Pembe kraliçeden pembe cevaplar

Artık bütün renkler pembeyi kıskanıyor çünkü pembe hiç bu kadar sevilmemişti. Neden mi?

Romantik komedinin kraliçesi Vefa Enver bu soruyu ve takipçilerimizin diğer sorularını cevapladı.

***

Sevcan Demircan ‎”Sanal dunyada hıkaye yazarken kıtap halıne getırme ıstedıgı nasıl ortaya cıktı hem romantık komedı yazarı hemde pembe aşıgı olmayı nasıl başarabiliyorsunuz?”

Ben sanal dünyada hikâye yazmaya başlamadım, yazdığım romanı sanal dünyada paylaşma kararı aldım. Aradaki nüans göründüğünden çok daha büyük anlam taşıyor. Çünkü ikincisi ilkinin aksine okurun düşünce, eleştiri ve yorumlarından bağımsız olarak yazma anlamı taşıyor -ki bu da yazarı daha özgür kılar. Romantik komedi yazmayı seviyorum çünkü hayata bakış açımla en çok bu türü özdeşleştiriyorum. Benim romanlarımda mutlaka hüzünlü geçişler vardır ama geneli güneşli bir gün gibi okurun içini enerji ile doldurur. Bana kalırsa bu enerjiyi de pembeden başka renk yansıtamaz.

 

Sezgi Salman ‎”Çocuk da yapamadım Kariyer de” romanındaki karakterlerden biri sık sık sizin bir arkadaşınıza benzetiliyormuş. Siz bu karakterleri kendinizden ya da arkadaşlarınızdan esinlenerek mi oluşturdunuz?

Evet, bir arkadaşıma benzetildiği doğru ve herkes bu konuda onu sıkıştırıyormuş ama işin aslı ben onu bu romanı bitirip yayınladıktan sonra tanıdım. Ama demek ki Aslı karakteri ya da diğerleri hayatın o kadar içinden ki, okuyanlar kendilerinden ya da yakınlarından bir şeyler buluyor.
Karakterlerimi yaratırken herkesten ve her olaydan esinlenir, sonra bunları hayal gücüm ile geliştiririm. Kimsenin hayatını alıp roman yapmam ama birileri mutlaka ilham verir.

 

Deniz Burcu Akbulut ‎”Romantik komedi yazarlığını espri yeteneği olan herkes yapabilir mi? Türkiye’deki komedi kültürü sizce ne derece gelişmiştir? “

Romantik komedi esprili diyaloglar ya da ana karakterler arası tatlı bir çekişme yazmaktan ibaret değildir. Aslında hiçbir tür bu kadar basitçe ifade edilemez. Bir roman yazıyorsanız türü ne olursa olsun tekniğiniz güçlü olmalıdır. Tekniğinizin güçlenmesi için ya eğitimini almış ya da çok okuyor olmanız gerekir.  Bir romanın vazgeçilmezi olan duygu ve durum tasvirleri romantik komedinin tadı tuzudur mesela. Olayları aktarırken okur film izliyor gibi olmalı, karakterin içine düştüğü her komik durumu sanki yanı başında durup tanık oluyormuş gibi hissetmelidir. İçe bakış bana göre karakterlerin duygularını aktarmada olmazsa olmazlardan. Bunlar gibi daha pek çok detay var bir kitabı keyifle okunabilir kalitede kılan.
Türkiye’de komedi ne derece gelişmiştir sorusuna gelince, maalesef hiç diyeceğim. Bizimki kadar komik ve esprili bir millet bunu kitap ya da filme aktarmak söz konusu olduğunda nasıl bu kadar başarısız olur anlayabilmiş değilim. Ya fazlasıyla abartılı ya da zorlama izlenimi vermekten öte gitmiyor. Zamanla gelişmesine katkı sağlayabilmeyi diliyorum.

 

İrem İvgin Merhaba.. Öncelikle neden pembe? Bir de sizden duyalım. :)

Bunun cevabı bilinçaltımıza kazınmış durumda aslında. Pembe mutluluk, umut ve güzel şeyleri sembolize eder. Pembe hayaller, pembe panjurlu ev tanımlamaları bu yüzden var…

 

Merve Duman Sorulacak çok soru var ama az ve öz; ben yazan bir kişinin ne şekilde olursa olsun kendi hayatından esinlenerek hareket ettiğini düşünürüm. Bu teorime dayanarak soruyorum. Kitaplarınızdaki renkli hayatı biraz da olsa yaşayabilen şanslı insanlardan mısınız?

