“İnsanlar tarafından okunmayı hak ediyorsa, kitaplarım ben öldükten sonra da ünlenebilir”

Cydonia’yla bu denli ilgili okurlara sahip olduğumu bir kez daha görmek beni çok mutlu etti. Hepinize iyi dilekleriniz ve sorularınız için teşekkür ediyorum.

***

Açelya Yılmaz: Yeni bir yazar olarak Türk Edebiyatı’nı nerede görüyorsunuz?

Çağdaş edebiyatımızda birçok değerli kalemimiz bulunuyor. Yakın gelecekte kitapları farklı dillere çevrilen yazarlarımızın sayısının da artacağına inanıyorum. Ayrıca, Fantastik roman türünde tatlı bir Rönesanssın baharını yaşıyor olduğumuzu düşünüyorum. Umuyorum ki yeniden uyanış bilim-kurgu türünde de devam edecek.

Fehiman Neşe: Etkilendiğiniz yazarlar var mı acaba?

Belki de nefes almaktan sonra ilk öğrendiğimiz şey taklit etmek. İlk başta sizden öncekilerin neler yaptığını görüyorsunuz. Daha sonra çoğu zaman sorgulamadan onların yaptıklarını taklit ediyorsunuz. Gördüklerinizi elinize alıp eleştirmeye başlıyorsunuz. Daha sonra kendi kendinize söylenmeye başlarsınız: Ben öyle bir şey yapardım ki, işte tam böyle olurdu. O’nun yaptığı gibi olmazdı. Daha heyecanlı ve sempatik dururdu…

Bu günler siz yazmaya başlayasıya kadar böyle devam eder. Romanın ilk bölümünü yazasıya kadar geçirdiğiniz dönem etkilenme evresidir.

Okan Akca: Kısaca yazarlığa başlama hikâyenizi öğrenebilir miyiz? Böyle bir kitap yazma fikri nasıl oluştu? Bizlere yazmak hakkındaki önerileriniz nelerdir?

Tiyatrocu bir ailenin evladı olarak yetiştim. 7 yaşımdayken annem ve babamın mutfakta Karagöz-Hacivat diyalogları üzerine tartıştıkları günleri hatırlıyorum. Babamın orta oyunlarına giderdik. Farkında olmadan işin içindeydim aslında.

Bazen hayatta çevreniz sizi teşvik etmekten öte, zorlar. Siz sadece kendiniz olursunuz ve dostlarınız sizin iyi hikâye anlatan bir insan olduğunuzu keşfederler. O dostlara tutunun. Zaten içinizde anlatmak istedikleriniz varsa, onlar sayfalara taşacaktır. Çoğu insan için yazmak bir ihtiyaç, saçınızın uzaması gibi.

Halime Çk: Cydonia adlı kitabınızı neden okumalıyız?

Okuyucuların ve eleştirmenlerin hemfikir olduğu iki önemli nokta var:

  1. Kurgu gerçekten de çok iyiydi.
  2. Heyecanlı bir film gibi. Bu eser mutlaka sinemaya aktarılmalı.

Yukarıda bahsettiklerim tabii ki de işin sadece eğlenceli kısmı. Kitabın içerisinde duygu yüklü şiirler ve kıssadan hisse verir küçük hikâyeler de bulunuyor. Genel olarak bir romanda aradıklarınız bunlarsa, bir gün sizi de Cydonia’ya beklerim.

Aslıhan Sedef: Bilim-kurgu yazarı olmak nasıl bir duygu? Nasıl araştırmalar yaptınız ve bu araştırmalar sırasında zorlandığınız zamanlar oldu mu?

Tamam, itiraf ediyorum. Ben de küçükken astronot olmak istiyordum. Uzaya her zaman meraklıydım, bu yüzden konuyla ilgili araştırma yapmak beni pek zorlamadı. Ayrıca, kız kardeşim uzayla ilgili merakını daha da ileriye götürdü ve Astronomi Bilimleri okudu. Bir gün Mars’la ilgili bir roman yazmak istiyorum deyip, birinci sınıf ders notlarını aldım. Ara ara çalışıp, kitabın teknik kısımlarıyla ilgili eksiklerimi giderdim.

Beyaz Kitaplık: Kitap ismi olarak neden Türkçe bir isim yerine Cydonia?
Bu ilk günden beri beklediğim bir soru. Doğrusu ben de kitabın Türkçe bir isimle anılmasını isterdim ama kitaptaki hikâyelerin kilit noktası Cydonia’da. Mars’ta gerçekten de bu isimle anılan bir bölge var ve ne yazık ki adı Latin kökenli bir kelime. Eğer kitap New Yorklu taksicilerden bahsediyor olsaydı, adı büyük ihtimalle New York’la ilintili olurdu.

Ahmet Fahir Dediler: Türk yazarlar arasında bilim-kurgu yazarı olarak mutlaka okunmalı dediğiniz isimler var mı?

Hayatta olanlarını bulmak zor. Doğrusu, henüz bir avuç kişiyiz.

Nilüfer Taşlı: İlk neden etkilenerek bu kitabı yazmaya karar verdiniz?

