Etiket arşivi: sevda

420301_355697671116004_45100555_n

ACI ÇEKMEYE HAZIR MISIN?

Acı çekmeye hazır mısın?

Biliyorsun ki canın çok yanacak… Başlarda güçlü olmaya çalışacaksın, dik durduğunu haykıracaksın aynalara, sana bakanlara… Sonra kahkahalar atacaksın amansızca… Herkesin tek tek gözlerinin içine bakacaksın gülerek… Ta ki dudaklardan hayret sözlerini duyana kadar… Geceleri kendinle kalmamak için misafir olacaksın hayata… Kaçacaksın kendidnen… Sesinden… Gözlerinden… Durmayacaksın, hep yorulacaksın ama hissetmeyeceksin… Güçlü olduğunu söylediklerinde duymamış gibi geçip gideceksin önlerinden… Kimse seni seninleyken göremeyecek…
Kendine söyle şimdiden… Acı giyecek, acı duyacak, acı yiyecek, acı haykıracaksın…
Sonra kendinle yüzleşeceksin… Gözlerinle… Gözyaşların sarılacak sana önce… Sımsıkı… Ellerinle dokunacaksın onlara… Hissedeceksin… Haykırışların hıçkırıklarla buluşacak… İşte o zaman kendin olacaksın… Yastığın yaşaracak kollarının arasında… Tenin titreyecek… İçini dinleyeceksin, içine girercesine…
Tepeden tırnağa acı yoklayacak seni… Alışacaksın… Her ayrılık senin ayrılığın olacak, her göz yaşı senin yanaklarından geçecek… Tek kaldığını anlayacaksın…
Sonra yağmur yağacak… Acıdan arınacaksın… Yavaş yavaş kurulanacaksın güneşle…
Durulacaksın, şen kahkahaların büyümüş olacak… Ve tabi ki sen de…
Tenine ‘hayat devam ediyor’ yapışacak… Ne giyersen giy hiçbiri onun kadar yakışmayacak…
Sen başka olacaksın. Ama sen hiç bilmeyeceksin… Sanki hep senmişçesine…
Adımların hesaplı, temkinli olacak… Kolay gülmeyecek, kolay ağlamayacaksın… Sessizliği dinleyeceksin…
Merhaba demek kolay olmayacak kendi sesine… Nefes alışların değişecek…
Bir ben seni terk ederken, bir ben girecek yüreğinden içeriye… İşte böyle! Acı acı büyümeye devam edeceksin… Kim bilir belki kendini sevmeyi böyle böyle öğrenmiş olacaksın…

ÖZLEM ERDEN

259819_10150216688889457_197177969456_7144422_2857816_n

Bir Gün Bile!

sonunda yenildim sana

ne kadar kaçsamda

olmadı

bir gün bile inkar edemedim

seni sevdiğimi..

bir gün bile

 

acılar çoğalmasınlar diye

bakmadım uzun zaman

gözlerinin içine

 

en sonunda kalbimi susturmayı denedim

denedim de

bak işte ben onu beceremedim

 

kaçışlarım usandırır sandım seni

bir gün bakmasam yüzüne

ömrünce bakmazsın sandım

 

ardıma bakmadan gidersem

dur demezsin sandım

 

gidişimin kesin olduğunu

kabullendirdimde kendime

bir gün bile inkar edemedim

seni sevdiğimi,bir gün bile…

yalnizlik

ÖYLE!

Öyle bakma!

Gözlerinde oturan o masum çocukla

İnanırım.

 

Öyle kokma!

Yediverenler, karanfiller, fesleğenler gibi

Kokma, aldanırım.

 

Öyle parlama güneşin alnında!

Yakut yahut pırlanta gibi

Yanılsarım.

 

Öyle konuşma!

Sesinde billur bir ötüşle

Yapma! Vallahi kanarım dediklerine.

 

Öyle tutma ellerimi

İncinmesin diye, bir annenin bebeğini yıkamasındaki titizliğiyle

Tutma! Yemin Tillah tutulurum sana.

 

Öyle işte

Öyle yapma!

Canımdan alma.

imagesCAQCZT60

Sevdanın Sessizliği Bozan Sesi..