Yazar algıları daha keskin, çevresine daha dikkatli bakan, hayal gücü daha geniş olan kişidir. Aksi takdirde herkes yazar. Çevremdeki her şeyi detaylıca incelerim, algılama seviyem oldukça iyidir. Çoğu kişinin gözünden kaçan benim ağlarıma takılır ve hayal gücüm son derece canlıdır. Çevremde gördüğüm, duyduğum, gözlemlediğim her şey ilham kaynağı, herkes bir roman karakteri olabilir.

 

Fehiman Neşe ‎”Romantik komedi eşittir pembe”den yola çıkarsak diğer kitap türleriyle renkleri eşleştirseniz hangi türe hangi renk denk gelir sizce ve neden? :)

Aslında ben bunu diğer türlerin yazarlarına bırakıyorum. Ben rengimi seçip onu ileriye taşıdığıma inanıyorum. Hatta bir sloganımız bile var artık. Pembe aşkına!

 

Feyza Altıngöz ‎”Yazmaya başladığınızda hedefiniz kitaplar çıkarmak mı yoksa sesinizi duyurabilmek miydi? Hedefiniz hangisiyse ulaşabildiniz mi? Hedefinize ulaşmak için attığınız adımlarda çevrenizdeki insanların tepkisi ne oldu?”

Hedefim kitap çıkararak sesimi duyurabilmek ve evet hedefime ulaştığıma inanıyorum. Şimdi oraya vardığıma göre rahatça yerime yerleşip artık keyfini sürme vakti. Çevremdeki insanların tepkileri kişilerin hayatımda sahip oldukları yerle bağlantılı olarak değişkenlik gösterdi. Hayatımda yeri olmayanlar kıskandı, benim için değerli olanlar içtenlikle destekledi. Ben önem verdiğim kişileri dinleyip diğerlerine kulaklarımı tıkamayı tercih ediyorum.

 

Sümeyye Irmak aşk denilince aklıma gelen ilk renktir pembe.mutluluğun temsili belkide.sizin pembe ye olan sevginizin nedeni ne peki ??

Ben doğru dürüst pembe giymem bile! Pek çok kereler belirttiğim gibi pembe bana göre bir hayat görüşüdür. Bazı insanlar gridir mesela. Motivasyonları hüzünden gelir. Bardağın boş yarısı için üzülerek geçer zamanları. Oysa pembe bardağın dolu yarısıdır. Pembe ile adı anılabilecek öyle çok sıfat var ki! Neşeli, sıcak, zarif, umut dolu bir renk olduğu için seviyorum pembeyi ve sembolize ettiği her şeyi.

 

Rumeysa Şenoğlu Neden çik-lit? Ve fantastik yazmayı düşünür müsünüz? :)

Sahi neden çik-lit sormuşsun? Ben çik-lit’ten çok romantik komedi yazıyorum aslında :)Ve evet! Fantastik yazmayı çok isterim, içinde yine komedi unsurları barındıran.

 

Kübra Esra Ercan Yeni nesil yazarlar için ne düşünüyorsunuz ve önerileriniz nelerdir? Birde neden romantik-komedi?

Yeni nesil yazar olarak gayet olumlu şeyler düşünüyorum. Her nesilde olduğu gibi bizim neslimizde de gerçekten kaliteli çalışmalar ortaya çıkaran yazarlar olduğu kadar sabun köpüğü gibi geçici, bugün okunup yarın adı hatırlanmayacak yazarlar var. Kimin kalıcı kimin geçici olduğunu zaman ve elbette okur belirleyecek. Bu yüzden okurların daha seçici olmaları gerektiği kanısındayım.

 

Hayriye Özaslan Vefa hanım kurguladığınız karakterleri çok seviyorum :) Özellikle Leyla yı :) Kitaplarınızdaki bu sevdiğim karakterleri nasıl yaratıyorsunuz?? Leyla nasıl ve nereden geldi?? :) Sevgiler

