Yazar arşivleri: Talat Altun

Talat Altun hakkında

Asla dogru bildiklerimden taviz vermedim, belkide bundandir zaman zaman basimizin öne egilmesi. Aldirma,ALLAH bizimle!

yanardag

Saman tadı dedikleri şey var ya? O hayatmış lan.

Ve ben biliyorum bir gün sönmüş bir yanardağ edasıyla tekrar faaliyete geçeceğimi. İlginçtir ki bu aralar hep susuyorum. Ne yazıyorum ne çiziyorum ne de söylüyorum.

O büyük patlayış an meselesi. Her şeyi içine atmak. Tıpkı bir yanardağın yer altından kızmış lavları çekip çekip biriktirip patlatması gibi, çekiyorum.. patlayacak.

Sinirlerim, huzurum, psikolojim ve sayamadığım daha ne kadar zırva terim varsa hepsi bozuk lan. Hepsi bozuk! Böyle nereye kadar gideceğimi bilmiyorum. İlla bir mesafe belirtmek gerekirse ki eğer; bir araba lastiği patlak bir şekilde ne kadar giderse o kadar. Tekerin üstüne oturmuşuz haberimiz yok.

Gitmiyor işte. Gitti, gidecek, gidiyor derken gitmiyor. Kaldık, ıssız, sessiz, çaresiz…

Biz hüznü eksik olmayan adamlarız. Hüznümüz olmadığında bir yanımız hep eksik! Hep yarımız, yarım sayılırız… Hüzün olmuş benim altıncı duyu organım, elden ne gelir…

Saman tadı dedikleri şey var ya? O hayatmış lan.

işte filmin kopma noktası. Diyorum ki keşke hiç büyümemiş ve hiçbir şeyin de farkına varamamış olsaydım. Elbette bu göreceli bir kavram. Öyle ya! Kime göre saman tadı veriyordu hayat?

Bana göre.

Bana göre veriyordu..
Zaten başka görüşlerin de hiçbir önemi yoktu. Ki zaten başka görüşler benim aldığım saman tadını bir lolipop tadına çeviremezdi.

İşte geldiğimiz nokta. Suskunluklar, vazgeçişler..
Sus..
Vazgeç…

Vazgeçmedim, çünkü ben arabamın lastiğini nasıl değiştireceğimi biliyorum. Lastik değiştirmek sorun değil zaten. Önemli olan yanardağın patlamaması.

Patlamaması dileğiyle… 

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
gzyasi

Şimdi bir de türkü tuttur derinden

Gözü yaşlı uyandığın sabahlar, birgün zihninden kalkıp gidecek ve sen, sen olmayacaksın. Ardına bakmadan çekip gidenler çoktan rotalarını  belirlemiş, kıyıya yanaşmak üzere olacaklar. Tependeki sisler dağılacak elbet. Dibi-sonu belli olmayan bu atmosferde görünmemenin, farkedilememenin sebebi tepende birikmiş dumanlardır.

Şimdi sakin ol,


otur ve bekle.

Bir çay söyle kendine,
en güzelinden..

Şimdi bir de türkü tuttur derinden… ( Yak bir sigara diyeceğimi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz!)

Bir insanı eğer ağlatabiliyorsanız çok büyük iş başarmışsınız demektir.  Fakat bir insanın gözyaşlarını hangi bedelle nasıl ödersiniz bilemem. En azından ben ödeyemem. Bir damla gözyaşı demek 1000 kilo sırtına vurulmuş yük demektir.

Gözlerini sil şimdi,
ayağa kalk,
bas ve yürü!

Farzet doğan güneş sırf sana doğuyor,
çiçekler senin için açılıyor sade ve sadece.

Uyanık ol! Bahar geldi, sen hala hazandasın…

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
uyku

Öyle bir andı. Sonra ben uyudum!

Ayaklanır gelir birden üşüşür hüzünler tepene. Kovamazsın, bazen en mutlu anında yakalarlar seni bazense uykuda. Uyutmazlar adamı. Bir sağa döndürür bir sola.

 

Kalkarsın az biraz dolanır döner gelir yine yatarsın. Fakat gitmemişlerdir! Sevgili okuyucu; koyun saymakta bir işe yaramaz. İşe yaramaz ne varsa o an toplanıp gelir zaten. Ağırlık kafatasınızın tam orta yerinden basmaya başlar. Kaç kilo basar bilmem ama epey ağır olduğu kesin.

Öyle bir andı. Sonra ben uyudum!

Uyurum yani ben. Ben uyurum, uykumu niye böleyim be! Gözlerim de yaşarmaz kesinlikle, ağlamaklı da olmam. Uyurum ben, uyurum. Uyudum.. uyuyacaktım… Uyumuş olmam gerek!

