Yazar arşivleri: Kadir Bayata

Kadir Bayata hakkında

#Garipçi

Yarım Yarım Seviyoruz..

Yarım yarım seviyoruz ,
Saatler yarım , içki yarım , yarım yarım seviyoruz…
Yarım yarım düşüyoruz gazete kaplı yeni ölümlere ,
Yarım yarım yaşıyor iken suyun içinde balıktık ” Nükleer ve Termik Santral’li” coğrafi bölgelere.

Yarım yarım işimiz ve gücümüz ,kibarlığımız yarım yarım,
Düşmanlığımız ise tam .

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
207868_279079202207389_488076773_n

On Altısı

 

 

On altı şirket vardı , on altısı da siyanürdü ,on altısı altındı zeytin bahçelerimde.

On altısının da canı cehenneme..

On altı şirket vardı ,on altısı da kötü birer ressamdı boyası siyanür olan,

On altısının on altısı da saf altındı teneke niyetine çalınan ,yüreklerdi paslanan.

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
cicek_18122007002645

“Zeytin ve Peynir ” arası , “Aşk”arası “Hüzün “diyordun,

“Zeytin ve peynir ” arası , “Ekmek” arası,

“Aşk”arası “hüzün “diyordun,

“Ekmek ” arası” mutluluk” diyordun,

O kış günü ve bu kış günü “hüzünü” hala bilemiyordun.

………………………………………………………………………………….

“Zeytin ve peynir ” arası mutlulukların içtikçe güzelleşiyor,

İçtikçe güzelleşiyorsun,

Koca denizi şişenin içinde yaşatıyor ,

Beni o kış günü ve bu kış günü hala öldürüyorsun…

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
253455_279898078792168_2114802072_n

KAZ DAĞLARI TİYATROLARI GURURLA SUNAR ” KAZ DAĞLARI YOLUNACAK KAZ MI ? “

KAZ DAĞLARI TİYATROLARI GURURLA SUNAR
” KAZ DAĞLARI YOLUNACAK KAZ MI ? ”
1.,2.,3.,4. Ve 5. Perdeler …..

Kaz Dağları uykusundan uyanır bir acayip zamanda ,köylüler uyanık,yazarlar hala uykuda..

Birinci Perde

Neden ki
_Bu dağlar sıra dağlardı çocuk,
_Gel zaman ,git zaman siyanürlendi, yani kazlandı kazılırken..

Niçin
_Altından oksijen geldi ya ,geldi zaman ,gitti zaman miss gibi altın sarısı oksijen ,
Neden ki
_Seni altın suyuna bandırmak lazımmış siyanür daha burada yok iken.
_Hasan’ın boğulduğu yerde daha siyanür yok iken ,altın derdi daha yok iken buralarda ,
_Seni altın yapıp satmak lazımmış ,mış,mış..

Niçin
_Bu adamın içi altın gibidir derler ya ,bize derler onu ..
_Oksijen altından olunca nefes almak daha başka oluyor..
_İçimiz altın,dışımız vatandaş,içimiz yine altın.

Neden ki
_Kaz Dağları yakışıklı dağ ya, siyanürden bıyıkları çıkmış ,sakalları altından ,uzaklara bak!

_Bu dağlar çocukluğumda zeytindi ,zeytinden bıyıklar ve sakallar, oksijenden saçlar.

Niçin
_Bu yakışıklılık “16 şirketin” işi ,ah nerede bizde öyle siyanürlü yakışıklılık ?

_Bir yudum siyanürüm kaldı,bir çeşme yok mu burada siyanür akan ?

Neden ki
_Bu sarı oksijende de var ya siyanür ,çabuk unutuyorsun herşeyi,
_Oldu mu şimdi ?
_Bu dağlarda siyanür var , altınında siyanür var,bu dağların kuşlarında siyanü var, sende yok !

İkinci Perde

Kaz Dağları Neşesini Kaybetmiştir artık.Ne suyu akar derelerinde ,ne de sebepsiz fırtınaları vardır ..

Neden ki
_Zeytin ağacı kalmış şu karşıdaki köyde,
_Gazetelere çıkmış valla boy boy ..

