılıyor sade ve sadece.

Uyanık ol! Bahar geldi, sen hala hazandasın…

yesil-erik-resmi[1]

ERİK VE BEN

yeşilin en güzel hali gibi
yatma yanımda ye beni der gibi
kütür kütür yerken, hayattan istediğim ne varsa !
her şeyin acısını hışımla alır gibi
cennete özdeş bir tad gibi

tarihin anılarına şahit dilsiz ağaçlar gibi.
evllilik çağındaki gelin sanki,
vakti gelince açar çiçekleri
unutur kendini insan, tuza banıp yerken eriği !
bilmez artık ne derdi ne kederi…

gunes-demirel-simdi-benimsin

Güneş Demirel kitap dostlarının sorularını cevapladı

Yazar Güneş Demirel ile kitap dostları arasında geçen bir söyleşi düzenledik. Keyifle okumanız dileği ile.

***

AytenAcar- iyi aksamlar.ilk olarak bir soru sorayım.Neden yazıyor sunuz?

Yazmak benim için bir terapi, ruhum rahatlıyor yazarken.Bu yüzden de vazgeçilmezimdir.

Aslıhan Sedef -Öncelikle yazarlık hayatında sana kocamaaan başarılar diliyorum . Karakterler ve hikayeden çok verdiği duygular ve kelimelerin insanın içine işliyor bunu nasıl başarıyorsun özellikle seçtiğin konular mı yoksa seni etkileyen olaylar mı sebebi ? ve son olarak ben eminim ama yinede sormak istiyorum diğer kitaplarınla da bu duyguları hissettirebileceğini düşünüyor musun ? yeni kitaplarını sabırsızlıkla bekliyorum :)

Çok teşekkür ederim, güzel dileklerin için.Karakter olarak hassas bir yapıya sahibim, bu da kalemime yansıyor sanırım.Yaşanan olaylar elbette ki bir çok şey katıyor kalbime, fakat konu seçimlerim  beni değiştiremiyor.Dolayısıyla diğer romanlarımda da duyguyu hep hissedeceğinizi düşünüyorum.

BeyazKitaplık- Yazın hayatınızda başarılar dileriz. Kitabınızda yaşanmış bir olayı mı anlattınız, yoksa bir kurgu mu?

Çok teşekkürler.Kitabımda yaşanmış bir olayı ele almadım, fakat etrafımız da bir çok “Elif” örneği  mevcut ne yazık…İstedim ki, içlerinden biri de hayata tutunsun ve böyle bir kurgu çıktı.

AytenAcar- yazarlığın altın kuralı nedir size göre?

Yazarlığın altın kuralı bana göre,  çok okumak ve bolca yazmak, yazdığını hissetmek.Yazar, kaleme dökerken bazı duyguları yaşayamıyorsa, okuyucu da o oranda eksik alıyor bence.

GökçeYasar- Öncelikle böyle bir imkan verdiğiniz için teşekkürler, her zaman şunu merak etmişimdir, bir yazar olaylardaki kişi betimlemelerini psikolojik olarak mı yoksa sosyal çevreye mi daha yakın olarak yazar ?

Ben teşekkür ederim, katılımınız için…Kendi adıma kişi betimlemelerini yaparken,  her ikisinden de faydalanıyorum.Mesela bu romanımda ki Elif karakterinin yaşadığı ağır travma için, hem psikolojik bir araştırma yaptım, hem de o yörenin sosyal çehresini inceledim.

TaliaAkın- Merhaba hocam :) çok fazla kitap okuyan biriyim ve çokta severim bazı yazarların daha çok işledikleri konu kendi hayatlarındaki motiflerle bezeli bazıları her zaman iyi yada kötü bitirir sizce bu doğru bi yaklaşım mı? acaba reel olması daha mı bir gerçekçi oluyor?

Merhaba, ne güzel çokça kitap okuyan insanlarla olmak…Kesin çizgilerde olmayı doğru bulmuyorum ben,  hep iyi bitecek veya hep kötü son bulacak  diye bir takıntısı olmamalı yazarın.Hayat her daim toz pembe olmadığı gibi,  hep acı içinde de geçmiyor.Yazar kendi ruhunda oluşturduğu kurguya,  gerçekleri de göz ardı etmeden , kendince en uygun sonu yazmalı…

Damla Yalçın- Kitaplarınızı yazarken nasıl bir ruh halinde oluyorsunuz ve belli bir amaç doğrultusunda mı yazıyorsunuz?

