Ahmet Karayün Söyleşisi

Facebook sayfamızın takipçileri ile Gazeteci-Yazar Ahmet Karayün arasında geçen bir söyleşi düzenledik. Keyifle okumanızı diliyoruz.

***

Ahmet KARAYÜN: Öncelikle söyleşiye katılan herkese tüm kalbi duygularımla teşekkür ediyorum.

***

Ahmet Türkben : Romanlarınızı yazarken, kurguyu önceden belirleyip mi yazıyorsunuz, kurgu oluştururken nelere dikkat edip yazmaya başlıyorsunuz. Kurgu konusunda bizlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Ahmet KARAYÜN: Kurgunun genel hatları belli olmadan romanı yazmaya koyulamıyorum… Zira kafamda ki kurgu yazarken birçok noktada değişikliğe uğramıyor da değil. Ne kurgunun tamamıyla ne de hiç kurgusuz şekillenmiyor kitaplarım. Ama kurguyu kafada genel hatlarıyla şekillendirmezseniz, hikaye sizi bambaşka yerlere taşıyabilir; Aman dikkat!

Maviş Şule İncirci : Merhaba Ahmet bey.. Daha önce bir yerde şu cümleyi kullanmışınız ve beni çok etkiledi. Dönüp dönüp okuduğum cümle : ”Yazıyorum… Çünkü yazdıkça var olduğuma, öğrendiğime, geliştiğime inanıyorum.” bu cümleyi biraz açar mısınız ? nelere dayanarak neler düşünerek bu cümleyi kullandınız ?

Ahmet KARAYÜN: Bu cümlenin özü şudur: İnsanın hayatta ki her şeyle ilgili bilgisi olması çok zordur. Bu anlamda bir roman yazarken, kurguladığın hikâyenin özellikleri ve yarattığın (İlahi yaratımdan bahsetmiyorum) karakterler seni bir şeyleri araştırmaya, öğrenmeye itiyor. Örneğin bir katilin duygularını tanımlaman gerektiğinde bununla ilgili derin araştırmalar yapman gerekiyor. Zira olay bir hastanede geçiyorsa, karakterlerden birisi de doktorsa, o hastane şartlarını, gündelik seyrini mutlaka gözlemlemek, araştırmak ihtiyacı hasıl oluyor. Doktorun diyaloglarını yazarken bir çok tıbbi terime gereksinim duyuyorsun ve böylelikle hepsini zoraki olarak öğreniyorsun. Roman yazmak, öğrenmektir.

Demet Akpınar Cellat: Merhaba Ahmet Karayün. Yazmak kimisi için kendini ifade etme şekli kimisi için de insanlara bir şeyler anlatmak onları yeri gelince heyecanlandırmak yeri gelince duygulandırmaktır. Peki yazmak sizin için nedir, ne ifade etmektedir?

Ahmet KARAYÜN: Yazmak benim için ilk evvela öğrenmektir. Ve tabi ki düşünsel ve karakteristik özelliğim gereği yaşamsal bir dürtü, bir gereksinimdir.

MNejla AAslan: Merhaba, bir yazar kendini nasıl besler…siz nasıl besliyorsunuz..

Ahmet KARAYÜN: Bir yazarın beslendiği en büyük şey hayatın kendisidir… Gözlem yazar için vazgeçilmezdir. Ve elbette ki okumak, okumak, okumak.

Sanem Doğuş: Selamlar Ahmet Bey siz hangi yazarların kitaplarını okuyorsunuz?

Ahmet KARAYÜN: Her yazardan en az bir kitap okumaya çalışırım. Türk yazarlardan Erdal Demirkıran, yabancı yazarlardan Sir Arthur Conan Doyle’ü okurum.

Enes Soylu : Selamlar Üstadım…”Gizli Miras ” isimli eseriniz şu an 7. okurun elinde… Gönül gönül dolaşıyor anlayacağınız, iyi ki okumuş da öyle vermişim… Kaleminize sağlık…

Ahmet KARAYÜN: Sevgili dostum, eserim için beslediğin duygular için teşekkür ediyorum. Bir yazar için en güzel şey eserinin elden ele dolaşması olsa gerek.