Niçin
_İnanmam ,öyle şey mi olur ?
_Ağaçları suladılar o kadar siyanürle bundan beş sene önce..Tabi ki sonra bünye alışıyor siyanüre ,toprak alışıyor .

Neden ki
_Çeşme başında alışıyor insan ,biz gibi yani.

Niçin
_Yanisi siyanür ,yanisi altın ,yanisi Kaz Dağları

Neden ki
_Karşımızdaki köye birkaç siyanür mesafelik ,birkaç sarı oksijenlik yolumuz var.

Niçin
_Yakınmış canım.
_Bu kadar uzaklık altına yakınlık işte.

Niçin ve Neden ki yürürler adım adım altınlar içinde ,küçük altın mı doğar gün yerine bilinmez anne karnından veya hut siyanür doğar her doğurgan akşamda.

Neden ki
_Köyde süt sağan hanımlar hala alışamışlar sütün yeşermiş rengine..
_Renk işte bu renk ,halis mulis süt ,doğa yeşili,zeytin yeşili.
Niçin
_Beyaz süt mü olur, süt yeşermiş yeşildir..
_Altın rengi olsa süt ,sütçüler bayram ederdi her sağışta..
_Şans işte,su sarı ,oksjen sarı ,altın sarı ,süt yeşil.

Neden ki
_Zeytin ağaçarı yeşildi süt yerine ,
_Ah o süt, çalmış zeytinin yeşilini.

Niçin
_Hep altının suçu .
_Altına hücum.

Köy Halkı
_Altından kuş ,altında kafes ,
_Oksijen bu ise ,son nefeste lazım bize.

Neden ki
_Miss gibi siyanür ,miss gibi dağ havası.

_Ne olsun ki başka?
_Bir zeytin ağacınız varmış ,yani öyle diyorlar.

Köy Halkı
_Heee
_Bir ağaç var , müzemiz çok zengindir çok..

Neden ki
_Ne müzesi ?
_Ben zeytin ağacı arıyorum,müze değil.

Köy Halkı
_Ağaç müzede işte ,
_Nerede olacaktı ki ?
_Müzemizde bir zeytin ağacımız var ,siyanürün ilk ürünü küçük altın var, reşat var,amerikan doları izli altın var ,16 şirketli altınımız var ,var oğlu var .
Niçin
_Buna şükür

Neden ki
_Yarabbi Şükür..
_Siyanürlü yağmur başladı.

Köy Halkı
_O da var müzede .
_Kaz Dağlarında müze olacak ,siyanür eksik mi kalır ?

Neden ki
_Boşuna koymuşsunuz siyanürü müzeye.
_Çeşmeden siyanür akıyor zaten, bilek gibi ,buz gibi siyanür.

Zeytin ağacı bulunmuştur bütün iyi dallarıyla. Dallları altın suyundan nasiplenmiş ,zeytini ise bulabilene aşk olsun.

Aşk Olsun Çocuk Sana Aşk Olsun…

Üçüncü Perde

Neden ki
_Zeytin ağacına bu siyanür yakışmış baya baya,
_O dallar ,bu dağlar ,dağdan sarkan dallar bu müzede..

Niçin
_Dallarında küçücük altın sarksa ,minicik olsa ..
_O zaman müze olurdu.

Neden ki
_Koskoca müze yazıyor tabelada..
_Siyanür müzesi işte gördüğün,görmediğin .

Niçin
_Görmedim işte,görmedim.

Köy Halkı
_Akşam düğün var köyde,bekleriz düğüne,
_Şişme bir kadınla , bir delikanlımız evleniyor..

Neden ki
_Şişme kadın sarşındı ,bildim.
Niçin
_Bana hiç tanıdık gelmedi..

Köy Halkı
_Köyde siyanürden dolayı doğurganlık diye bir mevzu yok!
_Ha öyle evlenmişin ,ha böyle evlenmişsin aynı hesap.
_Altında, altın derken işte altını buldu erkeklerimiz ve kadınlarımız..
_Köyde ineklerin bile buzası yok!
_Hep şehirden alıyoruz büyük başları ve şişme kadınları.
_Güzel şişiyolar birde ,
_Demesi benden..

