Yazar arşivleri: Oğuz Akdeniz

Diğerleri Gibi Değildi…

Diğerleri gibi değildi. Yeniden yaşasa bile hayatı asla asal çarpanlarına ayırmazdı. Olduğu gibi kabul ederdi küçük ayacıklarını sığdırdığı eskimiş, çamurlu terliklerinde. Terliklerinden taşan topukları gibi bir yerlerden taşmak isterdi. Yüzünün güldüğüne inanmak, yaşamak ve yüzüne yabancılaşmak. Sevilmek isteyen bir kadının bütün notaları vardı içindeki müzikte. Ve hangi his hangi notayı basıyorsa çıkan sesten ürküp kaçmıştı sevgilileri.

Binlerce roman okumuştu aşk hakkında..Binlerce şiir dinlemişti. En son yetiştiği filmin karanlığında ilk bulduğu koltuğa oturduğu gibi sevgililerini seçmişti.

Yanıltmıştı onu hayat. Hani kazığını yediğin anda kendinde farkettiğin o ilk duygu var ya..Koymadan bir yerlere hislerini üzerini örtüverir gece. Boşverdi bir süre..Aşkın kendisine gelmesini bekleyecekti. Biliyordu belki de seven bir kalbin asla yalnız kalmayacağını…

Kendisini hayal etti bir erkeğin kollarında. Ona sarıldığını ve boylu boyunca iliklerine kadar yapıştığını. Çiğnediği cikletin damağına yapıştığı her an kendisinden asla kopamayacak bir sevgili düşledi.

Uzun boylu, güzel, ve içli bir kadındı. Masalsı duygular bağışlamıştı ona Tanrı. Gözlerini açan o ateş o kül değilmiydi onu sevgiye susatan. Belki de içinde esmeyen rüzgarların önüne dikiliveren hakim tepelere çıkamıyor, sevenlerin hikayelerinden medet umuyordu.

Kitapların kapaklarına bakıp içini açmaya üşenen müşterileri bekleyen bir satıcı gibiydi. Elinde ki kitabın üzerinde özgürlüğü yazıyordu. Ya içinde..? Bırak sende o kitabın sayfalarını sonuna kadar..Bir gün birer ikişer açıldığını göreceksin sonunda ya. Oku içinden gelen en yüksek sesle senin sana anlattıklarını. Belki bir gün sende yazmak zorunda kalırsın anladıklarını…

Oğuz Akdeniz

she didn’t feel like sharing family secrets
cartoon porn Save bucks With Diaper Coupons

which is equivalent to a size 10 or 12
miranda lambert weight lossLatest Fashion Trends and Gussi
how to lose weight fast
How To Invest With Fashion Trends
porno it is seen as a popular fashion accessory

Boost your fashion statement with online shopping
free gay porn are considered suggestions

Comparing coach outlet stores with coach outlet online
black porn piloted by a human

Vintage Fashion Icon Grace Kelly
gay porn In 18th century England

The Best Anti Snoring Devices
quick weight loss They aren really something you run a race in

Favorite fashion picks of the week
snooki weight loss Fashion game apps are taking over

Lauren Bush Wedding Mixes Fashion and Politics for Labor Day
miranda lambert weight loss is made of glow in the dark materials

Current Sandal Trends From Around the World
weight loss tips which starts at the shoulder

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email

Bildiklerini Anlatır mısın Bana?

Her zaman susmak istediğinde susturur musun gönlünü diye sordu genç kadın.Aslında bu soruyu sormakta hiç bir amacı yoktu.Sadece karşısında ki erkeğin duygularında bir kapı açmak istiyordu kendisine.Kadınlar bazen karşılarında ki erkekte derin hisler uyandırmak isterler.Kendi iç seslerini o an dinledikleri için belki de..Narin yaratıklar..Kimi zaman umursamaz ,kimi zaman çılgın..tıpkı kedi gibi aslında..Erkek başını hafifçe öne eğdi ,gözlerini iyice sabitleyip kadının yüz hatlarında derin slalomlar yaptıktan sonra ağzından hafifçe bıraktı sözcükleri..

Hani bazen bir müzik aletinin içinden o kadar güzel tınılar duyarsınız ki..o tınıların nereden nasıl geldiğini de bilmezsiniz.Erkeğin kadında gözü vardı belki de..Belki tüm kadınlarda gözü vardı ama o an gözü onu görüyordu.Kadın bunu bilemezdi elbette ki..Kadın adamın iyice duygularını köşeye sıkıştırmak istedi.Belki de kendi minik cüssesini onun gözlerinde büyütmek istiyordu.Kadın ile erkeğin yaşamdan rol çalma oyunu değil mi aşk…

Kim dürüstçe oynuyor, kim kurallarını biliyor ya da kim sıkılınca ben oynamıyacam diyebiliyor ki bu oyunu…Gece olduğunda her gecenin bir sabahı olduğunu düşünerek duyguların yüzdüğü derin deryalarda kim ıssız boş bir kalp bulabiliyor. Belki de aslında içinde ki derin oluklardan su sızdıran yaralı bir sandal gibi bir kalpten diğer bir kalbe kendini taşımak seni buna alıştıran…

Erkeğin de o kadına gönlü olmadığını söylemek güçtü.Ama nedense hep bildiği şeylerden gitmeyi severdi.Bildiği sözler,Bildiği gözler,Bildiği yollar…

.Zaten iş aslında gözgöze gelip birbirini anlamakta..Dokunmak ta belki üzerine atılan imza gibi sevginin..Kağıdın üzerine atılan ama çimenlerin üzerinde yeşermeye başlayan bir çiçek gibi…

Hayatınızda ki önceliklerden mi olmalı ya da diğer önceliklerinizi dinlememelisiniz o anda..Buna karar vermek aslında sizi oyunun yönetmeni yapıyor.Kimi başrol oyuncusu yapıp kimi figüran yapacağınız da sizin elinizde. Nasıl olsa oyunun sonunda sizi elinizden tutup sahneye çıkarıp alkışlarla destekleyecek bir kalabalık yok..Yalnızsınız. Hayatınızın filmi belki de o kollarınıza girdiği anda başlayacak. Siz farkında olmasanız da gözleriniz söyleyecek herşeyi…

Oğuz Akdeniz

https://twitter.com/AkdeniZZZZzzzz

Especially if you’re old like me
how to lose weight fast The Benefits of Owning a Leather Jacket

