Yazar arşivleri: Hanife Erciyas

Hanife Erciyas hakkında

Güzel Atlar Diyarı” Kapadokya’dan, sırtlanıp bütün hayallerimi İstanbul’a geldim, sene 2007.. Amacım çok isteyerek okuduğum İngilizce Öğretmenliğini icra edebilmek için KPSS sınavına hazırlanmaktı.. Pek çok eğitimcinin göreve başlama aşkı ile yandığı fakat bir türlü KPSS engelini aşamadığı güzel ülkemde, ben de iki denemeden sonra öğretmenlik arzumu sarıp sarmalayıp dolaba sakladım. Yeni bir başlangıcın ilk adımıydı bu vazgeçiş.. İstanbul’a gelişimin ilk günü tanıştım AcerPro ile.. Bana olan güven ve destek ile her gün yeni bir şey öğrenip, içimdeki pazarlama yeteneğini açığa çıkardım :) O gün bugündür de, keyifli bir yolculuktayım AcerPro ile.. Şimdi internet pazarlama konusunda başarılı stratejiler kurgulamak, fayda sağlamak adına hummalı bir çalışma içerisindeyim. Bir taraftan da hayattan bir nebze daha keyif almak, biraz paylaşmak, hayatımızdaki önemli ama yitirmeye yüz tutan değerlerin farkındalığını artırmak için çabalıyorum..

cocuk-olmak

Hep Çocuk Kalmamalı İnsan..

Büyümeli bazen insan, hep çocuk kalmak başkalarına haksızlık gibi birşey..

Çocuk olup tolerans beklemek, hep almak hiç vermemek..

Yok yok olmaz öyle, çocuk olmak güzel şey elbette ama, çocuk kaprisi yapmak düşünmeden konuşmak yaralar karşıdakini..

Çocuk olmanın heyecanını, neşesini yansıtmak, uzun uzun kahkahalar atmak, koşulsuz sevmek, küçücük şeylerden mutlu olmak  ne güzeldir oysa.. Hayat o zaman daha anlamlı daha yaşanılır olur..

Çocuk tarafı hep köşede tutmak, karşıdakine de gereken özeni hassasiyeti korumak güzel olan taraf..

Hep sevgiyle kalmak dileği ile..

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
Thinking-Man

İnsan inandığını mı satar, yoksa sattığına mı inanır?

Her zamankinden farkli bir yoğunluk hakimdi ofise.. Çalıma esnasında gelen bır ziyaretçi ile ayak ustu iki laf ettik.. Yazilimciligin ne kadar zor oldugundan ve sonra pazarlamadan açıldı konu..
Enteresan bir giriş oldu; insan inandığını mı satar, yoksa sattığına mı inanır?
Bır fuarda stand açan ve 100 çeşit elementten oluştuğunu iddia ettigi bır kolye satmaya çalışan birisi ile görüşür.. Fuarın ilk gunü kolye ilgisini çeker, fiyatı baya pahalıdir, peki nedir özellikleri, herhangi bir kolyeden farki nedir? Bizimki sorar satici birkaç deneme yapar ama beceremez anlatmayı, fuarın son gunü pes eder..
Biz de kendi aramizda yorumladık..
Ne sattığını bilmeli önce, en ince ayrıntısına, olumlu ve olumsuz taraflarına kadar bilmeli hatta once kendisi kullanmalı..
Satmak ayrı bır meziyettir.. Bazıları gercekten önce kendisi beğenir, kullanır sonra satar.. Guzel bır özelliktir bu, karsı tarafa duyulan saygiyi da gösterir..
Bir diger ornekte ise, ürünün ne oldugu detayları ya da kendi tercihi olup olmadıgı önemli değildir, sadece satmaya kanalize olmuştur ve satar..
Olay aslında bır kolyenin o kadar pahalı bır fiyata satılıp satılamayacağı idi. Elbette satılır dedim, yeterki satan kullansın, özelliklerini öğrensin, karsi tarafin buna ihtiyaci oldugunu hissettirsin..
Önce ihtiyac dogsun sonrası zaten beceri..
Ürünü alan kisi neden o kadar para vereceğini bilmek ister, anlatabilirse her iki taraf ta mutludur.. Yok anlatamazsa satış gerçekleşmez zaten..
İşin özü aslında inanmak ve istemek.. Hangi sektörde olduğunuzun önemi yok. Önemli olan yapılan işin hakkını vermek için araştırıp, inceleyip, planlamak.. Geri dönüşleri iyi takip etmek..
Başarı zaten gelecek..
Sevgi ile kalın..

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
Hayat

Hayat Herşeye Rağmen Güzel

Düşünceler neden yoğunlaşır gecede? Nedendir karanlıktaki o mistik hava?

Gece midir gizemli olan, yoksa insan mıdır geceyi gizemli yapan?

Karanlığın hüznüdür belki insanı cezbeden, cansız bir beden gibi öylece duran. Cesedin kokusu yayılır gibi yayılır karanlığın kokusu, inceden..

Anlamazsın başta, yalnız kalmak istersin, umut beklersin geceden.. bilmezsin aslında gecenin yarayı depreştirdiğini, yalnızlığın insanı kahrettiğini.. Öylece devam edersin yaşamaya, bir zaman sonra gece olur yaşamın adı, yanlızlık olur. Karanlık düşünceler sarar tüm ruhunu.. işte bütün amaçlarından umutlarından yoksun olan sen anlamaya başlarsın ışığın gücünü, atarsın beynindeki karanlık düşünceyi..

O sırada tüm ihtişamı ile güneş göz kırpar koca bir dağın ardından kırparcasına.. O mistik hava uçar gider, her şey yeniden başlar ve anlarsın ki hayat her şeye rağmen güzel..

25.07.2001

Çarşamba

Tozlu sayfalar arasından bulup çıkardığım bir yazım..

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email