Neden ki
_Damat ve şişme geline tebrikler.
_Altın değilde ,biz para takalım bu düğünde..

Niçin
_Siyanürlü altısız düğün mü olur Kaz Dağlarında?
_Kıy paraya al 16 şirketten,
_Toprağa karışan siyanür miktarı kadarı makbuldür adetlerimizde.

Köy Halkı
_Burası Kaz Dağları,
_Siyanürsüz olmaz ,
_Damat bile siyanürlü şerbet işti ,düğün şerbeti.

Neden ki
_Şerbet oğlu şerbet..

Ve siyanürlü düğün başlar.Her halay bir alaydır,alay etmek kolaydır..

Neden ki
_Damat çok meraklı ya ,siyanür meraklı mı kılıyor insanı nedir?

Niçin
_O siyanürden değil ,ilk evlenme heyecanı ..
_Damat zengin oldu bu düğünde ,
_Altınlar kilo ,kilo..

Neden ki
_Bu dağdan çıkmıştır onlar,
_16 şirket damata kilo hesabıyla siyanür veriyor,düğün hediyesi işte,
_Şimdi damat rahatsızlanırsa damardan bile siyanür verirler.

Niçin
_Tabi ki öyle olacak,hastanede siyanürü damardan alacaksın veya Kaz Dağlarından alacaksın.

Köy Halkı
_Övünmek bu olsa gerek,dağ ve tepe gururluyuz..
_Siyanürden umutluyuz..
_Siyanür turizmi başlayacak ,
_Alt yapısı hazır komple ,
_Bu siyanürlü hava kaçmaz bir turist için..

Neden ki
_Ne güzel nefes alınır bu dağlarda,oksijenin siyanürü bol.
_Herşey turizm için.

Dördüncü Perde

Kaz Dağlarında altın kaplamalı eşekler vardı..Eşekler altından olunca insanların değeri ne kadardır ?

Altının değeri ne kadardır ,o altın siyanür ise ?

Neden ki
_Şu dereden akan su,eşeklerin siyanür banyosuymuş,
_Eşekler o su ile altına boyuyorlar kendilerini,
_Siyanürün faydaları işte.

Niçin
_Bildiğin eşek işte,kulakları yalandan uzun..

Neden ki
_Yine karştırdın hikayeleri…
_Bu siyanür hikayesi.

Köy Halkı
_Size siyanür ikram eden oldu mu bayramlık şeker ikram eder gibi ?

Neden ki
_Müzede vermişlerdi,
_Konuk severlik bu ya, hiç siyanür kıskançlığı yok Kaz Dağlarında.
_Her dağ ,taş siyanür ,
_İçimiz,dışımız siyanür…
_Ölmek Siyanür,
_Ölmemek Siyanür..
_Hep Siyanür…..

Niçin
_Bu köyde hiç kuş görmedim ,ölmüşler galiba ,
_Siyanürlü toprağı bol olsun ..

Neden ki
_Kuşlar göçmüştür bir yere,bir yerden çıkarlar ,
_Dağlı ,tepeli bir yerden…

Köy Halkı
_O kuşları bende görmedim hiç, nasıl ki onlar ?

Neden ki
_Kuşlar kanatlıdırlar ,bir kuyruğu vardır onların,
_Uçarlar özgürce ..

Niçin
_Bu kuşlar özgürlüğe değilde,siyanüre uçmuşlar,
_Ah siyanür talihlisi kuşlar,
_Talih bu ,kendi kendilerine pislemişler..

Köy Halkı
_Kuşuda öğrendik bu yaşta..
_Vay be,
_Siyanürü öğretene kadar ,baştan bize bunları anlatsalar ya..

Niçin
_Anlatmazlar bunları..
_Altında altın,altında altın..
_O lazım..

Neden ki
_Altın yükselişte,siyanür ucuzladı,
_Başlasam şimdi ,sözlerim ucuzladı,
_Bu artık “son”durlarım ,bu artık bittilerim ucuzladı,
_Siyanürlü talihim ucuzladı..

Beşinci Perde

Kaz Dağlarındaki güzeli bulmak kolaydı,Kaz Dağları çıplaktı anadan doğma..

