“Yazarak dünyaya kalıcı bir iz bırakıyorsunuz ve bunu tanımadığınız insanlarla paylaşabiliyorsunuz”

Yazar Selin Nazlı Ustaoğlu ile Birazoku takipçisi kitap dostları arasında geçen keyifli bir söyleşi düzenledik. Sizin de keyif alacağınızdan eminiz.

***

Ahmet Türkben: Yazmak, nasıl bir şeydir? Ve benim gibi yazmakla uğraşan birçok insan için cevabı önemli olan bir soruyu soruyorum, yazmaya nasıl başladınız ve yazarken takıldığınız herhangi bir noktada ne yaparsınız? Teşekkür ederim… Kitabınızı okumadım ama okumak için can atıyorum diyebilirim :)

Derya Gülşan: Yazmaya nasıl başladınız?

Necdet Narlı: Küçük yaşlarda ya da lise döneminde yazıyor muydunuz? O yaşlarda kazandığınız bir ödül var mı?

Kitabım gazeteci-yazar olan dedem Sadun Tanju’yla mektuplaşmalarımızdan oluşuyor. Yani ben hiç roman ya da hikâye türünde yazmayı denemedim. O yüzden sorunuza şöyle cevap vereyim; yazmak benim için bir nevi iç dökmek, konuşurken aklına gelmeyen düşünceleri yazarak netleştirmek ve aynı zamanda anıların kaydını tutmak demek. Yazmaya küçükken başladım, günlük notlar tutuyordum ve şiir yazıyordum. Yazarak kazandığım bir ödül yok, resim yapmayı çok severdim bu alanda ödüllerim olmuştu sadece. Dedemle günlük gibi defterlerimiz vardı, benim yazdığım notlara karşılık o da notlar yazıyordu. Böyle böyle alıştım yazmaya ve ortaya kitabımız çıktı. Hala ilgimi çeken ve daha sonra isime yarayabilecek şeyleri bir deftere not alıyorum.

Mektuplarımızda günlük olaylar dışında, dünyada ve Türkiye’de olan olayların, bazı yazarların ya da sinemacıların hayatlarından ve eserlerinden de bahsediyoruz, bu yüzden takıldığım bir nokta olmuyor. Bize konu bol :)

Derya Gülşan: Ayda Buluşalım adını dünyada kavuşamayanlara ithafen mi verdiniz?

Esra Boyraz: Ay’da buluşalım kitabınızın ismini neden esinlenerek koydunuz?

Aslı Üstün: kitabın ismi nerden geldi aklınıza

Kutluhan Ünal: Kitabınız adını neden ay’da buluşalım?

Kitabın ismi küçüklüğümde gecen bir olaydan esinlenildi. Yaz tatillerimi ailemle dedemlerin yazlığında geçirirdim ve 3 ayın sonunda ayrıldığımızda çok üzülürdüm. İstanbul’a döndükten sonra bir aksam dedeme telefonda konuşurken gökyüzünde aya bakmasını söylemişim. Çünkü o sırada ben de bakıyor oluyordum ve böylece ortak bir noktada buluşmuş oluyorduk. Son 4 senedir de eğitimim için Paris’te yaşıyorum, dedemle yine uzun süre ayrı kalıyoruz ve birbirimizi çok özlüyoruz. Fransa-Türkiye arasında yazdığımız mektuplar özlemimizi biraz olsun gideriyor, bu yüzden mektuplarımızı derlediğimiz  kitabın adı anlattığım çocuksu hikâyeye dayanıyor.

Derya Gülşan: yazarken nasıl ortamlar tercih edersiniz ve yazmaya ilham kaynağı olan şey nedir sizde?

Rabia Demirkol: nasıl bir ortamda kitap yazmak istersiniz?sesiz bir yermi?yoksa kalabalık bir ortam mı?

