Ben Lidya’lıları Sevmem

para….

Uzun zamandır bu b*ktan kavram üzerine yazı yazmayı planlıyorum, ama bu yazıları planlarken cebimde para olmadığından dolayı vazgeçtim hep yazmaktan.. Çekememezlik şüphesi kabuğu içinde  yargılanmak istemedim yazdıklarımdan dolayı.

Bu nedenle cebimde para olmasını bekledim, evet bugün cebimde para var ,sanırım paranın getirdiği lanet olası bir özgüven geldi üzerime.. Rahatça geçtim mahallede ara sokakları.. Bakkalın çirkin suratı tiksindirmedi beni adata mutlu etti parayla satınalınabilir bir kafa idi o gözümde.Kasap yoktu çekindiğim çünkü et yediğim tavuk döner ve arada sırada fastfood denilen yağ tulumlarından ibaretti. Bu bakımdan kasap önünden rahat geçtim. Bir önceki günden çayını içip parasını son vereceğim dediğim mahalle kıraathanesine de bir o kadar güvenle girdim. Borcum olan para üç çiklet almıyordu,belki ama olsun onu bile ödemek gurur vericiydi.. Bu b*ktan sahneleri yazabilmek iğrendirdi şuanda beni. Paradan nefret ediyorum ki bunun için çok büyük gerekçelerim var.Bana insanoğlunu en en çirkin şekilde ifade edebilecek bu ruh hallerine büründürdüğü için, kalp kırabilme potansiyelini kat be kat artırabildiği için.

“eeee para olmadan da olmuyor efendi ” diye söylenen okurları duyar gibiyim.bre aç insanoğlu! senin yaşayabileceğin kadar nimeti vermiş sana Tanrı. Savaş çıkarma bahanen nedir? Ölmeyecek kadar tok tutabilirsin kendini bir iki tane ot ile… Git hadi utanma parktan bahçeden kopar ye onu… bunun için kimse senden bedel istemeyecektir. Kimseyi ağlatmayacaksın. Kan dökmeyeceksinKalp kırmayacaksın.. Canınını tehdit edebilecek tek şey yediğin otların içine karışabilecek bir zehirli ottur.

Rahat ol az aç insanoğlu, hepimiz doyarız, Tanrı çocuklarını aç bırakmaz ona inansan da inanmasan da.

Dedim ya Lidya’lıları hiç sevmem…

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email

Tags: , ,

Henüz yorum yok

Bir yorum yaz