Neden ki
_Bu bitki örtüsü şimdi neleri örtmektedir ?
_Nedir yani bu örtüsüzlük ?

Niçin
_Mezarları süslemekte ,
_Yani ölümü süslemekte gülleriyle,

Neden ki
_O süs şu turist’te olsa,yani gül olsa..

Niçin
_Güldürme beni ,çiçekçi dükkanı mı burası?
_Siyanüre basacak şimdi ,kirletecek üstünü turist bayan..
_Hanımefendi basmayın!
_16 şirkete dolar kurundan borçlanmayın !

Turist Bayan
_Hayırdır ,mayınlı arazi mi burası?
_Tüh!
_Bastım , yumuşak ,kaygan bir şey bu..

Neden ki
_Siyanür efendim o bastığınız..
_Yumuşak oluşu ve kayganlığı altından yadigar,
_Doğada doğal bir şey,bunda boncuk çıkmayan bir şey.
_Eskiden hayvan dışkısına basmak normaldi,şimdi siyanüre basmak normal..

_İki normallik,bir anormallik işte hayat.

Niçin
_Ben normalim,sen anormelsin,
_Bu nasıl anlatış şekli ?
_Ben anlatayım bir kez ,
_Turist hanım ,ıhım ,turist hanım ,
_Burası Kaz Dağları ,tabi ki siyanürsüz siyanür olmaz,
_Kaz yolunacak kazsız olur mu hiç?

Turist hanım
_Olmaz ,haklısınız.
_Borcumu doğa ödemiş fazlasıyla bitlenerek ve kanser olarak 16 şirkete.
_Yok borcum ,morcum !

Neden ki
_Allah rahmet eylesin borcun ve morcuna.

Turist hanım
_Burada bir zeytin ağacı varmış ,gördünüz mü onu?

_Hani kısacık ,dalları mirasçık yüz yıllık..

_Bizim oraya gittiğimizde vardı,sonra şişme kadının kocası yani yeni damat gitmiş ,zeytin ağacını müzeden alıp ekmiş bahçesindeki siyanürlü toprağa..
_Toprak altından ,o altından ,olmamış,
_Ağacı kurdela ile bağlayıp ,sıkıca saramamış ,
_Malüm altından ya..
_Düğün hediyesi sandı herhalde , kendine ve şişme hatununa..

Turist hanım
_Şişme hatunu şanslıymış,
_Dünyanın altını,dünyanın siyanürü ,hem de kurdelalı..
_Artık toprakta kurdelalı ,ağaçlar “kanser” haftasını ölüm ile kutlamakta,toprak ağaçlara ölüm ile uymakta,uyanmamakta kurdelası yanında.

Neden ki
_Madenler kurdelalı, 16 şirket kurdelalı ,o izinler kurdelalı,
_Bir biz kaldık kurdelasız.

Niçin
_Vay kurdelalı ,vay

Neden ki
_Vay oğlu vay..

Turist hanım
_Çeşmerinden “sinan”yerine siyanür akıyordu bu dağa ilk adımlarımda,
_Sonra yine aynı , beklesem siyanür,gitsem siyanür, şarkılar siyanür,
_Şimdi karşıdan gelen ak sakallı , koyunsuz çobanın kavalından çıkan melodik ses yine siyanür.

( O melodik kaval Kaz Dağları’nın “masum”bestesini söylemeye başlar)

_Kaz Dağları “altından” bir masalmış ,
_Türkülerini “siyanür” söyler , “siyanür ” çalarmış,
_Kaz Dağları “altından” bir masalmış..
_Kavalım koyunlarımı siyanür ile ararmış…
_Kaz Dağları “altından ” bir masalmış,

“KAZ DAĞLARI YOLUNACAK KAZ DEĞİLDİR ! ”

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
253455_279898078792168_2114802072_n

Şapkaları , Beyefendileri

Altından bir rüya gördüm,
Siyanürler içinde Kaz Dağlarım.
Altından çiçekler ,altından bulutlar,altından zeytin ağaçları,
Altından kurulmuş siyanür manzaralı sofraları,
Siyanürden ölmüş Kaz Dağlarının zeytin gözlü çocukları.

