Yazar arşivleri: Kadir Bayata

Kadir Bayata hakkında

#Garipçi

JJJJJJJJJJJ

Belediyenin Bir Otobüsü Bekleme Vaadinde Beklemek

Belediyenin Bir Otobüsü Bekleme Vaadinde Beklemek

Hikayeden Hikaye

Az vaktim vardı ,az gülmem gerekliydi onun için .(evet onun için senin için değil)Merhaba ile başlayan ve elveda ile biten çabuk bir vakit ..Bana olan garezindendi işte bu mutsuz son .

Bu mutsuz vakitlerde bir biletim olsa ceketimin cebinde bir durak boyu yalnızlığım olacaktı, belediyenin bir otobüsü bekleme vaadinde beklemek sadece beklemek olacaktı.

Kıyasıya dövüşmeyecektim kendimle , kıyasıya dövmeyecektim kendimi..Sen gittin gideli ilk oyunum ,ilk kaybetmem bu durakta oldu , kıyasıya kaybettim kendimi..Bu durakta belediyenin otobüs saati vaadini beklemek seni beklemekti.bu yüzden seni kaybetmekti..

Saat kulesi para atmaya gerek duymayan müzik kutusuna dönüşmüşken bu durak hala bana bir duraktı .Davetsiz misafirdim sana gelecek olan ,ellerim ceplerimde kuşatıyordum bütün cepheleri ve bu durağı bakışlarımla.Siyah gözlerinden çok bana dişiliğiyle bakan ,bakmaya çalışan bayan bir türlü bana dişiliğini ispatlayamadı .Ölçtüm ve biçtim milyon defa siyah gözlerin bana daha anlamlı geldi .Günün anlam ve önemine yakıştı yani siyah gözlerin ..Siyah gözlü bayanın dişiliğini ise gözlerimi kısarak sakladım .,Güzeldi yine de bakmadım ,nasıl anlatayım başka ?

Üzerimden hınzır bir bulut geçti ,anlayamadım bulutun yağma atölyesini.Bir bulutu sevmek için yağmur yağdırmasına gerek yoktur.Bir görevi icra etmesi ayrı ,sevmek o daha ayrı bir mevzu.Bir bulut ile şimdiden çiçekler açtı karşımdaki saraylı çocukta.

Simit satan çocuklar baştanbaşa birer simit sarayıydı. Üzerlerinde ki kıyafetleri lüks sayılmasa da simitten kazanılar her on kuruş birer milyondu, yani değerliydi ,yani saraylıydı. O değerde durakta durduğum için değil, bir simit aldığım için değere değer katıyordum için dışım değersizken.
O meşhur ve meşgul çocuk dünyaya satmak istermiş tüm simiterini..
Dedim ki ;Dünya yuvarlak bir simit gibi zaten saraylı çocuk .Kendi şekli öyle,ortası boş onlar deniz,susamlı yeri ise kara.Senin gözleride kara,o kara işte.

Bu değersizlikte belediyenin herhangi bir yere giden lüks bir otobüsü gelirdi. Sadece lüks diye binen yani öyle değer kazanan tiplerden değildim.En bakımsız otobüsler benimdi ,diğerleri hırsızın,zenginin,kimin ise kimin.

Özlemlerden değer kazanırdım eğer ki değerli olmak istersem .İsterdim de ,özleme aşık bu yüreğim özlemsiz kaldığı için bu duraktayım , değer arıyorum bu durakta .
Özleme aşık bu yürek ne açlık bilir ,ne de tokluk.Sadece Özlem bilir hem aç ,hemde tok bir Özlem.

Şu köşede oturan hanımefendi değerli olmalı ,çantası kıymetli bir vahşi hayvandan ölçülüp biçilip ödünç alınmış ,kürkü de öyle .Değerli mi yani ?

Değeri varmıştır bir vakitler, nesli tükenmiş onunda.

Onun değeri yok üzerinden yok.

O kadının yanında ki kirli sakallı ,elinde gazete kağıdı ile kaplanmış zıkkım şişesi olan adam ortaya konuşurken kimse üzerine alınmıyordu , ben dahil .Benim üzerime alınmama gerek yoktu ,çünkü yok üzerinden yoktu..Diğer durak sakinleri eteğinin kısalığına göre üzerine alınabilirdi, keskindi ,sarhoştu ,ancak yok üzerinden yoktu .

Belediyenin otobüs bekleme vaadinde sana gelecektim .İlk durak ,sonra bir durak daha ,sonra birkaç durak yalnızlık bende ki gibi ..Belediyenin bu sonuçsuz vaatlerin de içimde bir kuşku oluşmaya başladı ..Bu kuşkuda bütün hayvan adlarını bana söylemen vardı hayvan ve bitki oyunu haricinde .Yani hayvansal bir duygu bu kuşku.

Yanımda küçük bir izci bitiverdi bir çiçek gibi zamanın ahenginde.Masal anlatsam ona yaşı elvermezdi ,izci idi , marşları küçüklüğümde benleydi ,izcilik ise yok üzerinden yoktu bende.Küçük izci meğer tüm memleket meselelerini biliyormuş ,toprak desen çiçekleri seviyormuş ..Ah küçük izci ah , bu yaşta bu sevda..Var üzerinden hep varsın ..,küçücük bir sevdasın.

Karalamaya çalışan bayan kâğıdı tuttursa güzel bir portre yapabilirdi. Yani böyle bir ihtimal vardı kalemi kâğıt ile buluşturma şartı ile.

Beş liraya bir portre, ucuz canım sudan ucuz , birde çizebilsen sana eski zamanlarda ki gönlümün mahcup isimlerini sayardım sana..Aşklarımı sayardım ta ki o kalemi kağıt ile buluşturana kadar ,sonra susardım ,sen anlatırdın bana mahcup isimlerimi.o karalamaya çalışan bayan dalgın dalgın gazetesini okuyan adama baktı .O bakışta sanki yüzünü ezberledi gazete okuyan sayın bayın .O gazetede ,yüzüde aynı haberleri manşete veriyordu ..O sevimsiz yüze mındar haberler yakışıyordu kendince ..Kendimce ise o gazeteden ne güzel gemiler yapılırdı , ne gemiler batırılırdı .O gemide batmadık ya buna şükür ..Gazeteside ,yüzüde aynı manşetleri veren sayın bay mutluydu mutsuzluklardan . O sarhoş adama nasıl ise bir yakınlık duyuyordu ,sanki o tahrik edici laflarına ek veya ileve yapacaktı bir porsiyon daha..Ancak haberleri hayati tehlikede diyordu sevdanın ..Sevda işinde çıkar çıkmaz tecavüze uğramış diyordu manşet ,nasıl manşetse . O yazının devamında sevda ,aşk ne varsa topyekün insanlık öldü diyordu ..Gazeteciler yalan söylemez doğrudur ,görünen köy kılavuz istemez ..Buydu sanırım karalamaya çalışan bayanın bu adamda bulduğu şey , herhangi birşey .

Yanıma bir hırsız oturdu bu durakta.Alnında hırsız yazan bir hırsız,içi hırsız olan bir hırsız ne kadar değerli olabilirdi ?
Bir hırsızın değeri çaldığı ekmek kadardır.Hırsız işte hırsız bu,ne anlar ekmekten ,değerden.O anlar eşekten ,küspelerden..

Kolanyalı mendil kokusudaki güller diken olmayı başarmıştı çiçekçi kadının kolları arasıda.Gül ve diken suç üstündeydi tanesi on Liraya.On Liralık bir suç,büyük suç ,sevda suçu.Bu suç işlenmişti artık ağır ceza mahkemesi paklar beni yıkayarak..Yıkanmadan paklanmak olmaz.
Hacı amca durakta beklemeden yorululmaz.Hacı amcanın bastonu yağ yakış hali ile ateşleme sisteminin elemanları arasında yüzsüzlük ediyordu.Bir gitse baston ,bir gidemiyordu.”Yenilik lazım” diyordu ,yenilik ;Yeni bir gelinlik,yeni bir gelin.

Bu durakta ne kadar yalnızdım ,hikaye yerine şiir yazsam daha güzel anlatırdım .Ah o şairliğim sana ne desem az …

Belediyenin otobüs bekleme vaadinde beklemek hep geriye dönmektir.

Vaat işte sadece vaat.

Bu vaatlere yok üzerinden yok .

Senin vaatlerinde aynı , yok üzerinden yoksun ..

