images

MÜCADELE

İki üniversite öğrencisi genç kız. Biri esmer, orta boylu, çelimsiz. Diğeri de farksız hani, yanık tenli, minyon tipli. Bu kadar çok çalışmasalar o yaz sıcağında, tatillerini yapsalar çok farklı bir öyküleri olurdu belki ama…

-Şimdi ne yapacağız? Herkes gitti. Yine ikimiz kaldık.
-Bilmem. Buluruz bir çaresini işte.
-Buluruz da para lazım. Evden daha ne kadar isteyebiliriz? Fazlasıyla harcadık bile.
-Para olmadan hallederiz o zaman.
-Nasıl? Elimizde mi taşıyacağız eşyaları? Araç olmadan olmaz.
-Araç bulmak çok mu masraflı dersin?
-Hem de masrafı ayrı dert aracı bulması ayrı dert. Kimseler de yardım etmez bu vakitte.
-Biz de masrafsız yardım edecek birilerine gideriz.
-Para olmadan buralarda kimse kimseye yardım etmez bilirsin.
-Para olmadan etmezler ama tatlı dille vekile bile götürürler bizi.
-Ne vekili? Yoksa?
-Çocukların bahsettiği mevzu evet. Kalk gidiyoruz!

Yorgunluk bitiverdi. İnatçı bir güçle kalktılar ümitle. Nereye gidecekleri belliydi ama gittikleri yerde ne yapacaklarını konuşmadılar. Belediye binasından ya kovulurlardı en fazla ya da içeri alınırlardı, çok dert etmediler. Lakin içeri bir girseler, sonra ne olacaktı?

-Eee önce kim girecek?
-Öncesi sonrası yok. Beraber geldik beraber gireceğiz bu binadan içeri.
-İkimizi birden almazlarsa?
-Aldırırız.
-Tamam.

-Buyrun hanımlar ne istemiştiniz?
-Şey, biz öğrenciyiz de. Fakülteden.
-Burada ne işiniz var peki?
-Belediye başkanına geldik. Başkandan çok bahsettiler bize. Öğrenciye yardım eder her zaman, isteklerini göz ardı etmez dediler.
-Doğru demişler de sizin ne derdiniz var ki bu zamanda?
-Staj için kaldık, çalışıyoruz kampüste hala.
-Hım…
-Başkanı göremez miyiz?
-Önce bir tarayalım bakalım sizi şöyle. Sonra bakarız.
-…

İlk aşamayı aştılar neticede. Birileri ötekilerine yönlendirip durdu bir süre. İki genç kız şaşkınlıklarını belli etmeden, soğukkanlı bir şekilde, nazikçe tebessümler savurup durdular etrafa. Beklediler epey. Neden sonra belediyenin 2.katından çağrıldılar. Tekrar bir güvenlik aşamasından geçtiler. Sonra yine beklemeye alındılar.

-Şu güvenlikçi adam amma süzdü bizi.
-Farkettim.
-Ya hiç kadın görmemiş abazan, ya da biz çok şüpheliyiz.
-İlki daha uygun bir kavram olurdu onu tanımlamak için.

-Eveeet buyrun hanımlar, sizi içeri alabiliriz.
-Öyle mi? İkimizde girsek olur yani?
-Tabi olur.
-Teşekkürler.

Aslında beklemekten sıkılmışlardı sıkılmasına ama içeri girebileceklerini de hiç düşünmemişlerdi doğrusu. Ne diyeceklerdi koskoca Belediye Başkanına şimdi? Ya adam sırf terslemek için bile çağırdıysa onları? İyi de, öyle olsa bu kadar oyalamazlardı “Kovun gitsin bre densizleri!” diye bir haykırış da yükselmedi bekledikleri süre içinde odasından. Kapıya doğru yaklaştıkça yanakları kızardı ikisininde. O kısacık anlarda gözleriyle konuşup durdular.
Kapıyı vurdular aynı anda ve:

-Gel!
-…
-Buyrun hanımlar, geçiniz, ayakta kalmayın.
-Teşekkür ederiz efendim.
-Ne ikram edelim size? Sıcakta yorulmuşsunuzdur siz şimdi.
-Soğuk bir şeyler olması kafi.

Buz gibi limonatalar gelir. Kızlar hala ürkektir ama karşılarındaki gözlüklü, saçları hafif açılmış, 60 yaşlarındaki bu tonton vekilin sıcak tavırları onları oldukça etkilemiştir. Masasının üzerindeki kalemler göz alıcı çeşitlilik ve kalitededir. Bir süre odanın haşmetini ve sertlikle uzaktan yakından ilgisi olmayan bu adamı incelemekle meşgul olur gözleri.

-Eee hanım kızlar anlatın bakalım nedir derdiniz? Sizin bu zamanda burada ne işiniz var, niye evlerinize dönmediniz?
-Efendim biz peyzaj öğrencileriyiz, duymuşsunuzdur belki. Bu yıl açıldı burada, ilk öğrencileri biziz. Kampüste hala stajdayız ağustos bitimine kadar.
-Öyle ya duyduk tabi. Kampüsü çok güzel hale getirmişsiniz.
-Teşekkürler. Bizim sıkıntımız taşınmak. Ay sonuna kadar kötü ev sahiplerimizden kurtulmamız gerek. Eylül’de geri döndüğümüzde ise bizi hazırda bekleyen bir evimiz olmalı. Eğer biz yerleşemezsek, başkaları tutacak yeni bulduğumuz evi de.
-Şimdi sıkıntı veren yeri anlatın bakalım.
-Bizim taşınmak için nakliye aracı bulmaya artık ne paramız kaldı ne de buralarda yardım edecek bir tanıdığımız. Bir an evvel evi boşaltmamız lazım.
-Araç olunca taşıyabilecek misiniz ki eşyaları?

