Yazar arşivleri: Gunes Demirel

Gunes Demirel hakkında

Yazmak benim için bir tür terapi...Daha rahatlatıcı bir şey olamaz benim için...Yakında "Şimdi Benimsin" adlı kitabım çıkacak...Amacım bunun peşi sıra diğer romanlarımında basılması....

Yeni yıla bir kala…

Yeni Yıla Bir Kala
Yeni yıla bir kala, içinde bulunduğumuz yılla hesaplaşmamızı yapalım istiyorum.Ta en başından , sona kadar , aklıma gelen her şeyi sırayla döküyorum kaleme….Sonra birbirine zıt anlamlı iki başlık atıyorum başka bir kağıda…
“Hüzün” ve “Sevinç” diye…Her olayı puanlıyorum kendimce…
Ve en sonunda görüyorum ki, bu yıl beni hüzün teslim almış…Doluyor gözlerim istemsizce, fakat buna da şükür diyorum yine.Her acıyı en baştan andım.Sevinci de öyle…Hesaplaşmam bittiğinde ise, geriye yaslanıp derin bir nefes bırakıyorum.Sessizce vedalaşıyorum 2011 ve son iki gün kala benden aldığı Meloş’umla…
Huysuzluğunun ardına sen hüznü gizledin,
Yalnızlığın acısını ise, gözlerine kilitledin.
İkisini de bir tek ben gördüm,
Ses etmedim, gördüklerimi bende gizledim.
Sana bir sürü şakalar yaptım, her seferinde gülüp geçtin….
Başkası yapsa canına okurdun oysa,
Deli kadın, kıyamıyorsun beni paylamaya….
“Off Güneş, rokoko yaptım gel hadi.” Diye elini sallıyorsun.
Seni bu kadar sevdiğimi bende bilmiyormuşum,
Asonsöre tam bineceğim sırada ,düğmeye basışın,
Benimde sinirle kala kalışım geliyor aklıma…
Ve yine bu sabah asansörün önün de etrafa bakınıyorum,
Yoksun…. boğuluyorum hıçkırıklara…
Seni çok seviyormuşum Meloş’um….

Tamam , kabul ! Bunları yazarken de ağlıyorum.Ama vedalaşıyorum öyle değil mi? Dolayısıyla bu da çok normal….
Sonra başka bir nefes daha alıp, yeni yıldan ne istediğimi düşünmeye başlıyorum.Bu sefer bir çok şey isteyeceğim her yılın aksine…..Sağlık tabiî ki, sonra huzur, mutluluk…Ama daha fazlası da var…hayatı doyasıya yaşamak, cesaret, ardı ardına çıkan kitaplarım olsun istiyorum…
Sonra etrafımda bir çok sevenim, sevdiğim olsun….İyilik olsun, güzellik olsun …Para olsun, aşk olsun.Ailem hep yanımda olsun.
Bunlarla kalmayacak istek listem, düşündükçe , aklıma geldikçe isteyeceğim.Eee daha ne olsun?