KADİR BAYATA

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
benn

En Son Periler Terk Ederdi Bu Periden Doğan Aşkta

En Son Periler Terk Ederdi Bu Periden Doğan Aşkta

 

Hikayeden Hikaye Serisi

 

 

En son periler terk ederdi bu periden doğan aşkta ,periler bizden önce kaçıp gittiler.Kırılgan bir ışık süzgecinden geçen minik renkli periler..Bir nokta idi onların  büyüklüğü ,ancak korkardık karanlık olmasın diye ,gündüz uyumasın diye ..Bir gün yanıma geldin , mutluluk ve hüzün arası  içimde ki erkeği buldun ,iyi de yaptın fikrimce ..İçinde ki kadının beni bulduğu ilk anı vücut ölçülerine saymıyorum , güzelliğine sayıyorum her takvimin ilk gününde..

 

Perilerimiz bizi ağır ateşler içinde bayıltmak ve ayıltmak ile görevliydi..Kimine ilham perisi gelir yazar , çizer..bizim perilerde gelince işte öyle..

 

Yokluğunda makbuldü periler, vakit geçirmek için bir unsurdu, ya şimdi?

Şimdi ise gülün kırmızılığını saklayabilecek bir unsur oldu periler .Çok kıskanç olmalarından ötürü ne yanına yaklaşabiliyordum , ne de içinde ki kadına .Aklımın içinde bir sürü dolan baçlı anı , kendimi deli gibi hissediyordum  ,sana göre deliriyordum .İkimizin de teşhisi aynıydı bu duruma .Teşhis bu duruma çare olamıyordu .Gerçi bu durumda perilerin bize teşhis koyması daha önemliydi.Sanırım onlar için biz musallatın ötesiydik ..

 

Ellerinde ki kına bir gülü anımsatıyordu. periler bunu keşfetse inan ki o gülü kıskanırlardı. Şans bu ya içim, fikrim sendin. o gülü de sadece ben gizli gizli hayallerim de süslerdim. Şansım yine de şans, şansım yine de mutluluk.

 

Perilerden kurtulmam gerekliydi , ben de yaktım elbiselerimi .Ancak böyle olmuyormuş işte .Periler bit değil ki..Ve neden sonra en ağır lafları söyledim perilere ,kulağımda ağır bir intihar çınlamasından başka bir olay gerçekleşmedi..Renkleri hala kurnaz renklerdi ,siyah ,kırmızı ,yeşil ve bir başka renk ..Gönlümün rengi sadece sendeydi..

 

Seviyordum seni , iki deliydik , psikolojiktir.

Benim gördüğümü sende görüyordun ,itiraz etmiyordun perilere ..Demek ki sende biliyordun daha önce onları .Ben tanımak istemedim onları hiç . Alt tarafı peri onlar, sen ise kadınsın, bir yanın melek, bir yanın şeytan, o kadar olur yani, itirazım yok!

 

Periler bizi bırakmıyorsa biz gidelim mavilik olur Ege de ,derin sularda kin olmaz ,yani onlardan hiç olmaz .Şu içimizin yani bende ki erkekliğin , sende ki kadınlığın kirinden arınırız o maviliklerde.Tek  derdimizde mavi olur , onların rengini görmeyeceğim bir daha..

 

Şu kibritin alevi ile ne güzel yanıyor bu ev ,ışıl, ışıl .Perilerde ateş böcekleri misali ateşin bir altından giriyor bir üstünden çıkıyor ..Bir mutluğumuz hariç her şey yanıyor,ne güzel.

 

Ellerimde ellerin yürüyoruz topuklu ayakkabının istikametinde, istikamet mavilik işte.

Yüreğimde mavi olsun Ege de. Bu sahilde için bir başka kadın, içim bir başka erkek,

İşte sevmek.

 

 

En son periler terk ederdi bu periden doğan aşkta ,  biz onları terk ettik.

Bu psikolojik aşkta sadece bizdik,

Az buçuk deliydik, SEVDİK ANCAK…

 

KADİR  BAYATA

 

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
benn

Bal Gibi Aldatmak ( Hijyenik Bir Aşktı )

Hikayeden Hikaye Serisi :Bal Gibi Aldatmak  (Hijyenik Bir Aşktı)

 

Hijyenik bir aşktı ,martılar ağlardı en sonunda , en sonunda güzellik bize uğramazdı .. İtin uğursuzun  başı boştu yüreğinde , elleri boştu , başı boştu  ..Bir onlar terk ederdi, bir sen ..Ben avucunun içinde saklanırdım ,mışıl mışıl uyuyunca yanına yaslanırdım .Hijyenik bir aşktı ,kokusu parfüm ,içi kimyasal maddelerle dolu ,içi temizlik rüyası uykusunda ..

 

Gözlerine bakmama gerek yoktu gözlerinin aynası maksadını söylüyordu, aldatıyordu.  İtin kopuğun belasında yaşıyordu ,bakıyordu ,ediyordu,söylemiyordu ,avucunda sadece ben ..

Hijyenik bir aşktı, kimyasal bileşenleri anlamak istemiyorum, seni anlamak istemiyorum.

 

Dün daha çok sevecektim inan. Ah o dün, kelime-i şehadet  noktasına alıp koydu beni insan bünyesinde olan bir eşya gibi bir köşeden ,bir başka köşeye . O dün beni deli etti, katil etti içimde ki çocuğu öldürdüğümü itiraf edersem.

 

O dün neyim varsa götürdün bir seferde karla karışık. İçin cız etmez mi, o beynin düşünmez mi bal gibi aldattığını? …Bu hijyenik aşkta kaybettik işte, bir an kazanabiliriz gibi geldi bana, zordu kaybettik.

 

Şimdi avuçlarında saklanmıyorum , uyuyunca yanına yaslanmıyorum .Yokum artık bu hijyenik aşkta .Bu hijyenik ortam nasılsa kahreder birilerini ..

 

Dündü  , neslim tükendi , sabrım tükendi , yüreğinde ki it kopuk tükendi..öyle sanmak istiyorum bir sabaha uyanırken .Öyle ya bal gibi aldatmak var en kötüsü bu işin sonunda .

 

Dündü başlarken bitirmiştik bu hijyenik aşkı , bu aşkla beraber hijyende gitti ..artık ne kokacak , ne de akacak damımız ..kimle , nasıl başlarız ?

 

Gözlerin nasılda acıkmıştı, aç bir yırtıcı memeli misali doyma niyetine girmeden sadece açtın, doysun gözün artık, sevmesin o ite kopuğa meyilli yüreğin.

 

Çok çok renkliydi gözleri, yüzünde meymenet kırıntıları ve sen. çok çok mutluydunuz, çok çok açtınız, acıkmıştınız. Elden ayaktan düşmeden ayaktaydınız, demem o ki aldatmaktınız.

 

Hijyenik bir aşktı, kusuru yaşlanmaktı. Peri kızı bile olsa kadınlara güvenmiyorum. İlham perimi boşadım dün. Hijyenik bir aşktı kokusu içime sinmedi yine de .

 

KADİR   BAYATA

 

 

 

 

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
benn

ADI : Hülya veya Rüya ( Hikayeden Hikaye )

Hikayeden Hikaye :

Kevgire Dönmüş Mutluluklar İçinde Yazın Sarhoş , Kışın Nahoştum(hoş olmayan) , Ancak Yaşadım , Hülya ve  Rüya Arasında  Tanıdığımı Hiç Zannetmeden ,İyi Günde Veya Kötü Günde Demeden İçimin Düş Hanesinde , İçimin Kevgirinde  Yaşadım Yaşayabildimse  ..Bu kevgirde şerefli  mağlubiyetler aramak ana fikrimdi  en anasından , en babasına.Yaşlanmak ana fikrimdi en anasından,  en babasına..

Tekil zamanlarda  masumiyetimde ki yalnızlık , çoğul zamanlarımda ki hırçınlığı darmadağın etmekteydi .Suç kimdeydi ?O içimde ki tekil yalnızlık yok mu ,o işte gün gelip Samanyolu nu toptan düşürmüştü.Demem o ki sokağımız bir enkazdı ..Camdan bakan bir kızdı içime bakan , sokağımız bir enkazdı .Toplamak ve süpürmek bize kalmıştı .Camda ki o kızın adı Rüya veya Hülya idi sanırım ..Konuşmaya zaman olsa o isim ihtimallerini sorardım .Pek yakındık camları ve yıkık dökük rüyaları ,hülyaları hesaba katmazsak ..Tekil bir zamanıma denk gelmişti camda ki o kız ..Rüya veya Hülya ..Saçları sırma sırma döküldüğü halde yine toplamak bana kalmıştı .İşin kötüsü ne elde vardı , ne avuçta ..Saçında sadece bir papatya , bende bir dolu papatya ..

Biz tekil zamanların çoğul insanlarıydık ..İçimiz çoktu ,sevgimiz , sevdamız çoğul ,papatyalarımız çoğul .Geride kalan beton parçalarıydı ,tekil zamanlardı onlar .Takvime ihtiyacı olmayanlardandık , Miladımız yoktu ,geleceğimiz vardı kendi kendime gelin ve güvey olmazsam ah ile vah ile başlayan .

