Yazar arşivleri: Sihirli Kalem

Sihirli Kalem hakkında

İnsanlardan çok soğudum...

absürdadam

tiyatroya bayılırımda müzikalden hazetmem

vay vay vayy sen mi göründün de kaçtın köşeden.
neden bu kadar mı ömürsüz bakışların?
kıyamet alametimisin sen?
kullandığın parfüm kokusu vurur bazen burnumun direklerine,
evet evet Caldion muydu ne?
hapşırırım omurgamı incitircesine..
hazır oyun arası sevişelim sevgilim.
tiyatroya bayılırımda müzikalden hazetmem.

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
analik budur

fotoğrafın dili

Dünya o kadar mı bitti tükendi, kalmadı mı oğlunuza ekmek, torununuza ev mi alamadınız henüz..?

Çok fazla bu dünya sana da bana da..

Yeme kardeşinin hakkını..

Paylaş paylaşabildiğini..

Memendeki sütü..

Çorbandaki tuzu..

Paylaş.

annelik budur işte.

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
aglayan-analar

kanla sulanan toprakta ürün yetişmez

Yine heryer kana bulandı, tertemiz annelerin yaşmakları oğullarının kanına bulandı. Ciğerleri deşildi. Evlatları birilerinin yaşaması için kurban edildi. Birilerinin yaşaması birilerinin ölmesine bağlı olmamalı. Çok sinirliyim şuanda ve küfür boyutuna çıkacak sözler sarfetmemek için kaç gündür beklemedeyim.

Pkk saldırılarında onlarca genç toprağa verildi. Şehit oldu ne dersek diyelim değişen hiç birşey yok tek gerçek en verimli çağlarında toprağa karışan genç bedenler, gözü yaşlı eşler ve analar bu yetmezmiş gibi yetim çocuklar..

Allah belanızı versin hepinizin. Bu milliyetçilik virüsünü kanımıza bulaştıran herkesin..
Bu virüse ilaç bulmak yerine daha da etkisini artırmak için salakça bir sevda uğruna peşlerinden koşanların… Allah hepinizin belasını versin…

Kandan beslenen vampirler…

Bu iki halkı birbirine düşürenler kadar bu oyunlara kolayca alet olabilenlere de isyanım var . Şehit olan bir Türk askerine karşılık 10 Pkk lı leşi deyimleri mide bulandırıcı. Unutmamak gerekir ortada bir anne kavramı var ki bu kavram toprak parçalarının çok çook ötesinde bir kavramdır. s*çmışım vatanına ! Anneler ağladıkça..

Okumalı hemde çok okumalı tarih tekerrürden ibarettir evet.. Okuyun bir geçmişe bakın  milliyetçilik insanların başlarına ne haller getirmiş bakın.. Çok yakın örnekleri var 1915 Osmanlı Türkiye’si.. Ne oldu 1915′de en kısa ve anlamlı özeti şudur;
Milliyetçilik virüsüne kapılmış  iki elit grup, Osmanlı subayları yanında bir takım Avrupa’da eğitim görmüş aydın ve ermeni komitacılar. Abdulhamid’e süikast düzenleyen Ermeni komitacılardan birisine “ey şanlı avcı ” diyecek kadar Ermeni dostu. Sonrasında Ermenilerin katledilmesinde bir mahsur görmeyecek zihniyet.. İttihat terakki… İki milliyetçi gurup önce dost sonra düşman.. Olan kime oldu? Sivil insanlara.. Sivas’ta Kevork’un gelinine Erzurum’da Mehmet Ağanın kızına..

Olaylar o kadar benzer ki birbirine. Bunları ayıklamak zor değil.

Özetle şu ki kanla sulanan toprakta Ürün yetişmez…

Lanet olsun milliyetçilik virüsünü kanımıza sokanlara ve o virüsü besleyen küçük beyinlerimize…

*Tüm dünyada ki  Özellikle ülkemizde ki ağlayan annnelere ithaf edilmiştir.

 

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
ot

Ben Lidya’lıları Sevmem

para….

