Yazar arşivleri: Lds

Lds hakkında

_

int-iha-r

Önce çiçekleri sulamalıydı

_Necla! Necla aç kapıyı! Sana söylüyorum duymuyor musun beni! Yalvarırım aç!

Yumruklarımın şiddetinden ürküyor olsam da bu kapı açılmadan vazgeçmeyeceğim kesindi.Orada, kapının arkasında olduğunu biliyorum.

_Necla oradasın biliyorum aç şu kapıyı! Necla! Ah kahretsin..Bir yolu olmalı,mutlaka bir yolu olmalı.Henüz geç kalmak için çok erken,n’olursun aç..

Ayak seslerini işitiyorum,bir sıçan gibi yaklaşıyor.Elini uzattığı kapı kolunun naif sesi ile beraber kapı açılıyor.

_Ne istiyorsun Hasan ? Neden bu kadar gürültü yapıyorsun adam? Sürekli olarak hayatıma dahil olma hakkını da nerden buldun?

_Burada kapı önünde konuşmayalım lütfen ,hadi son bir kez izlememe izin ver.Ne haltlar yediğini görmek istiyorum.

_Peki,zaten ötesi yok istesen de.

Koridordan salona doğru hızlıca adım atarken,artık evin içinde olduğumu ve neden hala bu kadar aceleci davrandığımı düşündüm. Oysa sakin olmanın tam zamanıdır .Her yer düzgün ve ortalıkta bir yolculuk havası sezmiyorum.Tecrübeli ve hızlı bir göz taramasından sonra neclaya döndüm.Neden burada olduğumu sorgulayan gözlerini üzerime dikmiş ne zaman gideceksin duruşu ile kapının eşiğinde bekliyordu.

_Neden çıplaksın Necla?

_Yolculuğa çıkacağımdan bahsetmiştim sanıyorum?

_Evet ama ya valizin? Üstelik iç çamaşırların bile yok üzerinde? Çıplaklar kampına mı yoksa ?

Ortamın yumuşamasını dilerken aynı anda bilmeceyi çözmek için vakit kazanmaya çalışıyordum.Necla gidecekti,evi terk edilmeye hazır görünüyordu ama Necla çırılçıplaktı üstelik bir valiz ya da kol çantası dahi yoktu görünürde. Şaşırmanın ve şaşkın bakmanın şu anda lüzumsuzluktan öte bir şey olmadığının farkındaydım,zaman ilerledikçe tuzak yaklaşıyordu.Bir sigara yaktım ve uygun bir köşeye oturdum.

_Sen de yak bir sigara ve anlat bakalım her şeyi , yoksa şuradan şuraya gitmem!

_Sigara istemiyorum,dişlerimi yeni fırçaladım.

Bir süre sessiz oturduktan sonra ,Necla ayağa kalkıp derin bir nefes aldı

_Bak Hasan,ayaklarımın üzerine basmaya başladığım andan itibaren hayatım adına aldıgım kararları yalnızca ben verdim.Seçtiğim din,giydiğim elbise, dostlarım, sevgililerim ailem , kedim, koltuk takımım, borçlarım, yürürken attığım adımlar ve bunun gibi bir çok detaya sadece ben karar verdim.Yaşamımın anlamsızlaştığını hissettiğim andan itibaren bunu sorguluyorum ”neden buradayım” ve ben bir cevap bulmuş değilim.

Bunları anlatırken gözlerimin içine bakıyor ve tek düze ses tonuyla tane tane konuşuyordu.Tekrar soru sormama gerek kalmayacak şekilde açık ve netti.Salonun ortasında tavandan sarkan halatı işaret ederek devam etti anlatmaya

_Korkuyorsun değil mi? Sana en yakın olan benden bile korkuyorsun? Tavandan sarkıyor kurtuluşun yolu ve eğer gelmemiş olsaydın,çoktan yolculuğuma çıkmış olacaktım. Bütün faturalarımı ödedim,kirayı ve komşuların bende kalan tabaklarını da iade ettim.Ev hiç kullanılmamış sayılacak derecede temiz durumda,kediyi barınağa teslim ettim.Buzdolabı boş, çamaşırlarım düzgün şekilde dolaptalar.Ayakkabıları bile boyadım gitmeden önce,çöpler evet çöplerin tamamını da döktüm.Kargoyla aileme mektup yolladım,yaklaşık üç saat sonra ellerinde olur.Zira günlerce bu tavanda asılı kalarak çürümek istemem. Herşey yapılmış ve yerinde olmalı.

Yutkunmuyordum bile.Ölüme giden bir insanın bu tavrına mı hayretler edeyim yoksa artık onu bir daha hiç göremeyecek oluşuma inanmaya mı çalışayım bilemedim.Sadece oturuyor ve dinliyordum,gözlerimin yanması bana gözlerimi hiç kırpmadığımı hatırlattı.Bu sırada Necla kenarda duran sandalyeyi almış salonun ortasına ,tavandan sarkan biletin tam altına hizalamaya çalışıyordu.Çıplaktı,kimsenin kendisini soymasına çok öncelerden beri tahammül edemezdi. Sandalyeyi koydu.Sol ayağı ile ilk adımı atıp kendini yukarı çekti. Halatı boynuna geçirdi.Gözgözeydik.

_İzlemek zorunda değilsin Hasan. Gerilim filmlerini sevdiğini biliyorum ama bunun keyif vereceğini sanmıyorum.

_Necla…

_Efendim?

_Çiçekler… balkonda ki çiçekler evet balkondaki çiçekleri sulamadan mı?

Durakladığını hissettiğim anda ayağa kalkıp sandalyeden inmesi için elimi uzattım.Biliyorum o asla bitirmeden gidemez.

_Kahretsin! Bunu nasıl unuturum! Görüyorsun değil mi? Hiç bir işi tam olarak beceremiyorum ! Lütfen daha iyi bak etrafa yarım kalan bir şey olmasın olur mu?

Cevap vermedim,Necla arkasını dönüp balkona yöneldiği anda hızlıca sandalyeye çıkıp halatı boynuma doladım.Yön değiştirmiştik.Şimdi sandalyede ,ayakta ve boynunda halat olan bendim.İfadesizce şaşkınlığa bürünerek gözlerimin içine bakan da O olmuştu.

_ Ne oldu Necla? Çıplak olmadığım için mi şaşkınsın yoksa? Komik görünüyorsun yukarıdan bakınca. Ben izlemeni istiyorum mümkünse ,senin biletinle senin yolculuğuna çıkıyorum ve kabalığım adına özür dilemeyeceğim.Senden dileğim mümkün olduğunca bu fırsatçılığı maneviyatında yaşatman ve anmandır.

Necla, hayallerinin suya düşmesi ile yaşadığı hayal kırıklığının yanında bir daha beni göremeyecek olmanın verdiği tedirginlikle izliyordu ,üstelik yapılan bu hareket ona hakaret sayılabilirdi Necla’nın sözlüğünde.

Sandalyeyi ayağımla tek hamlede itekledim.Boynuma yüklenen ağırlık nefes almamı engelledikçe eğlenmeye başlamıştım. Oyun canlanmıştı,piyes hayata geçmişti. Necla bağırıyordu.Koskoca bir tiyatro sahnesi başına yıkılmışcasına çırpınıyordu. An be an ölüyor ve ölürken onu izliyordum.Ölmeden önceki son isteğimin ne olduğunu o an kavrayabilmiştim.

Necla için üzgündüm, tüm yolculuk planları iptal olmuştu ve artık giyinmek zorundaydı,önce çiçekleri sulamalıydı.

Sonra beni.

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email