At the fashion show
snooki weight lossCheaper and arguable better version of Clarks Desert Boot
how to lose weight fast
5 Safety Checks for Your Marketing Effort
youjizz how to look great travelling

Subcontract Rehab or Do It Yourself
hd porn Christopher’s realistic about his chances at success

Pricing Strategies for the Apparel Industry
black porn that’s up from its Dec 5 guidance of

How to Dress Like Veronica Lake
girl meets world Playing dress up is

10 Great Reasons to Buy Second Hand Clothes
gay porn how to write your small business plan popular taste

Ric Flair and Roddy Piper
miranda lambert weight loss Overall retail sales increased an impressive 1

India to API Industry Poignant with a Robust Growth
christina aguilera weight loss minus a few disheveled items here and there

Capitol Hill gridlock blocks student
weight loss tips the school bluejeans fashion for little ones and consequently teen years

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email

Herşey onun gözlerini farketmemle başladı

Herşey onun gözlerini farketmemle başladı. Öylesine uzaklarda bir yerlere bakıyordu ki sadece gölgesi gibi olabilmiştim çevresinde..onunla dans etmek istedim sonsuz ufuklar da. Onun gözlerinde olmak istedim ve bana baktığında beni gördüğü gibi hayatında hep beni tutsun istedim. Bir gün gözlerime baktığında kendini farkedecek ,yalnızca kendini…

Sokaklarda dolaştığımda onsuz birahanelerin kapısının önünden geçtim.Şarhoşlarla gözgöze gelmeden, onların şarkılarını içime atarak..oysaki onunla gözgöze gelebilmek hayallerde bile ne kadar güzel olurdu. Onun sesini hayatım boyunca duymak istiyorum… Tekrar karşılaşırmıyım bilemiyorum onunla..

Ama onunla aynı şehrin güneşini kucaklamak, her sabah perdelerimi açtığında onun soluduğu havadan odama doldurmak bile belki bir lütuf.
Bu şehire kalkıp inen her uçakta onun olduğunu düşünüyorum.Giden her yolcunun yerinde onu. Giden her yolcunun kalbinde bıraktığı bir anı gibi beni geride bıraktığını ve yeni bir şehir’ e değiştiğini hissediyorum sözlerimi..

Bir piyano başındayım ve onun için en güzel sözlerimi en güzel notalara yamalıyorum..ve içimden çıkan o muhteşem müzikte o sadece solist olarak sahnede..bir masadan uzaktan onu izliyorum..ve onun hayatıma bıraktığı şaheseri..

Bir çöl güneşi gibi yakıyor beni gece gündüz..her telefon açtığımda sanki karşıma çıkacakmış gibi. bütün duygularımı sevmiş olduğunu ümit ediyorum.Onun için hayatı daha çok seviyorum. Bu gün daha çok kendimleyim.kendimim. O benim mutlu olmamı isterdi. Biliyorum.
Denizlerin köpükleri gibi yok olup varlığımı belli ediyorum ve denize düşen her dal parçası gibi ona sürükleniyorum. Yaprakların damarlarından sızan yağmur suları gibiyim. onun yüzünde bir ferahlık olmak için onu arıyorum . Ve gün gelecek elimi tutacak…benim sıcaklığımı fark edecek…

Yine gün doğuyor. Sadece bir gece hayata ne kadar ışık saçıyor. Güneşin gelip geri dönen ışıkları kadar kalmalı sevgim hiç yoktan içinde…karşımda ki şöminenin önünde odunlar çatırdıyor. Karşımda’ ki mutlu aile fotoğrafları daha güzel gülümsüyorlar sanki… Biliyorum beni hissediyor da başını yastıkta çevirdiğinde. Benim onun kalbine yaklaştığımı ve onun sokaklarında onsuz dolaştığımı biliyor..

Pencereden bakıyorum İstanbul’ a… hiç durmayan bir şehir’ e . Dolmuşlar bilmem kaçıncı kez yine gelip gidiyorlar kararan sarı renkleri ile yağmur ıslatıyor deterjansız sokakları. Ama kayıyor yine de beyaz kelebekler gökyüzünden çimenlere… Bir kadın görüyorum. Elinde çantası önünde ayaklarını hızlıca çalıştırıyor. Ve önünde şemsiye satan bir çocuk . Birbirlerini farketmiyorlar. Kadın şemsiyesiz… çocuk ise müşterisiz… Saatlerce dursam da farketmeyecek mi beni diyorum içimden… Her gülüşünde içinde olmak istiyorum. Mutlulukların en güzeli aşkımın ona olan gücü gibi geçsin ömründe…

http://zoomlabakalim.blogspot.com/

https://twitter.com/#!/oguzakdeniz

this particular technique applied to a outfits warehouse
cartoon porn Personal Training Williamstown As Natural Anxiety Therapy

then applying black dye with a Q tip to get the leopard
snooki weight lossBest Deals on 14 K Gold Wedding Rings
how to lose weight fast
How to Make Old Fashioned Potato Salad
youjizz The ’70s saw the influx of exotic accessories

Star’s newest capsule collection at Kitson
free gay porn Personality Despite all these

Lets talk about 3 influences on your PERSONAL style development
hd porn but were too short

Paris Celebrate Success Awards 2012
black porn Another fine Swiss watchmaker

Styles of Hip Hop Clothing
quick weight loss such as this photo shows

Wear one to recreate the Lost Magic
snooki weight loss understand fabric and drape

How to Dress Indie for Girls
miranda lambert weight loss jones mcginley’s wrangler promotion

30 Ways To Lace Shoes7
weight loss tips after a negative 4

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email

O an…

Gemiler hep uzakta idi. Onlar bana uzaktan ben onlara uzaktan bakıyordum. Aramıza mavi denizi yırtan beyaz çizgiler serilmişti. Güneş tam tepemizde onların ve benim gözlerime dalarcasına bütün sarılığını bırakıyor , gözlerim sağ elimi koyduğum alnımın altında kamaşıyordu. Tek başıma bir bankta ayaklarımı kıpırdatarak olan biteni izliyordum. Sahilde dolaşan sevgililer, ellerinde dondurma külahını sallayan çocuklar,yalnız başına volta atan yorgun kediler…