Altından bir rüya gördüm,
Siyanürler içinde Kaz Dağlarım.
Altından rüyalar ,atından gerçekler,
Siyanürü su niyetine siz için beyefendiler,
O amerikan,o fransız çaputları ,nerede o çaputların beyefendileri?
Şimdi kan’a damla damla bulaşmakta siyanürleri,
Şapkaları ,beyefendileri…

KORKMADAN YAZMAK İŞTE BUDUR..

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
320127_272026096246033_913083776_n

HİCRAN’a HİCRAN

Ben düşmesem ,
Yıldırım düşecekti, bulutlar düşecekti,
Yokluğuna ahenkli bir sonbahar düşecekti.
Ben düştüm,
Ölümün üzerine düştüm,beyaz kelebeklere düştüm
Kendi adımlarıma düştüm ,adım adım düştüm.

Ben düşmesem,
Yokluğuna ahenkli bir sonbahar düşecekti ,içim içine düşecekti,
Ben düştüm.

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
images

Belgesiz Belgesel

HİKAYEDEN HİKAYE

Mor Dağlar ile tanışma vakitlerimde ne az,ne çok ,ne de ucuzdum.Ateşim kibrit alevinden bir kordu yanar iken ortalıklarda.
Mor Dağlar beni bilirdi sorsalar ona “bu adam kimdi “diye.

Mor Dağlar bugün düğün telaşında “pilta” çiçekleri ile. O “piltalar” yok mu ? Başımın belası,senden yana ise başının tacı hepsi.

Bir köy,birkaç köylü ve düğün evi ..
Kaçaktan gelenler ,gidenler hep aynı suretler.Anlaşma yapmışlar vaktin birinde sen tütün,sen kumaş ,kim uymuş ki bu söze bu dağdan başka..Alabildiğine tütün,görebildiğine kumaş düğün evinde ,gelin ve damat belgesel bir derinde.
Köy İmamı

-Şişşş uyuyor pamuk prenses Mor Dağlarda,uyandırma.
-Pamuk prenses öpülmekteymiş,yedi cüceler sanıp karışma ,karıştırma.
-Şişşşten git ,şişşşeden git,içmeden git.

Siyahı siyahtan çalan ağrılı atım,ağrısız başıma iş aşmıştı .Urumiye karşıda,ne işin var Hanik’te.İnce bir su sızar,yeşilliktir Hanik’in önü ,bilenler bilir kaçaktır ,İran’dır.

Bir adım attım mayın ,o yeşillik ,o “piltalar” ne zaman mayın oldular ,nasıl zamana uydular ?
Hanik’in önündeki minnacık köprü sınırmış,bir adım Türkiye ,bir adım fark ile İran.Sihayı siyahtan çalan atım adım atma sırası senin,bir adım oraya,bir adım buraya atla dur,o”piltalara”basma dur!

Pahalı bir yük satın almak pahalı bir yük olduğu anlamına gelmez Mor Dağların kendine ait zamanlarında.Kime niyet ,kime kısmettir ah ile vahın macerası.Hızlı olmak lazımdır yük yük üstünde bir kurşun gördüğünde ciğerlerinde.Ölmemek lazımdır yük yük üstüne yaşamak için.

Siyahı siyahtan çalan atım siyahı nasıl çaldı ise bende onlarca uçurtma çalmam lazımdı Mor Dağların hakimiyeti için.Mor Dağların o rüzgarında uçurtma uçuran çocuklar bulutlara ne kadar yakın olabilirdi çalıntı uçurtmalarla?
“Ne çalıntısı “derlerdi çocuklar ,tütün değil,kumaş değil ,uçurtma.
Hanik’ten uçurtmaları Mor Dağların kefilliğinde alıp verdim çocuklara.
Çocuklar Mor Dağları kefil gösterdiler aynı benim satın alır iken yaptığım gibi.Çocuklar aynı ben ,kefil aynı kefil.

Çalıntı uçurtmalar uçmayı yeni öğrendiler bu dağlarda kartalların eşliğinde.Gökte her uçurtmaya bir kartal düşüyordu,adaletli bir dağılımdı yani kartal ,uçurtma ilişkisi.Benim gözüm hala bu yükseklere çıkan uçurtmada.Nasıl vals yapılırın orjinal gösterisi.Birazdan uçurtmalar final danslarını yapacaklar,juride seçkin ünsüz çocuklar ve birde kaçakçılık yapan ben..
Kazanan belli ,kazanan bu dağlarda rüzgardır mişli geçmiş zamandan ,şimdiki zamana.