Kitaplarımı yazarken ki ruh halim sabit değil…İnsanız, yaşamdan etkilenmemek ne mümkün, bir günümüz diğerini tutmuyor.Yazarken belli bir amaç gütmüyorum, kalemim beni nereye götürürse, şeklinde döküyorum satırları.

Nevin Yavaş- Harika bir kitaba benziyor..Yaşanmış bir olay mı bende çok merak ediyorum.

Yaşanmış bir olay değil, tamamı kurgu.Teşekkür ederim.

SevcanDemircan- Öncelikle söylemeliyim uzun zamandır bir kitabı gece gündüz hiç elimden bırakmadan okumamıştım, simdi benimsin romanı bunu fazlasıyla yaptı 1.5 günde uyumadan bitirdim kitabı imzalı bir kitabım olmasını kesinlikle isterim! Soruma gelince de– bu hikaye nasıl ortaya cıktı ?ve bu hikaye de sızı en çok sizi etkileyen nedir? Birde affetmek kolay mıdır?

Çok teşekkür ederim, beğendiyseniz ne mutlu bana.Bu romanın nasıl çıktığını ben de anlayamadım, bir gece başladım.Öyle birden bire…Sonra baktım ki, cümleler birbirini takip etti, ve orta da bir “Elif” var kurtarılmayı bekleyen…Araştırmaya başladım. Devamı geldi.Beni romanda en çok etkileyen şey, bir babanın veya annenin çocuğundan vazgeçebilmesidir.

Affetmek, hiç ama hiç kolay değil.Affedilmek de emek ister.

AyşenurDuran- Öncelikle merhaba :) Bu kitabı yazmaya nasıl,ne zaman ve nerede başladınız? Yazarken sizi çok güldüren yada ağlatan bir bölüm oldu mu? Şimdiden teşekkürler :)

Merhaba…Bu romana bir gece yarısı, evimde başladım.Yaklaşık üç yıl önceydi.Yazarken, karakterlerin her  acı anını ve sevincini paylaştım esasında.Ben teşekkür ederim.

Burcu Ekici -Kitabın ismi bana muhakkak okumalısın diyor :) Peki bu eserin ortaya çıkış süresi ne kadardı?

Sevgili Burcu, bence de okumalısın.Bu eserin ortaya çıkışı, yaklaşık bir yıl gibi bir süreyi buldu.

DilaraAybikeHalıcı- Ne kadar duygu yüklü yazar olduğunuzu herkes biliyor. Bu duyguları yazarken özel olarak yaptığınız bir şey var mı? Bu kadar duyguyu kağıtlara sığdırmayı çoğu insan başaramaz.:)

Çok teşekkür ederim.Özel olarak yaptığım bir şey yok aslında, karakterimden kaynaklı gelişiyor.Bir de yazarken romanın bir yerlerine karışıyor ruhum sanki, bazen fazlaca kaptırıp moralimin bozulduğu veya kahkahalara boğulduğum anlar oluyor.

FehimanNeşe- Etkilendiğiniz yazarlar var mı?

Etkilendiğim bir yazar yok, ama duruşunu sevdiğim yazarlar var.Ve Nazım Hikmet fanatiğiyim.

Gizem Karaman- ne zaman yazma ihtiyacı duydunuz ve nasıl yazmaya başladınız? kitap yazmak isteyenlere ne öneririsiniz?

Kafamın içinde dönenler, artık kağıda dökülmeliydiler.Hem yazdığım zamanlar da, büyük bir rahatlama hissediyordum.Kitap yazmak isteyenlere bolca okumalarını, sonra da yine bolca yazmalarını tavsiye ediyorum.Yazdıkça gelişen bir iş bu.

Meltem Dmr -kitabı yazarken,yazmaktan sıkılıp ara verdiğiniz oldu mu? Ya da kitabı yazarken çelişkiler yaşadınız mı? Başarılarınızın devamını dilerim.

Çok teşekkür ederim.Yazarken sıkılmak değil de, yorulduğum , çelişkiler yaşadığım zamanlar çok oldu.

ZeynepTomakin- Merhaba ben okuduğum duygusal dramlardan sonra resmen depresyona giriyorum .Acaba Güneş Hanım etkilenmiyor mu hiç, yada uykuları kaçmıyor mu..yoksa gerçekçi olup bu sadece kitap neden ruh halim etkilensin ki diyenlerden mi? Çok teşekkürler başarılarının devamını dilerim :-D

Merhaba, ben de yazdıklarımdan acayip derecede etkileniyorum.Ağladığım çok zamanlar oldu…Ne yazık ki, boş ver deyip geçemiyorum hiçbir şeyi.İşte bu da, yazdıklarımı benim gibi duygusal yapıyor.