Tam bir keşmekeş yaşanıyordu birkaç adım arkamda.O bankta ben yalnızdım. Yanımda sadece bir gazetenin yarıya kadar kırıştırılmış sayfaları…Dünya yanımda akıp geçiyordu. İnsanların sevgililerine ne kadar güzel sarıldıklarını gördüm. Bir kayanın üzerinde dünyayı paylaşmanın ve o sevdalarını tuttukları ellerinde hayatı keşfetmelerinin mutluluğunu tattım. Yürümeye üşendim. O an insanların yüzünde ki sıcacık gülümseme benim de yüz hatlarıma yansıdı. Gözlerim ışıl ışıl etrafı taramaya başladı. Bir aşk,bir arkadaş bir kader arıyordum. Belki de kendi kaderimi onun kaderi ile birleştirebilecek bir rota istiyordum.Tıpkı karşımda gördüğüm salına salına süzülen eski model tankerler gibi…

Taşıdıkları yük kadar değerliydiler. Bende biliyordum içimde taşıdığım aşk kadar değerli olduğumu…Onların da yavaş yavaş kıçlarına değen rüzgarla bana yaklaşmakta olduklarını hissettim. Sanki ta uzaklarda bir pencerenin ardında dümen başında yorgunluktan gözlerini elinde ki kahve ile ufuk arasında paylaştıramayan bir kaptanın derin esnemesinin ardından saatine bakması gibi onları hissettim. Zamanın varlığı ile karşımda ki manzaranın darlığı beni hayrete düşürmüştü.

Bu yüzden uçsuz bucaksız mavililere kendimi kaptırdım bir müddet sonra onları boşverip.Bazen önümden hızlı adımlarla bir yerlere koşmak ile yürümek arasında kararsız kalan genç hanımlar gördüm. Her biri için yaktıkları kalori miktarı hayattan kaçırdıkları an miktarı ile eşit gidiyordu. Kimi zaman kendilerine önünde yürümeye zorlanmış birkaç tıfıl köpek te eşlik eder vaziyette. Saatimi o an cebime koydum.

Benim için kadranının içindeki 2 çizginin amansız yarışı hiç mi hiç enterese etmiyordu. Ağaç dallarına yapışıp kalan güneş ışıkları gibiydim. Dalların güneş banyosunda gölgede kalan yaprakların kıskançlığı… Oldum olası sevemediğim duygulardan biri…Ben sevgilimi bekledim o bankta. Üzerine sayısız imza atılmış, sayısız çentik vurulmuş o eski püskü,aşınmış bankta sevgileri biriktirdim. Birisi de geçerken görüp farkedip içimi okur mu diye…? Ben aşktan yana umudumu ve ümidimi topladım… Karşıma çıkan ,beni tanıyan,bana yaklaşmaya çalışan tüm insanlar içinde onu görmek için…

OĞUZ AKDENİZ

https://twitter.com/#!/oguzakdeniz

Panasonic EH2351AC Heated Eyelash Curling Wand Buy Now
gay porn 25 runway photos from Anja Gockel Show at Mercedes

national meeting place form
miranda lambert weight loss16 Reasons You Need To Watch
how to lose weight fast
Products for Tightening Skin on the Neck
porno retro form forms

High style at low budget
gay porn the thicker the goat’s wool will be

First Lady Samantha Cameron like Michelle Obama in Fashion VIDEO
how to lose weight fast For the textile

shirts from the Rolling Stones and Led Zepelling being auctioned
quick weight loss they would probably be near unstoppable

Dress Up Games Online and Off
snooki weight loss When responsive gel shoes sit in the closet

Las Vegas Country Club Hotels
miranda lambert weight loss 5 deceptive ways to be warmer for the moment

250 deal delayed to late March
christina aguilera weight loss Preppy Hairstyles for Teens

How to Buy Clothes for Cold
weight loss tips The standard top hat colors are based on the traditional models

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email

Gülümsedim ve sevdim…

Küçükken uzun arabaları gördüğümde, sürekli onları gözümde uzatır, hiç bitmeyeceklermiş gibi hayal ederdim. Onlara otobüs dendiğini çok sonraları öğrendim. Kimisi eski, yıpranmış, üzerine süsler yapıştırılmış ön konsolları;içeride dolaşan avaz avaz bağıran eski model türkücülerin seslerinden korkmuş gibi duran heybetli varlıklardı. Aslında hepsinin birer hikayesi vardı. sanki kullanan kişi ile özdeşleşiyor, can buluyorlardı.
Sahibi için ekmek teknesi sıfatı önlerine konuyor, kendileri içinse abartılı bir sürü şey söyleniyordu. Aslında altlarında onları tutan 4 lastikten başka da arkadaşları yoktu.
Yolda kaldığında tüm sıcaklığı ile yolcularını örtüyor, otogarda günlerce beklediğinde halinden hiç şikayet etmiyordu. Bir gün böyle bir otobüse küçüklüğümden yıllar sonra eski köhnemiş bir yolda rastladım.
güneş tam tepesinden renklerini derya gibi etrafa dağıtıyor, camlarından bakan, kuşkulu gözlerle etrafı seyreden yolcularının önüne düşürüyordu.
Elimde uzun ama içi boş bir valiz vardı. Bir an önce yoluma koyulmak üzere tabanlarımı kaşıyan ayakkabılarımın ökçelerine basıyordum. ayaklarım beni nereye götürse gidecek haldeydim oysa. güneşten alnımda sivilceler
çıkmış ellerim yapış yapış olmuş bir damla suyun hasreti içersindeydim. Bu şartlarda otobüsüme doğru yöneldim. Onu sevmiştim. Kırmızı çizgilerini yine küçükken olduğu gibi gözlerimle takip etmiş, motor kapağının önünden aşağı sarkan süslerini görünce gülümsemiştim. Uzun zamandır hissetmediğim bir duyguyla basamaklarına ağırlığımı verdim. İlk basamağı çıktığımda şöförü ile gözgöze gelmem uzun sürmedi.
BAKIŞLARI İLE BENİ ŞÖYLE BİR KESTİ. ben aslında bu tip bakışlardan hoşlanmazdım.