Enes Soydemir : Merhaba Ahmet bey selamlar, sizin kitaplarınızda da yaşanmışlıklar var sanırım, peki bu kitapları yazarken hangi ruh haliyle yazıyosunuz? hangi yazarları takip ediyor ve hangilerinden etkileniyorsunuz?

Ahmet KARAYÜN: Yazarken girdiğim ruh halini tasvir etmek gerçekten çok zor. Ama küçük bir ipucu derseniz, bazen yazarken tüylerimin diken diken olduğunu, bazen gözlerimden yaşların yüzüldüğünü, bazen gülümsediğimi ve genel manada ise karmakarışık olduğumu söyleyebilirim.

Fatma Gül Özdemir: Merhaba Ahmet bey bazı yazarlar yazmaktan okumaya pek fırsat kalmadığını söylüyor. Sizin için de durum böyle mi?

Ahmet KARAYÜN: Kesinlikle hayır… Günlük belirli bir zamanımı mutlaka okumaya ayırıyorum.

Tayfun Demirci: Kitap Hediyesi İçin Soru Sormak Gerekliyse Eğer Sırf Bunun için Soruyorum. Kitabın Ismini Niçin Gizli Miras Koydunuz? Bunu Seçme Sebebinizi Paylaşır mısınız?

Ahmet KARAYÜN: Sevgili Tayfun, bu söyleşide sorulara cevap vermek gerekliyse eğer, sırf bunun için cevaplıyorum. Kitabı okursan eğer, neden Gizli Miras olduğunu mutlaka keşfedeceksindir.

Emine Göl Yılmaz: Yazarken olmazsa olmazlarınız var mı? ( örn. çay-kahve içmek gibi )

Ahmet KARAYÜN: Yazarken, olmazsa olmazlarım olmaz mı hiç? Mutlak sükûnet, yalnızlık, hüzün… Bunlara ilaveten ılık bir meltem eşliğinde camlarımı döven tatlı bir yağmur ve onun yanında orta Türk kahvesi de hiç fena olmaz hani.

Didem Şkrlsy: Benim kitabım var ama yine de sormak istiyorum neden yazar olmak istediniz? Yazmak sizin için ne ifade eder?

Ahmet KARAYÜN: Sevgili meslektaşım… Söyleşime katılman ne hoş? Teşekkür ederim. Sende bilirsin ki yazmak ölümsüzlüğü kazanmaktır. Ben ölümsüz olmak için yazıyorum.

Aysel Aksümer: Sevgili gazeteci-yazar arkadaşım Ahmet KARAYÜN acaba romanları için kendine nasıl bir ortam hazırlıyor? Her yerde, her saatte yazar mı yoksa kendince uygun bir zemini mi var? Mesela yolculukta mı, okuduğu bir kitapta mı yoksa dinlediği bir müzikte mi ilham perileri yanındadır? Başarılar.

Ahmet KARAYÜN: İşte yüreği kadar kalemi de güzel bir insan… Sevgili yazar dostum Aysel Aksümer. Sizi söyleşimde görmek benim için bir onurdur. Soruya gelince; Ben her yerde, her anımda yazıyorum. Beyaz kâğıda dökerek değil belki ama zihnimde durmaksızın devam eden bir yazma eylemi var. Gizli Miras’ın yarısını bir yıl gibi bir sürede diğer yarısını da bir günde yazdım.

Semih Cnblt: Kendi kitabınızı (Gizli Miras) bize öneren başka biri olsanız hangi kelimelerle-cümlelerle önerirsiniz?

Ahmet KARAYÜN: Beklenmedik finaliyle beni ters köşeye yatırdı ve hayata dair çok şey öğretti… Özellikle sevdiğim insanların değerlerini bilmeyi ve hayatta tek başına kaldığımda vermem gereken akli mücadeleyi.

Özge Gül: Bir şeyler yazarken okumanın önemi ne kadardır sizce? Ve o zaman yazdığınız türe göre bir roman okumak daha mı etkili olur, yoksa herhangi bir tür okumak yeterli midir? Teşekkürler.

Ahmet KARAYÜN: Elbette yazarken, bir taraftan da okuma eylemini aralıksız sürdürmek gerek. Okuduğun türün hiç mi hiç önemi yok bana göre… Gazete bile okusan olur. Zira zihninden beyaza boşaltmaya çalıştığın öykü, her şeyi dönderip dolaştırıp, bir mıknatıs gibi kendi eksenine çekecektir.