Meryem Yıldız – Merhaba,anladığım kadarıyla Şimdi Benimsin’de konu töre.Yani töreye kurban verilen kadınların ve onların çevresindekilerin yaşadıkları.Üzücü olansa bu olayların mağduru olan kadınların ilk suçlanan ve dışlanan kişi olması.Bu yüzyılda(maalesef) hala bu sorunu yaşıyor olmamızı siz neye bağlıyorsunuz?Kitabınızı yazarken gerek olayın kurbanının, gerekse çevresindekilerin yaşadıklarını bu kadar net bir şekilde aktarabilmek için ne gibi araştırmalar yaptınız?Kitabın sonunda suçlu ile mağdur arasında bir aşk mı yaşanıyor,bu süreci oluşturmak zor olmadı mı?Teşekkür ediyor,başarılarınızın devamını diliyorum…

Merhaba, töre sorununu büyük oranda eğitimsizlik oluşturuyor diyeceğim.Fakat araştırdığımda gördüm ki, maalesef eğitimli kesim de kurtaramıyor kendini bu döngüden.Yine de eğitime verilen önem artarsa,özellikle kız çocukların da.Törenin etkisinin de azalacağını düşünüyorum.Diliyorum ya da…

Roman boyunca, o yöreye ait iki arkadaşımdan sürekli bilgi aldım.Daha önce oraları gezdiğim için de yöre anlatımlarında zorluk yaşamadım.Fakat kitap sürekli halde töreyi anlatmıyor, daha çok Elif ve Fırat’ın ruh hallerini, çıkmazlarını, ya da aşklarını da anlatıyor.Kitabın sonun da, daha farklı şeyler var.Ben ikisinin mutlu anlarını fazlaca yazamadım, okuyucunun hayal gücüne bırakmayı tercih ettim.

TuğçeParlak Kitabınızı yazarken düşünerek mi yazdınız yoksa kaleminiz sizden bağımsız olarak mı satırlara döküldü ? kitabı henüz okuyamadığım için her yazara sormak istediğim soruyu soruyorum :) ve bu arada bu kitabı yazarken çevrenizdeki olaylardan bir şeyler katarak mı yazdınız yoksa kurguladığınız bir şey miydi ?

Kitabı yazarken, her zaman olduğu gibi kalemim benden bağımsız hareket etti.Ama konu gereği düşünmem ve araştırmam gereken durumlar oldu.Konu tamamen kurgudur.

Aff DmRr – Ben karakterlerinizle aranızda varsa nasıl bağlar kurduğunuzu çok merak ediyorum. Karakterlerini oluştururken nelerden ve kimlerden etkileniyorsunuz? :)

Romanı yazarken, karakterlerin en iyi arkadaşı benim, onları en iyi ben anlarım edasında yazıyorum.Etkilendiğim kimse yok aslında.

Pınar Şentürk - İlham aldığınız şeyler ve kişiler kimlerdir? Sizi yazmaya sevk eden nedenler ya da kişiler kimlerdir? İlk yazdığınız hikaye/öykü’yü ilk kime okutmuştunuz?

İlham aldığım şey, çocukluktan beri sağlam olan hayal gücüm.Yazmaya kendi kendime başladım.Hatta yazdıklarımı gizledim bir süre.Sonra da öğretmenime okuttum, beğendiğini söyleyince devamı geldi.

Zeynep Karabulut -Ahh ahh benimde evimde net olacaktı ki, hem yarışmaları hem de bu söyleşileri takip edecektim :(

Evinize en yakın sürede internet bağlantısının gelmesini diliyorum.

AyşegülÖngelen- Merhaba; yazarlar kendi hayatından öykülerini anlamsal ve/veya biçimsel bir bağlantı kapsamında kitabına dahil eder diye düşünüyorum, sizin kitabınızda bu geçerli mi?

Merhaba, kendi romanlarım tamamen hayal gücü.Fakat diyalog yazarken, veya kurgu yaparken tabi ki sosyal çevrem de ki olayların da etkisi oluyor.

Semra Türkmen- Başladığınız kitapları ne kadarlık bir süre zarfında bitiriyorsunuz?Başlayıp ta bitiremediğiniz kitabınız var mı?