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email

Utanıyorum

 UTANIYORUM
Hafta içi, oldukça yoğun süren bir iş temposundan sonra, hafta sonu da ev işlerine kaptırıyorum kendimi. Saat ikiyi gösterdiğinde ise, eşim ve kızıma şöyle bir bakıyorum.Bugün dışarı çıkmaya hiç niyetleri yok.Ama benimde tam aksine, nefes almaya ihtiyacım var.Kapalı alanlarda bulunmaktan sıkıldım.Biraz dolaşıp, kalabalığa karışmak iyi gelecekti.
Havanın soğukluğuna aldırmadan, atıyorum kendimi dışarıya….Biraz alışveriş yapıp, sinemaya giderim belki, diye düşünürken, tamamen bozulan ruh halimle eve geri döneceğimi nereden bilebilirdim.Güya, hazır eşim ve kızım tarafından azledilmişken,günün tadını çıkaracaktım.Arabayı park edip, dışarı çıktığım gibi bacağıma bir çocuk yapışıyor.İlk an neye uğradığımı şaşırıp korksam da, sonradan fark ediyorum minik bedeni….Elindeki selpakları sallayarak “Abla ne olur al” diyor, incecik bluzuyla vücudu nasıl da titriyor.Yüzü kızarmış, hasta olmalı , burnu akıyor üstüne…
Tanrım! Ya o gözler…Ömrü hayatımda, ben öyle güzel bir renk görmedim…Yeşil mi, mavi mi belli değil…İçine sarıyı karıştırmış üstelik yaratan…Ne yapmalıyım senin için? Alalım bakalım birkaç selpak…Ama çözüm mü bu? Sizi bu soğukta, çalıştıranlara daha da bal ,kaymak olmaz mı? Saçlarını düzeltip, arabanın arkasında tedbiren tuttuğum, kızıma ait hırkayı üzerine giydiriyorum çocuğun…Ne fayda ki ? İnsanlar acısın diye, çıplak çıkarmıyorlar mı , bu çocukları zaten….Birazdan yine soyunduracaklar.
Hadi bakalım Güneş Hanım, git de şimdi kendine alışveriş yap, hangi vicdanla yapabilirsin..Sinemaya gidip film seyretmek ,ne haddime bu moralle ….Beynim de hep bir düşünce, duaya dönüşüyor.
”Allah’ım ne olursun, kızımı büyütebilecek kadar ömür ver bana “ Tıkanıyorum….Dışarı çıkmak kötü bir fikirdi sanırım.Derin bir nefes alıp, arabaya biniyorum….Acizce ! O çocuk için hiç bir şey yapamadan !
Onlar ,sokaklarda yalınayak, titreyen minik bedenleriyle gezerken, ben ayağımdaki çoraptan, ayakkabıdan utanıyorum! Gözlerindeki masum ışıltıyla, yüzüme baktığında ise, insanlığımdan nefret ediyorum! Niye bu kadar kötüyüz biz? Neden hiçbir şey yapamıyoruz ? Hemen evime doğru, dönüş yoluna geçiyorum.Bir korkağım ben! Onu orada bırakarak, sıcacık yuvasına dönen bir tırsak…Üzülmek neye yarar ki…Benim gibi milyonlarca korkak varken.

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
bazigunler

Bazı günler

Bazı günler, hiçbir yere sığamıyorum….İçimdeki öfkeyi zapt etmek, ne mümkün…Yaptığım hiçbir şey fayda etmiyor…Bana bağırıp çağırdığı zamanlarda, neden suskunlaştığımı ,açıklayamıyorum kendime…Halbuki, ne çok cümle var söylenecek…

Korkuyorum galiba….Bir kaybetme korkusu gelip çörekleniyor yüreğime….Ya büyürse basit kavgalar, ya bir an da çekip giderse ? Oysa ki, altta kalanın canı çıksın deyip, savursana tüm hamlelerini….Vursana yerden yere Onu ! Sen sustukça, O daha çok şımarmıyor mu? Kendini dünyanın en haklı vatandaşı ilan etmiyor mu? Anlatsana, nasıl da bencil ve şımarık biri olduğunu Ona.

Önceleri böyle değildim esasında…Ne zamanki bakışlarını gördüm, o an dalga dalga boğulmaya başlamıştım işte….Bir poyrazdı ki, esmeye dursun, çoktan kaybolmuştum bir yerlerde…..

Eni boyu tamı tamamına, tüm hücrelerimle aşıktım…Aşk kendini unutmak demek miydi…Aşk alev alev yanıp, kül olmamak demek miydi…Yoksa aşk, kanat çırpıp ,mavilerde uçmak demek miydi…Aşk anlatılmaya kalkılırsa çok şey demekti elbet…Anlatana göre başka hal olup,dinleyene göre başka bir hal, olur muydu aşk ?

Oluyordu işte…İnsandan insana, gönülden gönüle değişiyordu aşk…Beni sessiz bir kediye,  Onu da bir aslana çeviriyordu.Sabah ki, bağrışının ardından mesaj çekmiş mesela…”Affet , haksızdım.Seni çok seviyorum” diye…

Ve sevmek…Ne güzel şeydir, sevgiyi yürekte beslemek. Hoş, tüm hücrelerine işleyince sevgi…Affetmeyi de biliyorsun, af dilemeyi de,  fakat, kırmadan, dökmeden, parçalamadan olsa keşke…

Sabahtan ,sığamıyordum ya hani hiçbir yere…Mesajı gördükten sonra, pamuk  kıvamına dönen bu kalbe sinir oluyorum….Biraz da küs, tavır yap be kadın! İki cümleye, eridin ve unuttun ne varsa…Üstüne bir de sevdiği yemekleri yapıyorsun, çok da hak etmiş gibi…

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email