Leyla hiç beklenmedik anda ansızın çıkageldi:). Oradaki Engin karakteri bir arkadaşımın anlattığı bir anısı ile hayalimde filizlendi ve birkaç gözlemden sonra iyice şekillendi. Öyle aksi bir polisi çileden çıkaracak uç noktada bir karakter yaratmak istedim. Hiçbir şeyi alışılmış değil, tamamıyla sıra dışı bir karakter olmalıydı. İlk aklıma gelen şu olmuştu “Merhaba ben Leyla Özgün, ama arkadaşlarım bana Lili der. Siz de Leyla demezseniz sevinirim.” Bu hızlı girişin ardından devamı da aynı hızla geldi.
Karakterlerimi kurgularken hepsinin birbirinden farklı olmasını arzulamam beni değişik yönlere itiyor. Her karakterin bir şarkısı var mesela. Ben o şarkıyı dinlerken kafamda o karakter canlanır, hareket eder, kızar, gülümser, korkar, sever, sevilir, kırılır, üzülür ve böylece tam anlamıyla şekillenir. Onun bölümlerinde hep o şarkıyı dinlerim mesela. Dinlediğim müzik türleriyle de alakalı bana kalırsa karakterlerimin farklılığı ve renkliliği.

 

Sezgi Salman ‎”Kitaplarınızın film yapılması” olayına bakış açınız nedir? Bence kitaplarınızın konusu yapılmış romantik-komedi filmlerden daha güzel. Ortaya çok güzel şeyler çıkabilir.

Kitaplarımın film olması harika olurdu… eğer Türkiye’de romantik komedi film ve dizileri bu denli başarısız olmasaydı!

 

Hülya Şenoğlu Yılmaz En çok sevdiğiniz yazar?

Susan Elizabeth Phillips, Helen Fielding, Jane Austen benim için yazarlar arasında önemli bir yere sahipler.

 

Ilayda Kıyan kendinize örnek aldığınız bir yazar varmıydı?

Sevdiğim ve okuduğum her yazar tüm okurlara olduğu gibi bana da bir şeyler katmıştır ama hayır kimseyi kendime örnek almıyorum. Yazarken olan biteni gözlemleyen ve kaydeden bir kamera olmak yerine orada bulunan karakterlerin ta kendisi olup onların bedeninin içine girmeyi seviyorum. Ben olsam nasıl hissederdim demek yerine her biri ben oluyorum.

 

Dianna-Tr AFans Yazı yazmak sizce doğuştan gelen bir yetenek mi? Yoksa sonradan da kazanılabilir mi birey bu yeteneği?

Bana göre yazmak doğuştan gelen bir yetenektir. Ama geliştirilmemiş bir yetenek ham haliyle hiçbir şey ifade etmez. Parlaması için işlenmesi gerekir.

 

Gamze Yıldız Özgüner kitaplarınızı yazarken kimlerden ilham alıyorsunuz? 2 çocuklu bir anne olarak kitap yazmaya nasıl vakit ayırabiliyorsunuz???

Kitap yazarken sizlerden ilham alıyorum. Hepinizden… tanıdığım ve tanımadığım ama bir şekilde yolumun kesiştiği herkesten. İki çocuklu bir anne olarak yazmak için gerçekten çok programlı olmak gerekiyor. Kolay oluyor dersem yalan söylemiş olurum ama hayatın iyi programlanması halinde maksimum verim elde edilebileceğine inanıyorum. Ne kadar çok sorumluluk varsa o kadar iyi değerlendiriliyor gün. Ne kadar boşsa bir insan o kadar çok boş işle uğraşıyor.

 

MeRve Krsnts Romanlarınızı sinema ya da dizi formatına çevirmek için teklif gelse hangisini favori olarak gösterirsiniz? “Bu kesin sinemaya uyarlanmalı”diye düşündüğünüz tek bir roman…

Evet, her romanım sinema ya da diziye uyarlanabilir nitelikte çünkü yazım tarzım zaten okura bir film izliyormuş hissi veriyor. Ama ilk olarak tercih edeceğim Leyla Gibi olurdu sanıyorum.

 

‘Seher Tokur Bütün romanlardaki içimizi ısıtan kahramanların hepsi birbirinden orjinal ve eğlenceli. Peki bu kahramanları çevrenizden esinlenerek mi oluşturuyorsunuz? Yoksa sadece sizin güzel hayal dünyanızla mı yaratıldı?

Hepsi hayal ürünü karakterler. Kurguyu hazırlarken Türkiye’nin gündemindeki kişilerden ve olaylardan esinlensem de karakterlerin özelliklerini belirlerken tamamıyla hayal gücüme başvuruyorum. Mesela Leyla Gibi’yi yazarken kafamda canlanan kadın Christina Applegate idi. Eğer Hollywood’da olsaydık ve Leyla Gibi filme çekiliyor olsaydı şüphesiz bu rolü ona vermek isterdim. Engin karakteri için ise Jason Statham’ı uygun bulurdum.