Romanların konu ve içeriğine göre değişiyor yazım süresi de.Ağır duygu geçişlerinde, biraz molalar vermek istiyor insan.Tabi buna iş hayatı, annelik ve ev hayatında ki sorumluluklar eklenince… Ama ortalama  yedi ay gibi bir süreyi buluyor.Şimdi Benimsin en uzun yazım süresine sahipti, bir yılı bulmuştu.Bitiremediğim bir kitabım olmadı.Yarım kalan işleri hiç sevmiyorum.

Zekiye Koç- Şimdi Benimsin romanını yazarken aklınızda kitap olarak çıkarmak var mıydı ve bu romanı yazmaya nasıl karar verdiniz ?

Romana başladığım gecenin sabahında, yazdıklarımı okudum.Daha giriş kısmı bile bitmemişti,fakat ben büyük bir istekle, roman olmasını hayal etmeye başlamıştım.

AslıÜstün- sizi yazar olmaya karar verdiren sebep nedir acaba?

Beni yazmaya iten sebep, beynimin içinde dönüp duranlardı.

SelmaGürsoy Öncelikle yazım hayatınızda başarıların bol, takipçilerinizin her gün daha çok artması dileği ile başlayayım:)) Ben hep yazarlara imrenmişimdir. Okumak kolaydır. Önünüze serilen ne varsa onun üzerinde eleştirirsiniz. Ama yazmak tam bir yetenek işi bence. Olayların kurgusunu oluşturmak, diyaloglar, akıcı bir dille yazmak ve diğer yazarlardan bir farkınızı okuyuculara sunmak gerekiyor. Çok zor ama büyük bir gönül işide ayrıca. Tüm bu süreçte size yardımcı olan şey yani İlham kaynağınız nedir?

Çok teşekkür ederim güzel dilekleriniz için.En büyük ilhan kaynağım,  hayal gücüm.

SelmaGürsoy Son zamanlarda sizi etkileyen ve aslında çok merak ediyorum dediğiniz yazar ve eseri var mı?(Türk yazar?) Varsa söyleyebilir misiniz?

Bir çok Türk yazarı takip ediyorum.Çeşitliliği severim ben.Ve ne yazık ki çoğu insan da var olan, Türk yazar ön yargısının da , bir an önce kırılması için dua ediyorum.

SelmaGürsoy Genellikle ne tür ortamlarda yazmak istersiniz ve yazar olmak isteyenlere bir öneriniz var mı? Yazarken nelere dikkat etmeliler?

Sakinlikte yazmayı tercih ediyorum.Yazar olmak isteyenlere çok okumalarını tavsiye ediyorum,kelime dağarcığı başka türlü gelişmiyor.Ancak, yazma hissi gelip yerleştiğinde, zaten su  da yolunu bulacaktır.

EbruElifAydın Merhabalar, öncelikle şunu belirtmeliyim ki son bir haftadır ”Sen Kimsin?” hikayenize denk geliyorum ve sizi daha çok onunla tanıdım.O nasıl bir anlatım nasıl bir karekter yaratmaktır,inanın imrendim.Çok etkileyici ve akıcı bir kaleminiz var.Daha önce bu kadar derinde işleyen bir kaleme denk gelmemiştim.Kitabınızı okumayı çok istiyorum en kısa zamanda da tedarik edeceğim.Merak ettiğim şey sizi yazmaya iten unsurlar nelerdir?Bu kadar akıcı bir anlatımı yaratırken okuduğun kitaplardan etkilendiğiniz oldu mu? Yazılarınızdaki karakterlerin esinlendiği birileri var mı ?? Yazım hayatınızda daha nice başarılar dilerim.Umarım istediğin yerlerde olursunuz.

Çok teşekkür ederim, özel olarak bir şey yapmıyorum.Sade bir insanım, anlatımımı da süslü cümleler yerine içten ve akıcı cümlelerden oluşturmaya gayret ediyorum.Yazdıklarım anlamını ve duygusunu koruyorsa benim için kafidir.Esinlendiğim kimse yok.Tekrar teşekkürler.

SelmaGürsoy Açıkçası ben yerli yazarların kitaplarını alıp okumadım. Çünkü genellikle fantastik türdeki romanları benim ilgi alanım. Kısa süre önce bir Türk yazarın kitabını okudum. Yansıma müthişti en az yabancı yazarlar kadar iyi ve kendime çok kızdım. O kitap benim için bir dönüm noktası oldu diyebilirim. Şimdi yana döne yerli yazarlarımızın kitaplarını inceliyorum ve sizin kitaplarınız hep gözüme batıyor ve Ebru arkadaşımın sayesinde merakım daha çok artı. Sorum şu benim gibi Türk eserlerine ilgili olmayan okuyuculara ne gibi bir mesaj vermek istersiniz?

