Yazar arşivleri: Sevim Ela

Sevim Ela hakkında

Küçük Anadolu kentlerinden biri olan Uşak'ta doğdum. İlköğretim ve orta öğretimimi Uşakta tamamladım. Süleyman Demirel Üniversitesi Burdur Meslek Yüksekokulu Pazarlama bölümünü bitirdim. Kendi çapında minik denemeler,öyküler yazmaya çalışan biriyim. Aslında tüm kalemimden dökülenler kendi ruh halimin dingiliğini sağlamak amacıyla yazdıklarımdan ibarettir. Yazmayı da bu yüzden seviyorum sanırım. Şu an İstanbulda ikamet ediyorum. Bir şirkette Ön muhasebe ve pazarlama üzerine çalışıyorum. Yazmak veya yazmaya çalışmak beni şuan en mutlu eden şey diyebilirim kısaca çünkü dinlendiğimi hissettiriyor bana.

melek-yuzlum

Melek Yüzlüm

Hey sevdam. Sana sevdam diyorum çünkü sen hala deli yürekli sevdamsın benim.Bir meleğin vardı senin hatırlarmısın.Her güne günaydın melek yüzlü güzel kadınım diye başladığın.Her melek yüzlüm dediğinde kanatlarını çırparak uçan senin etrafında.Senin yarattığın bir melekti oysa.Melek olmazdan,uçmayı bilmezden önce karanlıkla dolu siyah bir dünyası vardı.Melek olmak,uçmak değil yaşamak nefes almak bile imkansız olan siyah bir dünyaydı yaşamı.İnadına ayakta durup inadına karanlıktan korkmadan siyahtan çekinmeden yaşamaya çalıştığı bir dünyaydı.Sen geldin sonra ve sihirli ellerinle dokundun sanki dünyasına,senle beyaza büründü aydınlandı her yer.Siyah korkarak kaçtı beyazın cesaretinden karanlıksa susarak çekildi köşesine aydınlığın gücünden.Beyaz o kadar asildi ki, o kadar etkileciydi ki aşık oldu meleğin beyaza,aşık oldu sana sevdam….Sen her melek yüzlüm dediğinde cennete dönüyordu dünyası .Kanatları o kadar güzeldi ki ,o kadar parlaktı ki, bir o kadar da renk renkti hayranlık uyandıran.Gözleri kamaşıyordu meleğinin ve kamaşan gözleriyle uçmaya çalışıyordu.çok tökezledi çok düştü farkına bile varamadan.Her düşüşünde hırpalandı melek alışık olmadığı beyaz dünyada.Çünkü siyahtan eser kalan karanlık lekeler kalmıştı silmeye gücünün yetmediği,yettiği zamanda geç kaldığı,senin göremediğin meleğinin farkına varamadığı karanlık lekeler.Meleğin her düşüşünde acıdı canı hırpalandı sevda yüklü yüreği.yine de vazgeçmiyordu senin meleğin olmaya çalışmaktan,istiyordu ki senin hayal ettiğin gibi bir melek olayım.Ama ışıl ışıl renk renk kanatlarda taksan bir kul işte,bir kuldan da melek ancak bu kadar oluyor ne yapsanda.Her kulda bir siyahlık her beyazda ise siyahtan kalan karanlık melek olmaya engel oluyor çabalasan da…

Hey sevdam sen var ya sen; taktın kanatları daha uçmayı bile öğrenememişken melek bile olamamışken yargıladın onu siyahtan gelen karanlık lekelerden.Her seferinde kalksada ayağa melek olmayı öğretmedin,melek nasıl olunur anlatmadın hiç,beli ki sende bilmiyordun melek olmayı.Yinede çaresizce uçuştu etrafında belki öğrenirim melek olmayı umuduyla….. Ta ki sen gidene kadar.Oysa meleğin yaşamak istemişti senle, senin yarattığın o beyaz dünyada,istemişti ki senden;güçlü olasın yıkamasın kimse seni,bu benim sevdam diyebilsin.gücünden güç alarak uçabilsin.İstemişti ki senden; hiç bırakma onu hep sev, sev ki o da yaşasın sevdasını ve beyazı gururla.İstemişti ki senden;senle gözde olsun,özde olsun,sözde olsun,mutlu olsun….Söz vermiştin meleğine herkes bizi kıskanacak,nerden bu sevda mutluluk diye düşünecek.Tutarsın sanmıştı sözünü ama yapamadın duramadın sözünün ardında.İnanmıştı güvenmişti sana,cesaretinin gücünün adına sevdan uğruna yaparsın her şeyi sanmıştı.çünkü sendin siyahı korkutan sendin karanlığı susturan…

