Yazar arşivleri: Özlem ERDEN

Özlem ERDEN hakkında

İçinizdeki güven duygusu , teninizdeki yalnızlığın ürpertisi , saklamaya çalıştığınız gözyaşınızın buğusu, İç çekişlerinizdeki derin anlam, uzakları içinizde tutan, sizi uzaklara götüren, acınız, aşkınız, soluğunuz, kısacası sadece ÖZLEM

yasakaşk

YASAK AŞK

Bir masaldı sanki onların dünyası,

Ürkek ve heyecanlıydı yürekleri,

Damarlarında bir cehennem ateşi,

Kavuruyordu ümitlerini,

Öyle ki bir yasak aşktı onlarınkisi…

 

Dünyaya farklı bakıyordu gözleri,

Deniz mavisi, ateş kırmızısı,

Bir alev sarmıştı bedenlerini,

Güneş sarısı, kan kırmızısı,

Öyle ki bir yasak aşktı onlarınkisi…

 

Bilmezlerdi acıyı, kederi,

Görmezdi kavrulan yürekleri,

Susmazdı fısıldayan dilleri,

Öyle ki bir yasak aşktı onlarınkisi…

 

Dayanmazdı susturulan diller,

Dinmezdi kanatılan yaralar,

Söylerlerdi tüm diller haykırırcasına ‘artık yeter’!

Öyle ki ‘yasak aşk’ların sonları hep hüzünle biter…

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
hos geldin bebek

MERHABA

Sevgiyle birleşen her harfe, her göz aç bakar… Doyumsuzdur tüm yürekler, sevildiğini bilme hissine… Bir yaprak kadar tedirgin ama en ince damarından bağlıdır ağacın gövdesine… Rüzgarın nereden eseceğini hesaba katmadan ama hiç de unutmadan yaşar korkulu tutkusunu… Ölüm kokar her yaprak ama aşkla boyun eğer sonbahara…

Hep hüzünlüdür aslında renkleri… Yeşilin huzuruyla ayrılığa sararırlar… Düşeceklerini, koparılacaklarını, başı boş densiz bir rüzgarla yok olacaklarını, o huzurla unuturlar, sımsıkı sarılırlar oldukları dala ve de bitmeyen aşkla süslerler, saklarlar onu… Bir yaprak ölüm kokarken aşkla bağlanır ayrılığa ve öylece yitip gider sonsuzluğa… Yeniden doğmak için kabullenir ayrılığı… Bir sevgiliye yapabileceği en büyük fedakarlığı yapar o çelimsiz yaprak…Onun için ondan gitmek ve onun varlığıyla yeniden doğmak… bu yüzden yitip giderken sevinçten dökülür gözyaşları, aşka adanacak yeni bir yaşam için yok olmaktan gururla söz eder rüzgara…

Gururla söze başladığımı belirtmek istiyorum… Zaman zaman kalemimin boynu büküldü parmaklarım arasında… Bir çelimsiz yapraktan daha da hastalıklı oldu yeri geldi… Aşk’ı bilmezken büyülüydü sözleri, istediği rengi giydiriverirdi sevgiliye… Sevgili hep bir masal prensi gibi erişilmez, bütün güzelliklerin abidesiydi… Sonra Aşk’a geldi… Heyecandan titredi, yamuk yumuk oldu harfleri, kimi söz dökülmedi bile renginden… bazen alacalı, bazen karaydı her kelimesi… Bir de baktı ki Aşk’a düştü… Ne uzaklardaki bir prensi dile getirebildi ne de sevdiğini anlatacak iki harfi birleştirebildi… git gide tükendi…

Ben de unutuyordum onu olur olmadık zamanlarda ellerim arasında… Yirmi dokuz harfin başına geçip, bir ordu gibi yüreğime saldıracağını hiç hesaba katamadım… Gruplara ayrılıp gözyaşı olarak gözlerimden taşacağını da…

Aşk’tan ayrıldım…  Bir yaprak gibi sarardım, yoruldum ve dalımdan ayrıldım… Olduğum yerden beni kaldıracak bir rüzgara bile sığınamadım… Öylece acıya sere serpe yenildim…

Kırılgan bir yaprağı dinledim, acılara ‘hoşçakal’ dedim… Parmaklarım arasında dönen kalemimden tüm çığlıklarımı bir bir dinledim… Baharımın hangi evresinde olduğumu bilemeden sonbahar ilan ettim…

Kalemimden taşanlarla bugün yeniden bu yerlerdeyim… Aşk’ı hiç bilmemiş, hiç tanımamış gibi, hiç unutmamış gibi…

Külünden doğan bir yaprak gibi selamlıyorum hepinizi… Ve ilk haykırışlarım, ilk heyecanlarım… gibi;

Merhaba Yüreğim;

Seni çok özlediğimi bilmeni isterim

Merhaba Aşk;

Sana kusurlarından yenilenmiş bir yürekle geldiğimi söylemek istedim…

Merhaba Hayat;

İlkbahara geri dönmüş bir yaprak gibiyim…

Merhaba Millet;

Yüreği aşk’a düşenlere söyleyin!!!