Bir çok Türk yazarın tozlu köşelerde kalmış, müthiş kitabı var.Ön yargıların önümüzü kesmesine izin vermeyin lütfen.Okuyun ve beğenmediğinizde de eleştirin, fakat hiç okumamazlık etmeyin ne olur.Bir çoğumuz okumadan yargılıyor.

SelmaGürsoy Kitaplarınızı yazarken genellikle bir karakter üzerinde mi anlatım yapıyorsunuz? Bunun bir nedeni var mı?

Kitaplarımı yazarken, hem erkek hem de kadın karakter üzerinden anlatım yapıyorum.

RabiaDemirkol kendi yaşamınızdan etkilenerek mi yoksa başkalarının yaşamlarından etkilenerek mi yazıyorsunuz?bir yazar için hangisi daha yakın?

töre diye bir şeye inanmıyorum ben töre diye bir gelenek olabilir mi?

Tamamen hayal dünyamdan etkilenerek yazıyorum.Bir yazar için kendi hayalini anlatmanın daha kolay olduğunu düşünüyorum, kendi adıma tabi. Ve keşke, töre diye bir şey veya gelenek olmasaydı.Ama ne kötü ki,  bazı bölgelerimizde en fecisinden yaşanıyor bu her neyse…

ZehraTekcanErsoy Öncelikle ön okumadan kitabın kısmını okuduğum kadarıyla çok dikkatimi çektiğini söylemeliyim. Sorularım. Kitap yazmaya nasıl karar verdiniz?İkinci olarak: Neden böyle bir konu seçtiniz? Bu konu gerçekten toplum olarak aşmamız gerektiğine inandığım bir sorun ki sadece ön okumasını okurken bile içime oturdu kalbim acıdı. Son olarak ise kitabın ismi ve kapağı? Tabii kitabı tamamen okumadım henüz bu yüzden içeriği bilmiyorum ama böyle bir başlangıca göre çok umut ışığı gibi bir kapak isim ise kızın itilip kakılıp yalnız bırakılmasına inat daha sahiplenici ‘şimdi benimsin’. Olayları çok çok merak ediyorum umarım buradan kazanırım ama zaten daha önceden HafizeÖzaslan‘ın yorumundan okudum yanlış hatırlamıyorsam ve listeme almıştım. Başarılarınızın devamını dilerim.

Yazmak, bana iyi geliyor, bu yüzden de durmadan yazıyorum.Öyleyse kitap olmalılardı diye düşündüm.Bayan karakter en başından biraz güçlükler çekse de yeni ailesi onu sahipleniyor.Kapak fotoğrafın ise iki tane güzel çiçek ve saksı olarak görünüyor.Ancak onlar benim romanda ki karakterlerim gibiler.Saksının içinde var olanı kimse görmüyor.Umarım beğenerek okursunuz.

GülzaruKalay Yazar olmaya nasıl karar verdiniz? Kitaplarınızı yazarken sizi çok etkileyip yazılarınızda bundan esinlendiğiniz bir olay oldu mu? Yakın çevreniz bu konu da ne düşünüyor? Son olarak “ben de yazmak istiyorum” desem bir yazar olarak tavsiyeleriniz nelerdir ? Başarılarınızın devamı dileğiyle… Teşekkürler :)

Öyle karar verilmiş bir durum değildi bu esasında.Zaman ve getirdikleri diyelim yazarlık durumuna.Kitaplarım hayal gücüne dayalı, yaşadıklarım ise ancak anlatımımı kuvvetlendirebiliyor.Yazmak, okumak, etrafı gözlemlemek  yazmak isteyenlere tavsiyem.

ZeynepUyar Öncelikle kitabınızın arka kapağını okumuş biri olarak Şimdi Benimsin demeye çok ihtiyacım var.Umarım bana çıkar ve okuma fırsatım olur..Siz aşkı yaşayarak anlatanlardan mısınız yoksa sadece gözlemlediklerinizle anlatanlardan mısınız?Kitabınız toz pembe mi yani herşey yolunda gidiyor ve mutlu sonla mı bitiyor yoksa gerçek hayattan kesitler mi sunuyorsunuz bize.Acısıyla tatlısıyla mı yazıyor kaleminiz…Teşekkürler:)

Ben aşkı hissederek yazanlardanım.Aşk bazen bir çiçeğe, bir gülücüğe, bir çocuğa bakıştır.Aşkı anlatmaya başlarsam, çok satırlar alacak galiba …

Kitabımda gerçek hayattan kesitler mevcut, maalesef hayat toz pembe değil.Aynen dediğiniz gibi acısıyla tatlısıyla yazıyor benim kalemim.Ben teşekkür ederim.