Uyuyamadım, odanın karanlığında gözlerimi açabildiğim kadar büyük açtım. Karanlık nasıl bir şeydi ki böylesine hiçbir şeyi belli etmiyordu. Belli etmiyordu bazıları birşeyleri… Bazıları sadece gördüğün gibidir diye düşünürsün.

Düşünme öyle. Öyle düşünme!!

Senaryoda hep aynıdır. Oda büyüktür epeyce, zifiri karanlıktır, oda da tek başına kalıyorsundur. Gözlerin yaşlı uyanırsın, ya da uyumaya çalışırken ağlıyorsundur. Saçmalıyorsundur, gidip gidip geliyorsundur…

Öyle gitmelere falan lüzum da yok aslında. Yok yok, gerçekten yok.

Yat yat yat, kal orda. Gözünü de açma, farklı bir şey görmeyeceksin çünkü. Çünkü gözü kapatınca da karanlıktır Dünya, açınca da. Dünya aydınlık bir yer olmamıştır hiçbir zaman. 

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
bavul buyuk_0_0_Size620X414

Bir bavul, iki insan

Kalkıp gitmeler bize göre değil sevgili! Kalkıp gitmeler bize göre değil… Olduğun yerde dur, gitmeyi aklından geçirmek bile ihanettir bana. Ve ben ihanetlere asla göz yumacak bir adam değilim, biliyorsun beni. Beni biliyorsun, ben hiddettine söz geçiremeyen bir adamım. Tutar daha beter aşık olurum sana.

Bir intihar girişimine döner yaşamımda her dakika. Her dakika yeni bir intihar girişimi yapacak kadar öfkelenebilirim. Ve bu beni zarara uğratmaz ki zararın kendisi ben olurum.

Gidipte dönmeler bize göre değil sevgili! Gidip dönmeler bize göre değil… Olduğun yerde dur, dönersen en sevdiğim yerinden kelimelerimle seni bıçaklayabilirim. Ve ben birazda katletmeye meyilliyim bilirsin.

Tutar daha beter aşık olurum sana.

İntihar süsü verilmiş bir aşkın kollarında sen can çekişirken ben yeni maktüller avına çıkabilirim. Bu kadarını yapabilir miyim bilmiyorum ama öfkeme söz geçiremiyorum işte. Söz geçiremedim tek şey!

Öfkem

Öfkemiz.. 

Öfkelenmekte bize göre değil sevgili! Öfkelenmekte bize göre değil, bakma sen benim saçmaladığıma. Olduğun yerde dur, öfkem benliğimi aşmadan tut elimden. Tut elimden! Elimden tut… Öfkemi ellerinin sıcaklığı bastırabilir. Sen bana dokunduğun an bir demir parçasının asit dolu bir kaba atılma anını düşün. Öyle bir şey.. Öyle…

Sen şimdi gel, gitmeleri, dönmeleri ve öfkeleri bir valize doldur ve denize at. Sonra tut elimden benim ve bilmediğim yerlere götür. İlk defa göreyim! Dikkatimi dağıt, eşsiz güzelliklerle donatılmış bir mekan bul bana. 

Gitmeler..
Dönmeler..
Öfkeler..
Öfkelerimiz..
Bir  bavul,
içi ağzına kadar dolu.
Ve biz ebedi saadete doğru yol alırken,
gözümü ve gönlümü hoş tut ne olur.

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
b5d070913fa7bbcb0a4377110bd1e2a3_1275148736

Gitmemek ve dönmemek

Ben, ben aslında kafası karmakarışık bir adam oldum hep. Bu hayatta kaybettiğim bir şey varsa eğer bu yüzdendir. Ama kaybettiğimi hatırlamıyorum pek. Çünkü ne zaman bir şeyi yapmak istediysem, yaptım. Serçe bile öldürmemiş adamım ben diyerek saf bir hale bürümek istemiyorum kendimi bu avuntu cümleciklerimle. Bir içe dönüştür gidiyor şimdilerde..bazen alt üst olmayı becerebilmeli insan. Kendini bomboş bir salonda karanlığa gömüp, saatlerce oturup, zihninde olup bitenleri anlamaya çalışmak gibi bir cesarette bulunan oldu mu aranızda bilmiyorum. Ama inanın bu bir depresyon hali değil, aksine deşarj olmanın -bana göre- en güzel yolu.

Yol demişken, yollar hep ikiye, üçe, beşe ayrılmak zorunda mı ?

Giderken söylenen türküler, dönerken ritmini arttırmıştır hep. Sorun  şu ki; ben ne gittim, ne de döndüm… Belki bu konunun kopma noktası burasıdır.

 

Gitmemek ve dönmemek.