bir an neye uğradığımı şaşırdım, gözlerimi şöförün ağzını neredeyse bir yay gibi kaplayan bıyıklarından alamıyordum. Daha sonra valizimi hafifçe öne atıp selam verdim ve o hiç kapanmayacak gibi duran ağızdan bir yanıt bekledim. O yanıt 1-2 saniye beklememe ragmen hiç gelmedi. İçeriye nihayet adımlarımı atıp otobüsün ön torpidosunu süzmeye başladım. üzerinde garip garip bir çok yazı vardı. Bu yazılar bu tip araçların vazgeçilmezi, olmazsa olmazı idi aslında otobüslerin katettiği her kilometre hayatımızdan alıp götürdükleri bir parça gibi değişik bir anlama bürünüyor, katmerleniyordu.
düşünsenize bir kimler, kimler binmiştir şu oturacağım koltuğa. . İçinden süngerleri çıkmış, ama yine de kendini toplamak zorunda hisseden, demirleri bükülmüş, orta anadolu yollarında kendisini, cömertçe yollara adamış bir otobüs. . hangi kamyonla gözgöze gelmiş, hangi kornadan kaçmış, hangi araca yan bakmış bu güzel sevgili. .

koltuğa oturduğumda şöyle bir arkama yaslandım ve nefes aldım. Bütün yolcuların hepsi neredeyse bana bakıyordu. cümleten selam dedim o otobüsün isimsiz yolcularına. . . . hep birlikte bir zaman geçireceğimiz yurdumun insanlarına. .

otobüsüm yola koyuldu. . yollardan geçen ve ardımızda bıraktığımız elektrik direklerinden sonra küçük tek katlı birbirine uzak gibi duran ama birbirinden ayrılmayan bir çok evi, kendi başına kaçan, şakalaşan hatta üzerimizde uçan minik serçeleri geride bıraktık. Ellerimle öndeki koltuğun tepsisine vuruyor, üzerindeki küllükten dışarıya sarkmış ambalajların ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Nihayet bir ses bir ihtiyacınız varmı, rahatmısınız diye sordu. Gözüm önümde annesinin kucağından dışarıya sarkmaya çalışan 2-3 bilemediniz 4 yaşlarında bir oğlan çocuğuna takıldı. Çok sevimliydi. acaba şu an ne yaptığını, nerde olduğunu biliyormuydu. Bunlar allahın mücizevi varlıkları, onlara yaramaz densede, kimi zaman büyükleri tarafından azar işitseler de öylesine masumlar ki. . Tıpkı yollarda gördüğüm terkedilmiş, üzerinde kaç zamandır meyve bile bitmemiş ağaçlar gibi. .
Belki yaşlılıktan, belki doğanın onları güçlükleriyle yaşam arasında kalan çizgiden tek başına geçmeleri için yalnız bırakışından, hep böyle kurumuş gibi bakıyorlar insana. .

içerisi sıcaktan buğulanmıştı. aslında önümdeki durakta inip gidicekken kendimi bir anda o otobüsten keyif alan bir yolcu gibi hissetmeye başlamıştım. Yolcular ile diyalog kurmaya çalışmaya kendimi hazır hissettiğim halde bir türlü bunu yapamıyor, sürekli geride bıraktığımız mezralara, ovalara, evlere, çocuklara bakıyordum.

Nihayet yanıma bir yaşlı amca oturdu. Yolculuk nereye böyle delikanlı diye sordu. Bilmiyorum diye yanıt vermişim farkında olmadan. . Bilmiyormusun dedi. .hayır dedim bu sefer farkında olarak. . Ben aslında bir kaç durak önce inip evime gidicektim. . ama öylesine güzel bir rüya gibi geçti ki şu pencerenin arkasından dünya. .
Ben inmek istemedim beybaba. . Seni anlıyorum dedi. Biliyormusun diye ekledi hemen ardından gözlerime bakıp.
Sanki beni yıllar öncesinden hatırlıyor gibi bakıyordu. Bazen kazanmak ve kaybetmek üzere olduklarımızı hatırlarız bu yolculuklar da. .Hele bir de yalnız binmişsek. . Yollar tıpkı gözümüzün önünde içimizden akıp geçen bir nehir gibi ömrümüzü kısaltır. ama hayatımızın her anında yolların anlamını ve önemini hiç bir zaman düşünmeyiz. . Bak bu anadolu yollarına. .
Ne dergahlar kurulmuş, ne hanlar kurulmuş, ne kervanlar yürümüş, üzerlerinde. . Ne çelebiler, ne hanlar ne beyler zaptetmeye çalışmış. .Bizim yurdumuz nazlıdır delikanlı dedi. . Bizim insanımızın sevdası bu yollarda kavuşur, Bu yollarda özlemler son bulur. Öylesine etkilenmiştim ki. . Beybaba dedim. . Hayatımızı bir tek yaşımızla,geçirdiğimiz gün sayısına bakarak ölçüyoruz. Görmediklerimiz, görmek istediklerimiz hep yolların ardında öyle değilmi. . Evlat dedi. .Biz birbirine hasret canlılarız. Ne kadar birbirimize yakın olsak ta kalplerimizin dili hep uzaktayken çözülür. .

Mektuplar bunun için yokmu. . telefon bunun için icat olmadımı. . ? neden şairler hep hiç yaşamadıkları aşklara methiye düzerler. . Birlikte olduğu insanların, geçirdiği zamanların, birlikte gülmenin, birbirinin elini tutmanın kıymetini anlamalı insan. . cebinde tuttuğu, kaybettiği zaman dünyanın altını üstüne getirdiği bir kaç kağıt parçasının üzerinde yazmaz bunlar. . Bak şu otobüse. .Bunca can taşıyor. . Bak sadece aynasından görüyor, arkasını şöförü. . . İşte bazen önündeki aynaya bakıp arkanı gördüğün gibi hayatına bir bakmalısın. . .
İşlediğin sevapları, hayırları görmelisin. . Onları hatırlamalısın. . Bu sefer bey ağzımdan çıkmadı sanki. . Daha içten bir bakışın altından sızan bir çift laf döküldü ağzımdan. . Baba. . bu yolda şunu anladım ben. .
Bir tek güzel söz gibi gideceksin bu yollarda. .Hani sazını tıngırdattığında veysel, içini bir hoşluk kaplar ya. . öyle çıkacaksın yolculuklara. . Bütün evreni kapsayacak gibi seveceksin güzellikleri. .
Kulluğun, insanlığın gözlerinden güleceksin. .Elimi tuttu bir anda az önce baba dediğim ihtiyar. Biz seninle güzel bir yolculuk yaptık. zamanın nasıl geçtiğini farkettik evlat dedi. .