HaticeSelcanDoğan Yerli yazarlarimizi malesef çok iyi bilmiyoruz ve okumuyoruz. Birkaç aydir takip ettiğim birazoku, önce kitap, okuoku gibi sayfalardan çok güzel eserler kaleme alan yazarlari keşfetme şansi buldum. Yazarliğa başlarken beni kimse tanimaz, okuyucular beni bilmez ve okumaz gibi teredütleriniz oldu mu? Ve bi sorum daha var Yazar olmak isteyenlere kendi tecrübelerinizden yola çikarak önerileriniz var mi?

Türk okurlara ilgi istiyorum, tüm arkadaşlarım için….Yazarlığa başlarken tereddütlerim yoktu aslında, çünkü benim yazma amacım farklıydı.Ancak kitabın ilk çıktığı gün, biraz heyecan duymaya başladım.Acaba yorumlar ne yönde olur? Sevilir mi?  Gibi….yazarlıkla ilgili önerilerimi diğer sorularda belirtmiştim, o yüzden buraya tekrarlamadım

GaziÇalışkan sizi bu kitabı yazmaya iten asıl sebep neydi..farkındayım hep sorulan klişe bir soru ama..benim ki biraz daha farklı..öncelikle yazmak istediğiniz için mi yazdınız yoksa gerçekten geride bir şeyler bırakmak için mi?herkes bir şeyler yazıyor..peki siz neden yazdınız bu kitabı..yoksa sizin iç dünyanızı mı yansıtıyor..

Ben hem yazmak istediğim için yazıyorum, hem de bende geriye bir şeyler kalsın istiyorum.Herşey den önce yazdıklarım insanların ruhuna işlesin istiyorum.Bir çok kitap ve konu yazıyoruz, dolayısıyla hepsini kendi hayatımızda yaşamış olmamız mümkün değil diye düşünüyorum.Ancak kendi hayatımızda var olanlar, bizi zenginleştirip kaleme daha iyi ifadeler halinde dökülüyorlar.

FuZuLi Merhaba,

“Sen kimsin?” adlı hikayenizi okuyorum bu aralar. Kaleminize sağlık çok güzel. Inşallah bu kitap çıkarda okurum. Kitabın konusunu biliryorum. Sorum şu ki böyle bir konuda kitap yazmak nerden geldi aklınıza? Şimdiden teşekkürler. :)

Çok teşekkür ederim.Öyle birden bire geldi aklıma ve başladım yazmaya.Benim yazdıklarımda genelde bu böyle oluyor.

BetülŞimşek arka kapak yazısında okuduğum kadarıyla kitapta bir kıza uygulanan psikolojik bir şiddeti konu almış kitabınızda toplumda kadınlara değer vermediğini de vurgulamak istedenizmi yada bu konuyu seçmenizin başka bir nedeni var mı? başarılarınızın devamını dilerim… teşekkür ederim…

Bu konuyu seçmemde ki amaç, hep mağdur kadınlar olmasın istedim.İçlerinden bazıları da hayata tutunmaya çalışırken, destek görmeliydi.Ya da hatayı yapanın kendini affettirecek yüreği bulunmalıydı.Ben teşekkür ederim.

ÖzgeSever Sanırım sorularımızı buraya yazıyoruz :)

Birinci sorum, bu konu aklınıza nasıl geldi? Bir çok kadının başına gelen bu talihsizlikten etkilendiniz mi?

İkinci sorum, Fırat’ın duygularını yazarken bir beyden yardım aldınız mı? Erkeklerin düşünce yapısı bizde farklı olduğu için empati kurmak daha zor olur sanırım.

Üçüncü sorum, kitabınızı bastırmaya nasıl karar verdiniz?

Son olarak, teşekkür ediyorum :) :)

Böyle bir durumdan etkilenmemek ne mümkün…Yazarken dahi ağladım ben…Karakterleri yazarken kimseden yardım almıyorum.Yazarken istemiştim kitap olmasını.Ben teşekkür ederim.