Eğer ilerde bir kitap yazarsam sessiz ve kitaplar içinde bir yerde yazmak en ideali olur sanırım. Ama her an her yerde defterime notlar alıyorum.

Çok mutluysam mutlaka sevincimi yazarım, üzgünsem de öyle. Ya da etrafımızda olan, bana ilginç gelen veya beni rahatsız eden olaylar olursa onları da not alırım.

Derya Gülşan: Siz Türkiyede okumanın oranı bir yazar bakışı olarak nasıl değerlendirirsiniz ?

Türkiye’de okuma oranının düşük olduğunu düşünüyorum. Kitap okumak boş zamanda yapılacak bir ismiş gibi düşünülüyor. Hâlbuki başlı basına bir zaman ayırmak gerekir. Büyük şehirlerde istenilen kitaba kolayca ulaşılabiliyor ama ayni şey küçük yerleşimler için geçerli değil ve bence bunun geliştirilmesi gerekiyor. İmkânı olanlar koy veya kasaba kütüphanelerine yardımda bulunursa oradaki insanların, özellikle çocukların çeşit çeşit kitaplar sayesinde erken yasta okuma alışkanlığı oluşur, bu da okuma oranını arttırır.

Necdet Narlı: Kitabınızın ismini yazmadan önce mi koyuyorsunuz yoksa kitabı yazdıktan sonra mı?

Kitabın ismi yukarıda bahsettiğim hikâye sonucunda, mektupları derlerken ortaya çıktı.

 

Derya Gülşan: Yazmak maharetli iş benim gözümde ama bunu insanlara sergilemek daha çok emek ister. Bu aşama da çok zorlandınız mı?

Mektupları dedem için yazdığım için bu konuda zorlanmadım. Herkesin anlayabileceği ve akıcı bir dilde oldukları için de herkese hitap ettiğini düşünüyorum.

Necdet Narlı: Son kitabınız ne kadar bir zamanda bitirdiniz?

Srdr Glmz: ay’da buluşalım fikri ortaya çıktıktan sonra kitabın yazım ve basımı ne kadar sürdü?

Kitapta 3 senenin mektupları var. Mektuplar birikmeye başladıkça bunları bir kitapta toplamanın çok güzel olacağını düşündük. Karar verdikten sonra da kitap haline getirmek Pan Yayıncılık’ın katkılarıyla 3 ay kadar sürdü.

Necdet Narlı: Örnek aldığınız bir yazar var mı ?

Kutluhan Ünal: Türkiyede en çok örnek aldığınız yazar kimdir?

Başka bir kitap üzerine çalışmam yok ama dedem Sadun Tanju’yu dünyaya ve olaylara bakış açısı ve bunları sade bir dille kaleme alması yönünden örnek alıyorum. Bir de İhsan Oktay Anar’ın hayal gücüne, Sabahattin Ali’nin anlatımına hayranım.

Srdr Glmz: selin hanım yazar olmaya karar vermek için okur olmanın son sınırında olunması gerektiğini düşünüyorum.yani egzitansiyalist yada dadaist akımları bilmeden yada bu akımları tetikleyen sebeplerden bihaber olan biri ben yazar olmaya karar verdim diyebilir mi, derse bile ne kadar yazar?

Bence yazar olmanın çeşitli sanat akımlarını bilmek gibi bir şartı olmamalı çünkü yazmak içindekini dışarıya serbestçe vurabilmek demek. Bu eylemi bazı kurallarla sınırlarsak ne derece bağımsız kitaplar ortaya çıkar orası tartışılır. Elbette çok okumak, araştırmak ve meraklı olmak gerekir ama dediğiniz gibi okur olmanın son sınırında hiçbir zaman olamayız bence. Neticede kaynaklar sonsuz ve herşeyi bilmeye, okumaya bir ömür yetmez! Nasıl bir ressam bütün ressamları ve akımları bilmeden resim yapabiliyorsa, bir yazar da bazı şeylerden bi’haber olarak yazmaya karar verebilir diye düşünüyorum.

