Etiket arşivi dilara aksoy

Hâlâ

Ben hâlâ seni bekliyorum. Kapana kısılmış bir delinin geçmiş günahlarını örtüp, kışın; karın o çetin soğuğunda üşümemek için direnmesi gibi. Ölmemek için, yaşamak için bir nedenim olsun diye, ben hâlâ seni bekliyorum. Eğer gelmezsen sonunda yalnızlığımı refakatçi alacağım yanıma, hasta gönlüme şifa olsun diye… Gönlüme bir kıymık batıyor sanki, bir cam var da içinde, çıkaramıyorum; […]

Devamı 0 Yorum

KİLİT NOKTASI

Kederimden, çaresizliğimin acılarımı dövüşünden ne yapacağımı şaşırmış vaziyetteyim. Televizyon izliyorum, bacaklarımı sehpanın üzerine uzatıyorum, sehpa bana, ‘Ne yapıyorsun arkadaş?’ desin, bana yoldaş olsun istiyorum. Televizyondaki hiçbir program ilaç olmuyor, mutfağa gidip, küçücük mutfağın içimdeki darlığa dost olmasını diliyorum. O da yetmiyor. Sonunda esas dostumun kim olduğunu hatırlarcasına ona uzanıyorum. Tam 10 yıldır sıkıntılarımın girdabında dönme […]

Devamı 0 Yorum

HATIRA

Elime yüzüğünü verip, beni caddenin ortasında öylece bırakıp gitmişti. 5 yıllık flörtten sonra, bir yıldır nişanlıydık. Nedensiz, bahanelerin arasına bile konması imkânsız bir şekilde beni öylece bırakıp gitmişti Faruk. Üniversite yıllarından bu yana yaşamış olduğumuz aşkın varını yok’unu alıp da, beni onsuz bırakıp da gitmişti. Bacaklarım beni taşımaz olmuştu, eve zar zor gidebileceğimi anlayıp, yavaş […]

Devamı 0 Yorum

SAFİR

Her zamanki yerinde, tren raylarına yakın duruyor, batmakta olan güneşi seyrediyor. Gözlerinde çözemediğim derin bir anlam var, dokunsam ağlayacak gibi, bembeyaz saçları adeta sakalına karışmış, üstünde sanki bin yıldır çıkarmadığı eski kıyafetler var, ayakları çıplak, taşlara basa basa öylece duruyor. Taşlar sanki ayaklarıyla kardeş gibi, canı acımıyor, ses çıkarmıyor, ya da alışmış böylesi bir acıya… […]

Devamı 2 Yorum

KİBİR

‘Şunları görüyor musun? Nasıl da kahkahalarla gülüp, yemek yiyorlar.’ ‘Evet… Hepsi böyle. Yalnız, içlerinde mutsuz olanlar da var.’‘Keşke onlar gibi olsaydık biz de. O vakit istediğimiz her şeyi yapardık.’ Denize karşı oturuyorlardı. Birdenbire Cengiz, oflayıp poflayarak elindeki gazeteyi masaya vurdu. ‘Ne oldu Cengiz?’ ‘Bir şey yok Aysel, bir şey yok. Ye yemeğini sen.’ ‘Ne oldu […]

Devamı 2 Yorum

YEŞİL GÖZLÜ KIZ

Merhaba yeşil gözlü kız! Parıl parıl parlayan saçların omuzlarında Gözlerindeki yaş bulutlarda Söyle niçin ağlarsın?   Dokundu mu sana, seni terk edenler? Kayıp giden bir yıldızın kaderini mi paylaştılar severken? “Gittiler” Öylece, tek bir eylemin içine hüzün katıp, “Gittiler”   Ağlama güzel gözlü kız! Pencerede adın yazıyor Yalnızlıkla yazmışsın Büyük harflerle Nefesin kuvvetliymiş “Hoh” demişsin, […]

Devamı 2 Yorum

ZEYNEP

‘Koş koş koş! Zeynep!’ ‘Yakalayamaz ki, yakalayamaz ki!’ ‘Yakalarım, dur kaçma!’ Zeynep, kırmızı mini eteği, beyaz çorabı, kırmızı pabuçlu ayakkabısı, iki yandan örülmüş saçlarıyla diğer oyun arkadaşlarından her zaman daha farklı görünüyordu. Mahallenin en sessiz, sakin çocuğu oydu aslında. Annesi terziydi, babası ise çalıştığı fabrikadan atıldıktan sonra kendisini içkiye, kumara vermiş, kahvelerden çıkmaz olmuştu. Zeynep […]

Devamı 0 Yorum

KORUYUCU MELEK

Onu görüyorum, bana gülümsüyor, el sallıyor, beni yanına çağırıyor. Yatağımdan kalkıp, terliğimi giymeden, çıplak ayakla yanına koşuyorum. Sessiz olmamı söylüyor, bizi duyabileceklerini, duyarlarsa arkadaşlığımıza izin vermeyeceklerini söylüyor.  ‘Merhaba, ben de seni bekliyordum. Birkaç gündür gelmiyordun, nerelerdeydin?’ ‘Başkaları da var, onların yanındaydım.’ ‘Beni niye aranıza almadınız?’ ‘Sessiz ol, geliyorlar…’ Arkamı döndüğümde annemle babamın bana baktıklarını fark […]

Devamı 0 Yorum

UFAKLIK BAKIYOR CAMDAN

Tavanda asılı duran sen’in, yeryüzündeki ben’den sakladığı bir şeyler var. Tırnaklarımla kazıyorum bedenini, içinden ölü düşlerin hercai çırpınışları çıkıyor. Bedeninle örttüğün senli gecelerin, tuzlu acıları bedenimi yakıyor. Koşar adımlarla ilerliyorsun can damarımdan, ezip geçiyorsun, buhar oluyorsun, çiziyorsun göz kapaklarımı… Yokluğunda sensizliğin bunalımıyla tavlaya oturuyoruz, aksi şeytan galip gelince, ikisi birden beni yeniyorlar. Gelmişinin geçmişinin küfür […]

Devamı 0 Yorum

AĞLAMAK

Ağlamak iyileştirirmiş insanı, gözlerin kuruluğuna da iyi gelirmiş, nemli gözler biriktirip, gözlerimi iyileştirmektir asıl telâşım, bakma sen ağladığıma, ağlıyorsam, ağlama nedenim bundan… Geçmişe gitmedim yine, şu ândayım mesela. Ağladığım biri yok, yas tuttuğum biri yok, bak gözlerim yandı. Uzun zaman ağlamayıp, gözyaşlarına eyleme geçmelerini hatırlatınca böyle oluyor… ‘Ağlamazsan, mutluluğu da tadamazsın’ Öyle diyorlar, öyle diyenlerin […]

Devamı 0 Yorum