İnsanlığın Sonu

Evet resimdeki karikatür sonuna kadar doğru. Bizim yapımızda böyle bir şey yokken dışarıdaki ülkelerden gelen bir akımın etkisinde kaldık bizlerde. Her şeyden elimizi eteğimizi çekmek, o anları ölümsüzleştirmek… Gerisinden bize ne ama değil mi? Maazallah ya benim başım belaya girerse? Ya ben neden burnumu sokayım, bana ne! Aaa, ne var orada, ne olmuş ki? Ayı oynuyor herhalde koş kameranı alda gel kız!

İşte bu insanlık artık. İnsanlık denmesi doğrumu emin değilim aslında. Çünkü hayvanlar dahi bir sürü halindeyken birbirini koruyorken, biz insanlar daha kendimizi kendimizden koruyamıyoruz. Ne tuhaf ama? Kendimizi kendimizden korumak… ‘Korumak!’

Biz hayvan mıyız yahu? iyide hayvanlardan bahsettiğim özellik bizde yok ki, pardon, insan mıydık yoksa? Ne bileyim, böyle fotoğraflar gördükçe unutuyor insan; değil mi? Ne olduğunu, kim olduğunu. Elinde iPhone’u icat etmiş, önünde yatan inana bir el uzatamamışız; neye yarar ki bilim, insanlık öldükten sonra, sen istediğin kadar icat et, o kameralar her zaman ölüm anlarını ölümsüzleştirecek, muhtaca bir el uzatanı değil… Zenginler aralarında zengin-fakir kavramıyla ayrılır. ‘İnsanlar’ ise iyi ve kötü. Biz kötü rolündeyiz sanırım bundan sonra… ‘İnsanlık’ kötü rolünde, insanlık denebilirse buna tabii.

Teknoloji mi bizi bu hale soktu acaba? Görgüsüz, cahil ve elinden düşmeyecek kadar bağımlı eden… Televizyon kumandası, cep telefonları veya başka bir şey; fark eder mi? Sonuç itibariyle kölesiyiz biz onların! Buna karşı çıkacak yoktur sanırım? Bariz şekilde ortada olan şeye kim karşı çıkabilir ki?

İnsanlığımızı, geçmişimizi ve geleceğimizi bile unutturabilen bir kötülük mü teknoloji? Yoksa geleceğimiz ve şu anımız için yararlı bir şey mi? Şuan ve gelecek için pek yararlı bir şey olduğu söylenemez aslında. Fotoğrafı gördünüz; adam tam bu anda boğuluyor ve geleceği de belli; Ölüm. Teknoloji bizi öldürdü, biz ise olmayan insanlığımızla o adamı. Yazık yazık! Teknoloji bizi öldürüyor, kanımızı iliklerimizden başlayıp damarlarımızda çekmeyi bırakıyor. Eğer onları da içmesine izin verirsek herhalde kendi kendimizin ölümünü kaydetmeye çalışırız. Zaten öldürmüyor muyuz? Öldürüyoruz, insanları ve insanlığımızı…

Şimdi ben bağımlısı değilim televizyonun, telefonda mesajlaşmanın veya İnternet de sörf yapmanın diyenler vardır kesinlikle. Bağımlısı değilsiniz madem; hiç insanlığımızı gösterecek bir harekette bulundunuz mu?  Mesela, en basit olarak söylüyorum; dışarıda bir kediye veya köpeğe bir bardak su bırakabilecek kadar zamanınız oldu mu oyunlardan? Yahut bilgisayar veya playstation başından kalkabilecek zamanı bulup, dışarıda yağan karda yürüyebilecek kadar insan olabildik mi? İnsandık ya hani… İnsanlar yürümek istemez mi yağmurun altında veya karın güzel ve yumuşak havasının arasında gezine bilmeyi. Bak bu en basitiydi; bunu da yapamıyorsak yazık bize… Ne kadar da körü körüne bağlanıyoruz böyle bir şeye. Ne kadar da acımasızca seyrediyoruz yitip giden güzellikleri… Ne kadar da güzel bağlanıyoruz öyle, körü körüne! Aferin bize!

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email

Henüz yorum yok

Bir yorum yaz