 

 

 

 

 

Sen..sen ,nesin ki böyle benim yaşama sevincim olabiliyorsun.Nesin sen?Söyle..

 

/..Siyahlıklar birden beyaza dönüşüyor.Bahçeler de birden güller açıyor.Gökyüzü,deniz; masmavi oluyor.Sonra ,gökyüzü ve deniz birleşiyor, o ince noktada resmin beliriveriyor inceden..Herkesin yüzü gülüyor.Sonra dökülüveriyor ağzından bir bir yüreğime düşen satırlar:

 

Sevdamın sesi sessizliği soluyor şimdilerde, Sözlerime kilit, ağzıma mühür vurdum da Yine de susturamadım “sen” diye atan kalbimi. …Kalbime ne diyeyimki Hiç böyle sevmedi, böyle yanmadı ömründe. Hergün, her saat, her dakika varlığını hatırlatırken ekmek gibi, su gibi Seni unutmasını nasıl bekleyebilirim ki. Her nefeste biraz daha acı çekerken içime Yüreğim dilinde dilsiz sözcükler biriktirdi, her nefeste haykırıyor sessiz sessiz sanki duyacakmışsın gibi. Aslında varlığının yokluğu en acı olan Yanıbaşımdayken yıldızlarla aynı mesafede olman kanatıyor içimi. Varlığının yokluğunu tüm soğukluğuyla hissederken hergün Söndüremiyorum bir türlü sol yanımdaki ateşi. Karanlıksız yapamayan geceler, suya muhtaç denizler gibi seviyorum seni. Yaşam soluyorum sayende. Gülüşüne umut dedim ben, ne anlamlar yükledim. Senden habersiz kalbine gönlümü verdim. Yüreğimin en kuytularında seni gizli bir ibadet gibi sevdim. Seni her gördüğümde, gözlerin gözlerime değdiği yerde duruyor zaman. Koca şehrin tek kalabalığı seninle ben oluyoruz. Bir saniyeyi bin yıl gibi hissetmek ne demek anlıyorum o an. Hayatımdaki mutluluk çerçevelerinin içinde hep senin resmin var. Küçük bir mutluluğuma senden milyon tane sığar. Senin olduğun her mevsimimin adı bahar. Küçük bir çocuk bir yetişkinin parmağına nasıl sarılırsa işte öyle sarıldı sevdam yüreğine. Hiçbir zaman kabuk bağlamayan, Hep kanayan yaram olacağını göze alarak sevdim İç ağrılarım ne kadar çok ise de mutluluk kelimesinin karşılığı sensin lugatımda. Zamansız şehire dönene dek susmayacak bu sessiz sevda..(YASEMİN TOYBIYIK) 

Sanki en güzel sesi işitiyorum,

Sanki en güzel soluğu hissediyorum..

Gözlerimi kapatıyorum ve seni dinliyorum.

Sözcükler yolunu şaşırmasınlar diye,

Kalbimin kavisli yollarından geçip yolu bulsunlar diye.

Tamam diyorum,gitmem bir yere.

Son olsun ağlayarak arkama baka baka gittiğim bu yollar.

Son olsun sana kızışım.

Sende gitme bir yere.

Kal yanıbaşımda.

Sonsuza dek.

Saçlarımız birlikte beyazlasın.

Elin elimde gözün gözümde..

//

Bir gün olurda gidersin demiyorum.

Çünkü böyle bir ihtimali düşünemiyorum..

Sen.Yaşama Sevincim.

Sen.Hayata Tutunuşum.

Sen.Herşeyim..

//..

..ve yolunu buluyor o sözcükler..

gözlerimi açıyorum.

Dinle diyorum.

Aç kulaklarını,

En önemlisi aç kalbini

Yalnız bana aç;

”Başkasının yazdıklarını sana söylemek ağrıma gider,

Sana sadece sen dedim ya,işte o bana yeter..”  (MAHMUT KARAAHMETOĞLU)

 

Söylerken bu kelimeleri ,sanki kalbim durdu.