SibelOruç öncelikle merhaba:) sen kimsin? adlı hikayenizi okuyan biri olarak şimdi benimsin i de çok merak ediyorum:) benim sorum= kitabınızda bu konuyu işlemenizin bir sebebi var mı?…teşekkürler..başarılarınızın devamını dilerim:)

Umarım Şimdi Benimsin’i de beğenerek okursunuz.Bir kadının hayata tutunuşunu yazmak istedim sadece…ben teşekkür ederim.

AyşeYüksel mrb…sizce yeni bir yazar insanları etkilemeyi ilk kitabında nasıl başarabilir?…ilk çıkan kitabının okuyucu bulabilmesi için neler yapması gerekir…teşekkürler…

Bence bir yazarın insanları etkilemesi, tamamen kalemiyle, karakteriyle ve duygusuyla alakalı..İlk çıkan kitabın okuyucu bulabilmesi, tanıtıma bağlı sanıyorum.

CerenYücel Sayın GÜNEŞ DEMİREL bundan öncede kitabınız hakkında size soru yöneltmiş hiç üsenmeden sorduğum soruya cevaben mesaj atmıstınız.Öncelikle okuyucularınıza karsı ilgili bir yazar olup değer verdiğiniz için tsk ediyorum.

“SEN KİMİNSİN” adlı hikayenizle sizi tanıma fırsatı buldum.Cok akıcı bir dille yazılmıs.Etkilenmemek mümkün değil.Acaba kitap olarak biz okuyucularınıza sunmayı düşünüyor musunuz?

“ŞİMDİ BENİMSİN” kitabında anlattıklarınız yaşanmışlık mı yoksa kurgu mu?

Kitabınız hakkında aldığınız tepkiler nasıl? bunları merak ediyorum.

Tekrardan size ve Birazoku’ya bize böyle bir imkan sundukları için tsk ediyor;basarılarınızın devamını diliyorum.SEVGİLER.

Sevgili Ceren, rica ederim, ben size teşekkür ederim ilginiz için.Bu roman kurgudan ibaret ve aldığım tepkiler gerçekten  çok güzel.

Son olarak sorularınız ve ilginiz için size ve Birazoku ailesine çok teşekkür etmek isterim.Bir başka kitap ve söyleşiyle birlikte olmak ümidiyle.Sevgiler.

GÜNEŞ DEMİREL

deneyim

İSTENMEDİK TEKRARLAR – Armut ve İnsanlar

Ansızın – Sakince

Bir akarsuyun önce,
denize dökülmesiyle
başlar her şey,
sakince

Hayatın dengesi tersine döner
neşeyle yüzen balıklar,
ansızın
dalgalara girince.

Şelaleden helecanla çıkan
çırpınışı gibi balıkların,
her şey başlar
ansızın

Mevsimler son bulur
solan ışıkta önce,
biterken bir gün güneş
sakince.

Yaşamın kıyısına tutunur gibi tutundu larvalar nehrin ortasındaki çakıllara. Gözlerin gibiydiler uzaktan bakıldığında. Akıp giden bir nehrin ortasındaki iri çakıl taneleri; sanki her biri…

***

Bizi olgunlaştıran, ilerleyen zaman olamazdı sadece. Öyle ya armutlar olgunlaşır zaman kavramı ile. İnsanoğlu yalnız zamanın tesirinde kalsa idi tecrübe denen illet hiç uğramazdı yakın semtine.

O zaman bizi armuttan ayıran şey ne?
Armut dalında olgunlaşmayı beklerken, hiçbir şey yapmaz; bu mu?
Yoksa akıp giden zamandan, habersiz oluşu mu?
Çürüyeceğini bilmeden vakti gelince…
Aynı yaratıcı yaratmadı mı onu da?
Bizi koruyup gözettiği kadar gözetmez mi yoksa, hiçbir şeyden habersiz bekleyip duran dalındaki bir armutu?
Yaratıcı hiç yarattığına der mi: “Çürüsün gitsin, o sadece her şeyden habersiz bir armuttu.”

Demez herhalde. Biz kendi kaderimizi yaşarken armut da kaderini yaşar dalında çünkü. O akıp giden zamanın da farkındadır kim bilir? Ham iken olgunlaşmayı, çürüyüp gitmeden dalından koparılmayı ne çok istemektedir belki.

Bir armutun bile hikayesi, sadece ilerleyen zamandan ibaret değil öyleyse. Başına neler geleceğinden habersiz bir armut, dalında durduğu her güne şükreder; çürümediği ve tadına hiç bakılmadan toprağa düşmediği için.

Onun kaderi, beklemektir işte.