Aslıhan Sedef Yazarlık aşkınız nasıl oluştu ve karakterlerinizi kaleminizle şekillendirirken çevrenizden mi esinleniyorsunuz yoksa hayal dünyanız buna gerek bırakmıyor mu?

Yazarlık aşkım hep vardı. İlkokulda, ortaokulda, lisede, üniversitede hep yazıyordum, tek fark sadece yakın çevreme okutmamdı. İngiliz Dili ve Edebiyatı’nı bitirdikten sonra sadece isteğe değil teknik bilgiye de sahip oldum. Ben becerinin yanında eğitim ve tekniğin gerekliliğine de inananlardanım.
Çevremden de esinleniyorum hayal ürünü karakterler de yaratıyorum.

 

‘Seher Tokur Açıkçası biz sizin kitaplarınıza doyamıyoruz. Özellikle ben :) Bütün kitaplarınızı en az beş kere okumuşumdur :)
Yeni bir kitap daha çıkarmayı düşünüyor musunuz ? Düşünüyorsanız herhangi bir zaman dilimi verebilir misiniz?

Beni  Buna Zorlama! En yenisi biliyorsun. Bundan sonraki Bahse Var Mısın? olacak. Yepyeni bir romana başladım mı diye soruyorsan, evet başladım ama şu aralar kesintiye uğradığı için ara vermek zorunda kaldım… Yine de daha önce yazdığım on bir romanın aralarını çok açmadan arka arkaya yayınlanmasını planlıyoruz.

 

Kübra Esra Ercan şu an hangi kitabı okuyorsunuz? hangi türler ilgi alanınızda?

Şu an elimde Agatha Christie var fakat eskisi gibi rahat okuyabildiğim söylenemez, çünkü bebeğim henüz üç aylık ve altı buçuk yaşında bir oğlum var. Dolayısıyla zamanımın büyük çoğunluğunda aileme odaklanıyorum tabii.

 

MeRve Krsnts Herhangi bi romanınız da kendi hayatınızdan bir parça bir an bir olayı yazdınız mı ?

Hepimiz romanlardaki renkli hayata sahip olmak isteriz, ama işin aslı renkli olan hayal gücüm :)

 

MeRve Krsnts İlk gözağrınız “Çocuk da yapamadım kariyer de” mi yoksa başka bir pembeniz var mı kitap haline gelmeyen ?

Her şey Çocuk da Yapamadım Kariyer de ile başladı, öncesinde yazdıklarım hikâye, deneme ve şiirdi.

 

MeRve Krsnts Ve ilk yazma aşkı hikaye günlük deneme vs ne zaman geldi ? Kendinizi nasıl ne şekilde yazarken buldunuz ve ben bu işi iyi yapıyorum hobi olmaktan çıksın dediğiniz an ne zamandı ?

Ben hiç günlük tutmadım ama canım her sıkıldığında yazarak rahatlardım. Düzenli ve bir defter içinde olmasa da duygularımı yazarak ifade etme durumum hep vardı. Zaten böyle bir eğilimim olmasa üniversitede bölüm seçerken edebiyata yönelmezdim sanıyorum. İşin hobi olmaktan çıkması için ilk adımı en yakınımdaki arkadaşlarım ve eşim sayesinde attım. Onlar bu kadar ısrarcı olmasaydı belki de bugün bu kadar ilerlemiş olmazdım.

 

MeRve Krsnts Kitap yazmıyor olsaydınız hangi mesleği yapmak isterdiniz ? Yazdığınız romanlardan hikayelerden en çok hangisini kendi hayatınıza benzetiyorsunuz çevrenizde hangi karakterlerden insanlar çoğunlukta mesela “Leyla Gibi” :) bir arkadaşınız ya da tanıdığınız var mı ?
Daha önce de değindiğim gibi Leyla benim kafamda oluşturduğum bir karakter kimseyi anlatmıyor, ama birileri çıkıp kendine benzetiyorsa ne mutlu bana! Kitap yazmıyor olsaydım ya vitrin tasarımı ya da marka iletişimi yapmak isterdim.

Nadire Yılmaz Kitaplarınızı okumamız için bize bir tek neden söyleyebilir misiniz? :)
Çünkü hayata pembe bir mola vermek hepinize iyi gelecek.

