Etiket arşivi Aile

ACI ÇEKMEYE HAZIR MISIN?

Tenine ‘hayat devam ediyor’ yapışacak… Ne giyersen giy hiçbiri onun kadar yakışmayacak…

Devamı 0 Yorum

GÜNAHLARINDAN KORKANLAR SICAĞI SEVMEZLER

Her beden tozlu yollarda çamura bulandığını düşünür. Kimi tozdan soluksuz kaldığını sanır, kimi ise gerçekten çamura bulandığını… Çok az kişi bilir tozun yağmursuz çamurlaşmayacağını… Her şey gibi tozun da kötü olması için bir başkasının iyisine ihtiyacı var… Yağmur! Gülü hayata döndüren yağmur, tozu çamurlaştırır! Ne tuhaf değil mi? Kiminin baharları sondadır. Hüzün kokar… Mutluluğu bile […]

Devamı 1 Yorum

SEKS İŞÇİLERİ DE İSYAN EDER (!)

Başlığı görüpte tövbe tövbe deyip, yüzü kızaranlar varsa okumasınlar! Mesela kimse Arınç’ın yüzüne bakıp ‘vajina’ demesin… Yüzü kızarıyormuş. Kendisi mesir macunu fırlatabilir ne de olsa mesir macunu ‘viagra’ değilmiş… Ha O, viagra gibi sözcükler de kullanabilir… Ama kimse onun yanında kalkıp kadının organından söz etmesin… Organ dedim, acaba o da yüz kızartır mı?! Neyse… Geçenlerde […]

Devamı 0 Yorum

Anadolu’da Bayram…

Bizim bayramlarımız vardı: Kurdeleli şekerlerin altında yatan sıcacık çikolatalarımızla birlikte. Yaşlı amcaların, teyzelerin kırışmış ellerinin yanı sıra, İçlerinde çarpan kusursuz kalbler vardı. Öyle sıradan değildi bizim bayramlarımız; lâkin bu kadar da katahor hiç değildi. Tatile gitmezdik, bundan önceki bayramlarda. Denizi bol bir memleketi, ailemize hiç tercih etmemiştik. Ufak bir yakınma dahi olmazdı gidemedik tatile diye; Çünkü […]

Devamı 0 Yorum

Vatan Sağolsun!

Bir insan neden yazar ki? Ya da bir yazar, klavyenin başına oturduğunda niçin alır başını gider cümleler? Aslında dökmek istediklerimiz midir ki bunlar böylesine istemsiz bir şekilde yazarken. Ya da rahatlıyor muyuz? Bilmiyorum… Lakin şu sıralar rahat olamadığımı burada açıkça yazmassam olmayacak. Rahat değilim. Yazsam da bitmiyor bu rahatsızlığım; yazdıklarımı tek bir sinirle yırtıp atsamda […]

Devamı 10 Yorum

Elfidâ

Kâf dağının eteklerindeydim bugün Yalnızlığın tebelleş olduğu amansız; ucu bucağı görünmeyen genişçe bir eteği vardı. Kâh simurgdaydı gözüm; kâh simurgun peşi sıra giden otuz kuşta… Hepsinin bir oluşunu, var oluşunu ve onca depdepeli yolu bir olup geçmesindeydi sırrım. Önce batıp çıktıkları aşk denizindeydi gözüm. Kâh masmavi oluşunda kâh güneşin ışıklarıyla acının kızıllığına bürünmesinde. Yüzmekteydi binlerce […]

Devamı 2 Yorum

Eski Aşklara Dem Vuruyorduk…

Eski aşklara dem vurduk Yağmurun hoyratça yağdığı, ağaçların çiçeğe durduğu bir ilkbahar akşamında. Kâh ben oldum Yusuf, kâh yoldaşım oldu Züleyha. Bazen kör kuyuların eşiğinde, bazense kör aşkların kucağındaydık. Bir yağmur tanesi kadar özgürdü, bir kar tanesi kadar çelimsizdi, ve yine bir rüzgâr kadar hoyratçaydı aşkın pencesi. Yorgun muyduk, yoksa haldeş miydik? Hiç birşeyin farkında […]

Devamı 22 Yorum

Benim Babam

Bugün 20 Eylül 2010. Öğrencilikteki 15. yılımın ilk günü. Öğrencilikten öğretmenliğe giden ikinci yılın başlangıcı. Bugüne kadar belki yüzlerce kez cevapladığım bir soruyu bugün bana kimse sormadı. Sabahtan beri bir şeylerin eksikliğini hissediyor ama bir türlü bulamıyordum az öncesine kadar. Yeni gelen öğrencilere abuk sabuk sorular sorduğumu fark ettiğimde o eksikliği de buldum. Nerelisin, bölümün […]

Devamı 1 Yorum