Yazar arşivleri: Tuba Yağmur

Tuba Yağmur hakkında

Hayatta en iyi yapmaya çalıştığım şey iyi bir öğretmen olmak,sanırım bunu başarıyorum da...

Sevgiliyi Beklemek…

Gece gündüz uyanmadan beklerim dedin…Seni beklemek bir ömür seninle geçen saatler andan farksızmış.Hayatın ve Mevlanın insanlara sunduğu lezzetlerin çoğunu tattıran Rahman’a şükürler olsun ki yokmuş böyle bir lezzet.Bir ablam söylerdi bu sevgi,bu aşk hiçbir şeye benzemez diye…Çocukluğumun ve aklı bir karış olmanın avareliği ile “hadi be ordan”demiştim.Nasıl bir sevgi ki bu her şeyden ve herkesten üstün.Demeyecekmişsin bu alemde sevgiden aşktan daha öte bir kavram yokmuş.Varlığıyla seni mutlu eden varlığından haberdar eden gizli gücüyle seni her dem ayakta tutan küçük bir selamını esirgediği zaman ise başka alemlere sürükleyen şeymiş aşk…Utangaç bakışlarla sevdiğini süzmek ondan gelecek küçük bir bakışla içi bir hoş olmakmış…Mevlam ne büyükmüş başkalarından duyarak anlam yüklemeye çalıştığım aşkı bana yaşattırana sonsuz şükürler olsun.Acı çekmekmişte bir yandan aşk;eskiden zerre umrunda olmayan olaylar eğer aşıksan dünyanın en önemli olayı ya da en basit lafı en ağırı oluyormuş sevdiğinden geldiği zaman…Onun için değiştiriyormuşsun,değişiyormuşsun,değişmesini bekliyormuşsun…Evet bekliyormuşsun…Sanırım benim kaderim beklemek üzerine kurulmuş…Vakit ha gece olsun ha gündüz onu beklemek ve bir selamını almak için  saatlerce beklemek…Sanki o da bilerek yapıyormuşcasına bekletmekte bekletmekte…Bilmez mi ki sevdiği bekler bekler…Yolunu gözler…Bekler ki hep ben olayım ilk arananı ilk akla düşüleni O ne kadarda sen benim vazgeçilmezim dese de bekliyor bu urba fakir gönül…İnsan sevdiğinden umarmış…Sevdiğine naz edermiş…Sevdiğine bükçe edermiş…Sevgilim sana eğer naz ediyorsam bil ki sevgiden,aşkından ve senden gelecek küçük bir ilgiden…Gel şu gönlü kırık,gönlü yıkık seni bekleyen sevgiliye bir hoş seda ette alem içine doğsun…Alemde yaşattığın sevgilini gel gönlüne al…Gönlüne al ki bilsin yerini…Sevginden şüphe etmez de bekler…Kadınlar beklerler ve umarlar…Ben seni her dem bekler ve umarım…Daha fazla uzatma dünya sürgünümü benim ıhlamurlar çiçek açtığı zaman gel bir bahar esintisi gibi gel çöle durmuş yapraklarıma gel ne olursun gel…

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email

Şerefine İçiyorum

Hayatım

Nazlı kelebeğim,

Kırılgan yanım.

Her gün biraz da eksilsem de

Gidişlerin yanında gelişlerim olmasa da .

Ve her seferinde işte burada bitti desem de

Her anımda kanadımdan tutan,kaldıran,

İçimdeki varlığına inandığım sevgim,

Bütünleyelim,nerdesin?

Gelecek misin?

Varlığından haberdar edecek misin?

Bu zavallı bendemi.

Azalıyorum varlığınla çok et Beni.

Yokluk madenine doğru ilerliyorum.

Varlığından haberdar et Beni.

Her yokluk içimde telafisi olmayan yaralar açıyor.

Her soruşta yine olmadı diyişlerim.

Manalı gözlere anlam yükleyişlerim.

Her kapıyı zile basmadan açışlarım.

Her açışlarımda yokluk gibi sessizlik,sensizlik.

Yok oluyorum belki de.

Soruyorum ne zaman anlam kazanacağım?

Daha zamanı var diyenlere bakıp,düşünüyorum.

Ben nerdeyim ya da nereli olacağım?

Bir insanın her planımı içinde ukde olarak kalır.

Mevla’nın planı şüphesiz daha büyük ama…

Şerefine içiyorum sensizliğin yokluğunu,

Yudum yudum,zehir gibi…

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
imagesCACSFWCW

Yozlaşma ve Yabancılaşma Dair…

Yozlaşma ve Yabancılaşmaya Dair

Çok güzel bir konu öyle değil mi?İçi bomboş,doldurulması bir
o kadar heyecanlı.Vakit ramazan vakti olunca haydi dostlar ele alalım bu
ramazan yozlaşmasını.Aslında ah nerde o eski ramazanlar felsefesi yapmak
isterdim,vay gençliğim demekte daha anlamlı olurdu sanırım ama burçum gereği
duramayacağım hayat eleştiri,hayatımız eleştiri ::))

Bu yazıyı yazmaya iten ana sebepte şu oldu:Dün akşam ana
haber bültenlerini izlerken gözlemlediklerim.Dedim ya ben hayatta pek bir şey
yaşamam.Etrafımdaki insanları gözlemlerim.Haber spikerlerinin giyinişleri,kimi
kendini sanatçı arz eden şahısların tavırları,büyüklerimin iftar programları ve
oooğ Benim bile içimi titreten o ALÇAK gönüllülükleri.Şimdi herkesin bildiği
ama nedense dile getirmek istemedikleri toplum yozlaşması.

