FALCI VE İYİ ADAM

Emrah Serbes’e ithafen, ve bir de birkaç kişi daha var ama boşverin,,

Sakalımı 10 gündür kesmemiştim, sonra üzerime bir ceket geçirdim ve dışarı çıktım. Uzun sayılmayacak bir süre sonra da bir kızla tanıştım, sizin de başınıza gelmiştir böyle şeyler.

“Şimdi çıkıp gideceksin” dedim. “Ve ben önündeki bardakta yarım bıraktığını içeceğim. Yarın sabahsa birbirimizi hatırlamayacağız” İsmimi öğreneli 25 dakika olmuştu, “Enver” dedi “Sen duygusal falan değilsin. Sadece arada duygusala bağlıyorsun”

İsmimi saygı duyulası biçimde 2 E ile söyledi. Benim ismimi telaffuz etmek için 2 E yeterli, fazlası değil. Bu kurala uymadığı için kaç kişiden soğuduğumu size anlatamam, çirkin bir kibre sahibim evet. Oysa o krallığımın muhafızlarını aştı ve tahtıma ulaşmayı başardı, sadece “Eeeenver” ya da “Enveeeer” yerine “Enver” diyerek.

Giderken not falan bırakan şu adamlardan biri olsaydım, yani harbiden duygusal biri, bir kağıda “keşke seni keşfetmeden önceki halinle kalsaydın” yazardım, keşfetmeden hemen önceki heyecan, evet durulması gereken nokta tam olarak burası. Soru sorma. Merak etme. Kibarca iyi geceler dile, evine git, uyu. Uyuyamıyorsan biraz Bach dinle, sonra uyu. Ya da ılık süt içip uyu. Daha da olmazsa benim gibi, küvete uzanıp tavanı seyret, evet biliyorum hep nemli olur o köşe. 


Ne halt yersen ye, ama soru sorma.

-Öğrenci misin sen?
-Pek sayılmaz. Öğrenecek pek bir şeyim kalmadı.
-Eee bu yaşta bir kız ne yapar ki başka? Evlendirdiler mi yoksa seni?
-Biliyor musun, bu toplum senin gibi geri kafalı hödükler yüzünden geri kaldı.

Tanımlara ihtiyaç duyduğumuz doğrudur. Kesinlik içermeleri şart değil, yalnızca işleri kolaylaştırırlar.

-İyi be tamam sormadım say. Bi işin var mı peki?
-Falcıyım ben.
-Harbi mi? Geleceği, insanların iç dünyasını falan mı okuyorsun?
-Geleceği yalnız Tanrı bilebilir. Ben gözlerinde gördüklerimi söylüyorum. Ama bu çok övünülecek bir şey değil, bu iş için para alıyorum onlardan.
-Boşver, o kadarcık kötü olmak makul. Bende ne görüyorsun peki? Param yok ama.
-Boşver o kadarcık fukaralık makul.

Evet yerden o taşı alıp kaldırabileceğimi ben de biliyorum. Ama bunu bana başka birinin söylemesi daha çok hoşuma gidiyor.

-Bana burcunu söyle.
-Balık.
-Kafası çalışan bir balık, klasik. Çok iyi bir kariyer görüyorum. Ne okuyorsun?
-Boşver bunları. Sence ben iyi bir adam mıyım?

Herkesin derdinin “iyi biri olma çabası” olması ne komik bir paradoks. Elbette aktif ve sürekli bir iyi olmaya çalışma hali değil bahsettiğim. yaşam enerjimizin devamlılığını sağlayan şey gittiğimiz yolun doğru olduğu fikridir, kimse bile bile elleriyle kendi kuyusunu kazmaz, yapılan kötülüklerde ya da kötü olduğu içten içe sezilen davranışlarda bile uzun vadeli bir iyilik ya da ortaya çıkacak kötüyü telafi etme ihtimali sezgisi vardır. Bilginin barındığı tek yerin beyin olmadığı ise apayrı bir tartışma konusu tabi.

-Sen iyi bi adamsın, ama bazen bir kadın kadar evhamlı olabiliyorsun. Ve takıntılısın. Arama artık şu kızı.
-Yok zaten kontörüm bitti.
-Ve sevdiğini hemen belli etme, gerizekalı. Kızlar yüz vermeye gelmez.
-Haklı olabilirsin. Sanırım sorunu fazla kaderci olmam çıkarıyor, en nihayetinde olacak olan gerçekleşir öyle değil mi?
-Saflık farklı bir şey ama. Safsın sen.
-Saf olduğumu nerden çıkardın?
-En basitinden, hala falcılara inanıyorsun.

Canım sıkıldı “Ben bi hava alıp gelecem” dedim. Önce dışarda yarım saat boş boş kaldırımları izledim, sonra da arkama bakmadan çekip gittim. Ertesi gece tekrar aynı yere geldiğimde bıraktığı notu elime tutuşturdu birisi:

“Bir falcıya asla yalan söyleme. Ve umarım aradığın ilhamı bulursun,,”

O gece tek satır yazamadan sabahladım. Peri meri hiç bi halt gelmedi.

Ama bence sen de iyi biriydin sevgili falcı.

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email

Tags:

Henüz yorum yok

Bir yorum yaz