Arda Deliismail Bir kitabın sonunu değiştirmek isteseydiniz bu hangi kitap olurdu?
Hiçbiri! Hepsinin kurgusunu başından sonuna kadar ince ince işledim şimdi sil baştan yazmam ama belki ek bölüm yazabilirim ne dersiniz?

Pınar Şentürk İmkanınız olsaydı karakterlerinizin hangisinin hikayesini yaşamak isterdiniz ve neden?
Bazı açılardan hepsini ve bazı açılardan hiçbirini.. çünkü çoğunun geçmişlerinden gelen derin bir yarası var ve romanın ilerleyen bölümlerinde su yüzüne çıkıyor. Bu nedenle Vefa Enver romanlarına sadece romantik komedi olarak bakmak, içeriği kısıtlamak demek. Yine de verdiği his açısından ele alınırsa son derece romantik komedi.

Pınar Şentürk Yazarken sinirlendiğiniz bir karakteriniz var mı :D
Hepsini ayrı ayrı seviyorum sinirlenerek yazmam mümkün değil, ama karşısındaki karaktere sinirlenen bir karakterin tüm öfkesini, hayal kırıklığını, acısını yaşayabilir ve bunu okura yaşatabilirim. Yine de tarafsızlığımı korumaya özen gösteririm. Eğer tarafsız olmasaydım Leyla’yı haklı göstermek için Ömer’i yermem gerekirdi ya da aynısını Sibel ve Baran için yapabilirdim.

Pınar Şentürk Bugüne kadar okuduğunuz en kötü kadın-erkek karakter ve en sevdiğiniz kadın-erkek karakterler hangileri?
Bugüne kadar okuduğum öyle çok “en kötü erkek ve kadın karakter” var ki! Burada isimlerini söylemem hoş olmaz, ama okur olarak son derece seçiciyimdir. Herhangi bir okurdan farklı olarak ben yazarın tekniğine çok dikkat ederim. Sadece heyecanlı bir aşk hikâyesi anlatması benim bir kitabı okumam için yeterli değildir. En sevdiğim karakterler Jane Austen’ın Pride and Prejudice kitabından Elizabeth ile Mr.Darcy’dir. O ikisini okurken ve izlerken yaşadığım heyecanı başka hiçbir karakter bana yaşatabilmiş değil.

Havanur Baltacı hangi konular ve temalar işlemeyi tercih edersiniz? ve hangi kitabınzın insan üzerindeki etkisi siz daha mutlu etmiştir?
Romantik komedi unsurları bulunduran aşk romanları yazıyorum. Her romanda daha önce yazmadığım bir karakter oluşturmayı seviyorum. Kimi çok güzel, kimi daha sönük, kimi kilolu, kimi ufak tefek, kimi baş döndürücü… Erkekler de aynı şekilde farklı karakteristik özellikle gösteriyor. Beyaz atlı prensleri sevmiyorum, çünkü gerçek hayatta insanları beyaz ve siyah olarak ayırmak mümkün değil. Herkesin farklı renkleri, farklı tonları var ve hepsi de içinde beyaz ve siyahın izlerini taşıyor. Basılmış olan kitaplarım içerisinde Çocuk da Yapamadım Kariyer de ilk göz ağrım olduğu için ona ve devam kitaplarına gösterilen ilgi beni çok mutlu ediyor. Bana Prenses Deme!’nin  de yeri ayrı, çünkü ana erkek karakter başta çok tepki almıştı ama ben “Sabırlı olun Yiğit hepinize kendini sevdirecek,” dedim ve öyle de oldu. Yapılan son ankette en sevilen erkek karakterler içersinde birinci oldu. Ben okura zaten seveceği karakterler yerine ilk başta tepki göstereceği, benimsemeyeceği karakterler sunmayı seviyorum. Bana kalırsa asıl keyifli olan sevilmeyecek olanı sevdirmekte…

Reyhan Erol kitap kapaklarınızın tasarımı nasıl gerçekleşiyor ?
Çok keyifli gerçekleşiyor. Özellikle Önce Kitap ile çalışmaya başladıktan sonra kapak tasarıma harcanan zaman ile doğru orantılı olarak orijinalliği de belirdi. Kitabın genel fikrine ya da belirli bir sahnesine uygun bir fikir oluşturup ona göre çekim yapıyoruz. Son derece eğlenceli bir süreç oluyor.