Sema Dokuzlar: İnsanların merak ederek heyecanla okudukları kitapları üretebilmek nasıl bir duygu? Bu duyguyu tatmanıza neden olan şartlar çok okumanız, araştırmanız ya da gözlemleriniz mi? Teşekkürler.

Ahmet KARAYÜN: Elbette bahsettiğin şartlar bir yazar için olmazsa olmazdır. Ama çok çok kitap okumak demek illa ki yazabileceğin anlamına da gelmediği gibi bu cevabım yazma eyleminin geliştirilemeyeceği anlamı da taşımıyor. Bir kitabı meydana getirmekten çok, o kitapla ilgili insanlardan gelen dönüşlerin yazarı motive ettiğini ve kâr hanesini (Maddi değil) kabarttığını düşünüyorum. (Bu arada 2. romanımın adı “DOKUZ” ;)

Sevim Kılıç ben romanımı yazarken adeta içine girip birebir yaşıyordum ve yazmaya ara verince her şey anlamsız ve saçma geliyordu hayatımı sevmiyordum bu size de oluyormu?

Ahmet KARAYÜN: Elbette karakterlerin içine girip, hikâyeyi yaşıyorum. Bir kitap nihayete erdiği an kendimi büyük bir boşluğa düşmüş gibi hissediyorum. Hemen kafamda yeni kurgular, karakterler volta atmaya başlıyor. (Bu arada, roman yazıyor olman harika!)

Adem Güney:  Türk yazarların kaleminden çıkan romanların her geçen gün kalitesinin artmakta olduğunu görmek mutluluk verici. Öncelikle bunun için, koyduğu katkıdan dolayı, Ahmet bey ‘e teşekkür ederim ve başarılarının devamını dilerim. Mümkünse Türk edebiyatından ve Dünya edebiyatından favori şair ve yazarlarınızın isimlerini ve sizi en çok etkileyen eserlerin isimlerini öğrenmek isterim. Saygılarımla.

Ahmet KARAYÜN: Düşünceleriniz ne güzel Adem bey… Yazarlar hususunda yukarıda yazmıştım. Ama şairler noktasında sorunuzu cevaplandırayım. Ümit Yaşar Oğuzcan, Faruk Nafiz Çamlıbel en sevdiğim şairlerdir.

İsmail Dursun: Sizi derinden etkileyen kitap hangisi?

Ahmet KARAYÜN: Erdal Demirkıran’ın ‘Ben Dünyanın En Akıllı İnsanıyım’ kitabı ve Sir Arthur Conan Doyle’ün Sherlock Holmes Serisi.

Tuğçe Arzik: Eğer birini tercih etmek zorunda kalsaydınız gazeteciğimi yoksa yazarlığımı tercih ederdiniz.

Ahmet KARAYÜN: Yazarlığı elbette. Neden mi? Yaşanmış olayları haber olarak kaleme almaktansa, yepyeni dünyalar, karakterler kurup, onlara hükmetmeyi tercih ettiğimden tabi ki.

Neriman Kaşik Tüfekci: Hiç yazdıklarınızda rüyalarınızın etkisi var mıdır ? Gördüğünüz rüyalardan esinlenerek romanlarınızı kurguladınız mı?

Ahmet KARAYÜN: Bak bu soruyu sevdim sevgili Neriman. Rüyalarımdan etkilenerek hiç kalem sallamadım. Ama rüyalara özel bir ilgim var. Zira hali hazırda yayınlanan iki romanımda da karakterlerin gördüğü birer rüya var. Rüyaları severim ve elimde olsa kaydetmek isterdim.

Yaren Irgıt : Ne zaman yazmaya başladınız ve ne sizi yazmaya teşvik etti?

Ahmet KARAYÜN: Mesleğim gereği yazıyla hep iç içe oldum ama asıl neden sanırım ki bardağın dolması ve taşmaya başlamasıydı. O kadar çok öykü birikti belleğimde ki kağıda dökmesem çatlardım sanırım.

Zehra Türkmen: Kitaplarınızı yazarken size ilham veren nedir ?

