Aylık arşivler: Haziran 2013

yildiz61

Cesetler ve Dilekler

Cesetler kadar onurlu varlıklar var mı dünyada? Yok! İnsanların ölümü kadar güzeli veya çirkini hangi canlıda görülmüş? Ölü insan bedeni yakan davar, gömen de var, evinde saklayan da… Hatta parçalara ayırıp yiyende var… Ölünün yaptığı onuru, ölmemiş olan gösteremiyor… Oldukça tuhaf insanlar, oldukça!

İnsan cesedi yakılmalı mı sizce? Bütün görüşlerinizi unutup, bu konuda hakkında özgür bir karar düşünün istiyorum. Siz öldükten sonra, yanıp, gökyüzünde uçuşmak ister misiniz? O kadar yıl yaşamanıza rağmen bu hayalinizi öldükten sonra size gerçekleştiriyor olmaları, hoş olmaz mı? Dileyip de gerçekleştiremediğinizi, sizi okyanusların üzerinde uçurarak gerçekleştiriyorlar.

Ama sonra başınıza gelip sizi anacak hiç kimse olmuyor. Sizden bir parça olan, toprağa dokunup, hiç kimse göz yaşını size akıtamıyor. Sadece dileğiniz sizinle beraber oluyor. Sonsuza dek yanınızda, uçuşuyor…

Ya da toprağa hediye ediyorlar sizi. Ölüsünüz artık çünkü. Hiçbir şeyi düşünemeyen, algılayamayan, sevemeyen birer ölü. Ruhsuz bir bedene sahip siziniz! Toprak arkadaş size, toprak yoldaş, toprak güzel günler gösterecek size belki de… Yeşilin sahibi toprak, insanın sahibi toprak. Biz sadece dileklere sahip, muhtaç insanlar… Yakınlarınız başınızda, yakılıp yok olmak yerine, en azından sizi ananlar olduğunu görebilecek bir fiziksel mekan veriyorlar size. Öldükten sonra bir mezar sahibi olurken, yakıldıktan sonra hiç olmamış gibi, hayvanların dahi toprak olduğu dünyada, toprağa kavuşmamak elbette ki kötü… Yakıldıktan sonra yıldızlara kavuşup kavuşmama ihtimali varken, gömüldükten sonra yıldızları kıyamete dek izleyebileceksiniz…

green_eyes-15841

YEŞİL GÖZLÜ KIZ

Merhaba yeşil gözlü kız!

Parıl parıl parlayan saçların omuzlarında

Gözlerindeki yaş bulutlarda

Söyle niçin ağlarsın?

 

Dokundu mu sana, seni terk edenler?

Kayıp giden bir yıldızın kaderini mi paylaştılar severken?

“Gittiler”

Öylece, tek bir eylemin içine hüzün katıp,

“Gittiler”

 

Ağlama güzel gözlü kız!

Pencerede adın yazıyor

Yalnızlıkla yazmışsın

Büyük harflerle

Nefesin kuvvetliymiş

“Hoh” demişsin, o da yardım etmiş.

Adını yazmışsın

Yalnızsın diye üzülme

Kim yalnızlığını kalabalıkla örtmüş ki?

 

Gülümse güzel kız!

Sezen Aksu sevinsin

Haydi Gülümse…

Kanepeler bile yerlerinden şikâyetçiler

Sen niçin yönünü değiştirmezsin?

Bak yeşil gözlü kız!

Hayat orada

Bu pencerenin ardında

Adam öldürüyorlar

Tecavüz ediyorlar

Kan davası

Başlık parası

Sevda yarası derken

Bir de adına “Hayat” diyorlar

Korkma, yaşaman gerek bu!

Sevmek, nefret etmek, zalime “Sus” demek

Zalim anlar mı ki senin dilinden?

Olsun, sen yine de “Sus” de

Kin güdenler “Kin güderler” derler

Onlar kendi taş kalplerinin yumuşamadığına yanıp,

Pas atıp, günahlarını bu şekilde örterler

Aldırma be güzel kız!

Tabancan dürüstlüğün

Mermin namusun olsun

Bak!

Hayat orada,

Bu pencerenin ardında!

 

Kardeş kardeşe düşman

Çocuk anaya zalim

Eller birbirine düşman…

Olsun, şimdi atla bakalım balkondan

Acı çekmiş insana fayda etmez yara almak

Ölmek için değil;

Doğmak için atla!

Merhaba yeşil gözlü kız!

Gözlerinde gözyaşların var

Otur da sileyim

Sana benden başkası yakın olamaz

Korkma, yaşa benimle!