Ah yozlaşma ve yabancılaşma…

Ceylan adında bir şahıs var elit zümremizde bir çoğumuzun
bildiği inanın söylemek istemezdim ama filmleriyle büyüdüğümüz oyuncu…Geçen
yıl umreye gitti bu arkadaşım ah ne kadar güzel kime nasip olur bu güzellik
demeyin zenginler hatta devlet büyüklerimiz zamanında kundaktaki torunlarını
götürdü bu kutlular kutlusu manevi yere.Gitti geldi,Bacım kapalı ulu
düşüncelerle dopdolu.Havalimanında herkese tavsiye ediyor.Ramazan zamanı
ya,arkadaş maneviyatla dopdolu.Aradan çok geçmedi.Neşet Emmimin deyimiyle
yetmez mi el kadar hasır felsefesinden yola çıkarak;neyimize yetmez el kadar
kumaş demiş,el kadar yerlerini örtmek suretiyle sahne gösterisinde.Havalimanındaki
o başı önündeki mağrur ifade kaybolmuş:Antebin hamamlarında halay çeker,bir
yandan lilili der…

Ah yozlaşma ve yabancılaşma…

Yine bir tv programı,akşam 10 olmuş.Bülent Ablam
sahnede.Mevla korusun ayaklı kıyamet alameti.Osmancım canlı yayını durduruyor
bir dakika;Bülent Hanım orucunu açacak.Sahneyi titreten sesiyle BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM.Ey
rahman-ı rahim nelere kadir değil ve nelere sabretmez değil.

Ah yozlaşma ve yabancılaşma…

Eşit haklar zihniyetini savunan,seçimlerde yüzde otuzlara
vuran parti lideri,Sen hangi ülkeden bahsediyorsun.Doğuştan eşit hakları
savunanlar Siz oruç bile tutmazken,ramazanda şunu yiyip şunu içmeyeceksiniz
diyen diyetisyen arkadaşlarım,yiyecek yemeği olmayanlar neyin diyetini yapsın
Allah aşkına.

Ah yozlaşma ve yabancılaşma…

Haber bültenleri;en şık restoranların şef listeleri ve
muazzam bir görüntü.Hasbelkader belli bir maaşım var ülke standartlarında ama
benim bile canım çekmiyor değil oruç oruç o ne güzel bir tablo.Benim
memleketimin insanları hani Nuri Bilge Ceylan’ın değimiyle; ”Bu ödülü, tutkuyla
sevdiğim, yalnız ve güzel ülkeme armağan ediyorum”.
Ben buna birde fakir
ülkemi eklemek istiyorum.Ve daha sonra sanki bilerek yapıyormuş gibi(bence
bilerek yapıyorlar)Fakir bir ailenin iftar sofrası.Spiker soruyor bu akşam ne
yiyeceksiniz.Ablam cevap veriyor:Hafif bir şeyler tercih ettik.Ah bana neler
oluyor.Siyasi görüşüm mü ne değişecek ::))

Ah yozlaşma ve yabancılaşma…

Yıllardır Ramazan Bayramı olarak kutladığımız.Peygamberimden
miras kalan bayramı bir avuç güncel arkadaşlarım çevirmeye çalışsa da Şeker
Bayramı diye,oruç bile tutmazken en güzel bayramı tabi kendilerince kutlarken,Türk
Büklerinde baldırı çıplak.Benim neslim unutacak mı bu huzuru?Pide kuyrukları
beklerdik Biz vakit geçsin diye Erzurum’un soğuk caddelerinde.Annem iftariyelik
hazırlardı,beyaz mendil içlerinde.Övüne övüne anlatırdım 15 orucum oldu
diye.Tekne orucunu tutmayı aciz sayardık o aciz aklımla…

Ah yozlaşma ve yabancılaşma…

Oruç Baba efsaneleri,Göbekçi Baba muratları:Al sana bir
göbek ver bana bir bebek felsefesi daha doğrusu şirki…Ramazanlarda mı gündem
olur hep;Sultan Ahmet’lerimiz,Eyüp Sultan’larımız…

Ah yozlaşma ve yabancılaşma…

Tek kadın başbakanımız olan şahsın Ramazan Bayramını
kutlamak için çıkıp,Oruçtan bir haber olup;Kurban Bayramını kutlamaya yeltenip
kurmayları tarafından uyarılan bir ülkenin vatandaşıyım.Ne mutlu bana ve benim
gibilere.