 

Semra Dede En çok beğendiğiniz yazar ve kitaplar nelerdir? kitap alırken nelere dikkat edersiniz?
Günümüz yazarlarından Susan Elizabeth Phillips ve Philippa Gregory sevdiklerimin başında geliyor. Yazarını  tanımadığım bir kitap seçerken tamamıyla önyargısız davranırım. Kitabı elime alıp arka kapakta yazanları ve ilk sayfayı okuduktan sonra ortalarda gelişigüzel bir iki sayfa açarak yazarın genel üslubuna bakarım. Üslubun akıcılığı kitaba şans vermemi sağlar. Bu şekilde seçip sonradan hayal kırıklığına uğradığım kitap azdır.

Zeynep Doğan Kitap yazmaya nasıl karar verdiniz? Bu konudaki en büyük destekçiniz kim oldu ?
Kitap yazmaya karar vermedim her şey kendiliğinden gerçekleşti. Başlarda sadece yazmayı sevdiğim için yazıyordum, sonra okundukça beğenildi ve devamı geldi.

Semra Dede yazarlık dışında Vefa Enver kimdir, nelerden hoşlanır, vaktini nasıl değerlendirir?
Vefa Enver evli, iki çocuk annesi, gününün her dakikasını dolu dolu yaşamayı seven ve müziğe aşırı ilgili biridir. Hızlı tempoda yaşamayı severim. Sağlıklı uyandığımız her günün bize sunulmuş bir armağan olduğunu düşünerek her anını yaşamaya çabalarım. Negatif insanlara ve negatif düşüncelere sırtımı döner hayata pozitif açıdan bakmayı severim -ki bu anlamda sporun da çok faydası oluyor. Vefa Enver Forum’da eskisi gibi yoğun olmasa da hâlâ yazıyorum. Daha çok yeni yazar adaylarına şans tanımayı tercih ediyorum. Kısacası zamanımı ailem, yazarlık, forum, spor ve diğer sorumluluklarım arasında dengeli biçimde bölmeye özen gösteriyorum.

Helin Mercekli Yazar olmak sizde bir farklılık yarattımı? Tarafsız olmak gibi mesela. Çünkü genelde yazarlar okuyucuların tepkisini çekmemek için gelişen olaylara yorum yapmaktan kaçınıyorlar. Belirli kutuplaşmayı önlemek için. Sizde açık sözlülükle buna siyasette dahil yorum yapabilirmisiniz? (Farklı bir soru sormak istedim:))
Ben apolitik bir insanım ama olmasaydım bile kesin yargılardan kaçınırdım, çünkü madalyonun iki yüzü olduğunu unutmamak gerekir. Bu nedenle her zaman temkinli konuşmayı tercih ederim ama bu okurlarımın tepkisini çekme endişesinden çok olayları terazinin kefelerinde adil biçimde tartabilmek için.

Helin Mercekli Romantik komedi yazıyorsunuz ve kitap isimlerinizin bir albenisi var. Anlaşılan bu türde yazmak size iyi geliyor. Ama hiç şu türde kitap yazmayı deneyipte yazamadım dediğiniz oldumu? Ya da çok yazmak istediğiniz ileride de muhakka bu türde roman yazmak istiyorum dediğiniz mesela; fantastik, macera, polisiye, drama, korku vs…
Uzmanlık gerektiren konular haricinde edebiyatın her türünde yazabilecek eğitim ve donanıma sahip olduğuma inanıyorum. Türkiye’de romantik komedi kitabı yok film ve dizi olarak ise ciddi anlamda yetersiz ve belki de basmakalıp. Hayat görüşüme uygun olması haricinde denenmemişi yapmanın keyfini yaşamak için bu türe yöneldim.  Ama mesela hüzünlü ya da fantastik bir roman yazmak isterim ilerleyen zamanlarda.

Helin Mercekli Roman yazarken kendinize edindiğiniz bir teknik var mı? İşte roman yazmaya başlarken önce roman akışının nasıl olacağını, karakterlerin özelliklerini belirlediğiniz bir teknik gibiı? Yoksa akışına göre mi gelişiyor yazdıklarınız?
Her yazarın kendi yöntemini oluşturduğuna inanırım. Benim nasıl yaptığımı soruyorsan, bir romanı oluştururken ilk aşamada zihnimde başından sonuna kurgular ana hatları ile oluştururum. Bölüm ayrımları da dahil olmak üzere yazmaya başlamadan önce her şey netleşir. Daha sonra detaylandırılmasına ve diyalogların biçimlenmesine kalır iş. Yazdıklarım ne akışına ne de okurun beklentisine göre değişir. Farklı yazdığım için okurdan eleştiri alacağım endişesi taşımam, çünkü farklılığı severim.