Kusurlu bir aşktan doğmuş sevgi seli gibi içim

… Hepinizi beklerim!!!

ÖZLEM ERDEN

 

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
sevmek-yalnizlik

Tek Başına Sevmek Ayrılık Demektir!

Bugüne kadar neyi dilediysem öyle yaşadım… Yaşarken yaşadıklarımdan anlayamadığım oldu elbet … Yaşamadım diye varsaydıklarımda oldu; ancak neyi nasıl dilediysem bugün oradayım işte…

Sevmekle başladı her şey… En çok içten sevmeyi diledim, hep diledim, çok istedim delice sevmeyi… Seni bu yüzden deliler gibi sevdim… Sevmenin neyi beraberinde getireceğini bilmeden diledim ve öyle sevdim… Zamanla seni getirdi… Anlamadım ne olduğunu ama sevmekten de alıkoymadım kendimi…

Karnıma kramplar girmeye başlamıştı… Elim olur olmadık uyuşuyordu… Bazen nereye koyacağımdan da bihaberdim. Gözlerime yabancı gelenler oluyordu elbet ama en çok da tanıdıklarımı tanımadığımı anlamayaydı tuhaflığım… Hani bilindikti o gözler, neden birden çekip çekip gittiler? Soruların da tanığıydım artık ama cevap’tan bihaberdim yine o zamanlar… Sevmek girmişti tenimden içeri… Sinek ısırığı gibiydi, kaşıdıkça kanıyor, kanadıkça kaşıyordum, içim bir hoş oluyordu… İşte sevmekle ben böyle tanıştım… Sevmek seninle öyle tanıştırdı beni… Kendi kenara çekilince kanadığım yerlerde hep böyle yarım yarım izler oldu. Dokunsam biliyorum yine kanayacaktı ya bıraktım kabuklarıyla başbaşa… Böyle gerçek oldu dileğim…

Sevilmek gelmedi aklıma dilemedim… Belki de bundan sence sevilmedim… Sadece sevmek dedim sevdim, sevilmeyi düşlemek aklıma gelseydi sevgili sevilir miydim deli gibi? İşte bu da yine sorularımdandı gizli saklı içimdeki yırtık mendilimle üstünü örtüklerim arasından…

Dedim ya neyi nasıl dilediysem hep onu yaşadım… Sadece zamanlarıma varamadım, zamansız oldu çoğu yaşadıklarım ya da yaşamayı unuttuklarım… Ama hepsi olması gerektiği gibiydi… Olmaz dediklerim, düşlemeyi bıraktıklarım ummadığım anda bir bir önümdeydiler… Onlara kapılınca, hayretleri ardında kaldı kaybettiklerim.

Hissettiklerim hissedemediklerimle karşılaşınca bazen dokunuyordu içime zamansız yaşlarım, ağır aksak yorgunluklarım…

Dedim ya beraberinde neyi getireceğini bilmeden delice sevmeyi diledim. Delice dedim ya sevgim içimde delirdi, ayrılık önlüğünü eliyle giydirdi… Deliler de ağlar ya delidir diye gözyaşlarını silen olmaz… Ağlamıyordur o der geçerler… Yüreğim sızladı ya deli dedin, gülüp geçtin! Sevmeyi bırak, kendindin onu bile tanımadın, yabancı kaldın bedenime…

Sonra sonra ayrılığın aslında sevdiğinin tarafından sevilmemen olduğunu öğrendim. Gitmesi değilmiş ayrılık, seni sevmemesiymiş ayrılık!!! Sevilmediğimde anladım!

Gitmeler bitmek demek değilmiş, gitmeler gelmelerin gölgesiymiş, adımların seyrindeyken anladım gitme dememem gerektiğini… Gitme derken gel demeyi dilemeyi unuttum… Gittin! Sadece gittin!

Dedim ya neyi nasıl dilediysem şimdi o yerlerdeyim… Sinek ısırığıyla kanlanmış bir yüreğin tıkandığı yerdeyim… Zamanlamamla zamanlarımızın uymadığı oldu elbet lakin ne dilediysem oldu… Şimdi bakıyorum da ben aslında Dilemeyi akıl edemediklerimde kalmışım, bana el olmuş, sana kan’mışım…

Sevmeyi dilerken sevilmeyi de ardına koymayı unutmayın… Yoksa tek başına  sevmek beraberinde ayrılık demektir!

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email