Yıkılmış bir şehirden geriye bakmaya kalksaydık atmamız lazımdı kendimizi denize ..Belki de beraberce .Gerçi ıslanmak veya güneşte kurumak aynı şeydi kıyametin ardından .Deniz bu gemilerin bu hezimetine çare bile olamamış , dalgaları hala gemilere doyamamış.Gözü kör bu denize hasret bile atılmaz mecbur kalınmazsa.

Beraber bizdik ,tekil  veya çoğul ..Sokağımız koca bir enkazdı ..Yıldırımlar düşmüştü ..Bu halde bile içimiz başka başlamıştı ,içimiz başka , başka sarılmıştı yaralarımız dahil buna .Ben bir başka sarılmıştım , sarmaşık misali değil , şairin aşkı gibi..Hiç şair görmedim ancak şair gibi işte , şairce .Yıkık dökük bir sokakta bu makbuldür  sanırım .Sevmek bile yıkık dökük , bu sokak gibi perişanlık.

 

Camdan bakan o kız çoğuldu içinde ,bende tekil  ,karnı burnunda bir anneydi .İçi dışı bana söylenmekteydi .Yıkık bir sokakta sadece işimiz gücümüz buydu .söylenmekti ,söylemekti .

Belki de bütün işi gücü bana adını söylememekti .Hülya veya Rüya…Hangisi diye kafamı karıştırmadım ..İki isimde de aynı o ..Şu virane sokaktan bir sağlam ayna çıkmaz ya ,çıkarsa eğer aynada yansıması gibi o , Hülya veya Rüya.Gerçi o virane sokaktan bizden başka çıkan olmamış , ayna mı sağlam kalır. Şu an bir sözlerimiz cesaretli ve sağlam .Savrulan eşyaları bizden beter sanar iken bula bula bir başkasına ait  resim bulduk .Ne güzel çıkmışlardı rahmetliler ,anmak güzeldi onları siyahın beyaz olduğu  bir düğün resmiyle.Komşularımızdı koca evleriyle yerin dibine göçenler gibi .Biz yerin dibinde olamadık onlar gibi .Artık komşu değiliz eski komşularımızla.Bir eski  komşumuzun evinin kalıntıları altından bir fare belirdi ,canlılıktı bu .Bizde ki canlılık belirtisinden farklılığı kendi türünden canlılar bol miktarda olabilirdi .Eğer bu durum gerçekse her yanın fare olacağı  bir dünya ,ne garip .Vakitli vakitsiz fareler ,artık yeni komşularımız onlar sanırım .

Ve o fareler gün gelir krallığını ilan eder ,fareden bir hükümdar ve fareden bir ordu , işin kötüsü bu olur ..Hiç komik değilim sanırım  , bir  palyaçoyu taklit etsem daha iyi idi .(İşin önemli tarafı biz kendimizi taklit ederdik ,başka taklitlere gerek duymadan. Biz kendimizi tarif ederdik her gereksiz tarifte ,taklit ve tarif hep bizimleydi .)

Bu  kırık cam bardakta  kaç tane ıslak dudak hapis kalmıştır kim bilir , ya benim kurumuş dudaklarım?   Ona dudaklarının beni ıslak ıslak öpmesinden gayri çare yok mu ?   Şeker koyup keyfimin üstüne keyif yapsam , karıştırsam bu bardağın kırılmamış halini..Benim dudaklarımda bu bardakta ıslak ıslak diğerleri gibi hapis kalsa…Yok ,yok ,bana hayal etmek yok ! Bulursam sana da bardak mardak yok !

 

Her yer dağınık ,dağıtmışlar toparlamamışlar , olmaz ki böyle ..

Şimdi kim süpürecek bu sokakları? Başka bir ihtimal mi var? Biz işte, tekil ve çoğul, yani tekil .

 

Karnında ki adsız bebek dışarıdan habersiz ,babasından habersiz ..Yine de bizimle aynı hayatı paylaşıyor, bizim gibi bilgisiz .Biz gibi dışarıdan habersiz ,sadece bu yıkık sokaktayız ..dışarısı kıyamet ..Belki de karnında ki o saf ve adsız bebeğin bunları bilmemesi büyük bir olay .Bilmemek böyle vakitlerde çok kıymetli , çok önemli bir hadise .Bir bebek olsam bilmemek isterdim işin gerçeği , bilseydim yanılmak isterdim , yalan ile yanıp kavrulmak isterdim ,bir bebek olsaydım eğer yalancı meme  değil yalanın ta kendisini isterdim emmek için ,yalanı emmek için meme niyetine en yalancısını isterdim ,doymak için .Evet belki de hala yalanı emiyoruz ikimizde şu yaşımızda .Bebek alışamaz yalana bizim alıştığımız kadar ,bu da bir gerçek.

 

Karnında ki bebek gün ve gün  büyümekte ,bizleri duyması , bizleri tanıması anlamına gelmiyor sanırım ..Bu viranede kim kimi tanır ki ..Anne , babası mı ? O anlık bir unutkanlık anı .. Karnında ki bebeğin gibi masumiyeti taşıyabilseydik bizde o kadar saf ve temiz olabilseydik bizde tanıyamazdık bu harabeyi.Seni ve beni tanımazdık . Bebek olamadığımıza göre sadece yıldırımları çekerdik üstümüze bir paratoner gibi , kıyametleri çekeriz üstümüze kötüden başlayan şansımız gibi.

 

Evet o bebek bizimle büyümekte ..Biz gibi ,dışarıda gün ışıdı ,tohumlar canlandı yıkık dökük bu sokakta..biz gibi ..Tekil ve çoğul , yani çoğul ..

 

Bu kıyamet gününde sadece biz kaldı isek insanlığının neslinin devamı için , o zaman kötü ..Biz yeni bir nesil mi yaracağız ? Bir sana bak , bir bana ..Yeni bir nesil yaratmak gibi bir hayalim olsa bakire bir bayan hayal ederdim ..Karnı burnunda bir bayan değil ..Belki de şimdiden kıyamet içimde başladı ..Özür dilerim ..Durup  durup içimi kötülüyorum ,senin suçun yok !Kendi içimde ki , yani kalbime yakın bakireliğime yakışmadı dediğim..İçim bakire ,öyle ise sende bakiresin , kalbine yakınsın dediğim o ..

 

 

Şimdi mevsiminde olduğu gibi tohumlar açtı ..Yedi gün ,yirmi dört saat çalışmakta doğa..Karnında ki adsız bebek  konuşmalarımızdan bıkmıştır ..Konuşmalarımdan diyelim ..Hep ben söylüyorum  ,sen ise bakışlarınla söyleniyorsun ..Adalet işte sanırım bu , kıyamet değil ..

 

Kıyamet alametleri de belirmedi hiç ,bu Samanyolu düşecek yer arıyormuş ..Düşmüş işte , vay be.. İyi ki vicdanımıza düşmedi bu Samanyolu.Ne yapardık kim bilir o zaman .Koca Samanyolu ,ikimizin toplamı kocaman yüreğimizde , halimiz perişandı ..Gerçi şimdi de öyle , bir fark yok ..

Biz evlenip , biz olsak ..Nasıl ederiz ki ..Tüm alışkanlıklarımız en önemlisi musluktan akan su yok ,başka insan yok ..Kara kalem çalışması türünden bir cesaretimiz var, sanırım tabi ki.Cesaretin burada bir yerlerde olması gerekir , gerekirdi .Demek ki ya sende ya da bende veyahut bebekte ..Aramakla bulunmalı .

 

Evet evlendik işte , ellerimiz ,içimiz bir düğün alayından farksız ..Düğün için sıralı araçlar gibi bu yerde ki beton parçaları kilometrelerce ,derin bir sessizlik bir birimize evet diyebilmek için ,büyük bir ölüm sessizliği.Kıyametin ikinci gününde bir düğün ,bizim düğünümüz .Sesimiz sadece bizim sesimiz ..evet , evet sadece bu .Yüzüklerimiz saçımızda ki papatyalardan ibaret ..Ancak eminim ki çok pahalı bir yüzükten milyon kere daha güzel, daha anlamlı .Artık bendesin  , yani hem benim içimdesin ve  ben de senin içindeyim bu yıkık şehrin içinde..İkinci kıyamet , üçüncü kıyamet olsa bile biz biziz ..Biz insan oğlunun  evliliğiyiz . Biz biziz , nasıl desem biz istesekte kavga edemeyiz ,istesek bile küsemeyiz ,biz biziz , evliyiz.ilk gece değil bu biliyorum ,ilk gecemiz olsaydı eğer karnında ki bebek bizden utanırdı ,bende tabi ki kendimden  .Bu kıyametin ikinci akşamı ,bu kıyamet sarılma zamanı sıkıca .Bakire ve güzel bir zaman gelince inan ki başka başka sararım seni , öyle ki içim dışım sen olur .Yeminler ederiz çiçeklerin üstüne ,özellikle papatyanın üstüne ant içeriz ,söz veririz , sözümüz sözdür , karşılığında aşk veririz ..Borcumuz borçtur birbirimize ,borcumuz aşktır  ödenecektir ve ödenmektedir bu ömrümüzün son gününe kadar.