Urumiye’de kuş istilası vakti şimdi ,dere tepe kuş,ağaçlar kuş .Cennete adım atıyorum en büyük ayakkabılarımla,en büyük umutlarımla.Bu cıvıltılar çocuk cıvıltısından biraz manasız kalıyor,çocuksuz bir cennet,her yemek öğünü boş bir cennettir.

Hanik’e kuru sıkı laflarımla destursuz girdim.Bilmeden ölmek buna denir.Cennet mi , şimdi cehennem mi bana iklimin üzerimdeki bitki örtüsü ?

Mor Dağların Belgesiz Belgeseli..
İşte Budur.

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
sitem-temsili

Kaz Dağları Yolunacak Kaz Mı ?

Söğüt ağaçlı bir köy kahvehanesinde ahali toplanmıştır büyük nutuklar ,büyük düşler için.
Bu büyük düşlere siyanürü dahil edebiliriz.Büyük düş ,büyük siyanür ,büyük düş ,büyük dağ ,bu dağ Kaz Dağları..
Ve Neden
-Beyler ,bayanlar büyük nutukları bırakın gidin.Bu son gündür Kaz Dağları için.

Ve Kadın
-Kaza kaza kaz kaldı.. Tertemiz havamız vardı o gitti,ondan öncede beyim gitti ,mekanı cennnet olsun.
Ve Güzel Kadın
-Senin beyin öleli çok oldu,bul bir koca,altından bir koca,hemde siyanürden ötürü yakışıklı
Ve Niçin
-Hanımlar ,hanımlar..
Ve Muhtar
-Bu dağ gevurada yeter,bizede.Ne olacak ki .
Ve Neden
-Muhtar sen ver dağını ,ben vermem
Ve Niçin
-Baylar ,bayanlar
-Siz ne yaparsınız bilmem,ben bu yüce dağlara gönüllü bekçi olacağım Kaz Dağları yolunacak kaz olmasın diye.
Ve Muhtar
-Zaten bekçisi var gevurun,
Ve Niçin
-Ben hem dağını satan ,hemde para alanlardan değilim.
-Beyler ,bayanlar ..
-Bunlar altın istiyorlar değil mi ?
-Kadınlarımız tüm altınlarını ,erkeklerimiz tüm altın dişlerini versin gevura..Kadınlarımız bilezik aldırır,erkekler ise biraz dişsiz idare etsin..Zaten altın diş neyimize bizim..Gevur gevur olalı o kadar altını göremez ,biz verirsek gider gevur gevura.
Ve Muhtar
-Köyün nüfusunun yarısı altın dişli.
Ve Neden
-Yatırım iyimiş.
Ve Güzel Kadın
-İki bileziğim var,birde beşi biryerdem,çeğizliğim onlar.
Ve Kadın
-Kolumdakiler benimde çeğizliğim.Dul ve güzel bir kadınım.
Ve Güzel Kadın
-Katılıyorum Ve Kadın sana.
Ve Muhtar
-Bende katılıyorum size ,dul ve güzel bir kadınsınız.
Ve Neden
-Neye katılıyorsun ,anlamadım Muhtar ?
Ve Muhtar
-Kaz Dağları yolunacak kaz değil ,işte buna katılıyorum.
Ve Niçin
-Beyler ,bayanlar..
-Kaz Dağları için bugün son gün.
-Ya bu dağlar üzerimize yıkılacak ,yada onlar kaybedecek.
Ve Muhtar
-Onlar dediğin gevurlar mı ?
Ve Niçin
-Evet ,gevurlar onlar.
Ve Kadın
-Türk Bayrağımızı dikelim tekrar o dağa..Direniş ise direniş,ölmek ise ölmek.