Ardından gülümsemen,

Yeniden hayata tutundurdu…

                                                      

melek-yuzlum

Melek Yüzlüm

Hey sevdam. Sana sevdam diyorum çünkü sen hala deli yürekli sevdamsın benim.Bir meleğin vardı senin hatırlarmısın.Her güne günaydın melek yüzlü güzel kadınım diye başladığın.Her melek yüzlüm dediğinde kanatlarını çırparak uçan senin etrafında.Senin yarattığın bir melekti oysa.Melek olmazdan,uçmayı bilmezden önce karanlıkla dolu siyah bir dünyası vardı.Melek olmak,uçmak değil yaşamak nefes almak bile imkansız olan siyah bir dünyaydı yaşamı.İnadına ayakta durup inadına karanlıktan korkmadan siyahtan çekinmeden yaşamaya çalıştığı bir dünyaydı.Sen geldin sonra ve sihirli ellerinle dokundun sanki dünyasına,senle beyaza büründü aydınlandı her yer.Siyah korkarak kaçtı beyazın cesaretinden karanlıksa susarak çekildi köşesine aydınlığın gücünden.Beyaz o kadar asildi ki, o kadar etkileciydi ki aşık oldu meleğin beyaza,aşık oldu sana sevdam….Sen her melek yüzlüm dediğinde cennete dönüyordu dünyası .Kanatları o kadar güzeldi ki ,o kadar parlaktı ki, bir o kadar da renk renkti hayranlık uyandıran.Gözleri kamaşıyordu meleğinin ve kamaşan gözleriyle uçmaya çalışıyordu.çok tökezledi çok düştü farkına bile varamadan.Her düşüşünde hırpalandı melek alışık olmadığı beyaz dünyada.Çünkü siyahtan eser kalan karanlık lekeler kalmıştı silmeye gücünün yetmediği,yettiği zamanda geç kaldığı,senin göremediğin meleğinin farkına varamadığı karanlık lekeler.Meleğin her düşüşünde acıdı canı hırpalandı sevda yüklü yüreği.yine de vazgeçmiyordu senin meleğin olmaya çalışmaktan,istiyordu ki senin hayal ettiğin gibi bir melek olayım.Ama ışıl ışıl renk renk kanatlarda taksan bir kul işte,bir kuldan da melek ancak bu kadar oluyor ne yapsanda.Her kulda bir siyahlık her beyazda ise siyahtan kalan karanlık melek olmaya engel oluyor çabalasan da…

Hey sevdam sen var ya sen; taktın kanatları daha uçmayı bile öğrenememişken melek bile olamamışken yargıladın onu siyahtan gelen karanlık lekelerden.Her seferinde kalksada ayağa melek olmayı öğretmedin,melek nasıl olunur anlatmadın hiç,beli ki sende bilmiyordun melek olmayı.Yinede çaresizce uçuştu etrafında belki öğrenirim melek olmayı umuduyla….. Ta ki sen gidene kadar.Oysa meleğin yaşamak istemişti senle, senin yarattığın o beyaz dünyada,istemişti ki senden;güçlü olasın yıkamasın kimse seni,bu benim sevdam diyebilsin.gücünden güç alarak uçabilsin.İstemişti ki senden; hiç bırakma onu hep sev, sev ki o da yaşasın sevdasını ve beyazı gururla.İstemişti ki senden;senle gözde olsun,özde olsun,sözde olsun,mutlu olsun….Söz vermiştin meleğine herkes bizi kıskanacak,nerden bu sevda mutluluk diye düşünecek.Tutarsın sanmıştı sözünü ama yapamadın duramadın sözünün ardında.İnanmıştı güvenmişti sana,cesaretinin gücünün adına sevdan uğruna yaparsın her şeyi sanmıştı.çünkü sendin siyahı korkutan sendin karanlığı susturan…