Başkan hafif bir gülümseyişle söylemiştir bunu.

-Bölümümüzdeki arkadaşlarımızın çoğu kız öğrencilerden oluşur. Birkaç erkek arkadaş var, artık onlara rica minnet…
-Anlaşıldı.

Başkan kızlarla sohbete devam eder. Nereli olduklarından, okullarının nasıl gittiğinden, şehre alışıp alışamadıklarından konular açar. Kızlar da artık başkanın da hoş sohbetinin verdiği rahatlıkla açılmıştır iyice, anlattıkça anlatırlar. Dertleşecekleri bir devlet büyüğü bulmuşlardır neticede.

Aslında diğer ev arkadaşları da memleketlerine dönmeden evvel bu işleri halletselermiş hiç buralara gelip koskoca başkanı rahatsız etmezlermiş. Hocaları da pek acımasızmış, mesai saatleri içinde kesinlikle hiçbir işlerini halledemiyorlarmış. Ancak binbir yalvarış yakarıştan sonra izin alabiliyorlamış. Ailelerine de her şeyi yansıtmamak için sadece iki kız her yükün altından kalkmaya çalışıyorlarmış. Staj yorgunluğu hiçbir şey değil de bu sorumluluklar onları bezdirmiş.

Başkan neşeli bir şekilde kah gülerek, kah sorular yönelterek kızlarla ilgilendikten sonra sohbete biraz ara verdi. Sekreterini aradı,

-Kızım Gazhaneyi arayın çabuk Ahmet Bey’i.

Kızlar Başkan’ın ne yapacağını çok iyi anlamışlardı. İkisininde yüzünde güller açtı. Endişe dolu gözleri, şimdi birbirlerine ışık saçıyordu. Odanın camlarından içeri giren ikindi vakti ışığı alınlarından akıp gidiyordu. Sonra aynı ışık, tonton aydınlık yüzlü başkan’a yansıyordu. Gün batımının huzuru yüreklerini doldurdu. Gördükleri sevecenlik karşısında yine her bir tasanın altından kalkabilme gücünü bulmuşlardı. Dedikleri gibi varmış diye düşündüler başkan için. İki genç arkadaşlarının bahsettikleri küçük bir cümle ne kadar işlerine yaramıştı. Çaresizliklerine cesaretleri eklenince buralara kadar gelmişlerdi.

-Alo? Ahmet sen misin? Oğlum bak şimdi, sana iki tane hanım kız gönderiyorum üniversite öğrencisi. Şimdi bu kızların eşyaları taşınacak, yerleşecek. Bu hanım kızlar bir şey taşıyamaz. Bunlara şoförün yanında iki adam veriyorsun, her şeyi hallediyorlar, halletmeden de dönmek yok. Ben gönderiyorum kızları yazılı notla. Tamam. Sağol, kolay gelsin arkadaşlara da.

Teşekkür etmeler, gülümsemeler, havalara uçup sarılmalarla geçer birkaç dakika. Başkan da kızlar da memnundur durumdan. Hayatlarında böyle bir olaya, bu kadar kısa sürede karar verip girişemeyecekleri bir hadise daha yaşanmıştır yine beraber geçirdikleri bir günde.

Her şey başkanın dediği gibi olmuştur. Şoför nereye istedilerse gitmiş, diğer ustalar ne istedilerse yapmıştır. Eşyaların taşınacağı eve, yeni eşyalar verecek olan arkadaşlarının evine bile gidilmiş, eşya veren arkadaşları da onları yalnız bırakmayıp ustalara yardım etmiştir. Öyle ki iki erkek bu ufak tefek iki genç kızın bunları halledebilmesine hayretler içinde kalmışlardır. Ufak tefek olanın sevgilisi ise, insanın böyle bir eşi olmasının faydalarını düşünmeye başlamıştır bile!

Akşama doğru bütün işler halledilmiş, eşyalar eve yerleştirilmiştir. Kızlar baş başa kalmıştır nihayet;

-Ne düşünüyorsun?
-Yorulduğumu. Sen?
-Macera dolu bir günün daha geride kalmasını.
-Ona daha alışamadın mı?
-Her macerada yeniden tepetaklak oluyoruz ama.
-Ama sonra yine dimdik ayaktayız değil mi?
-Öyle…
-Biz daha çok işin altından kalkarız seninle.
-Ne yaparız? Meclise mi gireriz bir sonraki aşamada da?
-Yaparız kafa kafaya verirsek niye olmasın? Şu okul bir bitsin de.
-Okulu bitirmek değil de elektrik ve suyu bağlatmak daha öncelikli mesele şimdi. Hadi kalk geç kalmadan kızlara gidelim de duş alalım. Gece yine karanlıkta yatacağız, anlaşıldı…

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
Bu yazı Hikaye kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

sevi_A hakkında

1987 dogumluyum. Bir edebiyat aşığıyım ve hep öyle kalacağım. Şarkı söylemek, resim yapmak, dans etmek de duygularımı dile getirme şeklim olabilirdi ama ben elimde kalem ve kağıt olmadan hep eksik olurdum. Cümlelerim boşa akıp gider gibi gelir, hep üzgün ve mahzun kalırdım bu hayatta.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>