Ve Muhtar
-Olabilirde ,olmayabilirde,
-Sormam lazım jandarmaya.
Ve Niçin
–Muhtar bizi jandarmaya tutturacak sonunda.
Ve Muhtar
-Görevim bu, jandarma ile çay içmişliğim var ,hemde üç şekerliydi çay.
Ve Güzel Kadın
-İşte burada konuştuk ,konuştuk Kaz Dağlarımız gitti elden.
Ve Neden
-Kadın haklı,artık ne elde var ,ne de avuçta.
-Altın ise altın ,bir o var.
Ve Kadın
-Konuş ,konuş bol miktarda siyanürlü altın,mezar taşımız altın,altında altın.

Altından bir kaz,hava ve su altın..
Her derde deva siyanür ,bedava artık Kaz dağlarında.

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
Picture (10)

Hasan Boğuldu’da Hasan Boğuldu

Hikayeden Hikaye

Hasan Boğuldu bir tür sevme biçimidir suyun berraklığını .Bu sevmeler Hasan’a dert olur,Hasan boğulur Hasan Boğuldu’da.

Sonra maksadını aşan bir şair gelir .Su aynı sudur ,şair ise aynı şair,Hasan ise cebinde ki delikli parası ile aynı Hasan ,boğulan Hasan.

Şair
-Suyun güzelliği benide çekiyor en dibine.
Hasan
-Şimdi yalnızlığım geldi, bekler Yalnız’da ,su benim ha ..
Şair
-Yalnız mı , o neresi ?
Hasan
-Yalnız şu ilerideki yol,bir sağ,bir sol.

Hasan Yalnız’a giderken esasen yalnızlığa gidiyordu ottan ,taştan mayınlara basa basa can acır iç acımaz misali.

Yalnızlık
-Bırak içim içimde kalsın,ne desem yalan,ne desem yalnızlık.
Hasan
-Şu koca yüreğim barındıramaz ise seni altın saraylı yüreğinde ,atalım beraber suya.

-Şair diye biri gelmiş ,buralarda şiir mi yazacakmış nemiş.
Yalnızlık
-Köyde hoca dahil okuma yazma bilen yok ki.
Hasan
-Hem yazar ,hemde okur işte mürekkep yalamış adam.
Yalnızlık
-Ne yalamış ,ne yalamış?
Hasan
-Ne olacak ,mürekkep işte..

Şair
-Buldum sizi iki sağ ,iki sol ,sonra yol.

Hasan
-Yalnız burası işte.İki ağaç ,bir tepe ve yalnızlığım.
Şair
-Şu suyun üzerine adım atsam izim kalacak gibi

Yalnızlık
-Ne izler kaldı bu su da,bir bilsen keşke.
Bir çoban kavalı deli oldu bu yüzden,bir ev yandı bitti kül oldu.
Şair
-Eğer şairsem bu yüzdendir işte.Aynı su ,aynı can ,aynı kan ,hep aynı mevzular.

Hasan suyun bir köşesinde kendini teslim eder suya .Balıktan kuşkular vardır,bir de ilerisinde ağlayan kurbağlar.
Hasan
-Neden kurbağalar ağlar ben dururken ?
Kurbağa
-Hasan boğuldu ,boğulacak diye ağlar de soran olursa benim gibi çirkin bir kurbağayı..kurpp,kurpp işte.

Hasan
-Kurpp ,kurpp değil ,bence vijdan işte.

Kurpp , kurpp vijdanına kaldık isek Şairin Görevi kuşu,ağacı seyredip şiir yazmak mıdır?
Elini taşın alına koymak veya kurpp ,kurpp.

Şair-
Hasan doğrucu Hasan mı derler sana ,ne desen doğru çünkü

Hasan

-Boğulan Hasan derler köylüler,şairler ne der bilemem.
Şair
-Burada kurbağa mevsimi başlamış kurpp kurplar
Hasan
-Onların dedikleri Yalnız’da duyulur yalnız .Bir sağ ,bir sol ,sonra aynı yol.

Hasan Boğuldu bir tür sevme biçimidir suyun berraklığını .Bu sevmeler Hasan’a dert olur,Hasan boğulur Hasan Boğuldu’da.

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
IMG_20120812_114957-1

Balıkesir adı nereden gelmiştir?

Balıkesir adı nereden gelmiştir?