Dönmek için gitmek…

Gitmek için dönmek…

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
yalnizadamjamesdean

Ya sabr çek gönül…

 

Hani ben, seni seviyorum diyorum ya? Gözlerim dolu dolu oluyor hani…
Vücudumun bir parçasının biraz uzakta olmasından…
Biraz diyorum farkındaysan? Birazdan bir milim daha uzak olmamalı!
Dolan nehir her an taşabilir zira.
Nefesimi biraz daha uzağa gidecek dereceye ayarlamalıyım, hepsini yaparım da..olmamalı işte biraz dahası..

Ya sabr çek gönül…
Pamuk elleri, sana çay verecek!


// Talat Altun

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
3eaab93e3852967b88db97658d9a8d7f_1282036804

Aydınlık-Karanlık!

Boş!
Bomboş!
Bomboş bir oda ve soğuk.
Ve sessiz.
Ve kapkaranlık…
Boş olan kalplerimiz!
Bomboş!
Boş!

Öfke!
Öfkemiz!
Öfkeyle ısıtılan bir dünya,
sert bir üslup görünümünde yumuşaklar…
Öfkeyle üstlerine yürüdüğümüz bizim,
ökemiz!
Öfke!

Aydınlık!
Karanlık!
Gömülü bir yalnızlık…
Şahlanmış geliyor bir sapkınlık,
karanlık!
Aydınlık!

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
yildiz

Alın Bunu!

Uzay boşluğunda yalnız kalmış bir insan ne kadar iyi olabilirse o kadar iyiyim şimdi. Göktaşları, yıldızlar falan. Kafamın içi kocaman bir uzay şimdi. Ve ben. Ben içinde sağa sola koşturan bir divane. İstatiksiksel olarak elde var yığınla düşünce. Ve bir sürü yol. Hangi taraf iyi adam? Alev topuna dönüşmüş düşüncelerim hızla beynimin koridorlarına çarparken, ben bu sefer hiç zevk almıyorum. Bir volkan gibi patlayıp kafa tasımın üstünde bir krater oluşması an meselesi.
Sonra oralar verimli bir toprak haline gelecek. Yeşermek içten bile değil. Falsolu bir düşünce ordusu kavisli bir şekilde kulaklarımı parçalayıp dışarı fırlıyor. Tahribat büyük. Beynimin sol tarafı, sağ tarafa savaş açmış. Petrol yatağı falanda yok ki arkadaş. İç güdüleri tetikleyen mekanizma büyük hasarda. Dışsal sezimleme zımbırtısı ha patladı patlayacak. Beyincikler arası sokak turnuvasında doğal olarak yönetim birbirine düşünce, iç karışıklıkta patlak verdi. Duygusal zeka oranı on. Mantıksa hiç yok. Emir komuta muhalif birliklerin elinde. Muhafızlar kahvede. Akıl sınırları zorlanmakta. Komşu beyinlere zarar vermesek bari. Hormonsal diplomasiler, proteinsiz veriler. Bir adamın içi nasıl boyle karışırdı. Casus düşünceler birliği pusuda. Uygun zamanı kollamaktalar. Uygun zaman ne zaman? Kadınlar ve çocukları önce kurtarmalı. Bu klasik ve duygusal emri illa ki yerine getirmek şart. Yangında ilk kurtarılacak neydi. Kalp. Alın bunu alın.

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
gecenin-buyusu

Pişman olmamak için yeterince pişman olmayı başarabilmek

Herşey bir yere kadar. Üşüyorum, ayaklarım buz tuttu. Battaniyeye sar beni anne. Alakasız cümlelerin arka arkaya gelmesi kadar ilgimi çeken başka hiçbir şey yok. Ama kime göre alakasız. İşte orda bir durun. Soğuk falan etkilemiyorda kafa karışık olunca bir hayli başka alemlere akıyorum. Az önce Paris’i gezerken şimdi burda oturmuş yazıyorum mesela. Sonra şimdi kalkıp burdan mezarlığa gidip önüme çıkan herkese dua edeceğim. Mezar taşlarını okuyup “vay ulan” diyeceğim. Bir insan geldi geçti de şimdi burda yatmış uyuyor. Mezar taşı okuma hususunda bir sürü zırva var oralara hiç değinmek istemiyorum. Ki ben son zamanlar hiçbir kurala uymak falan da istemiyorum. Bir uçak kaçırsam, durun bu bir soygundur desem. Ama kimseyi soymasam. Sonra boeing tipi uçakla akrobasi yapmaya kalksam, insanların ağzını burnuna getirsem. Ağız buruna nasıl geliyor henüz görmüş değilim. Bak aslında bir işe yarayacak ve ben ağız burna nasıl gelir onu görmüş olacağım.

Yok yok. Şaka bunlar. Bencil duygularım için bir sürü insanla oyun oynayamam ben. Yapmam, yapamam yani! Aklımdan geçen başka şeyler aslında. Bir karanlığım var ya benim hani. Şimdi kendimi oraya kitlemek istiyorum. Yine mi? Yine lan. Beğenemedin mi?