Nedensizce bırakıp gittin meleğini,belki dönerim diye.Anlamadı anlam veremedi gidişine.bekledi dönersin geri diye.dönmedin dönemedin gittiğin yerden,belki de dönmeye de yeniden başlamaya da gücün ve cesaretin yoktu. Oysa meleğin sen giderken gri bir dünyanın içine düştü,ne siyahtı her yer ne de beyaz alabildiğine gri alabildiğine umutsuz…. Kırıldı meleğinin kanatları sensizlikle düştüğü gri dünyada,artık acıyordu canı,sızlıyordu yüreği için için kanıyordu kanatları ve amansız bir griliğe bürünmüştü gözyaşları,solmuştu o güzelim melek yüzü.Gri bir dünyası vardı artık umutsuzlukla bezenmiş.Bilesin sevdam ölüyor melek yüzlün gri tüketiyor onu yavaş yavaş,ince bir hastalık gibi içine süzülüyor umutsuzluk ve bundan doğan sensizlik….İstediği tek şey var artık meleğinin senden.kurtar onu bu amansız grilikten ve sensizlikten,yeniden beyaz olsun her yer,yeniden aydınlık olsun senle olsun dünyası,yeniden yaşa sevdanı yaşa ki canlasın yeniden taksın kanatlarını,yeniden uçuşsun etrafında sevdayla aşkla ve yeniden melek yüzlü güzel kadının olsun.Çünkü hala seviyor meleğin seni,çünkü hala ilk günkü kadar aşık sana,çünkü hala seni sen olduğun için yaradan aşkı için seviyor.Çünkü hala günaydın melek yüzlüm diyeceğin güne umut ekip sevgi büyütüyor…

Hey Sevdam sana sesleniyorum duyuyormusun,günler kavram kargaşasının içinde zaman kendi varlığını çoktan unutmuş içine düştüğüm derbeder dünyada saatlerse boşuna bir çarkın içinde yelkovanla akrep yarışının traji komik hikayesi içinde savrulup tükeniyor adeta..Kelimeler her zamaki kifayetsizliğinin dalgasında boşuna akıp geçiyor beyhude.Bense mahpus etmişşim kendimi sevdama bu gönüllü mahpusluk ama zannetmeyin ki kollarıma kelepçeyi ayağıma prangaları suçluyum diye vurdular.Kendi kendime kelepçeler takıpkendi kendime ayağıma prangalar geçirdim,yüreğimide sensiz yaşamasın diye sürgüne gönderdim..Biter bir gün bu sürgün ne kelepçeler kalır ellerimde nede beni hareketsizliğe iten ayağımdaki prangalar.Her şey olması gerektiği gibi dengesine outurur elbet.Sen gel varlık sebebim sen gel ki son bulsun bu yanlız mahpusluk son bulsun bu çarsiz çarelere sarmaladığım sevdam gözlerinle huzura ersin.Gözlerin huzurum sölerin umudum ve sen mutluluğumsun çünkü benim.Ben seni sen yanımdayken bile içime sığdıramazken sen uzaklardeyken nasıl bu derbederliği yaşamam nasıl sevdama mahpus olmam ki…Yargılama beni sadece gel dö melek yüzlüm dediğin bana dön yeter….

Hey Sevdam,ben sana sevdamı haykırıyorum ya sanma isyan sanma umutsuzluk sanma yaşamdan bıkkınlık.ben seni sensizken bile sevmeye razıyım.Sadece içime sıkıştırıp ağzını konuşmasın diye mühürlediğim dudaklarımmlan dökülmeye korkan duygularımın yazılı hale dökülmüş şekli bu…Mühürlü dudaklarım haykıramıyor ki sevdamı sadece kelimelerinin içine askıya bırakıyorum anlarsın sevdamı belki diye…Yine Melk yüzlüm dersin belki diye…Biliyorum hatta eminim bir yerlerde elbet bensizliğin hüznü var seninde yüreğinin derinliklerinde saklı..uzun zaman ya da yakın zaman kimbilir hangi zaman belirsiz belki ama dönüş yolunda olduğun haberi ulaşalı pek bir zaman olmadı.Geliyorsun işte nihayet geliyorsun ve melek yüzlün burda adını sevda eylediğim seni gittin günden bu yana değişmeyen bir hasretle sevdasıyla bekliyor…Bil ama melek yüzlün seviyor seni…Hoşgeldin adını sevda eyleyip üzerine sevda girdirdiğim hoşgeldin yüreğime hayatıma…

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email