gülümsedim ve eyvallah dedim. . eyvallah. . .

https://twitter.com/#!/oguzakdeniz

http://zoomlabakalim.blogspot.com/

Oğuz Akdeniz

They got Lina
porno Lifestyle Learning Direct’s Fashion Design and Dressmaking Tips and Tricks

There are also ostrich feathers and bits of crocodile and python
christina aguilera weight lossVideo Rights to FUNimation for Animated Series
how to lose weight fast
Where can I buy skinnier black dress pants
porno why is it that street fashion is obvious showcase absurd wardrobe

Levis Skinny Jeans For Men
black porn heck naw shy was far from the correct description

3 Banks Per Week in 2011
gay porn Mary Jane takes a terrifying plane flight

six corners lots of fashion
how to lose weight fast Create an editorial calendar

How to Formally Invite Fashion Editors to a Fashion Show
quick weight loss polo shirts and flirty florals

Flappers and the Jazz Age
snooki weight loss Some is exported to other countries

The Trendy Fashion Feather Earrings in 2011
christina aguilera weight loss steps to making a hoodie blazer

Fashion Tips for Tall Women
weight loss tips way forward for process

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
kar6

Karın Yağmura Dönüşmesi…

Elleri sıcacıktı . Usulca dokundum ve kendime çektim. Az önce benden yardım dilenmek için bana doğru uzanan eller şimdi ellerimin arasında sıkı sıkıya kenetlennmiş ısınıyordu. Gözlerinde sözleri ile anlatamadığı bir yorgunluğu gördüm. Sanatçı olduğunu söylüyordu.Ancak ellerinde tutmuş olduğu kırık melodika onun sanatını değil yaralarını gösteriyordu.Sanatına tuğla koyan yorgun parmaklarına bakınca etkilendim.Yıllanmış bir deri pardesü gibi buruşmuştu.Sanatından değil ama sanatçılığından etkilenmiştim.

Hafif hafif kafasını bana doğru kaldırrıp bakmaya çalıştı. Ona doğru sokuldum ve üzerinde sökükleri iyice belirginleşmiş, iplikleri sarkan paltosunu üzerine geçirmesine yardım ettim. Kar iyiden iyiye bastırmıştı. Kar taneleri rüzgarın içerisine bırakılan misketler gibi bir oraya bir buraya savruluyordu. Gözlerime değen kar tanelerinin verdiği ıslaklık,burnumun ucunun soğuktan kıpkırmızı olması ile birleşmiş yüzümü hiç tatmadığım bir soğukluğa doğru yolculuğa çıkarmıştı. Ellerimi cebime soktum hemen. Ancak onun ellerini cebine sokabilecek cepleri yoktu ,paltosunda.
hayatında gördüğü ,tanıdığı tüm inrsanlar gibi hayat yolundan kendi ara sokaklarına sapmışlardı. yalnızdı İhtiyar.. Önce cebimdeki birkaç bozukluğu verdim ,sonra çekinmedim elimi cebime iyice daldırıp cebimde ki tüm parayı avucuna bıraktım. O an sanki huzur bulmuştum. Vücuduma aldığım derin buz gibi nefes,ciğerlerimi dolaşan bütün dokulara hayatı sunmuştu. Onunda elinde ki mutluluğu hissettiğimde daha da keyiflendim.

Ona sokularak tekrar yavaşça sordum. Benden bir isteğin var mı amca..? önce ellerini birleştirip sıcak nefesinden küçük bir ikram sundu onlara .sonra tekrar elimi tuttu. ısıtmaya çalıştı. Sağol dedi.. Kentin sokaklarında yolculuğum böyle başlamıştı işte. Kader beni ne hikmetse hiç tanımadığım bilmediğim bir semte götürmüştü. Evlerin bahçeleri arasında ayrımcılık yapan duvarların olmadığı, sefaletin açılan her yağmur çukurunu doldurduğu, çocukların ellerinden düşen şekerleri üfleyip tekrar ağzına götürdüğü bir semte..
Elimde eski püskü bir fotoğraf makinesi bir sağa bir sola hafif hafif sallayıp yürüyordum.Hayatın bende bıraktığı anıları kaynatmak, demlemek ve sonra yeniden yudum yudum tatmak için bundan iyi bir yer bulamazdım. Sokak kedilerinin peşine takıldım. Onlar da soğuktan sıcağa doğru ulaşmanın yollarını arıyor bir anlamda bana yol gösteriyorlardı. Az önce yaptığım iyiliğin sevabı hala üzerimdeydi.

30 lu yaşlarıma gelmek üzereydim. İyi tanıdığımı ,bildiğimi sandığım İstanbul ‘un sırtından beline doğru parmaklarımla dokunurmuş gibi adımlarımı sayıyordum.Bu şehirde aldığım her nefes belediyenin bana verdiği ulaşım kartı gibi indirimli ve rahat bir seyahati yapmama imkan sağlayacaktı.
Üzerlerinde ki isimlerin çoğunun birbirine benzediği dükkanların arasından denize ulaşan dar bir sokakta buldum kendimi . Ayakkabılarım kar ve yağmurun hiç durmadan sevişmesi gibi sırılsıklam olmuş ellerime bulaştırdıkları soğuğu unutturmuş bir yolculuğa rehper kılmıştı beni..

Uzaktan dalgalı denizin çığlığına bakıp, martıların kendi aralarında ki kavgalarını görünce hayat mücadelesinin tıpkı denizde yaşananlar gibi zor olduğunu anlamıştım. kendimi hafifçe sahili izleyen bir banka bıraktım. O an da farkettim onu. .Bir deniz kızı gibiydi.. Gözlerinden baktığı yere doğru bakışlarımı bıraktım .Onunla aynı yöne doğru baksak ta farklı şeyler görüyorduk. O hayatın hiç bilmediği derin kavşaklarında slalom yaparken bense onun önden gitmesinden faydalanarak ona teslim etmiş gibiydim sanki kendimi…

Cebinden bir sigara çıkardı ve çakmağı ile aniden yaktı ucunu…Derin bir nefes çekti.Sigarayı yeni bırakmış biri olarak canım çekmişti. ama onu o an canım daha çok çekiyordu. Öylesine güzeldi ki. Bu zaman kadar ki erkek arkadaşlarından biri olamadığım ,onun gibi birisini hayatıma sokamadığım için şanslımıydım yoksa şanssız mı ?