Bu aşkın üstüne saçında açacaktır o papatyalar ,kokun olacaktır o çiçeklerin ..bundan eminim .bu güzelliğin bende ki çirkinliği örttü kıyametin bütün çirkinlikleri örttüğü gibi.

Saçlarının  sırma sırma dökülmesi , sarışınlığın vesselam bana yaşamdı .Işıltıların oldu , akşamdı .bebeğim dünyaya geldi sabahtı ..Güne uyanmak gibi uyandık o zaman …Ne tekildik , ne de çoğul ..bizdik , beraberdik .gündük ,güneştik ..beraber ağladık , ilk o ağladı belki de , biz bebeğimize uyduk ..Belki de ağlamak bize de kolay geldi o an .Biz senin için ağladık bebek , sen ise dünya bu mu diye ağladın , evet dünyamız bu bebek , yıkık dökük bir sokak ve biz.Biz ölmeyi beceremedik bebek .Sevmeyi başardık sadece bu .Ve sen ilk adımlarını toprağa atıp toprağı anlayacaksın , kuşlarla konuşup kuşları anlayacaksın ,bizde seninle anlayacağız ve büyüyeceğiz bebek.

 

 

Yıkık dökük bir sokakta tohumlar canlandı ..bizde ..

SOKAĞIMIZ BİR ENKAZDI ..SAMANYOLU TOPTAN  DÜŞMÜŞTÜ ..NE VAR Kİ BU DÜŞÜŞ BİR SON DEĞİL ,BİZİM BİR BAŞLANGICIMIZDI ..

BEBEKTİ , SEVMEKTİ…

Hülya  VEYA   Rüya  ..İŞTE ONU BİLMEKTİ…..

 

 

 

Yazan ,Yazmaya Çalışan :

KADİR  BAYATA

 

 

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
world-peace

Irkçılık ..

Irkçılık …

 

Irkımız rengimizden ibarettir..O renkte damarlarımızda ki akan kandır.Irkı bir ayrımcılık olarak görerek bu ırktan mısın demek içimizde ki veya dışımızda ki insanlık ırkından vazgeçmektir..İçimizde ki insanlık ; Vicdanımız ,damarlarımızda akan kanımız ,sevgiyle atan kalbimiz .dışımızda ki insanlık ; İnsaniyetimiz ,açlığı da tokluğu da gören gözlerimiz .

Evet, ırkımız insanlık ırkı .Bundan hariç bir söz gayri ahlaki olur ..

Neden mi ?

Irkımız yani içimiz ,dışımız insandır ..Adem ve Havva dan doğan çocuklarız..

Sarışınlığımız ,esmerliğimiz ,siyahlığımız , beyazlığımız veya çekik gözlü olmamız kimseyi ilgilendirmez ,bu bir yaşamdır ,ayrı ayrı kıtalarda , kıtalara yürekten bağlılığımız veya toprak yüzeylerinin içten bağlanması , yaşam içindir ..Bizi birbirimize bağlar bu toprak parçaları ve okyanuslar bizi birbirimizden o kadar ayırır..Belki de siyahım..Ellerim simsiyah kömürden ibaret,yüzüm siyah,alın yazım beyaz  , ellerim siyah ,alın yazım beyaz ,Belki de Afrika ana vatanım ..Denizde bir adada doğum günüm oldu ilk belki de ,belki de doğduğum ,doyduğum  topraklar Çin sınırında ,çekik gözlerim var ,belki de bir sömürge ülkesiyim ,aldılar bizi getirdiler bir vakitler ana vatanımdan yabancı  bir vatana .Yüzümün rengi ,yani renkler  farklı sadece bu. Alın yazım beyaz, yüreğim ,etim ,damarlarımda akan kanım hep aynı , sevdalarım da öyle. İnsanım namerde baş kaldıran ..İnsanım kula kulluk etmeyen ..İnsanım ,ırkım insan ırkı ..

Beyazım ,insanım ..Siyahım ,insanım ..Çekik gözlüyüm ,insanım ,Sarışınım insanım ..Irkım insan ırkı.

Şarkılar çalarız hep bir damardan , Türkülerimiz vardır ,halaylarımız vardır ,tamtamlarımız vardır iştahla çaldığımız ..Bakışlarımız vardır açlıktan bakar veya bakmaz .Bakışlarımızda tokluk vardır doyuncaya kadar yemek yeme mevzusu olan ..Açlığımız ve tokluğumuz aynı .Yani hep aynı insanız bazen aç , bazen de tok ..Açlık ve tokluk ..İnsanız , insan ..

 

Belki de siyahım ..Bir başkasının ifadesinde zenci, belki de Anadoluluyum ..içim dışım sevda olan ..Bu kimseyi ilgilendirmez .Teninin rengiyle suçlamak ,suçlanmak ..neyin suçu yani ..Renkleri suçlamak kolay ,ya insanlığımızı suçlamak ..Kendimizi mahkum etmek birilerine bu işe gönüllü kılmadan ..Bu Irkçılığa gönüllü sayanlar kendilerini mahkum etmeli bir daha konuşmamaya ömür boyu..

 

Irkımız kanımızın rengi al kırmızı  , ırkımız  insan ırkı …Bizleri bağlayan neler yok ki ..

İçimizden aşk ,içimizde ki meraklı bekleyiş..Bu bekleyiş belki de ana karnında ki bir bebek ..yeni umutlarla..

 

Evet, ırkımız insanlık ırkı.Irkımız kanımızın rengi al kırmızı. Adem ve Havva dan doğan çocuklarız .Dağlar ,tepeler ,kentler hep ayrı ancak biz hep aynıyız..Marifetimiz sevmek ..marifetimiz içimiz , marifetimiz insanlığımız ..Marifetimiz insanlıktan çıkmamamız ..

Marifetimiz ayrımcılık değil ..

Renklerde kusursuzluğu aramaksa ırkçılık boşuna aramaktır..Rengin kusuru vicdanda yaradır , vicdan hastalığıdır  ,kokmuşluktur ,insan bedeninde çürümesidir kalbin ..

İşte bu nedenlerden dolayı ve daha önemlisi insan olduğum için ;

İnsanlık ırkına mensup olmaktan gurur duyuyorum…

Yaşasın insanlık ırkı …!

Yaşasın insanlık ırkı …!

Yaşasın insanlık ırkı …!

Yaşasın insanlık ırkı …!

Yaşasın insanlık ırkı …!

KADİR  BAYATA

 

 

 

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
-madimak-oteli-

!!! MADIMAK !!!

Allahü  Ekber sesleriyle inliyordu Madımak,

Takvimler geri gitmişti,

Aynı böyle bir şeydi karanlık çağda yaşamak.

 

Bir ateş yandı,

Yürekler yandı,

Madımak’ta insanlık diri diri yandı.

 

Takvimler geri gitmişti,

Aynı böyle bir şeydi karanlık çağda yaşamak, yaşatmak.

Allahü  Ekber sesleriyle inliyordu Madımak,

 

Madımak ise o yer ve şairsek,

Korkmuyorsak, ateşler içinde de güle biliyorsak,

Adımız biliniyorsa, dışarıda bağıra bağıra haykırılıyorsa

Ve gece ise cellâdımız dışarıdakiler değil de Azrail ise,

Canımız burada teslim olsun yüce Allah’ a.

 

Allahü  Ekber sesleriyle inliyordu Madımak,

Bilmezlerdi, Müslümanlık değildi canı bedenden ayırmak.

 

Oyunlar oynuyordu çocuklar taşla, ateşle,

Kadınlar yani emektar, doğurgan kadınlarımız kocalarını Müslüman sanıyordu,

Övünüyordu infilak eden yüreklerle,

 

Sivas yanıyordu,

Ateş Madımak’ ı sarıyordu,

 

Allahü  Ekber sesleriyle inliyordu Madımak,

Bilmezlerdi, Müslümanlık değildi ölüm diye bağırıp ateşler yakmak.

 

Yanıyordu şiirleri eğip başını izlemekle yetiniyordu,

Eli kolu bağlıydı bir vakitler kitapları yasaklanıp meydanlarda yakılıyordu,

Saçı tutuşmuştu yanmadan önce bedeni,

Ölüm arkadaşlarıyla tekrarladılar yeminlerini,

Böyle bir veda yaşarttı gözlerini.

 

Korku misali,

Milyonların yüzüne atılmış bir tokat misali ,

Uyku misali gözlerini kapattı,

İnsanoğlu sessizliği o an yarattı ..

