Şebnem Pişkin’le Röportaj

Öncelikle Merhabalar Şebnem Hanım, nasılsınız?

Teşekkür ederim, gayet iyiyim.

Hemen başlıyorum sorularıma, ilk yazı yazmaya ne zaman başladınız ve en önemlisi de bir kitap çıkartmayı nasıl ve ne zaman düşündünüz. Bunu
gerçekleştirmek sizin için bir hayal miydi?

Yazmaya ilkokul sıralarında başladım. Kalemimin kuvvetli olduğunu öğretmenim fark etmiş olmalı ki kompozisyon yarışmalarına katılmam için sürekli beni teşvik ederdi. Ancak şunu vurgulamalıyım ki yazı yazmak ayrı bir şeydir, kitap çıkartmak ise daha ayrı bir şey. Şöyle açıklayayım: Herkes kendince bir şeyler yazar. Kimi günlük tutar, kimi aşka dair ya da güncel siyasete dair şeyler yazar.  Fakat yazdıklarınızın kitap olmasını istiyorsanız daha önemli bir kriter vardır. O da yazdıklarınızın toplum için ne oranda fayda yaratacağıdır. Ben de bu kritere uygun davrandım ve üniversite hayatım boyunca kendi kişisel gelişim yolculuğumda öğrendiğim bilgileri derleyerek BİR isimli kitabımı yazdım. Bu benim için gerçekleştirmek istediğim önemli bir hayaldi elbette ama bir şekilde gerçekleşeceğinden hiç şüphe duymadığım bir hayaldi… Keşke tüm hayallerimiz için aynı şeyi hissedebilsek, değil mi? :-)

Kitabınızı yazmaya başlarken kurguyu önceden belirler miydiniz,
yoksa bütün olay örgüsü yazdıkça mı gelişirdi? Kurgu için özel bir planınız
var mıdır?

Ben her zaman şöyle hissederim. Klavyedeki tuşlara basan el benim elim, evet; ama yazma süreci içinde o eli yönlendiren ben değilim. Anlatılması gereken bir şeyler varsa o zaten zihnime gelir ve beni rahatsız etmeye başlar. Gece uykumda, gündüz hayalimde sürekli dolanır durur. En nihayet klavye başına oturunca da kelimeler akmaya başlar. Emin olun ki bu süreç içinde ben yalnızca gözlemciyimdir; olayların gidişatını ben de yazarken öğrenirim. Yoksa önce kurgulayıp, sonra yazıya dökerek yazmıyorum.

Kitabınızı yazarken, takıldığınız her hangi bir noktada yazmak için
kendinizi zorlar mısınız? Yoksa yazmayı o an için bırakır mısınız?

Bırakırım.

Yazmak isteyip ancak yazmaya nasıl başlaması gerektiğini
bilmeyenleri tavsiyeleriniz, önerileriniz nelerdir?

Kendinizi zorlamayın derim. Hayatta her insanın kendini ifade etme biçimi farklıdır. Kimi yazarak ifade eder, kimi çizerek, kimi şarkı söyleyerek, kimi dans ederek. Eğer kendinizi ifade tarzınız kelimeler vasıtasıyla olacaksa zaten bir şekilde yazmaya başlarsınız. Değilse, başka bir yol deneyin…

Mesela benim de yazdığım bir romanım var ama sebebini bilemediğim
halde yazmak istemiyorum ya da olay örgüsünü getirmekte, onu oluşturmakta
zorlanıyorum.  Şuan yüz elli sayfa oldu. Benim gibilere önerileriniz nedir?

Yüz elli sayfa olduysa onu tamamlamak gerekir diye düşünüyorum. Ama zorlamadan, ne zaman ilham gelirse o zaman yazmaya devam ederek. Yazmak istemediğin halde kendini zorlarsan ortaya çıkan şey ne seni tatmin edecektir, ne de okuyucuları. Bu durumda yazdım bitti demek için yazmak iyi bir seçim olmaz.

Bir yazar olarak okuduğunuz ve beğendiğiniz yazarlar kimlerdir?

Öyle çok yazar var ki, artık isim vermek istemiyorum çünkü hepsinin ismini saymaya imkanımız yok. Son beş yıldır çoğunlukla Türk yazarları okuyorum ve gerçekten Türk edebiyatının son dönemdeki kazanımlarından kendi adıma son derece memnunum.

İnsanların çoğu “hayatımı yazsam roman olur” demekten korkmaz
sebebi bilinmedik bir şekilde. Sizce herkes kitap yazabilir mi? Yazmak bir
yetenek midir?

Her insanın yaşamı başlı başına bir romandır ve herkes kendi romanının baş kahramanıdır aslında. Ama hayır, herkes kitap yazamaz. Yazmak için kelimelerin dilinden anlamak gerekir.

Şebnem hanım, son olarak, buradan yazan ancak bastıramayan ve
yazmak isteyen ama korkan insanlara önerileriniz tavsiyeleriniz nedir?

Yazdıklarınız sizin için önemli olabilir. Ama kitap bastırmadan önce bir daha düşünün; amacınız fayda yaratmak mı, ünlü olmak mı, kişisel egonuz için mi kitabınızı bastırmak istiyorsunuz, yoksa hayatta yapmak istediğiniz şey gerçekten bu mu? Günümüzde herşey artık daha kolay, parasını verirsiniz ve kitabınız basılır ama ya sonra? Amacınızı ve niyetinizi gözden geçirin, sonra karar verin derim.

Zamanınızı bize ayırıp sorularımı yanıtladığınız için teşekkür
ederim, röportajı kendime ayırarak bitirmek istiyorum;  yazdıklarım, yazmam
gerektiğini gösteriyor mu sizce?

Müthiş bir soru :-) Yazdıkların değil ama yazma isteğin yazman gerekip gerekmediğini gösterecektir. Hadi durma kendine karşı dürüst ol ve söyle, gerçekten yazmak istiyor musun? O zaman yola devam!

Çok teşekkürler tekrar, kendinize iyi bakın. Hoş çakalın!

Ben teşekkür ederim, sen de kendine iyi bak.

<

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email

Bir cevap e “Şebnem Pişkin’le Röportaj” Subscribe

  1. rabia şamlı 01 Kasım 2012 de 00:45 #

    :) nefsım adına okudugum bir Röportaj….

Bir yorum yaz