Ahmet KARAYÜN: Minik kanatlı ilham perileri olmadığı kesin. J İlhamı sanırım ki karakterimden alıyorum. İçimde biriktirdiğim cevapları tüm insanlığa ulaştırmanın yolu bu belki de.

Rümeysa Ekiz Günümüzde yazar-okuyucu ilişkisi daha cok arttı gerek söyleşiler olsun gerek sosyal medya, sizce bu durum avantaj mıdır dezavantaj mı?

Ahmet KARAYÜN: Sevgili Rümeysa, tabiri caiz ise beni soru yağmuruna tutmuşsun. Elbette hepsini yanıtlamak isterdim ama vakit kısıtlı. Yazar ve okuyucu ilişkisi kaçınılmaz bir durum. Bana göre bunun kötü bir yanı yok… Aksine sevindirici bir durum. Ama elbette yer yer dezavantajları olduğu da yadsınamaz bir gerçek. Sorularından anladığım kadarıyla yazmayı düşünüyorsun. Yaz, yaz, yaz. Sadece yaz. Çevrendeki hiçbir şeyi umursamadan yaz… Vazgeçme. ;)

Meryem Yıldız: İkinci kitabınız okurla buluştu mu? Bunun konusu da gerilim mi içeriyor? Farklı türlerde yazmayı düşünüyor musunuz? Mesela fantastik kitaplar hayli revaçta sizin yaklaşımınız ne? Seri kitap yazacak mısınız? Kitaplarınıza film teklifi gelseydi, yanıtınız ne olurdu? Sizin filmi yapılan kitaplarda önceliğiniz film mi kitap mı olur?

Ahmet KARAYÜN: İkinci kitabım bir ay gibi kısa bir zaman sonra okurla buluşacak. Dokuz adlı romanımın kadın-erkek herkesin yüreğinde bir iz bırakacağına inanıyorum.  Zaman zaman gözyaşı döktürecek, zaman zaman tüyleri diken diken edecek ve zaman zaman da gülümsetecek bir roman. Nereden mi biliyorum? Yazarken yaladıklarımdan. Kitaplarıma insanlardan en çok gelen öneri mutlaka film yapılmaları yönünde oluyor. “Film seyreder gibi okudum. Filmi çekilse ne güzel olur” gibi yorumlar azımsanmayacak kadar fazla. Bu nedenle bu romanları beyaz perdeye taşımayı ciddi ciddi düşünüyorum. 

Ayça Güray: Hayal gücünüz çok geniş ve renkli olmalı. Bununla ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Ahmet KARAYÜN: Öyle olduğu söyleniyor J Ama hayal kurmanın yaratıcı tarafından insanoğluna verilmiş bir armağan olduğunu düşündüğüm kesin.

Özlem Armağan: Kendimce kısa kısa yazdığım hikayeler var ve bende ilerde sizin gibi bir yazar olmak istiyorum önerileriniz nelerdir?

Ahmet KARAYÜN: Kim ne derse desin yazmaya devam etmeni öneririm. Zira, Balzac yazdığı kitabı bir yakınına okuttuğunda, “Ne iş yaparsan yap ama kitap yazma” gibi bir yorum almıştır. Balzac’ın birçok eseri dünya klasiği olarak tarihteki yerini almış ve en çok eser veren yazarlar arasına girmiştir. Demek ki kim ne derse desin, yazmaktan vazgeçmemen gerekiyor. Sakın vazgeçme, yoksa bizi bir dünya klasiğinden mahrum edebilirsin. Sevgiler.

Teşekkürler

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email

Tags: ,

Bir cevap e “Ahmet Karayün Söyleşisi” Subscribe

  1. Özlem Armağan 09 Şubat 2013 de 14:40 #

    Bize içten ve samimi bir şekilde sorularımıza cevap verdiğiniz için çok teşekkür ederim… Başarılarınızın devamını dilerim. Şu sözünüze canı gönlümden katılıyorum ”Yazmak ölümsüzlüğü kazanmaktır.” yüreğimiz sizinle romanlarınızın devamını bekliyoruz… Verdiğiniz tavsiye için teşekkür ederim yazmak ve okumak vaaz geçilmezim … Tekrardan teşekkür ederim ve başarılarınızın devamını dilerim…

Özlem Armağan için bir yorum yaz