Ah yozlaşma ve yabancılaşma…

Ben orucumdan da hoşum,susuzluğumdan da her yerde kalkıp
kendime namaz kılacak yer bulmaktan da.Yozlaşıyorumdur da bilmeden belkide ::))

Hamd,alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur…

 

 

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
hearts

Gerçek Aşk İbadet Halidir…

Başıma gelenlere bak.Temmuzun son gecesi rahat rahat ramazana başlayacağım vakit…Çakır gözlü öğrencim:Hocam yazı yazmak ister misin? dedi.Yazı yazmak ve Ben.Söylemesi bile komik.Etrafımdaki insanların hep en iyi yaptığı bir iş olmuştur.İyi resim yaparlar,iyi yazı yazarlar,iyi şiir okurlar,iyi yüzerler…Düşündüm hayatımda hiçbir zaman şu işi de iyi yaparım dememişimdir.Hep bir yanım eksik,yitik,aciz,yoksun…Tamamlanmayı bekleyen başak gibi boynu bükük,yarım bir portre gibi ifadesi yarım.Ama öğrencim isteyince akan sular durur.Evet şimdi düşündüm de şu hayatta belki de iyi bir öğretmen olmak için çabalıyorum.Çakır gözlü yaz,dedi.Hocam Aşk’ı yaz.Aşk benim için çok uzak.Yaşamamışlıklarım var Benim şu hayatta.Yutkunmalarım var.Yutkunmalarım ve her yutkunma sonucu göklere ulaşan ahlarım var.Hani diyorlar ya :”Bir ah çeksem karşıki dağlar yıkılır.”Ben aşkı hep orada burada okudum.Evet okudum görmedim,gözlemlemedim de.Yaz dedi,Hocam Yusuf ve Züleyha’yı yaz.Evet aşk adına seçilebilecek en güzel konu,en mahrem,en yaralayıcı,en manevi…Yusuf yüzlü güzele vurulan Züleyha.Ama kimse işlemedi.Züleyha kibrini yendi aşkı seçti.Zenginliği bırakıp yoksulluğu seçti.Ve belki de en ürkütücü olan eşini aldatıp Yusuf’a gitti.Yusuf’u seçti.Yusuf güzeldi belki de suçların en güzeliydi.Züleyha’ya verilen o güzel,en özel içten duygu peki şimdi neden kimseye verilmiyor,yoksa veriliyor da haberleri mi olmuyor.Son zamanlarda her yerde karşıma çıkan,laçkalaşmış söz Yusuf gibiler yok.Peki Züleyha gibiler çok mu?Vazgeçemediklerimizden olmasın bu.Hayat telaşına mı düştük?Kariyer mağduru gençler miyiz?Felsefecilerin orada burada söylediği BEN duygusu mu var hepimizde.Ben kendi kendime yetebiliyorum CANIM,diyenler var şu alemde.Kardeşim ben kendi kendime yetemiyorum.İmanımın yarısının tamamlanmasını istiyorum,ne yapıyım.Aşk diyorum ben aşk.Kendinden büyük,Hanımefendiye aşık olup,sevgilim diyen Peygamberin ümmetiyim.Aşk üzerine yaratılan bu insanlık peki neden his yoksulu?Kriterler mi çoğaldı güncel değimiyle;yoksa beklentiler mi?Sen aşkı onda bunda mı sanırsın asıl aşk senin bağrında anlamaz mısın?Diyorlar ya…Evet asıl aşk Benim.Aşk’tan yaratıldım.Sevgiden…Nasıl ki bir adı da Habip olan Rahmanın kuluyum aşkta en çok bana yakışır.Sen aşksın aslında anlamaz mısın?Nasıl bir kelimesin sen ey Aşk?Söylenişi kolay ve ateşli,yazılışı basit.Aşk bazen alay malzemesi,kimilerine göre sen anlamazsın felsefesi.Evet hakikaten sen neymişsin be aşk.Dedim ya görmedim,duymadım,ben bir aşk uydurdum,duma duma dum…Duymakla nasıl anlaşılır bilmem.Anlatılanla ne kadar doyum olur bilemem.Ben bilmem aşkı yaşamadım ki.Mevla’ya yöneldim çaresiz.Gerçek aşkı bana buldur diye kapıkulu oldum ulu dergahında.Ve belkide her yeltenmemde yok yok diye secdelere kapanmalarımdı Aşk.Aşk secdelerdeymiş bulmak alnıma düştü çaresiz.Mevla için terk ettiklerime sevindirsin diye bekledim düş kırıklıklarımda… Arıyor her kul “ela gözlü bir çöl ahusu”.Gönül gözü sevmeden göz ha ela olmuş ha yeşil.Ben arıyorum gönül gözümün seveceği.Bazen de diyorum ki yazı yazıldı,kalem kırıldı aşk vadisinde ne yaşanacaksa yaşanılsın kader levh-i mahfuza vuruldu.

Adem ile Havva…
Yusuf ile Züleyha…
Hatice ile Efendim…

Belkide aşkların en güzeli Ümmeti Ümmeti diye vefat eden Peygamberin şefaati idi…

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email