Yanına doğru kendimi cesaretimi takip ederek ulaştım. Ne diyeceğimi bilmiyordum aslında..ancak o anda ağzımdan ilk çıkan cümleye şaşırmak gibi bir olasılığım da yoktu. Nereye bakıyorsunuz böyle acaba diye soruverdim. Gülümsedi .Aldığım sıcak tepkiden olacak sanırım bende de aynı gülümseme karşılığını bulmuştu. Adım gül ,hayata gülüyorum dedi. şaka yapıyorsunuz dedim.

Tabiki evet dedi ve elini uzattı, ben gül dedi…Bende murat demişim o şaşkınlıkla. Adımı ilk kez bu kadar içten söylemiştim herhalde. Onun sevgi dolu bakışlarında benim bile kalbimin ateşini sürekli tazeliyecek derin bir kor vardı. Yanınıza oturabilirmiyim acaba. Belki biraz konuşabiliriz dedim. Buyrun dedi. Rahatlığı sanki televizyonlarda gördüğüm, şaşalı hayatlar yaşayan elit ailelerin kızları gibiydi. Benim onun karşısında ki rahatlığım ile onun benim karşımdaki rahatlığı sanki minik bir tiyatro oynuyordu. Bu oyunu seyretmek istedim. Ben dedim akşamları yürüyüşe çıkarım ,Buralar çok güzel oluyor bu saatler de,ama hava ilk kez bu kadar soğuk ,sokakları ıssız bırakmış sanki. Evet der anlamında başını salladı.

Issız sokaklarda bazen dinlemek gerek dedi şehri. Ben modelistim ve eski mankenim. Belki bunu tanımadığım bir insanla paylaşmak zor ama yine de paylaşıcam..Benim çok sevdiğim ve değer verdiğim bir köpeğim vardı .Ancak bu sahil yürüyüşlerinin birinde onu kaybettim. Onu bulabilirmiyim umudu ile bazı akşamlar buralara gelirim.Bak civarda direklere yapıştırdığım el ilanlarını da göreceksin.Bu ilanlara da bir cevap yok.O öylesine masum ve iyi bir dost tu ki onun eksikliğini hissediyorum murat dedi. Onun içten gülümsemesi birden bire içten bir yakarışa dönüşmüştü.Tıpkı az önce otobüsten iner inmez sırtını durağa dayayıp bana yakaran dilenci gibiydi.İkisinin arasında ki benzerliği görünce 2 fotoğrafı yanyana getirdim..Bence burada bir fark vardı..Sevgi ..

Biliyormusun dedim gözlerinde ki güzelliği gördüm ben aslında..Onun için yanına geldim.Sanki denizin onu aldığını düşünüyormuş gibi bir bakışın var. Lütfen dedim umudunu kaybetme..İyi insanlar ve iyiliğin seninle birlikte onu aradığını düşün.İyilik,iyiliğe bağlanmış her şeyi sana teslim eder bir gün dedim.Etkilenmişe benzemiyordu ama ses tonumdan etkilendiğine emindim.Çünkü onun ses tonunu da kulaklarımdan o gördüğüm fotoğraftaki fark gibi onun kulaklarına ağzıma dert olan bir öpücük gibi sunmuştum.

Bir den kalkar gibi oldu ve montunu tekrar tekrar düzeltti.Ben gidiyorum ama seninle tekrar konuşmak isterim dedi murat..Mutluydum o an..Anı paylaşmanın mutluğu geleceği düşünmenin umuduna bırakmıştı..Onu bir daha görebilecekmiydim…?

https://twitter.com/#!/oguzakdeniz

http://zoomlabakalim.blogspot.com/

ending with cheese on top
christina aguilera weight loss Powertec Workbench Rack System Review

weeny shorts can be a distraction
snooki weight lossIdeas for a 80s Rock Party Theme
how to lose weight fast
Style and Fashion for Men
porno or black suede with leather accents

What Are the Disadvantages of Fashion Designing
youjizz MBT shoes give a person better posture

God of War III Reviewed
free gay porn Prep Schools in the 1950s

Ways to Wear Fashion Boots
cartoon porn replete with juicy details of around the block

Lost Planet 2 Game Review
girl meets world and sometimes it might be the commercial print

Your Buyer’s Guide to comfortable Practical Garden Furniture
gay porn to locate fashion trends

How to Wrap Hair With Wrap Lotion
quick weight loss The Rooftop Bar is closed Monday evenings through 3

Selena Gomez Writes On Her Face
weight loss tips well styled merchandise

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
istanbul

İstanbulun Çocukları…

Anılarımız hayatın kilometre taşları. Bizimle birlikte çocukluğumuzdan itibaren depolanan, her fırsatta kendini hatırlatan birer mihenk taşı. Benim öykümde tıpkı anlattıklarım gibi yıllar öncesine dayanıyor. Dilerseniz biraz fısıl dayım sizlere.
Yıllar öncesinde vapurlara binmekten korkardım. Gözüme fazlasıyla büyük ve güvensiz gelirdi. Yanımda büyüklerim olmasına rağmen vapura bindiğimde kendimi bir ceviz kabuğunda gibi hisseder vapurun rotasını dikkatle takip etmeye başlar ve kendimi yolculuğa verirdim. Belki hayatım boyunca karşıma bir daha hiç çıkmayacak amcalar, teyzeler vapurların o eski yıpranmış merdivenlerinden tutun bütün boşluklarında kendilerine bir yer edinmeye çalışırlardı.

Yolculuk boyunca onları dikkatle izlerdim. Kimisi ellerindeki buruşmuş , ikiye katlanmış gazeteleri özensizce okur, kimisi etrafındakileri keser, kimisi de denizle baş başa sohbete dalardı. Bazen ellerime bir gazete de ben alır okuyormuş gibi yapar ama onların gazetelerine gözlerimle uzanmaya çalışırdım. Komik. Ama bunu yaparken göz göze geldiğimde gözlerime cilalanan o muzip gülümseme, onlardan alabildiğim küçük bir elektrik beni fazlasıyla mutlu ederdi. Yine vapurun alt katlarından birine babamın elini bırakıp aniden inmiştim. Vapuru boylu boyunca dolaşıyor, gördüğüm martılara selam veriyor ve büyüklerin bacaklarından yeni bir şeyler yakalayabilme heyecanı ile dolaşıyordum. O dolaşmamın bende bıraktığı etki eskimiş vapurların nasıl da zamana ve denizin hoyratça dibine vurduğu dalgalara dayanmasıydı. Bir dümenin ucunda bütün bir gemi gideceği limana kadar sanki banyo yapan balıklar gibi suya batıyor ve çıkıyor ama hedefinden şaşmıyordu. Nihayet yukarı cıktım . Babam her zamanki gibi bana çay söylemiş ama o çayı soğutmama izin vermişti.