Uzun zamandır bu b*ktan kavram üzerine yazı yazmayı planlıyorum, ama bu yazıları planlarken cebimde para olmadığından dolayı vazgeçtim hep yazmaktan.. Çekememezlik şüphesi kabuğu içinde  yargılanmak istemedim yazdıklarımdan dolayı.

Bu nedenle cebimde para olmasını bekledim, evet bugün cebimde para var ,sanırım paranın getirdiği lanet olası bir özgüven geldi üzerime.. Rahatça geçtim mahallede ara sokakları.. Bakkalın çirkin suratı tiksindirmedi beni adata mutlu etti parayla satınalınabilir bir kafa idi o gözümde.Kasap yoktu çekindiğim çünkü et yediğim tavuk döner ve arada sırada fastfood denilen yağ tulumlarından ibaretti. Bu bakımdan kasap önünden rahat geçtim. Bir önceki günden çayını içip parasını son vereceğim dediğim mahalle kıraathanesine de bir o kadar güvenle girdim. Borcum olan para üç çiklet almıyordu,belki ama olsun onu bile ödemek gurur vericiydi.. Bu b*ktan sahneleri yazabilmek iğrendirdi şuanda beni. Paradan nefret ediyorum ki bunun için çok büyük gerekçelerim var.Bana insanoğlunu en en çirkin şekilde ifade edebilecek bu ruh hallerine büründürdüğü için, kalp kırabilme potansiyelini kat be kat artırabildiği için.

“eeee para olmadan da olmuyor efendi ” diye söylenen okurları duyar gibiyim.bre aç insanoğlu! senin yaşayabileceğin kadar nimeti vermiş sana Tanrı. Savaş çıkarma bahanen nedir? Ölmeyecek kadar tok tutabilirsin kendini bir iki tane ot ile… Git hadi utanma parktan bahçeden kopar ye onu… bunun için kimse senden bedel istemeyecektir. Kimseyi ağlatmayacaksın. Kan dökmeyeceksinKalp kırmayacaksın.. Canınını tehdit edebilecek tek şey yediğin otların içine karışabilecek bir zehirli ottur.

Rahat ol az aç insanoğlu, hepimiz doyarız, Tanrı çocuklarını aç bırakmaz ona inansan da inanmasan da.

Dedim ya Lidya’lıları hiç sevmem…

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
ask-nedir

Aşk Nedir?

“Ey Efendim Bilmek İstiyorum
Bu Öğrettiğin Aşk mı?”

-Nizar Kabbani-

Aşk kimine göre seferidir, borcu yoktur bakkala çakkala
Kimine göre adice bir mide bulantısıdır.
Kimine göre çöl ortasında vaha

Oysa Aşk

Pakistan’da Ayşe’nin
Prag’da David’in
Diyarbakır’da Rojin’in
Bayburt’ta Selami’nin
Ağız kokusudur,
Titreten gülümsemesidir,
Okunan Mektuptur,
Şişkin dudaktır.
Yıldızlara bakarak içli içli çekilen sigara dumanıdır.
Eylül’de bavul toplamaktır aşk,
İçine anılarını koyduğun…
Onun için gözyaşı akıttığın mendilin kokusudur.
Tokuşan iki çift keçinin boynuzunun acımamasıdır aşk.
Sihirlidir aşk.

 

 

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
karadenizden-boyle-adam-cikmaz

Kendine İnsanlık

Geçenler de dehşet verici bir haber okudum. İki kişi müşteri oldukları transeksüeli götürdükleri
ıssız alanda boğazından bıçaklamışlar. İlk okuduğum haberde para kavgasından çıkan tartışma nedeniyle transın bıçaklandığını ve kendi çabasıya yakındaki havaalanı kulelerinin olduğu yere ulaşmış ve hastaneye kaldırılmıştı. Haber burada bitiyordu İsmini vermeyeceğim gazete için. Bende kendi çabası ile hastaneye ulaşan yaralının önemli birşeyi olmadığını düşündüm.