İç sesim bu aldırış etmeyin. Kabadır da biraz kendisi öyle lan falan.

Bu mezarlık olayında da hep kardeşim aklıma geliyor. Kardeşim diyorum bir kan bağım olmasa da o benim kardeşim. Siz de öyle bilin öyle tanıyın. Yorum yapmayın. Bu tembihler sizin farkedemediğiniz yanımdaki varlıklara. Alınmayın!

Daha ne kadar sürecek bu kafamdaki karmaşa bilmiyorum. Kestiremiyorum, yani bu saç kestirmeye falan benzemiyor öyle. İnsan öğreniyor. Neydi hedef, pişman olmamak için yeterince pişman olmayı başarabilmek. Mesele bundan ibaret. Galiba. Pişman oldum.

:)

Şimdi insan bazen aklından geçiriyor keşke ileriyi görebilseydim diye ama, öyle de zevki olmazdı be abicim. Bak ben göremiyorum oturdum yazıyorum misal. Başkası daha başka uğraşlar içine giriyor. Önemli olan olumsuzluğu kendine bir uğraş haline getirip olumlu hale çevirebilmek. Neyse, az ileride karanlık park etmiş beni bekliyor. Polis ceza yazacaaak! diye böğürmekte. Hayallerin acımasız zabıtaları peşimize düşmeden. Ben gidip karanlıkta hayallere biraz daha karanlık takviyesi yapayım.


// Talat Altun

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
18_12_eylul_yargilanmali

Diktatör paragraf

Zor zamanlardı. Hiç alışamayacakmışsın gibi. Kapattın kendini sonra. Ne oldu? Kilitlendin bir dört duvara koşturup durdun dört nala yalnızlığı. Alıştın vesselam. Duvarlara her gece başka figür çizdin gözlerinle hayalden… Ne çizdin çok merak ediyorum. Eros mu ? Kırık kalp? Yok yok senin çizmen gereken bence At,Eşek falan. Valla, At’ın üstüne binip koşturursun yalnızlığını. Sonra ne bileyim Eşek’i su içirmeye falan götür, sonra eşek sudan gelmesin. Sen o arada başka adama aşık ol ve eşek sudan gelinceye kadar aşık oldum diye bir kitap yaz. İyi fikir bak, hem yalnızlıktan kurtarmaya öğüt, cebine de para girer. Yok acımıyorum, içtenlik bu. Bu mu? Düşüncelerim değişmiş mi? Farkındayım. Değişen bir Dünya’da aynı kalmak çok zor. Biz de epey bir yol aldık tabi. Sahi senin eşek çiftliği ne alemde. Çoğaldılar mı bayağı. Eşeklerin çoğalması demek adamların çoğalması demek bilirsin. Ben de bilirim adamların çokluğunu bu yüzden eşeklerin çoğaldığı tahmininde bulundum. Tespit mi demek lazım? Yoksa gerçeğin ta kendisi mi?
Her neyse. Öfkeme hakim olamayıp şu satırları hızlı hızlı karalarken kağıttan alev çıkartıp bu rezilden paragrafları telef etmeyip zorla okutacağım millete. Diktatör paragraf olsun bunun adı.
Issız bir odadan eşek çiftliği ile zengin olmak büyük bir ayrıcalık olsa gerek senin için. Yahu arada eşekleride kötü adam yaptık ama. Ne diyeyim ki ben şimdi. Kusura bakmayın eşekcikler. Gerçek mana da sizleri seviyorum, lakin şu an isminize yüklemeye çalıştığım anlam bakımından nefret dumanları tüttürüyorsunuz kafamda. Anlamsız bir kişiliğe beş para etmez bir anlam yükleme zahmetinde de sadece ben mi bulunuyorum ki acaba. Yok yahu her yazanın lügatında paraladığı bir kaç şey vardır. Artık hayvandan mı girmişlerdir konuya bilmiyorum ama biz hayvanı seçtik şimdilik. Bazı ele avuca sığmayan tipsiz şekilsiz yaratıklar haline de sokabiliriz tabi ki bunları.
Ben de bir çiçek serası satın aldım, her çeşit çiçek… Ortalarına dalıyorsun ve hepsinden biraz biraz koku çekiyorsun. Sonra kafayı buluyorsun. Sonra ortalarında sızıp kalıyorsun. Bir uyanıyorsun cüzdan yok. Kim aldı acaba derken çiçeklerden birinin yokluğunu farkediyorsun.- Bir çiçeğin cüzdan çaldığını görmediyseniz sıkı tutunun şimdi gördünüz.-
Bu çiçekler o çiçekler değil. Neyse.

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email