Karesi beyi halkını unutmuştur bütün unutkanlığı ile.Bey ya beyliğinin görevi gereği esir etmişti tüm sokak halkını .Bir nevi sokağa çıkma yasağıydı.

Bahtiyar
-Buranın ismi ne ki ?
Yaşar
-Beye sormak lazım ,o ne derse o .
Bahtiyar
-Hayy beyine.Siz ne diyorsunuz buraya beyiniz sefere ,hacıya filan gittiğinde ?
Yaşar
-Heee,biz buraya balık esir değil diyoruz..Tabi ki bey gidince ..
Bahtiyar
-Siz balık mısınız ?
Yaşar
-O balık ,bu balık değil .Bu balık güzelliğin emsali,bu balık evvel zamanda Bizans’sın hediyesiymiş bizim memlekete.
Bahtiyar
-Heykelmiş yani .
Yaşar
-Bildiğin cansız heykel işte.Büyük yüzgeçlere sahip,içinden su geçen bir heykelmiş,ancak balık kelmiş.Şehrin ortasına koymuşlar bunu ,halk bakmış bilememiş bu nedir diye..Kimilerinin rüyasına girmiş bu büyük balık.
Bey arada meydana inip bakarmış korkmadığını halk görsün diye..Ancak korku hep aynıdır,köylüde de ,beyde de..Bir gün defere giderken bey ,o balığı zincirleyin emri verir .Demirci ustaları bu emri yerine getirirler iki gün çalışıp.O iki günden sonra halkın hoşuna gitmeye başlar bu zincirli balık.
Bir müddet sonra seferden dönmüştür bey yanında Bizanslı bir güzelle.Sarışınlığın büsbütünü bundadır.Seferin ganimeti olsa gerek.Bu sarışın meydanı gezerken bir bakmış zincirli bir balık..Bu ne demiş yanındakilere,yanındakiler de ne desin …Balık demiş..Bildiğin cansız balık.
Bey
-Bu zincirleride yeni yaptırdım halk korkuyormuş.Ben korkmam tabi ki koca beyim ,sana da beyim.

Sarışın
-Nasıl söyleyeyim ,beyim.
Bu denizlerinizdeki kudretinizi anlatan biz balık heykeli,fıskıyeli..
Bey
-Ihım,ıhım ,
Bu da zincirlisi olsun,bakarsın bir sonra ki seferden altınlarla dönerim,zinciri altından olur,sarışınlığından yani yakışanı budur ,sende altın olursun.

Karesi beyi halkı üzerindeki baskısını artırmıştır,vergiler,haraçlar haddini aşmıştır.
Beye esirdir halk çocuktan ,büyüğüne kadar.
Bey her sefere gittiğinde meydan da bir düğün vardır artık.O düğün özgürlüktür ,o düğün gelin ve damat..

Düğüncü
-Bey hazır yokken bu balık esir kalmasın .
Çoban
-Zaten balık esir değil,bey yok esirlik yok.
Düğüncü
-Niye,bey öyle mi emir buyurdu..?
Çoban
-Öyle sanırsam.

İşte Bahtiyar bunu bildim,bunu söyledim.
Yani bu geçmiş zamanda bir balık esirmiş,bir esir değilmiş.
Balık esir değil derler buraya bu yüzden..

Bahtiyar
-Güzel demişler.

Ben bir ara karşı kıyıya geçmiştim ,güzel yerlerdi oralar.Bir balıkçı anlattı bana bir hikaye.Hikayede Bizans kralı buralarda ava çıkarmış ,şans o ki büyük harabeler varmış.O harabelere bir kale ve hisar yaptırmış o kral.Avcılık hayatı işe ,biz ava giderken avlanırız,kral kale ve hisar yapar diyordu balıkçı.
Bu çok eskiden olmuş ama,eskiciden bile eski.
Yaşar
-Yani ne olmuş kral ava çıkınca,isim konusunda?
Bahtiyar
-Kralın adını vermişler veya hisar demişler işte.
Gerçi hisarda yok,kralda..
İnanmamıştım zaten adama.

Yaşar
-Balık esir işte.
Bahtiyar
-Hayır balık esir değil.
Zincirleri altından da olsa kırdık.

İşte özgürlük.

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email