Ama bir sonra ki sabah Karadeniz gazetesi gördüm büfe tezgahında. Yerel bir gazete idi, merakımı gidermek için aldım. Manşette 5 tane cinayet haberi vardı en az. “Gemi kaptanı ölü bulundu” “Cami çıkışı kavga 2 yaralı 1 ölü” falan filan..

Kocaman puntolarla işlenen bir haber ise acı acı dikkatimi çekti. ” Ordu’dan böyle adam çıkmaz dedim öldürdüm” Bu manşet bir önce ki gün okuduğum transeksüel haberi idi. Şok oldum.
Yakalanan saldırganlardan birisinin ifadesi idi manşet. Olay devamı daha da ilginç. Bağnaz ibnemiz bir transla ilişkiye girmeyi normal görüyor fakat onun Ordu’lu olması zoruna gidiyor(!) Ordu’dan böyle adam çıkmaz diyerek transı boğazından bıçaklıyor. Ne ala memleket.

Birçoğumuz için önem arzetmeyen bu haber nasıl bir toplum kafa yapısına sahip olduğumuzu irdelemek açısından ibretlik. Elin kızı ile beraber olmak normal, ama birisi senin bacınla beraberse anormal. Bu kadar kaba bir tabir ancak bunu karşılıyor maalesef.

İnsan canı bazen çoğu değerden öne geçiyor maalesef. Yuhlar olsun bu zihniyete kökten.

 

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
veysel-avsar

Lanetli Eylül (Veysel Avşar Anısına)

Lanetli bir Eylül sabahı ölüm haberini aldığım Veysel Avşar anısına…

 

Lanetli bir ay Eylül.. Hazan mevsimi tamda sapına kadar hemde.Yaz aşklarımız olurdu eylül ayında ayrılırdık acı acı. Onu unutamayacağımızı sanardık, oysa ne aşklar unuttuk ondan sonra…Güzel bir gülümseme kaldı yanaklarımızda. Ama Eylül ayı hep içimizi acıttı.

Ve yine bir ayrılık yine Eylül ayı…

Veysel Avşar beyefendi ayrıldı aramızdan, o efendi adam yazılarımıza yaptığı en alalede bir yorumda  bile makaleler döktürdü dillerimize. Çok şey öğrendik ondan, benim şiirlerimi pek beğenmezdi.

Bir söyleşi esnasında tanıma fırsatı buldum onu ilk kez. Hayat hikayesini merak etmemiştim doğrusu, ama öyle sorular geliyordu ki ister istemez girmişti geçmişine.. o anlatıyordu ben ilgi ile takip ediyordum. Söyleşi bittiğinde bu beyefendinin 25 yıl kitap okumadığını öğrendim. 25 yıl koca 25 yıl kitaplardan nefret ederek geçen zaman… Bomboş gibi geldi ilk başlarda nasıl bir insan 25 sene kitap okumadan ömür geçirebilir.

Sonrada öğrendim İşçi partili bir genç  memur iken 80 darbesi sonunda hapse atılan binlerce masum gençten birisi idi Veysel Avşar. Sıkıyönetim tarafından kitapları elinden alınmış belkide yakılmıştı. Zoruna gitmişti bu yürekli adamın, ve pes etmişti. Okumamıştı yıllarca.. Özgürlüğüne kavuştuktan sonra ilk ve son kitabı olan “Lâl “ romanını yazdı. Bir diğer romanını okumak nasib olmadı bize..

Bu yürekli adamı çok fazla tanıyamamak üzüyor en çok beni. Günlerdir cümlelerimi toparlıyamıyorum, düz yazı yazacak kabiliyetimde pek yok ama onun anısına aynı platformda yazarlık yaptığım için bu yazıyı yazmayı borç bildim. Onu çok özleyeceğiz. Elmalı Pasta ‘sı’ ının tadı damağımda hala.

Yazıyı bitirirken bir kaç noktaya küfretmeden geçemeyeceğim.

Veysel abi gibi nice değerleri sırf okuyorlar,sırf düşünüyorlar,sırf sisteme baş kaldırıyorlar diye yıllarca hapishanelere kapatan bu devletimiz, hani birileri ölmeden kendisi sonsuza dek yaşayamayacak olan devletimiz… Sana bir kere daha ana avrat küfrediyorum.