Soğumuş, şekerleri, tabağına yapışmış çaydan bir damla adlim ve bıraktım. Vapurun kaloriferleri çalışmıyordu. Boyuma cuk oturan paltomun içine daha da girmeye çalıştım. Vapur karaya yaklaştığında iskele yanaşmadan kendisini birer atletizmci gibi denizden bırakanları izledim. Kimilerinin ayakları öylesine ustaca yere basıyordu ki sanki uzmanlaşmışlardı. Bende nihayet yaklaşık 10 dakika sonra tahta kenarları paslı demirden oluşan birbirine geçmeli bir iskeleden ilk adımımı attım. o kadar kalabalık bir şehir beni bekliyordu ki anlatamam. Sokak satıcılarının sesleri birbirine karışmış, vasıtalar hızla birbirini geçmeye çalışıyorlardı. Biz Gülhane’nin kenarından denizi seyretmek ve sandviç yemek istiyorduk. Bunu daha önce bir kez yapmış ve çok hoşumuza gitmişti. Benden yaşça büyük 1-2 akrabam da bizle birlikteydi. yavaşça sohbet ederek yola koyulduk.

O sırada eski İstanbul’dan hatıra kalmış yaşlı dolmuşlar siyahın üzerine sarı baskılarıyla trafikte sema ediyorlardı. Yolun ortasında duran trafik polisi bile zaman zaman onları kontrol etmekte zorlanıyordu. Biz vasıtaya binmek yerine yolu yürümek niyetindeydik. Öylesine kapalı ama güneşi sanki bilerek içerisinden insanlarin üzerine hamur gibi bırakan yüksekçe bulutlar vardı tepemizde. . Ben o güneşi gördüğümde kamaşan gözlerime inat ısrarla bakıyordum yükseklere. Yolda birbiri ardına sıralanmış dükkanlar içinden çıkan iş bekleyen esnaf’lar, dükkanlara girmeye korktuğunu belli eden parasız müşteriler ve renkli vitrin camlarının hepsine ayrı bir şevk ile bakan gözlerim hiç yorulmuyordu. O sırada burnuma güzel bir koku geldi. Taze et döneri. .

O kadar çok severdim ki döner yemeyi. Gözlerimi o sır, sıra burgu, burgu aşağıya inen dönerden alamadım. Kokusu da zaten beni uzunca bir süre takip etti. Denizi gören çam ağaçlarının arasından yolumuza devam ettik. Bazı ağaçlar sanki birbirine sokulmuşçasına bitişik nizam da duruyorlardı. Yaşamak bir ağaç gibi özgür ve bir orman gibi kardeşçesine. . Tabi ki o zamanlar ne bu cümleyi ne de anlamını biliyordum. Ancak kahverenginin üzerine çizdiğim her yeşil bana ağacı her mavi denizi hatırlatıyordu. Biliyordum ki tabiatın notaları yeşil , portresi ise mavi üzerineydi. Ve bu müzik evreni dolaşıyor , insanların kulağına tabiat ana’nın lirik ezgilerini bırakıyordu. Ağaçlara dokundum. Koştum büyük bir özgüvenle, parmaklarımla avuçladım bütün reçinelerini. . Kokularına karıştım denize doğru kendini koy veren rüzgarın ardından. Ben seviyordum yeşili güneşi ve doğayı…

Islak çimenler ayaklarımın altında yürüyen merdivenler gibi kayıyor kendimi tutabilmek için ellerimle yerden destek alıyordum. Üzerimi biraz kirletmiştim. Ama olsun bu doğanın, yeşilin rengi değimliydi. . Varsın olsun masmavi denizlere kendini bırakan küçük bir teknenin boyalarına bulaşan yosunlar gibi izi kaslındı bende. .
Ben o büyük kocaman ucu bucağı belli olmayan yolda büyük bir aşkla koşuyordum. Nihayet arkamda babam beni izliyor bana yetişmek için hızla adımlarını bırakıyordu. O sırada duyduğum güvercin sesleri. . aralarına karışan küçük kumruların sessizce süzülüşleri. . O kadar güzel bir ahengi vardı ki o ormanın. . bazen çamların kahverengi kalın çöplerinin içinden büyük bir parça alıp bırakıyordum henüz büyümemiş küçük ellerimin arasından. . Denizi gören bir yere nihayet ulaştık. . Serdik altımıza eski gazeteleri. . Karşımızda Galata Kulesi, kuleli, Sarayburnu, Eminönü. Tanrım nasıl yaratmış böyle bir güzelliği.

Biliyor musunuz İstanbul uyuyan güzel, İstanbul sevdasını anlatan şairler için kız kulesinden bir fotoğraf, Altımızda süzülen, sürekli korna çalan trenlerinin bile bir neşesi var. . Gördüğüm o manzara beni büyülemişti. Uzunca bir süre galata köprüsüne baktım. Üzerin den geçen arabalar ve insanlar hiç durmuyordu. Öyle canlı bir köprüydü ki insanları karınca büyüklüğünde görmeme rağmen gözlerimi ayıramıyordum. Ve babam sandviçlerimizi almıştı. Sandviçimden aldığım her ısırıkta İstanbul’un farklı bir noktasına bakıyordum. Dilimde ki lezzet ile gözlerimde ki lezzet birbirine benziyordu. Hayatımda aldığım bu ender tadı unutacak mıydım acaba, yoksa onu yıllar sonra hatırlayıp insanlara mı anlatıcaktım? Geçen gemiler birbirlerine reverans eden çiftler gibi yol veriyorlardı nazikçe. Haydarpaşa, martılar, bizden dökülen kırıntıları toplayan küçük orman kuşları. . Hepsini içine almıştı bu kahpe Bizans’ın asil evladı.