Helin Mercekli
Türkiye de özellikle yazarlık anlamında bir aynılık var. Nasıl derseniz hep göz önünde olan belli başlı yazarlar var ve sanırsınız ki Türkiye de başka yazarlar yok. Gazete küpürlerinde, dergilerde ve söyleyişi programlarında hep onların bir ağırlığı hakim. Sizce büyük bir haksızlık yapılmıyor mu? Şahsen ben artık Elif Şafak, Canan Tan ve Ayşe Kulin vb. gibi yazarları görmekten sıkıldım. (Tabi bu onları kötü görüyorum anlamı çıkarmaz.)

Haksızlık asıl okurlara yapılıyor bana kalırsa. Okurlara dikte edilen bazı kriterler var. Bu kriterlerin dışına çıkmaları halinde hor görülmekten endişe ediyorlar. İnsanlarımız kimi zaman sırf her yerde övüldüğü ve medya tarafından yere göğe sığdırılamadığı için bazı yazarları ve eserlerini okuma zorunluluğu hissediyorlar. Elbette bu zorunluluk onlara her zaman keyif vermeyebiliyor, hatta okuma şevklerini kırabiliyor bile. Bu da ülkemizde neden az kitap okunduğunu açıklıyor. Oysa ben inanırım ki her kitabın okura verdiği bir şeyler vardır. Mesela kötüyü okumadan iyiyi anlayıp takdir edemezsiniz. Okuduğunuz her ne olursa olsun hayat görüşünüze katkıda bulunacaktır.

Kübra Yıldırım ‎”Beni Buna Zorlama” isimli kitabın yazarı olarak, sizi bu kitabı yazmaya zorlayan kimdi, ne gibi unsurlardı?
Okurlarıma yeni yayınevimle birlikte yeni bir tat sunma arzusu beni bu romanı yazmaya zorladı :)

Yuksell Tugba Merhaba….kitaplarınızın basımında yayınevi seçiminde ne kadar titizsiniz? her yayıneviyle çalışabilir misiniz? yazar ve kitabı iyi olduktan sonra yayınevi adını yeni duyursa bile sizce kitap ne kadar amacına ulaşabilir? teşekkürler…
Her yayınevi ile çalışabilirim ben bir profesyonelim, ama her yayın yönetmeni ile aynı frekansı yakalar mıyım diye sorsaydın hayır derdim. Önce Kitap’ı tercih etmemin nedeni  Nursel Hanım’ın beni çok iyi anlaması, fikirlerimizin uyumu. Bunu kitap kapaklarımızdan bile anlayabilirsiniz. Benim amacımı anlayıp uygun araçları önüme seren bir yayınevi ile -yeni kurulmuş olsa bile- çalışmak tercihimdir.

Onur Çelebi ilk kitabınız ne zaman yayınlandı? ismi nedir ?
Çocuk da Yapamadım Kariyer de 2009 yılında yayınlandı

Canan Var İçimde o kadar çok duygu fırtınaları kopuyor ki, elime kalem aldığımda hepsi bir anda silikleşiyor; yazabilmek için ne yapabilirim?? Daha önce ilk yazdığım şiirle bir şiir yarışmasında Sunay Akın’ın elinden ödül aldım, bana yazmaya devam etmemi söyledi.. Ama yazamıyorum:(
O halde eline kalem alma önce kafanda yaz her şeyi. Düşün, hayal et, canlandır ve nihayet duyguların yavaş yavaş yatışmaya başladığında kelimelere dök. Fazla heyecanlanmak pek çok şeye ket vurduğu gibi yazmak konusunda da olumsuz etki gösterebiliyor zaman zaman.