Armut kadar farkında mıyız peki biz ilerleyen zamanın?
Bizim kaderimizdeki bizi olgunlaştıran şey ne?
Bizim kaderimiz, sadece beklemekten ibaret değil ise olgunlaşma sürecinde, sadece tevekkül mü, sadece şükür mü?
Yoksa sallanıp dururken, yaşama telaşı ile geçirirken ilah-i mevhibe olarak sunulan hayatı; tevekkül, şükür, bunların hepsi ömrün içinde bir bütün mü?

***

Sanıyorum ki bir armutun başına gelenlerden daha çok şey yaşıyoruz bizler. Başımıza gelen olaylardan ziyade istenmedik tekrarlar ve meydana gelen hüzünlü olaylarla başa çıkmasını, onlar tekrarlandıkça öğrenişimiz bizi dize getiren …

İşte bizi armuttan ayıran en önemli hadise; tecrübelerimiz ve bu istenmedik tekrarlar.

Armut olgunlaşırken şükredip bekler. Armut’un başına gelenler sadece bir kereye mahsus yaşanmıştır. İnsanoğlu ise olgunlaşırken tecrübelenir, istenmedik tekrarlarıyla başa çıkarken, tecrübelerinden yararlanarak olgunluğunu kıdemli hale getirir.

Oysa bir armut’un, olgunluğunu kıdemli hale getirecek vakti yoktur. Vakit çok kısadır onun için. Yaratıcı zamanın içindedir ve bir armut olgunlaşırken yaratıcısının ona verdiği bu kısa süreyi en iyi şekilde değerlendirmelidir. İnsana ise dün, bugün, yarın diye kestirilip atılamayacak bir zaman sunulmuştur ömür denilen hayat yolculuğu içinde.

Bu rüyadan ibaret saydığımız dünyevi zaman kavramına, azımsanmayacak türden hikayeler sığdırılır. İnsanoğlu, dalında duran armut misali sallanırken doğumdan ölüme kadar, istenmedik tekrarların çokluğu ve onlarla baş etme yolları ile olgunlaşır.

Tecrübelerimizi, tekrar tekrar ısıtırız soframızda. Soframızdaki tecrübeleri lezzetli kılan, tıpkı etimizi yakan ateş misali, yemeğimize ziyadesiyle tuzlu gelen istenmedik tekrarlardır.

İstenmedik tekrarlarınızla başa çıkmayı öğrenirken, tecrübeleri doğru kullanabilmeli ve olgunlaşmanın hakkını verebilmelisiniz. Yoksa, dalında olgunlaşmayı beklerken çürüyüp gitmeyi, lezzetinin tadına varılmadan toprağa düşmeyi istemeyen bir armuttan farkınız kalmaz…

Sanki sen

Uzak kaldı sanki dün bu güne.Yeni tanıştığım kişilerin, mutlak hayatımda bir rolü var.Koşarken dolu dizgin dünden bu güne,heyecanı solan çoklu yanlarım var.
     Uzun, çok uzun zamandır sen diye açılmıyor telefonlar.Yolun yarısını içtim,ve geçtim. Laf aramızda, sende aramıyorsun kaç vakittir.
Ben ki senden çok severdim, senin özlemini.
 Yaşadıklarıma bedel ölçmeye çalıştın,oysa ben bedelini senden önce ödedim, seninle tadına vardıklarımın.O denli güzeldi hayat seninle,
sıcak çaya bayat ekmek banmak kadar eski ve taze.Ben çok yıllar bekledim,sabrettim de sen geldin.Şimdi,neme lazım yazmamda gereksiz, beklenen değilsin.
Ben senden önce hayatı yakasından paçasından çekiştirdim.Sen geç geldin de, ceketimi sık dokunmuş kumaştan giyindim.
          Artık beklemiyorum
          Kendimi sana eklemiyorum
          Ben geçmedim benden
Yarın var,yarından sonrası da yar.
          Yüzümde ki ıslaklık ağlayış değil,kendimi kandırmıyorum.
Çok zamanlı bir geçitti yürüdüğüm yol,her bedende acının çekildiği yer sol
en büyük yalanımı sana yazdım,bu gecelerin sayısı belli değil,çalmasını beklemediğim telefonu yastığımın yanına koyup da yatttım.
Velhasıl karma karışık senli yanlarım,bir sana özlemim,birde -neyse söylemeye gerek yok.Seni yazmaktan geri kalmıyor kalemim.Biliyormusun?Kendime en büyük yalanım.Şimdilerde yeni biri ile tanıştım,sanki sen.

Şehri Çabuk