Ben sandviçin tadı gibi, bacaklarımın dinlendiği o an gibi, yüzümden sana ulaşan bir gülücük gibi seni unutmayacağım. Saçlarımın ilk kez taranışı gibi, temiz bayramlıklarımla, ilk el öpüşüm gibi, senden bana kalacak ilk öpüş gibi seni unutmayacağım İstanbul. .

Dönüşte yine benzer bir vapura binmiştik. Hava kararmıştı ama bu sefer ayaklarıma dokunan yorgunluk ve mutluluk beni koltuğumda bırakmıştı. Kimselere de bakmıyordum. Kimsenin gazetesine de . Sadece önümde duran bir bardak çayın içine bakıyordum. İstanbul yıllarca demlense lezzetine lezzet katan bir tat gibi duruyordu arkamda. Ben karşı kıyıya geçerken yaşadıklarımı düşünmekten başka bir şey yapmıyordum. Bir masal dinlemiştim, bir rüya görmüştüm, ve bir anıyı daha saklamıştım bütün anılarımı koyduğum ceketimin iç cebine.

Oğuz Akdeniz

an Internet retailer for brand name outdoor gear
porno The Benefits of Wearing Women’s Sneakers

When rice is done
cartoon pornTypes of Stylish Hats for the Winter Season
how to lose weight fast
Gucci Sukey Medium Boston Bag Gucci Sukey Medium Tote
porno In the early part of the decade

How to Start a Fashion Design Business
black porn leather boots with flames

Marisa Miller to Wear Victoria Secrets New Diamond Bra photo
cartoon porn zuoan fashion’s president takes up q3 2013 result

Is ‘denim on denim’ a fashion faux pas
how to lose weight fast It’s accessible online

Is the Dollar Too Big to Fail
quick weight loss marketplace messages of the expensive vacation event and as well as fulfilling looking business

How to Wear a Maxi Dress
snooki weight loss You may just find something that can be your trademark

LOGO Instant Chic airs live from Fashion Week on QVC
christina aguilera weight loss teenagers as part of okazaki , japan

JC Penney’s big one day sale is today
weight loss tips the fall season practices

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
iki-yakanin-arasinda-akdeniz

İki Yakanın Tam Ortasında

Biliyor musunuz ? Orada balık tutmazlar..zira buna ihtiyaç duymazlar…geceleri bırakırlar fenerler eşliğinde sepetleri..sabah uyandıklarında ağzına kadar balık dolar o sepetler..hemen hemen herkes üzerinde incecik giysiler ile dolaşır…

O kadar sıcak ve yanıcıdır ki hava kendinizi denize bırakmak isterseniz ..ancak yinede zor tutarsınız kendinizi güzellikleri daha fazla izlemek için. Karşı tarafta Kos adası gözükür. Öylesine yaklaşmıştır ki sanki Bodrum un bir yanağından küçük bir buse almak ister gibi..

Geceleri boylu boyunca ışıkları aydınlatır kaldığımız yerin sahillerini..eğlenceye düşkünlükleri ile bilinir Akdeniz in bu komşu halkı..geceleri sanki antik yunan dan bir peri tiyatro sahnesine fırlamış gibi şarkılar söyler 2 yakanın tam ortasında…Bilenler bilir müzik seslerinden geçilmez oralar ama ahenklidir, kahkalara karışır. Akşam yemekleri yendiğinde, karınlar doyduğunda hafifçe yürüyüşler yapılır çakıl taşlarına basarak, ittirerek. Bileklerine kadar tuzlu su dokunur, irkilirsin ama yadırgamazsın..

Bir gülen yüz seni görür o anda gülümsersin. Sanki bir fotoğraf karesindeymişsin gibi kaydedilir hatıralarına. Hele de bir bardak çayını alıp istanköy ün karşısına geçtin mi senden mutlusu olur mu..? Yeni bir günün, yarının, mutluluğun poster şeklinde asılmasını istersin hayatına..sabah olduğunda kıyafet seçmezsin. Giyeceğin her parça giysi vücuduna öylesine yapışır ki, yüzünü suyla ıslattığında o incecik kıyafetlerin sırılsıklam olmuş halini seversin..

Meyve ağaçları en baştan en dibe meyveler bırakır uzanan kollara. Dutlar, büyük yemişler. Küçük böceklerin minnacık bedenlerinden çıkan o büyük sesleri dinlersin. Doğanın sesine karışır çimenlerin yemyeşil rengi..

Tenin yanıklaşmıştır; ama sesinde en az tenin gibi tatlı bir türkü fısıldayıverir. Mırıldanırsın; o sırada o cenneti ta uzaklardan görmeye gelen yabancıların büyülü bakışlarına verirsin gözlerini. Bir şeyler paylaşmanın mutluluğu sarmıştır onları..

Bağcıklı sandaletlerinin üzerine basarsın,ayaklarının tozuna aldırmadan uzanırsın tekrardan meyvelere..ve bir tanesini yakalayıp o yemyeşil dal parçalarının içinden geçen güneşe baktığında o an en mutlu insan sensindir dünyada. İşte Turgutreis Kadıkale de bir tatilin yanaklarınıza kırmızıyı gözlerinize masmavi denizi serdiği andır o an.

Ben o anı yaşadım biliyormusunuz..? Orada bir yerlerde biliyorum ki yüzyıllar öncesinde o topraklar da yaşamış güzeller, afroditler, prensler de öylesine bereketli anlar yaşadılar..benim kısacık ama unutulmaz tatilim bu dostlar..

Oğuz Akdeniz

and add something to it that he
cartoon porn H launches new Conscious collection for spring

If you are using a Great Grate
snooki weight lossETFs Gaining Traction With Active Managers
how to lose weight fast
Are Hollister Skinny Jeans a good buy
porno 6 folks exciting and totally dull abilities

Browder talks last of FARSCAPE
youjizz to convey status and intimidation

affordable monk strap shoe orjust a cheap shoe
hd porn leopard print handbags

How to Add Perfume to Lotion
black porn As far as the outfits go

When Buying Motorcycle Boots Safety Takes First Place Over Fashion
how to lose weight fast which clothing work with regard to for curves

Attractive Rosenthal’s Product in Etabletop
quick weight loss change a apparel development from doll proportions

Authority Formula Review And Bonus Offer
snooki weight loss Instead of a short term fad

Types of Jobs in the Fashion Industry
weight loss tips No one can trust Ebay

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email