KADİR   BAYATA

 

(yangın yeri  sayfa 150 _ 151)

 

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
atomic bomb ever used

Ne zaman şair olsam Hiroşima’da bir çocuk olurum.

Ne zaman şair olsam Hiroşimada bir çocuk olurum , atom bombaları düşer amerikan yapımı ,amerikan usulü barış düşer gökten al kanımı içmek için ,

Ne zaman şair olsam içimde ki o çocuk ve ben uzanırım  çiçeksiz , yeşermekten habersiz o toprağa  ölmek için ,

 

Al   kanımı içmek için bu yol zor yol ..amerikan usulü atom bombası ve donanması barış için ,

Ne zaman şair olsam mürekkebim kan dolar ,ellerim yok olmuştur o an ..

Hiroşimada bir çocuk ağlayamaz al kanında ki yasından ,

 

Ne zaman şair olsam evde olamam ,bekleyenim olmaz ,sevenim olmaz ,olamaz.

Ne zaman şair olsam kalemim yüreğim kadar kanamaz , kanayamaz.

 

Ne zaman şair olsam içimde ki bu yalnızlık küfreder,

Ne yazık ki Hiroşimada o çocuk , ben ve on binler öldüler ..

Kadir Bayata

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
dunya-ay

Biz Dünyayı kurtarmaya geldik onlarca sefer , Onlarca şuursuz kişi ,

Biz Dünyayı kurtarmaya geldik onlarca sefer ,

Onlarca şuursuz kişi ,

Şiirler söyleyip ,avuç dolusu şiiir satacaktık

Su gibi ,ekmek gibi ,

Biz bu işi başaracaktık ,

Biz Dünyayı kurtarmaya geldik onlarca sefer ,

Onlarca şuursuz kişi ,

Göç mevsimi başlaman biz göç edecektik ,

Göçmen kuş misali biz bulutlara ,

Biz hep yaz geçen mevsime gidecektik ,

Biz Dünyayı kurtarmaya geldik onlarca sefer ,

Onlarca şuursuz kişi ,

KADİR   BAYATA

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
Tiyatro-surat2

Mevsim Tanışması (Bir Çocuk Oyunu )

Mevsim  tanışması_Bir Çocuk Oyunu

Yazan :KADİR BAYATA

 

 

Sonbahar , kış ,ilkbahar ,yaz ve çocuk

 

Sonbahar

_Ben geldiğim zaman şemsiyeler çıkar ortaya renkli ,renkli ,yağmurlarım yağar ilk baş ılık sonraları soğuk ..Ben sıcak aynı zamanda soğuk bir mevsimim .Bahar olsamda adımın önünde bir son vardır ..sonbaharım ben .

Kış

_Ben yeni yılla birlikte gelirim .Ben gelice sonbahar gider

Daha gitmedin mi son bahar ?

Beyaza boyarım bir ressam gibi tüm renkleri , kardan adam olurum en büyüğünden ,en küçüğüne ,burnumda bir havuç ,kışın en yakışıklısı ben olurum ..

_Çocuklar beni çok sever

İlkbahar

_Ben gelince kış gider  ,yine gitmemiş bak !

_Gitmese bile mevsim artık benden sorulurur..Biz  dört mevsimiz.

_Ben ile başlar yaz ,güneş saklandığı dağın arkasından çıkar ,kuşlar sesine kavuşur her telden çalarlar ,özlemle kendini gösterir o büyük dağın arkasından .

Deniz başlar kokmaya ,çiçekler ben ile başlar hayat bulmaya ,yeşerir toprağa değen her yer.. bir ağaç bende çiçek açar ben o ağaçtayım işte ,ılık yağmurlarım yağmaya başlar ,yağar sizin için ..tarlalar , çiçekler sulanır ,yeni bir hasat vakti yani ..ben ile başlar ..

Çocuk

_Aman düşme.mevsimlerden biri eksik kalır

Yaz

_Sıra bana daha çabuk gelir belki o vakit

Yaz çok sabırsız ,hemen sıra gelse diye bakar kendine .söz sırası gelmiştir mevsimi olmasa bile

 

Yaz

_Sıcağım ben ,eldivenler ,bereler kışta kalır beni görünce

_Ayıptır söylemesi benden korkar mevsimler aramızda kalsın ama …Yaz gelir okullar tatil olur ..Ege de bir sahil bizi bekler,balıklarla beraber bazen denizdeyimdir ,ben  ısıtırım o kara kışın üşüttüyü suyu ,sabah erkenden güneş görür tabi ki mesai saatler içinde sizleri ısıtırız berbarce ,güneş benimledir..

Ben gelice  tüm mevsimler gider .sokaklar ,insanlar yaza benzer ,yaza bürünür ..her yaz Ege de bir sahile aşık olurum ..denizn mavisi bendendir ..bir ışık saçarım deniz coşar .ışıklarım gündüz olur ,aydınlık olur ,sıcak olur .içim dışım sıcaktır benim .içim dışım aydınlık ve çocuk .

Çocuklar en çok beni severler bu yüzden

Çocuk

_Tanıştığımıza memnun olsdum ,bende çocuk

 

_Hem sevecen hem de sevilen ,kırmızı yanaklı al al bir çocuğum ,yanaklarımm kışın soğukluğu ,saçlarım yazın sıcaklığı ,sarışınlığı

 

_Sen kış nerden geliyorsun ,nereye gidiyorsun böyle ?Dört mevsim var nereye gidip ,nerden gelirsin söyle ?

Kış :

_Karımı ve kışımı gerekli olan yerlere taşırım sırtımla ,beni çağırırlar zaten

_Biz dört mevsimiz…

Yaz

_Çocuk sen söyle hangimiz daha neşeli ve eğlendirici ,kiminle  oynarsın öyle  güzel ve hasta olmadan ?

İlkbahar

_Tabi ki ben ile

Sonbahar

_Tabi ki ben biraz yağmurluyum o kadar ,yağmurun kokusunu kıskanmayın arkadaşlar

Kış

_Karın lapa lapa yağmaasını hanginiz yapabilirsiniz ,en güzel mevsim benim ,kışım

Yaz

_Sıra yine bana geldi ,bu sefer mevsimim geldi

Parkta oyun oynamak ve salıncakta ,terlemeden tabi ki,anneleriniz peşinizden koşar ,siz önde ,en güzel mevsim benim yani

Ben varsam bol bol su tüketirsiniz ,kışın ise o faydalı suyu içmemezsiniz ,içiniz üşür ,ya bende uyanırsınız bir sabah vakti güneş uyandırır sizi ilk ,

İlkbahar arkadaşımdır benim ..o benim habercimdir

Kış

_Benimde bir habercim var ,o da sonbahar

Sobanın başında kestane yemwek ,bazende kahvaltı etmek benim sayemde hep ,

Camdan güzel bir manzara izlemekten ötesi olamaz ,

Çocuk

_Hımm  tamam , tamam kavga etmeyin ,dört mevsimin tümüde bizi için faydalı ,ne güzel şeyler öğrendim bugün sayenizde sonbahar ,kış ,ilkbahar ,yaza, teşekkürler hepinize

 

Kışın üşüsemde karı seviyoprum o kışın karını ,

Yazıda çok seviyorum ,güneş içimde sanki o an ,sevinçle kalkıyorum sabahlara ,

Sonbahar ve ilkbahar sizde benimlesiniz yılın belirli zamanlarında sizinle oynuyorum ..

 

Dört mevsim birbirini itttirmeye başlarlar ,ancak sıraları bellidir ,hangi mevsim olacağıda bellidir ancak bir kargaşa olur ,

Kış yazla yer değitirmeye kalkar ,mevsimlerin dizilimi son bahar ,yaz ,ilk bahar kış olmuştur ..

Çocuk

_Mevsimler benim bildiğim ilkbahar ,yaz,sonbahar ,kıştı şimdi ne oldu ?

_işte kış değilmi yazdan aceleci ,böyle olmaz ki

Kış

_Neden olmasın ,böyle daha yakışıklı olduk .

Yaz _

Bende beğenmedim sen kış ilkbaharla yer değitir bence

Çocuk

_yaaaa kızdım şimdi

Kış

_Tamam kızma ,biz olduğum sırada duralım ,zaten mevsimlerde yer değiştirmez hiç

İlkbahar ,yaz ,sonbahar ve kış

İlkbahar

_Şaka yaptık 1 nisan

Kış

_Bende de 1 ocak var ne olacak

Yaz

_Bende de bir şairin doğumu var 16 temmuz

Çocuk

_Çok mevsim gördümde dalga geçen bu kadar mevsim görmedim

O zaman oyun vakti

Kimde daha fazla balon var bilin bakalım ,

Kış

_Tabi ki çocuklarda

Ve seyirciler ile oyun başlar

 

Kış

_Size kar topu atmak isterdim ..ancak kısmetsizlik işte ,bu kış hazırsız gelmişim ..bir daha ki kış kar toplarım sizde bilin ,

Beraberce burda kardan adam bile yapabiliriz ,neden olmasın ..