Nedensizce bırakıp gittin meleğini,belki dönerim diye.Anlamadı anlam veremedi gidişine.bekledi dönersin geri diye.dönmedin dönemedin gittiğin yerden,belki de dönmeye de yeniden başlamaya da gücün ve cesaretin yoktu. Oysa meleğin sen giderken gri bir dünyanın içine düştü,ne siyahtı her yer ne de beyaz alabildiğine gri alabildiğine umutsuz…. Kırıldı meleğinin kanatları sensizlikle düştüğü gri dünyada,artık acıyordu canı,sızlıyordu yüreği için için kanıyordu kanatları ve amansız bir griliğe bürünmüştü gözyaşları,solmuştu o güzelim melek yüzü.Gri bir dünyası vardı artık umutsuzlukla bezenmiş.Bilesin sevdam ölüyor melek yüzlün gri tüketiyor onu yavaş yavaş,ince bir hastalık gibi içine süzülüyor umutsuzluk ve bundan doğan sensizlik….İstediği tek şey var artık meleğinin senden.kurtar onu bu amansız grilikten ve sensizlikten,yeniden beyaz olsun her yer,yeniden aydınlık olsun senle olsun dünyası,yeniden yaşa sevdanı yaşa ki canlasın yeniden taksın kanatlarını,yeniden uçuşsun etrafında sevdayla aşkla ve yeniden melek yüzlü güzel kadının olsun.Çünkü hala seviyor meleğin seni,çünkü hala ilk günkü kadar aşık sana,çünkü hala seni sen olduğun için yaradan aşkı için seviyor.Çünkü hala günaydın melek yüzlüm diyeceğin güne umut ekip sevgi büyütüyor…

Hey Sevdam sana sesleniyorum duyuyormusun,günler kavram kargaşasının içinde zaman kendi varlığını çoktan unutmuş içine düştüğüm derbeder dünyada saatlerse boşuna bir çarkın içinde yelkovanla akrep yarışının traji komik hikayesi içinde savrulup tükeniyor adeta..Kelimeler her zamaki kifayetsizliğinin dalgasında boşuna akıp geçiyor beyhude.Bense mahpus etmişşim kendimi sevdama bu gönüllü mahpusluk ama zannetmeyin ki kollarıma kelepçeyi ayağıma prangaları suçluyum diye vurdular.Kendi kendime kelepçeler takıpkendi kendime ayağıma prangalar geçirdim,yüreğimide sensiz yaşamasın diye sürgüne gönderdim..Biter bir gün bu sürgün ne kelepçeler kalır ellerimde nede beni hareketsizliğe iten ayağımdaki prangalar.Her şey olması gerektiği gibi dengesine outurur elbet.Sen gel varlık sebebim sen gel ki son bulsun bu yanlız mahpusluk son bulsun bu çarsiz çarelere sarmaladığım sevdam gözlerinle huzura ersin.Gözlerin huzurum sölerin umudum ve sen mutluluğumsun çünkü benim.Ben seni sen yanımdayken bile içime sığdıramazken sen uzaklardeyken nasıl bu derbederliği yaşamam nasıl sevdama mahpus olmam ki…Yargılama beni sadece gel dö melek yüzlüm dediğin bana dön yeter….

Hey Sevdam,ben sana sevdamı haykırıyorum ya sanma isyan sanma umutsuzluk sanma yaşamdan bıkkınlık.ben seni sensizken bile sevmeye razıyım.Sadece içime sıkıştırıp ağzını konuşmasın diye mühürlediğim dudaklarımmlan dökülmeye korkan duygularımın yazılı hale dökülmüş şekli bu…Mühürlü dudaklarım haykıramıyor ki sevdamı sadece kelimelerinin içine askıya bırakıyorum anlarsın sevdamı belki diye…Yine Melk yüzlüm dersin belki diye…Biliyorum hatta eminim bir yerlerde elbet bensizliğin hüznü var seninde yüreğinin derinliklerinde saklı..uzun zaman ya da yakın zaman kimbilir hangi zaman belirsiz belki ama dönüş yolunda olduğun haberi ulaşalı pek bir zaman olmadı.Geliyorsun işte nihayet geliyorsun ve melek yüzlün burda adını sevda eylediğim seni gittin günden bu yana değişmeyen bir hasretle sevdasıyla bekliyor…Bil ama melek yüzlün seviyor seni…Hoşgeldin adını sevda eyleyip üzerine sevda girdirdiğim hoşgeldin yüreğime hayatıma…