Eski Bayramları Getirdim Size:)

Çocukluğumuzdan beri duyduğumuz, şimdilerde kendi kurduğumuz cümleler silsilesi vardır hani her bayram arefesinde. Ah o eski bayramlar nerededir, eskilerin tadı hiçbir şeyde yoktur…

Bakıyorum da siz de katılıyorsunuz bu fikre… Peki sizce gerçekten değişiyor mu dersiniz bayramlar, her geçen yıl güzelliğini biraz daha mı yitiriyor?

Çocukluğunuzu düşünün, her şey ne de güzeldi… Arefe akşamı güzelce yıkanırdınız, anneniz biraz canınızı acıtırdı belki liflerken, ama öyle heyecanlı olurdunuz ki umursamazdınız bile. Yarın bayramdı çünkü, o ne müthiş bir duyguydu öyle! Hemen karnınızın orda nefes alırken küçük bir fermuar gibi yukarı doğru çekiliveren ince sızı bırakmazdı hiç sizi. Çünkü yarın bayram!

Erkenden yatarsınız, bayramlıklarınız başucunuzda. Hatta ben kırmızı rugan ayakkabılarımı hatırlıyorum bir bayram başucumda, heyecandan uyuyamamıştım, şaka yapmıyorum. Sabah erkenden anneniz kaldırır sizi, hiç mızmızlanmazsınız… Kahvaltı sofrası kurulmuş olur, bu gülümsetir sizi, uzun zamandır tek başınıza yapmışsınızdır kahvaltınızı çünkü -birkaç tekne orucu dışında-, ne sıkıcıdır bilirsiniz…

Sonra giyinirsiniz, anneniz saçınızı tarar güzelce. Bizim ev zeytinyağlı yaprak sarması kokardı, hala da öyle:) Çok geçmeden zil çalar, işin en eğlenceli yanı: babanız geldi camiden, varsa abileriniz de. Tüm aile bayramlaşır, eller öpülür ve ben hep annemi unuturdum. Annem alınmış gibi yapar sonra bir şekilde hallederdik, abimin tabiriyle cadıydım ben o zamanlar. Sonra zil çalar, amcalar, dayılar gelir bayramlaşılır, harçlıklar alınır, sofraya oturulur. Herkes pek bir mutlu, güleryüzlü. Sonra yine zil çalar, -bayramda kim o denmez- patür kütür üç beş çocuk çıkar merdivenlerden, sizinkilerdir, hemen bir poşet kapıp peşlerine takılırsınız. Sıfırdan başlamak zor gelir nedense, evden bir avuç şekeri de poşetinize atarsınız. Mutlu olmamak elde mi böyle bir günde!

Peki sizce neden bayramlar artık eskisi gibi değil? Belki sorun bayram da değil de bizdedir ne dersiniz? Dünyaya artık bir çocuğun gözleriyle bakmadığımızdan olmasın bayramlardaki bu tatsızlık? Kendimizi unutup, akıntıya kapıldığımız için, hala güzel olan şeyleri, güzel göremiyor olmayalım? Yüreğimizdeki çocuğu kendi irademizle bilerek ve isteyerek susturduk belki, ne dersiniz?

Arefede içimin hiç kıpırdamaması başka neden olabilir ki? İnanın bayram hiç değişmedi, o hala aynı bayram, değişen sizsiniz, değişen benim.

Ve ne yapmalıyız biliyor musunuz? Kendimizi hatırlamalıyız, henüz iç sesimize başkalarının sesleri karışmamışkenki halimizi… Sıradan bir şeyin bizi şaşırtabildiği, yamuk duran bir paspasın saatlerce güldürebildiği… Mucizelere inanırken ki ve bayramlar hala bizi heyecanlandırabiliyorken ki halimiz hani… O çocuğu hatırlayın ve onu kendi içinize, ait olduğu yere geri çağırın.

Öyleyse bu bayram sabahına erkenden uyanalım yüzümüzde koca bir gülümsemeyle! Sakın bayramı tatil sanıp otellere gidenlerden olmayın siz de… Kapı kapı şeker toplayamasak da; akrabalarınızı, eşi dostu, yaşlıları ziyaret edin-onlar da şeker veriyor:)-. Bilirsiniz bir dargınlığın üzerinden asla bayram geçmemelidir, eğer varsa bir dargınlığınız, onun da kapısını çalın. Yüzünüzdeki kocaman içten gülümsemeyi eksik etmeyin. Çocuklara bol bol harçlık verin, ne de olsa siz kendinizin cemaziyelevvelini bilirsiniz:)

Unutmayın sizin özünüz, el değmemiş haliniz; çocukluğunuz. O gerçek sizsiniz, bir bilseniz o halinizle ne de güzelsiniz… Her neredeyse tutup getirin onu ve bir daha da gitmesine izin vermeyin.

Çokça mutlu olun bir de, bayramlar biz mutlu olalım diye var:) Mutlu bayramlar!

 

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email

Tags: , , ,

2 Cevap e “Eski Bayramları Getirdim Size:)” Subscribe

  1. muammer 14 Eylül 2011 de 06:50 #

    Çocuk olmak, çocukken herşeyden mutlu olmak ve sadece büyümek istemek, büyüdüğünde ise hayatın çocukluk hayallerinin yanından bile geçmediği yaşayarak görüldükten sonra geriye sadece imkansız olan birşeyi dilemek kalıyor.Çocukluğa dönmek, kendini çocuk gibi hissetmek bu iş artık zordur çünkü seninde çocukların vardır ve onların sorumluluğu ve mutluluğu senin üzerindedir.Bayramlardaki tek mutluluğum sadece çocukların mutlu olmasıdır.Çocukların mutlu olması ve onlar ile yaşanan sevinçlerin dışında bayramın adı artık büyükler için sadece bayramdır ve başka bir anlamı yoktur.

  2. aysca 14 Eylül 2011 de 13:31 #

    Güzel yorumunuzun ilk cümlesi Ölü Ozanlar Derneği’ni hatırlattı bana. Kitapta güzel bir bölümdü, filmdeyse güzel bir sahne. Bir grup eski lise öğrencisinin fotoğrafına bakıyordu Bay Keating yeni öğrencileriyle birlikte ve gözlerindeki ümitten bahsediyordu, her şeyin güzel olacağına dair o kati inançtan hani. Peki bekledikleri kadar mutlu bir hayat sürmüşler miydi, muhtemelen hayır.
    Yorumunuzun devamı Sofi’nin Dünyası’nı hatırlattı sonra. Ne diyordu; etrafımızdakilerin farkına varmak ve gerçek mutluluğa ulaşmak için hep çocuk kalmalıyız. Yoksa yaşamak yalnızca bir alışkanlık olur bizim için, hissizleşiriz.
    Ve son olarak geçenlerde okuduğum çok hoş bir tespit:

    “Tüm düzen, hayatlarının şu ya da bu döneminde çevrelerinin onlara veremediği şeyleri arayan insanlar için kurulmuştur. Veya çevrelerinin onlara sağlayamadığını sandıkları şeyleri arayan insanlar için. Onlar da aramaktan vazgeçerler.”

    Belki de sahip olduğumuz sorumlulukların bizim hayallerimize ulaşmamıza engel olacağını sanmak yalnızca bir şeyleri aramaktan vazgeçmiş olmamızdandır. Ne dersiniz?:)

Bir yorum yaz