………………

Ey devlet cehennemin en dibinde yer ayırmıştır mutlaka Tanrı sana.. Bu gençlerin hayatlarını karartan zihniyet..

Elbet boğulacaksınız….

 

Unutmamalı ölüm yeniden bir doğuştur.

Seni unutmayacağım Veysel Abi..

 

 

 

 

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
kavşak

Senin İçin

Senin içindi herşey…
Sen parlement sigara içiyordun zerafetine toz kondurmadan..
Ama ben, sen parlement içiyordun diye içtim iğrendiğim halde..
Sevişirken ağız kokumuz aynı idi nede olsa..
İğrenmezdik ağız kokumuzdan..
Mutfağı sevdim ben,sen kaşarlı melemen seviyordun diye..
Sevdiğin renk pembe diye beş yıl pembe nevresim kullandım.
Senin kokun gitmesin diye haftalarca yıkamadım nevresimlerimi.
Sadece benim yatağıma özel gecelik aldım sana pembe nevresimlerime uyumlu olsun diye fıstık yeşili…
Rus salatası yedim kahvaltılarda sen seviyorsun diye..
Sen geleceksin diye fırçaladım dişlerimi alışık olmasamda ..
Jiletle tıraş oldum, beyaz tenin kızarmasın diye..
Sana uyumlu idim kıblemi değiştirdim ben.
Ve sen gittin..
Ne oldu..?

Parlementi bıraktım Camel içmeye başladım tekrar.
Mutfağa girmedim,hazır yemekleri acı biberle yedim..
Pembe nevresimlerime sigara bastım..
Oysa sevmeye başlamıştım pembeyi..
Her seviştiğim kadından sonra ruhumla beraber yıkadım  lacivert nevresimlerimi..
Fıstık yeşili geceliğini en yakın arkadaşına giydirdim gittiğinin üçüncü haftası..
Mevsim salatası yemeye başladım,bayağı lezzetliymiş..
Ayda bir sırçaladım dişlerimi eskisi gibi..
Senden önceki gibi..
Artık umurumda değildi seviştiğim kadınların göğüslerinin kızarması.
Hatta hoşuma gitmeye başlamıştı.
İz bırakmak güzeldir değil mi?
Bunu öğrendim ..
Ama unutmadım seni bak.
Hala sana şiir yazabiliyorum…
Keşke bırakmasaydın sosyoloji kitabımın arasında saç telini…

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
hands

Vatansızlar Cennete Gidecektir

Vatansızlar cennete gidecektir.
Tanrı mı bilir?

Vatansız kan dökmez..
Vatansız can yakmaz..
Vatansız böbürlenmez vatanı var diye..
Vatansızın ölecek bir vatanı yoktur.
Vatansızın vatan diye derdi yoktur.
Su ve otla beslenebilir.
Rum bir kız ile evlenebilir..
Ermeni bir aileye gelin gidebilir..
Evlendiği adam Ermeni değildir.
İnsandır..
Evlendiği kadın Rum değildir.
İnsandır..

Petrol içmez vatansız..
Kan içmez vatansız..
Kemik kemirmez vatansız…
Dinamiti icat etmez vatansız…
Can yeleği giymez vatansız..
İnsandan korkmaz vatansız.
Vatan.. altında ki yatanlarla inşaa edilirse..
Altındakiler çürüyeceklerdir birgün..
Fikirleri de uçacaktır ruhları da..
İnşa edilen vatan çökecektir..
Altında insanlar ezilecektir..

Vatansızlar cennete gidecektir.
Tanrı mı bilir?
Eğer Tanrının bu soruya cevabı bu değilse..
O tanrı değil puttur, yaşayan ya da taşlaşmış put!
Rahat bırak insanları.
Ruhunu da bedeninle al git..

Yazıyı yazarken Dilaver Peksever‘in “Vatan Kavramı Üzerine” adlı denemesi ve altında ki yorumlardan ilham aldım.
Teşekkürler..

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email