Yaz

_İlkbaharım gelir o yaptığın kardan adamların erir yavaştan ..kötülük için değil ,ilkbahar işte ..mevsimler özlemle beklenir ve gelir kapınızdan ilkbahar ..

Hani nasıl Noel baba evinizin bacasından içeri giriyorsa ,ilkbaharımda öyle gelir ,geleceği bellidir..

İlkbaharım gelir ısıtırım sizi yavaş yavaş ..Ben yazım ..yardımcımdır ilkbahar

Dört mevsimiz biz .,hep geliriz ..

Çocuk

_Bugünkü gibi hep tanışırız o zaman …her mevsim …biraz üşürüz ,biraz ısınırız sizinle ..

Yağmurlarınızda su birikir barajlarımıza ,kuraklık kalmaz ..

Türkiye Cumhuriyetindeyiz..Dört mevsim hep bizimle ..

Afrikada ki kardeşlerimiz  yağmurun ,karın farkında değil ..onlara uğramaz mısınız ? Su olmadan kuraklık yaşanır ..

Kış

_Biz her kapıyı çalmak isteriz ,bu yaz yok mu ,baen kapıları bize kapatır ,giremeyiz sonbahar ve ben ,ilkbahar yazı getiren yağmurlarını getiremez ..

Yaz

_Bazı kıtalarda benim hükmüm geçer , bazılarında ise kışın hükmü geçer ,kimi ülkeler güneşi nadir görür ..yani bunda bizim bir suçumuz yok

İlkbahar

_Evet haklısınız yaz ve kış

_Biz hep arada kaldık ,ancak habercisiyiz mevsimlerin ..biz gelmeden yazda gelemez ,kışta..,

 

Çocuk

-_Aynı anda dört mevsimde gelemez değil mi ? Hem kış hemde güneş daha yakışıklı olursunuz ..

Yaz

_Sıramız var ,biz dör mevsimiz ,dört kardeşiz yani ,dört sevgi dolu mevsim ,dört gelip ,giden mevsim.

Her mevsim başkaır ,hüneride ,ıslatmasıda

İlkbahar

_Ben ıslatırım anncak saçınızı yağmura verirseniz saçınızı tararım bir anne şefkatiyle ,ılıktır yağmurlarım ,bir yağarım bir geçerim ..

Sonbahar

_Benim yağmurlarım sizi o sıcak yatağınızda tutabilir ,biraz soğuktur,

Mevsimimin özelliği işte ,ne yaparsın kışa hazırlık ben ile başlar ..sobalarınız kurulmak ister ,benimde vaktim geldi der  bir müddet ..

Çocuk

_Tatili özledim galiba

Yaz

_Çocuk beni  davet ediyor ..siz kaçılın bakalım..

Tatil bende var ,karne heyecanı yaşanır ve en iyi karneler ben ile ödüllendirilir

Kış

_Tatil bende de var ,gerçi her mevsim değil her hafta var ..Cumartesi , Pazar ..bir hafta 7 gün  ,bir ay 30 gün ,bir yıl 365 gün ..

Yaz

_Unutmamışsın bak ! geçen bana soruyordun ayları ,yılları

Kış

_Çocuk sordu ya ona söylemem lazımdı ..biz onlar içiniz ,onlar bizle güler ,bizle hüzünlenir ,bizimle oynarlar dört mevsim ..

Çocuk

_Yağmurda ıslanmak yerine şemsiye alırım ,kış oldu mu eldivenim ,berem ,atkım ve o kırmızı paltom üşümeden oynarım ,ilkbaharın yağmuru olduğu zaman kokusu gelir burnuma ,koklarım sanki cennet kokusu ,toprak kokar benim içimde ..Yaz mevsimi oyun mevsimi ,bisikletler dışarı çıkar ,çocuklarda öyle .

Oyun , oyun ,evde bilgisayarın başında oturmak olmaz ,dışarıdayımdır ..Bahçemde çiçekleri koklarım ve dışarıdayımdır ..Güneş çarpmaz beni öğle sıcağında durmam hiç ..Öğle vakti yemek vakti anneciğim merak eder o vakit ..Akşamda öyle eve hava karamadan giderim ,yazda olsa karanlık ,bende bir çocuğum ..annem ellerini yıka der ..haklıda dışarıda kumla oynadım ellerim üstüm biraz dışarıdan armağan aldığım kumları temizlerim ,ellerimi yıkarım bol sabunla ,temizlik imandan gelir tabi ki

Yaz

_Aferim çocuk sana , o ellerini yıkadığın su ilkbahar ve sonbaharın sayesinde ..

Çocuk

_Teşekkürler ilkbahar ve sonbahar

İlkbahar ve sonbahar

_Teşekküre gerek olmadığını düşünüyoruz ..biz dört mevsim sizin için ..

Bizde ellerimizi yıkıyoruz ,bizde gittiğimiz yerden toz bulutu ,güneş tozu getirebiliyoruz üstümüze ,başımıza

Yaz

_Olur o kadar ,ben çölde baya zorlanıyorum ..her yer  kum ..

Çocuk

_Ne güzel şehrimizde ağaçlarımız var ..Balıkesir bir başka yer ..yemyeşil ..ağaçları çiçek açar ,meyva yapar bize ..çölde ağaç olmaması ne kötü

İlkbahar

_Evet çok şanslısınız ..dört mevsimde burda ..her damla yağmurumda bir ağaç yeşerir ..ağaçta insanlar gibi su içmese olmaz ,su içer büyür.. dalları gölgeniz olur yaz sıcağında ,sizleri korur

Çocuk

_Bir çocuk vardı gördüm ben ,ağaca kızmış taş atıyordu ..

Sonbahar

_Olmaz ki ,çok yanlış yapmış ,ağaç o da canlı ,çiçekler canlı sizin gibi..

Yani canı acır öyle yapılırsa ,küser ,ağlar siz gidince ,

Yalnız kalmayı sevmez hiçbir çiçek ve ağaç ,bitki örtüsü dahil buna ,

Çocuk

_Biz gidince yalnız mı kalırlar

İlkbahar

_Gerçi yalnızlık değişir biraz..o zaman karımcalar çıkar ortaya ,arılar ,böcekler hem bir arada çiçekler ile birlikte şarkı söylerler ,

Karınca ile Ağustoz böceği gibi ..biliyorsunuz demi bunları ?

Çocuk

_Duymuştum ,karınca  çalışkan ,ağustos böceği keyfe keder..

İlkbahar

_İşte onlar benim mevsimimde dışarı atarlar kendilerini ,parkta bir çimen topluluğunun altında veya yanlarında bulunabilir dikkatlice bakarsanız ..Benim mevsimim işte ,sadece benim ..

Kış

_Benim mevsimimde de yuvalarına çekilirler .ilk bahar gelene kadar kar ve kış yuvalarının kapısını kapatır ..sonra mevsimi gelir erir üzerinde ki karlar ..karıncalar dışar çıkarlar ..

Mevsimlerin güzelliği burda ,her mevsim çocuklar içindir ..

Çocuklar için büyüklere mevsim ,mevsim yok !

Çocuk

-Ne güzel sadece bizim içinmiş ..

Kış

_Kış gelince bütün ağaçları yılbaşından önce veya sonra ben süslerim ,tabi ki bazen geç kalabilirim ..bu yüzden özlenebilirim ..

Yaz _

En çok ben özlüyorum seni galiba

_bazen çalışma saatlerimi ay olarak hesaplayınca uzun gibi geliyor

Kış _

Yine işten kaçıyorsun Yaz ..işten kaçmasan şimdi İngiltere güneş görürdü ,Fransa çöle bürünürdü ..

Sonbahar

_Galiba işimi en iyi ben yapıyorum ..yağmurlarım ,kapalı gökyüzüm hep vardır ..

Çocuk

_o vakit hep senin suçun sonbahar ,uyku mevsimi ,insanın içi kapanıyor bulutlarla ,

Sanki uyku havası senin gökyüzün ..

Sonbahar

_O  da benim hünerim işte ..

Kış

_Kimileri  bazı şeyleri hünerden sayıyor galiba ,öyle hisssettim birden

Yaz _

Evet bencede ,güleyim bari

Çocuk

_Hiç yakıştı mı size ,birisi yanlış bir söz demiş olabilir ..Dalga geçilmez benim bildiğim , okulda öyle öğrettiler elleri öpülesi öğretmenlerim .

Birisinin kusuru varsa örtülmeli hani senin uykulu gökyüzün gibi bir örtü ile..

 

Kış _

Evet gökyününün o örtüsünü iyi bilirim ..baştan başa bembeyaz her ve gök ..yağar karım ..hiç durmaz ..siz söyleyin hiç benzer mi o şimşek çakan masmavi gökyüzüne ?