Necdet Narlı: Kitaparınızdan birini film ya da dizi yapmak isteseler tepkiniz ne olurdu?

Kitabim dedemle çok özel anılarımızdan oluşuyor ve eğer bir gün yönetmen olabilirsem bunu sinema veya tiyatroda ben gerçekleştirmek isterim.

Adem Boyraz: Yazar olmasaydınız ne olurdunuz?

Şuan tiyatro eğitimi alıyorum ve ilerde tiyatro veya sinema alanında işler yapmak istiyorum.

Hatice Boyraz: Bir kitabı yazmak için ilham gelmesi mi gerekli yoksa içinizden geldiği şekilde mi davranırsınız?

Sanırım ikisi de olmalı.

Öznur Düzgün Koçer: Andre Gide, Stefan Zweig, Katherine Mansfield, Sylvia Plath, Doris Lessing, Virginia Woolf, Kafka, Jack London, C. Dickens, Çehov… bu yazarları okudunuz mu?

Okumaya küçüklükten beri meraklı biri olarak belirttiğiniz yazarların çoğunun kitaplarına dedemin de tavsiyeleri üzerine ulaşma ve okuma imkânım oldu; özellikle Kafka ve Çehov’u cok severim. Daha önce de bahsettiğim gibi tiyatro eğitimi alıyorum ve Çehov’un çoğu oyununu okuyup analizlerini yaptım. Siz sormamışsınız ama bu yazarlar dışında Türk edebiyatında da çok değerli yazarlar var ve bu eserleri orijinal dilinde yani Türkçe okuyabildiğimiz için çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum.

Srdr Glmz: ‎1.baskıda kaç kitap bastınız ve baskı dağıtım reklam editor tasarım vs.ne kadara mal oldu.

1.baskı 1000 adet olarak belirlendi. Baskı, dağıtım veya reklam kısmıyla ben değil Pan Yayıncılık ilgileniyor o yüzden sorunuza bir cevap veremeyeceğim.

Kutluhan Ünal: Ay’da buluşalım kitabınızı ilk kim okudu? : )

Kutluhan, Ay’da Buluşalım’ı tam haliyle ilk önce dedem ve ben okuduk! Daha sonra annem, babam ve ablam okudu.

Öznur Düzgün Koçer: Kitabınızı bitirip o zor süreci atlattıktan sonra, yayımcılık dünyasıyla karşı karşıya geldiğinizde kitap yazdığınıza, yazar olduğunuza pişman oldunuz mu hiç? :))

Meltem Dmr: bu kitabı oluştururken nasıl zorluklar yaşadınız acaba?

Pan Yayıncılık’tan öncelikle Işık Tabar Gençer hanımın ve Ferruh Gençer beyin yardımları sayesinde hiç zorlu bir aşamadan geçmedim. Çok keyifli bir süreçti ve sonucunda hepimiz çok mutlu olduk.

Sevket Aktas: Kitabınızla okuyucularınıza neyi anlatmak istediniz? Kitaba verdiğiniz isimden ne anlamak gerekir? Teşekkürler.

Kitap, bir dede ile torununun karşılıklı sohbeti şeklinde. Aradaki nesil farkına rağmen ortak noktada buluşabilen, fikir alış-verişi yapan ve birbirlerine bir şeyler katabilen iki insanın yaşamından gerçek anıları sunduk okurlara.

Aysu Akdağ: Kitabınıza neden bu adı verdiniz?Kitabınızın konusu tam olarak nedir?Kitabınızı yazarken neler düşünüyordunuz?Son olarak da kitabınızı okuduğumuzda bizlere ne kazandırır?:)

Son sorunuza cevap vereyim, öncekileri yukarda cevapladım, tekrar olmasın :)

Her kitap okuyana iyi kötü bir şeyler katar, bizim dedemle kitabimiz da size olaylara farklı bir bakış açısı kazandırabilir. Edebiyat, sanat, doğa ve güncel olaylar üzerine pek çok bilgi, ani ve hikâye var kitapta. Ayrıca okuduğumuz kitaplar, gördüğümüz filmler de sizi onları okumaya ve izlemeye teşvik edebilir.