Adam öldürüyorlar

Hak yiyorlar

Dil uzatıyorlar

Bir de fukaraysan, bittin!

“Paran kadar konuş” diyorlar

İnsanlık konuşsun, dinle bir önce

Yok, dinlemiyorlar.

Kulakları sağır,

Kindar,

Gözleri dönmüş insanlar

Kör kalpler…

Hoş geldin yeşil gözlü kız!

Hayat da bu işte

Otur yamacıma

Çaldıkların, söylediklerin değil mi bütün bunlar?

Korkma, alışırsın

Nefretle tanıştıkça,

Kendini unuttukça,

Korkma, elbet alışırsın

 

Gül bakalım güzel kız!

Hayat’a hoş geldin

Yorganın da eskimiş

Bebeklik yorganın

At onu

Üstüne örtecek bir şefkat

Yalnızlığına “Git” diyecek birini bulursun

Dikkat et,

Nefret olmasın

Adı,

Nefret olmasın.

Etsen neye yarar?

Nasır tutmuş kalplerin arasındasın, farkında mısın?

Korkma yeşil gözlü kız!

Çukura bata bata ezilmemeyi öğrenir insan

Ağlama, ağlama ki,

Kimse seni güçsüz sanmasın.

 

Dilara AKSOY

olum-1

Bile Bile Ölmek

Eskiden o anlatırdı bize. Biz yatakta olurduk, o söylerdi hiç durmadan. İyi olun, derdi. Kimseye kötülük yapmayın, derdi. Kimseyi üzmeyin ve herkesi sevin derdi. Öyle yaptık bizde. Yapmaya çalıştık ya da. Kimse kimsenin acısını bilemez elbette. Kimse kimsenin sevincini de bilemez. İnsanlar, biri ölünce her zaman demek için “başın sağ olsun” derler. Geleneği bozmamak önemlidir bir anlamda.

Şimdi o yatakta, biz anlatıyoruz birbirimize. Sabırlı olun, tevekkül edin, diyoruz. Allah büyüktür, diyoruz. Hepimiz öleceğiz, diyoruz. Allah yardımcımız olsun, diyoruz. Ama bizi dinliyor mu hiç bilmiyoruz. Gözlerini açamıyor, yatağın içine sinmiş, ölü sessizliğinde uyuyor. Tek bir yüz ifadesi yok, hareket veya mimik de yok. Çok hasta. Tüm vücudu, tüm bakışları, tüm hayatı hastalandı! Tüm vücudunu sardı kanser.

Bir sabah, herkes uyuyor yine. Bu sefer ağlayabilecek kadar kendinde. Onun gözyaşlarının sesine uyandım, yalvarışına uyandım. “Allah’ım ya şifa ver, ya da erkenden al yanına. Tüm malı mülkü sildim, şifa ver Allah’ım. Çocuklarıma yük olmayayım Allah’ım.”

Ağlıyor sürekli, tek başına. uyandırıyorum diğerlerini, yanına gidiyoruz, beyaz ve siyah karışımı saçlarını okşuyoruz, “Olur mu hiç? Öyle konuşma!” diyoruz. Kanser hastası o. Doktorun ağzından “Kanser…” kelimesini duyduğu an büyük bir boşluğa düşmüştü ve hâlâ o boşluktan kurtulmaya çalışıyordu sanki. Allah’ın kudretine sığınıyordu. Kendisi de diğerleri gibi ölecek miydi? Korkuyordu herkes gibi, titriyordu bedeni…

Ölüm korkutucuydu bazen, bazen çok güzel bir şeydi. Ama bunu bilmek çok zordu işte. On dört torun vardı evlenecek daha. Yedi tane evlenmiş yavrusu ve bir tane de yeni doğacak bir torun. Hepsini unutmuş, kendi derdine düşmüştü. Neden hep böyle iyi insanları bulurdu bu hastalıklar? Allah, onların günahlarını dünyada siliyor, diğer dünya da rahat ettiriyordu belki de! Bizim durumumuz daha vahim ya, sizlerin mekânı cennet olsun.

 

Canım, ciğerim, büyük anneme…

cicek_manzarasi-1295184912

Gezi Parkı Ormanı

 

Düşünsem seni ,akla ziyansın ,gönlüme ziyansın ,bana ziyansın Gezi Parkı’nın ormanında  …

Sevlerim daha ne kadar çok sevecek seni ,sevmelerim ne kadar çok olacak bu ziyanlıklarında ,Gezi Parkı’nda?