Son bahar

_Yağmur bitki örtüsüne hayat verir.kuşlar sürgündedir ..o sürgün kuş cennetinde son bulur ..büyük göç başlar ..kuşlar yer değiştirir..o mevsimden ,bu mevsime

İlkbahar

_Yani benim mvsimime ..

Çocuk

_O mevsim şarkılar bestelenir ,iklim değişir akdeniz olur hadi gülümse ..

İlkbahar

_İlkbahar gülüğmseme vakti tabi ..gülümse hadi gülümse ..

Kış

_Şimdi kimin mevsimi bilen var mı mevsim arkadaşlarım ?

Yaz

_Benim değil sanırım

İlkbahar

_Yaz yine işten kaçıyor ..ben hesapladım sıra yaz mevsimindemiş

Yaz

_Ters bakmışındır ,o takvim Ocaktan başlıyor ,milat yani

Kış

_Benim milatım doldu

İlkbahar

_Tamam mevsim sırası bende olsun yine

Çocuk

_Bende olacak değl ya ,sarı saçlı ,denizi seven bir çocuğum sadece ..

İlkbahar

_Şimdi güneş açacak iyi bakın ,içiniz yağmurla ve ben ile dolacak

_Bugün ilkbahar

_Aşıklar meydanlarda miting verecek ,bir gül uzatacak ..

_Bir söz var söylenecek ,o da bahar vakti şimdi

_İlkbahar ..

Kış

_Yine aşık oldun galiba sen ilkbahar ,mevsimindir doğal ..

İlkbahar

_Yine soğuksun sen kış , işte kışşş ,kışşş ..git sen ..

 

_Bu mevsim benim

_Son bahar bir şimşek çak ,ben geldim

Çocuk

_Tekrar hoşgeldin ilkbahar

Her mevsim yeniden tanışıyoruz ..

Yeni bir mevsim ,yeni bir yağmur sanırım

Her mevsim giderken elveda dese ne güzel olurdu ..sizin gibi düşünceli mevsimlerim benim

Kış

_En düşünceli benim sanırım ..hem kış uykusundayım ,hem de yağmaktayım ,soğutmaktayım ..

Uykum geliyor kışları ne yapayım ki ?

Yaz

_Sen uyu evet ,ilkbahar senden sonra çok çalışıyor ..karlarını eritiyor ,çiçek açtırıyor ,

Uyku yok ona ..

Çocuk

_Uykucu bir kış nasıl buldunuz beni siz ?

Kış

_Doğduğun günden beri yanındaydık zaten ..camın dışarısında güneş yüzüne vurur uyandırmak için seni ,kar yağışını seyrederdin daha küçük yaşlarda o zamanda bize baktığını biliyorduk ,

Biz dört mevsim hep seninleydik ,

Sen ilk ağladığında bu baharlar öyle ağladı ki ,hiç sorma sen ağlıyorsun diye ,onlarda yağdı ..ağladı ..

Çocuk

_Düşünceli mevsimlerim benim .

_Artık şimşek çaktanızda en kötü yağmurda korkup uyanmayacağım .  karda yürürken düşersem ağlamayacağım ..oyun oynuyoruz çünkü ..

Kış

_Sen yine karda fazla yürüme ,düşersin baharlar yine ağlar sonra

İlkbahar

_Tabi ki ağlarız ,biz hep yağarız

_Şimdi aramızda bir oyun oynayalım

_Sen hangi mevsimsin diye soralım ..sonbahar mı ,kış mı ,ilkbahar mı ,kış mı bilelim ?

Ve seyirclere sorular sorulur ..

Bahar mevsimi hep birinci seçilir .bahardır çünkü ..yüreği yağmurdan geçer ,ılamur kokar ,anne özlemi olur..

En uzaktaklardan bir davul sesi duyulur ..mevsim değişmiştir artık ,yazdır mevsim ,

Yaz mesaisine başlar ..

Yaz

_Sıra geldi bana ..nerde üşümüş bir çocuk görsem içi dışı ısınır ..kimseyi üşütmeyeceğime söz veriyorum

Çocuk

_İlk kez  söz vererek görevine başlayan bir mevsim tanıyorum

Yaz

_Daha bizi sen çok tanıyacaksın ..

_İlk görevimi yaptım ..dışarıda kalan çocukları ısıttım ,akşamları ise soğuk olmayacak tabi ki ,

Bir çare gibvi geldim girdim kar gibi balkanlardam değil balkonunuzdan usulca  girdim ..

Eviniz yok şise gönül kapınız var hep bana açık ..sıcağım ben ,sıcağa aşık .

Çocuk

_Çocuklar üşümez ise ne kadar mutlu olurum ..bir felaket olur ,bebekler ,çocuklr hep dışarıda kalıyor ..evi yıkılıyor ..Çok ağlıyorum onları görünce ..

Yaz

_Artık ağlama bir çareyim ben ..kış Balkanlara geri döndü bak ,oradan gelmişti zaten ..

Bebekler ve sen artık mutlusunuz..nerde dara düşseniz mevsimler yer değiştirir..

Yağmur lazım olunca baharlar gelir ..çocuklar üşümesin diye güneşi sırtımla getiririm ..sen üzülme çocuk

Küsmede bize ..

Bak şimdi sonbahar geldi ,sıra onda çünkü

Sonbahar

_Sonunda geldim  yağmurlarım yağar artık soğuk bazende ılık ,

Yapraklar saralır ve uçuşur ..gökyüzünde yine ben varım .yağmurlarım toprağı besler .yaz sıcağından kavrulmuştur bitki örtüsü ,onlar serinler ..ben serinlerim ,ben ağlarım ,yağmur yağar

Yaz

_Yine ağlattın milleti,

 

Bu ne hiddet ,bu ne celal ?

Kış

_Benden öğrenmiştir bu hüznü

İlkbahar

_İlkbahar aşkın mevsimi ..karamsarlık değil ..sıra bana gelsinde görün

Sonbahar

_Şimdi icraat vakti ..sen çocuk benim mevsimimi seviyor musun ?

Çocuk

_Mevsimini seviyorumda ağlar gibi yağmanı sevmiyorum ..

 

Yaz

_Sulu gözlü mevsim işte ..

Sonbahar

_Tamam bende az ağlarım .o vakliite yıkanmaz ağaçlar ve doğa . ben geldim mi yıkanma ve temizlenme vakti doğanın ..

Çocuk

_Onu öyle bilmiyordum ..o zaman ağla sen sulu gözlü mevsiimim sonbahar ..Arkamdan ağlama ama ..

Sonbahar

_Çok yağmurum yağdı ,kurudu sanırım bulutlarım ..Ne güzeldir bulutlarım denizin mavisinden daha mavi ,yağmur mavisi .

Çocuk

_Şemsiyeden kafamı kaldırıp yukarıya bakamıyorum ..yani dediğin maviye ..kusuruma bakma

İlkbahar

_Benim gökyüzüm olsa bembeyaz pamuk bulutlarım olurdu ..Araba şeklinde ,tren şeklinde ,bazende o para şeklinde kimine .

Para gözlü olan insanlar bulutlarda para şeklini görüyormuş ,öyle dedi bulut kardeşler ..

Yaz

_Para gözlü  olmak nedir ki

Çocuk

_Ben biliyorum sanırım ..Hani yaz mevsimi olunca ,deniz kenarından yürümek gelir içimden..babamla birlikte yürürken o deniz kenarından bir otele aitmiş o mavi deniz …deniz sahiplimiş ..bence bu konuyla ilgili ..bildim sanırım ..

Yaz

_Bildin ,aferim Çocuk

_O yaz aylarında denizi ben ısıtırım ..o vakit en ısıtmayım bari ,sahipleri ısıtsın bi zahmet ..deniz çocukların ,babaların ,annelerin bir süsü

İlkbahar

_Çok güzel dedin Yaz mevsimi ..denizi ilk baharda hep ben temizliyorum .rüzgarlarım balıkları okşar ,ben temizlerim ..o mavi deniz ve bulutlarım hep benimle ..

Dört mevsimiz biz .sonbahar ,kış ,ilkbahar ,

Kış

_Şimdi mevsim sırası bende ..kış vakti uyku vakti ,sıcacık bir saba

Çocuk

_Bu ne ya dört mevsimide bir anda yaşıyorum ..Hasta olacağım bu kadar mevsim değişirse..

Kış

_Merak etme kar yağar güzel bir manzara olur ..resmini çizmek istersin ,elinde ki kalem bunu ben yapamam der ..yapmazsın sende ..

Kar yağar ben geçerim her ücra köşeden ,en bilindik köşeye ..sizleri izlerim ..kardan adam yapan çocukları çok severim ..beni mutlu eder benimle oynamanız ..ben soğuğum diye benimle oynamazlar diğer mevsimler..bende sizlerle beraber oynarım ..siz kara adımınızı atarsız ,ben üstünüze renk olurum ..