Ayşenur Duran: Kitabınızı yazarken, yazmakta zorlandığınız devamını getiremediğiniz bir bölüm oldu mu? :)

Olmadı çünkü kitap mektuplardan oluşuyor o yüzden devamını getirme gibi bir kaygım yoktu.

Gazi Çalışkan: kitabı henüz alamadım ama okuduğum yorumlar,, konusu ve ismi gerçekten ilgi çekici…sorum şu:>..dedeniz hariç ayda buluşmak istediğiniz başka biri var mı? :)

Teşekkürler, kitabi okursanız sorunuzun cevabını alırsınız sanırım.

Gazi Çalışkan: aslında biraz tuhaf ama aklıma takıldı sormak istedim…sizce dede nedir…dede kelimesi size neler hissettiriyor…?

Daha önce düşünmediğim için biraz zorlandım sorunuza cevap vermek için! Dede benim için çok sevdiğim ve birlikte çok güzel anılar paylaştığım insan anlamına geliyor.

Melike Aydın Metin: kitabınızı başkalarının ellerinde kitapçı raflarında görmek size nasıl hissettirdi ? Yazmaya yeni başlayanlar için cesaretlendirici tavsiyeleriniz var mı?

Sorunuz çok hoşuma gitti :) Kitap basıldıktan sonra çok heyecanlıydım raflarda kitabimi göreceğim için. Tanımadığım insanların evinde bir köşede kitabımın duracak olması fikri bile benim için inanılmaz bir şey. Hele ki okuyan insanlara güzel duygular yaşatmışsam, onları bir şeyler üzerine düşünmeye teşvik etmişsem ne mutlu bana. Yazmaya başlayanlar da bunu düşünerek başlasınlar bence, dünyaya kalıcı bir iz bırakıyorsunuz ve bunu tanımadığınız insanlarla paylaşabiliyorsunuz. Çok farklı bir duygu.

Meryem Yıldız: Merhaba Nazlı Hanım(dedeniz size böyle hitap ettiği için ben de böyle hitap etmek istedim)Kitabınızın adına ben de ilk etapta ben de bir anlam verememiştim ama alıntıları okuyunca ”ne hoş”bir isim dedim;aradaki onca mesafeye rağmen sevenler gökyüzüne bakınca (ay gece-gündüz orada nasılsa)ortak bir noktaya bakınca mesafeler kayboluyor.Ayrıca dede-torun arasındaki bu sıcak ilişki mektuplarla ne güzel aktarılmış,kutlarım sizi.Dedenize de daha uzuuuun ömürler dilerim:))

Meryem Hanım, güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim, çok sevindim.

Bekir Şahin: Halen yazmakta olduğunuz bir kitabınız var mı?

Hayır yok, ama hala dedemle mektuplaşıyoruz.

Bekir Şahin: Çok kitap okur musunuz?

Çok mu az mı kişiye göre değişir ama ayda 1-2 kitap okuyorum.

Meryem Yıldız: Nazlı Hanım,kitabınızı çıkarırken,mektplardan oluşan bir eserin okura cazip gelmeyebileceği endişesini yaşadınız mı?Yaşadığınız dede-torun muhabbetini yurtdışındaki yaşantınızda da gözlemlediniz mi?Yoksa bu bizim kültürümüzle ilgili bir durum mu?Aslında günümüzde gençler büyükleriyle böyle paylaşımlarda pek bulunamıyorlar,sizin dedenizin gzeteci-yazar olmasından mı kaynaklanıyor aranızdaki bu sıcak muhabbet.Yoksa her büyüğün aktarabileceği birikimleri var mıdır?