Yegane Aka Türkiye’de yazar olmanın zorluklarından biraz bahsedebilir mi acaba? Kitabını yayınlatma sürecinde neler yaşamış?
Türkiye’de yazar olmak hâlâ çoğu kişi için anlaşılmamak ile eş değer. Ağdalı bir dil kullanmak, sayfaları çevirirken okuru duraksatmak bir başarı olarak kabul ediliyor. Yurtdışında her tür rahatlıkla alınıp okunabilirken bizim insanımız açık alanlarda ellerinde tutmaktan çekinmeyecekleri, başkaları tarafından saygı ile karşılanacağına inandıkları kitapları okuma yanılgısı içerisindeler. İşte tam da bu nedenle Türkiye’de kitap okuma oranı diğer ülkelere göre çok düşük. Popüler edebiyatı edebiyat olarak kabul etmemekte direnen bir kesim var. Bana göre popüler olsun ya da olmasın yapılan iş kaliteliyse kalıcı olur. Ben hiç denenmemiş bir türü sevdirme misyonu üstlenmiş bir yazar olarak elbette zaman zaman birtakım önyargılarla karşılaşıyorum, ama biliyorum ki insan doğal tepkisi sonucu yabancı olduğu şeylere şüpheyle yaklaşır. Yine inanıyorum ki tanıdıkça sevecekler, vazgeçemeyecekler.

Helin Mercekli Hiç yazmaya yeltlendiğiniz ve o duyguyu daha iyi anlamakta kendinizi yeterli bulmadığınız oldu mu? daha iyi hissetmek ve anlamak için aynı eylemleri yapmaya kalkıştınız mı? Mesala matemdeki bir kadının mezar başında ki hareketlerini gözlemlemek gibi ya da aldatılmış bir kadının yağmur altında ıslanışını ve akabinde psikolojisini anlamak gibi…
Gözlem konusunda çok dikkatli ve detaycıyımdır, bir duyguyu daha iyi anlamak ya da anlatmak için ise başvurduğum yöntem kendimi o kişi ile özdeşleştirmedir. Karakterin bedeninin içine girdiğinizde, onunla bir olduğunuzda hissettiklerini anlamak da anlatmak da çok kolaylaşıyor.

Nursel Azaklı Türkiye’de kitap okuma oranı çok az ve sizin gibi bir çok başarılı yazar var. Kitabınızın, yazdığınız kelimelerin tamamı size ait olan bir kitabı insanların okuması nasıl bir duygu ?
Harika bir duygu! Bazen benim aklımdan çıkmış olan satırları onlar hatırlatıyor, bazı karakterleri benden bile fazla benimsiyorlar. Çok hoşuma gidiyor.

Burak Güneş Kitabınızda genelde duyguları soyutsal biçimde aktarmışsınız. sizce soyutsal mı yoksa somutsal anlatım mı zordur ?
Soyutsal ve somutsal derken neyi kast ettiğinizi ve hangi kitabımdan bahsettiğinizi anlayamadım…

Cihat Çakır yazarken konu şeçermısınız yoksa bırakırmsınız hayatın akışına o sizi bulur mu ? yazmakmı zor okumak mı?
Hayatın akışına bırakırım ve konu gelir beni bulur ya da belki de ben çok meraklıyım çok araştırıyorum ve denk geliyorum. Yazmak aylar sürer okumak bir iki gün. Siz karar verin hangisi daha zor…

Mukadder Kayıkcı Yazarken bir noktada tıkanıp kaldığınızda o sıkıntıyı üzerinizden atıp yeniden konsantre olmak için neler yapıyorsunuz? Yazarların en büyük sıkıntısıdır bu.
Müzik dinliyorum ve kahve içiyorum. Kahve kokusunda beni canlandıran, bana ilham veren bir şey var. Müzik ise her günümün vazgeçilmezi.

İlker Doğan Vefa hanım yeni bi kitap hazırlığınız var mı?
Her zaman! :)

Sinem Yıldız Balaban Bugüne kadar sizi en çok etkileyen roman?
Benim “en çok”larım yoktur aslında. Pek çok yazar ya da kitaptan etkilenebilirim. Bu gerilim de olabilir, aşk romanı da, klasiklerden de. Önemli olan ne olduğundan çok nasıl yazıldığıdır. Mesela lise yıllarımda Dean R. Koontz’a bayılırdım ama V.C Andrews’u da okurken çok keyif alırdım. Üniversite yıllarımda Jane Austen’ın romantizmi etkilediyse de Charles Dickens’ın realizmi de beni içine çekti. Judith McNaught’un peri masalları yanında Marian Keyes’in trajikomik kitaplarını da okuyorum. Kısacası üslubu akıcı, tekniği güçlü olan her roman beni etkisi altına alır.

Seyhan Potuk Merhaba Vefa hanım ne tür müzik dinlersiniz?
Beni etkileyebilen her müzik kabulümdür ama tür olarak rock ve jazz’a bir eğilimim var.

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email

Tags: , ,

Henüz yorum yok

Bir yorum yaz