_Akşam oldu mu bazen ateş yakılır bir dağ başında o ateşin yanında ısınmak isteyenlere arkadaş olurum ..onlar ısınır ben eririm onlar için

_Sizin için hiç erimeyecek kar olurum ,kardan adam olurum burnunda bir havuç ,bazenn keskin bir kalem ..

_Sevdikleriniz yanınızda olur aynı oda da ,aynı ateşin başında ..ocak ayında yılbaşım olur ..yıl değişir ..ben biraz durup sonra değişirim bir mevsimden ,başka bir mevsime ..dışım soğuktur ,içim sıcak ..mutlu ederim insanları ..

_Çocuklar benim tek oyun arkadaşımdır

Çocuk

_Kış ayı çok neşeli geçiyor ..çocuk olmak ayrıcalıkmış.bunu anladım ..herşey çocukların yani bizim ..

İlkbahar

_Sevemeyeceksin artık yine sıra bende

_Kar erimeye başlıyor ,çiçekler , kuşlar baharın haberini veriyor ..gerek yok artık davulcuya _İlkbaharda aşık oldun mu hiç şu güğzel çiçeklere çocuk ?

Çocuk

_Çiçekleri kopartmadan bir bir saymaya çalışmıştım ..o vakit bir papatya gördüm ..yapraklarını kopartmadım ..sanki ilk gördüğüm çiçekti ..sadece bu aklımda kalan çiçeklerle ilgili

İlkbahar

_O da birşey ..mesela bu uykulu  kış hiç çiçek görmedi bu yaşına kadar ,

Kış

_Çok çiçek gördüm ancak hep karla kaplıydı..reklerini ben belirledim ..bembeyazdı ..

Yaz

_Bende çok çiçek gördüm ancak ilkbahar kadar değil tabi ki

_Sonbaharda şansına hep kurumuş yapraklar gördü ..ve birazda çiçek ..

Sonbahar

_Çiçeklere ve yapraklara hep ben rengimi verdim .Çoğu zaman sararmaktaydı ..Yağmurlarım yeşertemedi ..Yeşil olmasını çok isterdim ,benim mevsimimde hep sarı işte çiçekler ve yapraklar

Çocuk

_Her renk biraz farklı ..hepsini tanıdım sizinle ..

_Kışları bembeyaz

_Yazları deniz mavi ,gökyüzü beyaz pamuklarla sarılmış ,

_İlk baharda öyle yağmurlu ve yeşil her yer ,

_Sonbahda sarı renk fazla ve  yağmuru

Yaz

_Biz tam dört mevsimiz

_Sonbahar gelir kış gelir ,ilk bahar ve yaz gelir

_Biz tam dört mevsimiz

_Yılı dörde böldük ve paylaştık ,

_Biz tam dört mevsimiz

_Sonbahar  ,kış ,ilk bahar ,yaz

_Dört  dost mevsimiz sıramızı biliriz

_İlkbahar ve sonbahar ağlar ,yaz ve kış biz güleriz.

 

 

Çocuk

_Tanıştığımıza memnun oldum tekrardan  ,bende çocuk

 

_Hem sevecen hem de sevilen ,kırmızı yanaklı al al bir çocuğum ,yanaklarım kışın soğukluğu ,saçlarım yazın sıcaklığı ,sarışınlığı , içim çimen ve papatya kokusu ,kar sanki hep ellerimde her yürüdüğümde dört mevsim benimle ..

_Sonbahar ,kış ,ilkbahar ve yaz dört mevsim şimdi benim mevsimim

_Çocukların oyun mevsimi ..koşarak ,okuyarak ,yazarak alfabemizde ki tüm harfleri ,severek herkesi ,

_Dört mevsim değil ,şimdi çocuk mevsimi

_Öğrenerek yeni mutlulukları  çocuk mevsiminde tüm çocuklarla paylaşacağım mutluluklarımı .

_Esmer ,beyaz tenli ,çekik gözlü ,fakir ,zengin değil ,sadece çocuğuz anne kokusu  ,baba kuzusu ..

_Çocuk mevsiminde sadece çocuğuz ,çocuk ……

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
Drama_Masks

Sahnede Bir Tiyatro Oyunu DURAKLI DURAK

 

 

 

Kaydet000

Duraklı Durak

 

Hayal : Marifeti  dağınıklıkları toplamaktan öte evde yemek yapmayı  seven bir ev hanımı

Hayalci . Hayallerini gerçek sanan ve hayal ile gerçek arasında kalan bir hayalperest .Bütün hüneri el yapımı bir yüreğe sahip  olması.

 

Islak bir akşam ıslanmaktan öte kusursuzluğu keşfetmek için yola çıkar Hayal ve Hayalci.Bir nevi arayıştır ,bir nevi haykırış.

Bir durakta ne kadar insan olabilir ki ,ne kadarı aşık ?

Kimisinin aklında evden işe ,işten eve gitmek var ,kiminin aklında sadece yolun metre hesabı ,kimisinin yine evden işe ,işten eve ,kimisinin aklında sadece gökten akan bu su .

Yağmuru seyreden Hayal ve Hayalci bir durak boyu kalabalık ve ıslaklıkla yalnızdır belkide ..Bu yalnızlık üşütmez ,bir çaredir .

 

Hayal

_Bu durakta beklemek budalaların işi değil .Islanmak denilebilir  , budalalık olmaz.

Hayalci

_Islanmaktan kurtulsakta bu durak ,bu kalabalık tümden ıslanmış durumda .Vaziyetin alakası sadece ıslak işte

Yolcu 1

_Evden işe ,işten eve gelip ve gitmek marifetimdir

Yolcu 2

_Benimde tek marifetimde bu ,gururumda .Evden işe ,işten eve ..

Hayal

_Küçük mutlulukları küçük sanıyordum ,meğer büyükmüş .Kimine göre küçük ,kimine göre büyük .

Hayalci

_İşte bunları gerçek kılmak ,o an değişir işe ,cahil bir aşık ,cahil bir aşk .

Hayal

_Ben cahil bir aşık olmak isterdim .Bilmeden ,görmeden ,üç maymun gibi

Hayalci

_Bence cahil bir aşk olmalı , öyle kalmalı ..Cahilliğin doğası bozulmamalı

Durakta beklemenin en iyi yanı bir biri arkasından gelen ancak duraktan bineni olmayan  otobüslere aynı heyecanla bakarak ve aynı anda durağın nüfusu harekete geçmiş olduğunu anlamak .Bu aynı heyecan bir evlilikte olmaz sanırım , aynı heyecan ,aynı sürat.

Hayal

_Islanınca bir otobüsün  uzaktan gölgesinde insanlar birbirini ittiriyor düşmanca ..Düşmanlık insanlık hepsi var.

Hayalci

_İnsanlar  bir kuş sürüsü ,yırtıcı ve memeli

_İşte bizim marifetimizde bu

Hayal

_Marifetten sayma bunları ,marifet yüreğinde ,marifet bir kolayı yudum yudum içmek yerine paylaşmak şimdi ki gibi

 

Ve ikram üzerine  o gazlı ve siyah renkte ki içeceği içerler iken gözleri birden hicrana döndü..ağlamaklıydı ,ağlamalıydı ilk durakta ..Yani bu duraktan sonra .Kendi gözlerine baksa ne derdi diye düşündü.Gözlerim herhalde suyun  rengiydi,denizin rengi ile alakası yoktu çünkü .Gözleri sadece suydu,sadece su rengi.

 

Yağmur  rengini belli ederken  Hayaldi ,Hayalcidi rengi.

 

Hayal

_Son otobüs gitti sanırım ..yağmur var ,durak var ,otobüs yok ..Sadece duraktayız ,yakınız yağmurun çirkefliğine .

Hayalci

_Burada sabahlamak , bu ihtimali düşünmek üşütüyor adamı ..Gözlerin üşütmüyor bunu bilmelisin .

Hayal

_Karakola sığınmak bence daha iyi .Bak , dur polis abi tacize uğradım demek daha kolay ..Daha çabuk giderim evime ..

_İşten eve ,evden işe sabah ve akşam ..

Hayalci

_insan işte ..kuşmuş yırtıcı ve memeli  işte …bazen nankör ,bazen sevecen sonra yine nankör .

Islanmak bir an önce eve ulaşmak için hızlı bir yoldur ..Hiç tanışmadan  da olsa ,gözleri derdi de olsa ıslanmak hızlı bir yoldur..Yolda kalanların maceraları bir takvim aralı ile belirlenemedi  yağmur kimin üstüne düşeceğini tarih boyu hep belirlemiş olsa bile..

 

KADİR BAYATA

 

 

 

 

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email