Güzel sorunuz için teşekkür ederim. Öncelikle mektupların okura cazip gelmeyeceği kaygısı yasamadım çünkü dedemle mektuplarımız yalnızca kendi aramızda sinirli kalmıyor ve herkese hitap ediyor. Dede-torun iliksileri benim gözlemlediğim kadarıyla Türkiye’de çok daha önemli ve özel. Bu iliksiyi aile büyükleri ve çocuklar olarak da açabiliriz ve eğitim gördüğüm Fransa’da yaşıtlarımın aile büyüklerine ilgisiz olduklarını gördüm. Erken yasta ailelerinden ayrılıyorlar ve kendi ayakları üzerinde durmak zorundalar, bu da aile bağlarını olumsuz etkiliyor. Tabii genelleme yapmamak lazım, Türkiye’de de bazı aileler için ayni şey geçerli oluyor maalesef. Son sorunuza gelirsek, bence her büyüğün torunlarına aktarabileceği birikimleri vardır. Yolun sonunda olan ve görmüş geçirmiş insanlar, yolun basındakilere çeşitli deneyimlerini anlatabilirler. Dedem yazar olduğu için bu durumun daha çok farkında sanırım ve bir nevi yol gösterici oluyor benim için.

Meryem Yıldız: Kitabınız birebir yazışmalarınızdan mı oluşuyor?İçinde yorumlarınız yada 3. kişilerin paylaşımları da yer alıyor mu?

Evet, kitap birebir yazışmalardan oluşuyor. Kitabın en basında dedemin yazdığı önsöz dışında bir yorum yok, herşey olduğu gibi basildi.

Tuğba Bilici: bu kitabın hayatınızda ki yeri nedir :)

Tuğba Hanım, kitabın yeri çok ayrı! Çok değer verdiğim dedemle böyle kalıcı bir ortak animizin olusu tarif edilemez bir sevinç yaşattı ikimize de. Elimin altında hangi yasta olursam olayım açıp bakacağım ve belki de ilerde çocuklarıma ya da torunlarıma göstereceğim bir belge bu. Bunun için dedeme her zaman teşekkür ediyorum.

Meryem Yıldız: Bu kadar çok bilgili,okumakla haşır-neşir bir dedeniz olduğuna göre siz de okumayı küçük yaşta sevmiş olmalısınız,peki siz neler okur,kimleri takip edersiniz?

Çok haklısınız, küçük yastan itibaren bir suru yazar tanıdım dedem sayesinde. Onun yazdığı kitaplarda da Türkiye’nin yakin tarihine damgasını vurmuş pek çok isimle ilgili yazılar okudum. Okumayı ve araştırmayı öğrendim ayni zamanda. Okuduğum bolum gereği çok sayıda yerli-yabancı tiyatro yazarı ve teorisyenlerini okuyorum. Şiir okumayı çok seviyorum; Cemal Süreya, Özdemir Asaf ve Nazım Hikmet’e hayranım. Şu sıralar da Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam kitabını okuyorum.

Meryem Yıldız: Tiyatro eğitimi almışsınız,dedenizle olan bu güzel paylaşımlarınızı bir gün sahnede de sunmayı düşünür müsünüz?

Neden olmasın, çok isterim.

Fehiman Neşe: Kitabınızın korsanına denk geldiniz mi? Gelseydiniz tepkiniz ne olurdu?

Hayır denk gelmedim. Maalesef korsanın önüne geçilemeyeceğini düşünüyorum, o yüzden bir tepki göstermem.

Fehiman Neşe: Sizi derinden etkileyen bir kitap var mı? :

Rabia Demirkol: etkisinde kaldığınız hiç unutamadığınız bir kitap oldumu?ya da yaşamınızı degiştiren bir kitap oldumu?

Olmaz mı, Kazancakis’in Zorba’sı, Sabahattin Ali’den İçimizdeki Şeytan, Balzac’ın Gizli Başyapıt kitabi şuana kadar okuduğum kitaplar içinde beni en çok etkileyenleri. Herkese tavsiye ederim.

Meryem Yıldız: Birgün ben de torunlarımla (inşAllah)sizin dedenizle yaşadığınız gibi dolu dolu,keyifli bir iletişim içinde olmak isterim ,benim gibi düşünenler için örnek alınacak bir eseri bizlerle paylaştığınız için teşekkür eder,mesleki hayatınızda başarılar dilerim.

Çok teşekkürler Meryem Hanım, umarım dediğiniz gibi olur. Kitabimiz size örnek olduysa ne mutlu bize.

Kutluhan Ünal: Kitap yayınlandığında satış kaygınız oldu mu ?

Hayır, olmadı. Ne kadar sattığı değil ne kadar okunduğu ve ne kadar insana ulaştığı önemli benim için.

Kutluhan Ünal: Bir yazar olaraktan, amatör yazarlara ne gibi önerilerde bulunabilirsiniz ? :)

Kutluhan Ünal: Benim yaşım 15 ama yazmaya başladım sizece doğrubir zamanda mı başladım yazmaya?bana önerileriniz varmı?

Arda Deliismail: Kitabınızı yazdınız ve yayınlattınız. Sizin gibi kitap yazıp yayınlanmasını isteyen genç arkadaşlara neler önerirsiniz?

Kendimi bir yazar olarak görmediğim için önerilerim ne derece doğru olur bilemiyorum. Ama yazmaya başlamanın yası yok, hatta ne kadar erken olursa o kadar kendinizi ilerde geliştirebilirsiniz. Gönül verdiysen hiç bırakma, bol bol oku, olan biteni takip et, yaz  derim!

Tuğba Ateş Çekiç: kendi kendinize mi basladınız yazmaya yoksa yazdıklarınızı okuyan birileri mi teşvik etti sizi ?

Yazmaya dedem teşvik etti, hayattaki ayrıntıları not etmenin bana katacaklarının önemini her zaman açıklar.

Kutluhan Ünal: Aileniz yazar olmanızı nasıl karşıladı, size destek oldular mı?

Dedemle bir kitabimizin oluşu önce ailemi sevindirdi ve duygulandırdı. Her zaman için ilk onlar destek oldular.

Selin Özkan: Yazarlık hayaliniz miydi ? Eğer hayaliniz ise ilk kitabınızı yazıp hayalinizi gerçekleştirdiğinizde hissettiğiniz mutluluğu hangi kelimelerle anlatırdınız ?

Feride Subaşı: Kitap yazmak sizde nasıl bir his uyandırdı?

Aklımda olmayan bir şeydi, daha önce de dediğim gibi çok güzel duygular yaşattı bana bir kitabımın olması.

Serdal Cekic: çok arastırarak mı yazar olurum cok okuyarak mı yoksa yazmaya gönül vererek mi ? siz hangisini yaptınız ?

Cevabı sorarken vermişsiniz zaten :) Hem dünya ve hem de Türk edebiyatından çok okuyun, yazacağınız konu üzerine çeşitli kaynaklardan bilgi edinin, ve dediğiniz gibi yazmaya gönül verin bence.

Sinem Aksoy: Merhaba Selin Hanım :) Kitabınızı okurlarınızın elinde görünce neler hissettiniz? :)

Sinem hanim, kitabi ilk kez rafta görmek çok değişik bir duyguydu sanki bana ait bir şey değilmiş gibiydi. Hatta kitapçıda bir süre bakındım insanlar merak edip kitabı karıştıracak mı diye! Çevremde de kitabi okuyan insanlardan gelen tepkiler beni çok mutlu etti.

Cengiz Dokuzlar: Merhaba,dedeniz sağ mı ve hala mektuplaşıyormusunuz?Mektupları yayınlamaya karar verdiğinizde dedenizin müdahale ettiği yerler oldumu?

Cengiz Bey, dedem 90 yasında ve hala mektuplaşıyoruz. Mektuplarda müdahale edilen bir yer olmadı, yalnızca mektuplara fotoğraflar ekleyerek yayınladık. Böylece mektupta bahsi geçen yerler, kişiler herkesin gözünde daha canlı hale geldi.

Cengiz Dokuzlar: Günümüzde mektuplaşmak artık nostaljik bir olay,şimdi tlf, sms,face,zamanı.Siz (bu kitabın dışında)mektuplaşmayı devam ettiriyormusunuz?

Haklısınız, iletişim kolaylaştığından beri çok az insan mektuplaşıyor. Ama her şeyin geçici olduğu bu dönemde, elimizde mektup gibi somut hatıralar olması çok daha değerli bu yüzden hala mektuplaşıyorum.

Serpil Arslan: Bu yazı türünde yazmaya nasl karar verdnz?

Bu türde bir kitap çıkarmak planladığım bir şey değildi. Dedemle zaten mektuplaştığım için bu sohbetlerimizi herkesle paylaşmaya karar verdik.

Kutluhan Ünal: ‎…Facebookta ve diğer sitelerde paylaşımlar yapılıyor…Kitaplardan alıntılar yapılıyor ama yazarın ve kitabın adını yazmıyorlar sizce bu doğru mu ?

Doğru değil tabii ki, verilen bilgiye daha kolay ulaşılması ve güvenilirliği için kaynağın her zaman belirtilmesi lazım.

 

Selin Özkan: ailenizde yada çevrenizde yazar var mı ?

Dedem Sadun Tanju 1950-1990 yılları arasında aktif olarak çalışmış, Babıâli’nin duayen bir gazeteci-yazarıdır.

Betül Demirkol: sizce roman yazmak mı yoksa mektuplardan oluşan bir kitap mı okuyucunun ilgisini çeker?

Bu okura göre değişir ama kitap okumayı seven biri her türlü kitabi ilgiyle okur diye düşünüyorum.

Betül Demirkol: başka kitap projeleriniz varmı?hangi konuda kitap yazmayı düşünürsünüz?roman ,hikaye, şiir, gibi…

Başka projem şimdilik yok, bu ara Yüksek Lisans tezimin üzerinde çalışıyorum!

Betül Demirkol: kitabınızı okumayı ve yorumlamayı çok isterdim söyleşi yaptığınız için çok teşekkür ederim….. sizce bu tür söyleşiler kitabınızı tanıtmak için yeterlimi?

Ben teşekkür ederim. Kitap için bu tarz tanıtım ve söyleşiler farklı okurlara ulaşmak açısından çok yararlı bence. Internet ve özellikle Facebook ve Twitter bu tanıtımlara oldukça yardımcı oluyor. Birazoku sitesinin facebook söyleşileri de çok güzel bir fikir.

Rabia Demirkol: en çok begendiğiniz kitaplarını okuduğunuz yabancı

yazar veya yazarlar kimler?

Yabancı olarak okumadığım daha bir suru yazar var, ama birden çok kitabını okuduğum yazarlar arasında en beğendiklerim; Albert Camus, Dostoyevski, George Orwell, günümüzden de Amin Maalouf ve Alain de Botton.

Rabia Demirkol: kitabınız gerçekten dedenizin size yazdığı mektuplardan mı oluşuyor?yoksa hayali kahramanlar dan mı?kitabınızın konusu dede ile torun mu?

Kitap dedemle karşılıklı mektuplaşmalarımızdan oluşuyor, hayali olan bir kahraman yok.

Sorularınız için sizlere ve bana bu fırsatı veren Birazoku ekibine teşekkür ederim.

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email

Henüz yorum yok

Bir yorum yaz