Bir gün, romandaki kurgunun tam anlamıyla çözüldüğü son bölümde anlatılanları gerçek hayatta gerçekleştirmeye kalktım. Ne olduğunu söylemek istemiyorum, çünkü kitabı henüz okumamış olan kişilerin hoşuna gitmeyebilir. Kısacası hayatın kendisinden ve Mars’taki yüz şeklindeki piramitten etkilenerek yazmaya karar verdim.

Songül Kurt: Bu kitabın devamı olacak mı? Seri yapmayı düşünüyor musunuz?

Aklımda apayrı bir kitap ve hikâye var. Yeni kitap için çalışmalara başladım. Ama Cydonia’nın devamının da ilgi çekici olabileceğini düşünüyorum. Kesin konuşmayalım.

Hatice Selcan Doğan: Ben hiçbir kitabınızı okumadım, sizi ilk kez birazoku sayfasında duydum. Sizin kitaplarınızı okumak istiyorum, sizce neden okumalıyım? Yeni okurlarınız için bir mesajınız var mı?

Benzer soruya yukarıda cevap vermiştim. Yeni okurların hayal dünyasına konuk olabilmek beni mutlu ediyor. Her ne kadar ben yazarken yalnız olsam, siz de kitabı okurken yalnız olsanız da bu nihayetinde karşılıklı bir şey.

Feride Subaşı: Hiç bilim-kurgu kitabı okumadım. Sizin kitabınızda bu türü sevdirecek ne olabilir?

Cydonia’nın sahip olduğu doku Star Wars gibi ayakları yere basmayan bir bilim-kurgu hikâyesi değil. Bu yüzden, bilim-kurguya uzak olsanız da, yabancılık çekmeyeceksiniz. Ayrıca, kitabın içerisinde bazı Cin hikâyeleri de var.

Semih Cnblt: Cydonia isminin sizin için etkisi nedir? Bir mihenk taşı anı gibi önemli midir?

Eskiden etkisi bu kadar fazla değildi, ama artık evim gibi oldu.

İrem İvgin: Neden kitap yazar insan?

Gerçek hayatta yapamadıklarınızı gönlünüzce yaşarsınız. Gerçek hayatta hikâyeler istediğiniz gibi gelişebilir ama nasıl biteceğinin garantisi yoktur. Kitapta hikâyeyi istediğiniz gibi sonlandırırsınız. Gerçek hayatta sevdiğiniz insan sizi terk edebilir ama Sean ve Lisa’nın her zaman mutlu yaşayacağını bilirsiniz. Zaten ölümsüz olanlar onlar.

Fatmanur Çolakoğlu: Kurgudaki yaratıcılığınızı, günlük yaşantınızda uyguluyor musunuz? Mesleğiniz buna müsait görünüyor.

Elimden geldiğince kullanıyorum. Çoğu zaman da işe yarıyor. Yaratıcılık değiştirme isteğini tetikliyor ve değişim de her zaman bizleri güçlendiriyor.

Meltem Dmr: Bu kitabı yazarken karşınıza çıkan zorluklar nelerdir?

Cydonia vesilesiyle yaşadığım hiçbir şeyi zorluk olarak görmedim. Çok zevkli bir süreçti ve hala öyle. Bu yüzden, soruna cevap vermek de zorlanıyorum J

Fatmanur Çolakoğlu: Kitap yazmak insanin kendini her yönüyle anlatma çabasıdır diye düşünüyorum ben. Sizin de ütopya gibi görünen bu kitabı yazmanızın amacı ayni şey olabilir mi?

Sözlerine tam anlamıyla katılamayacağım. Çünkü bence edebiyat kendini anlatmaktan daha çok başkalarını hissedebilip, onlar için dile gelebilmektir. Felçli ve yalnız bir adamın kederini paylaşabilmenin yanı sıra, genç bir kızın korkularını da yaşayabilmeniz gerekiyor.

Tugba Bilici: Sizin için kitap yazmanın anlamı nedir tam olarak, nasıl bir histir?

Bir önceki soruya verdiğim cevap, sanırım sorunu bir nebze yanıtlıyor.

Selin Özkan: Yazmanın sizin için bu kadar önemli olduğunu nasıl keşfettiniz?

Hayatımdan memnun değildim. Başka bir ülkede iş bulup çalışmaya başladım. Farklı yerler, insanlar, diller, hayatlar gördüm. Hala yeterli değildi. Yeterince özgür değildim. Üstelik yaşadığım bazı güzellikleri de unutuyordum. Günlükler, blog sayfam bana yetersiz geliyordu. Daha özgür olmak ve tattığım güzellikleri kaybetmemek için yazmaya başladım.

Mehmet Tutar: Neden yazma ihtiyacı duyuyorsunuz? Maddi kaygılardan dolayı mı yoksa gerçekten iletmem gereken mesajlar var diye mi? Sizce hangisi?

Maddi endişeler yüzünden olmadığı kesin. Aksi takdirde, Cydonia için harcadığım zaman ve emeği tercümanlık veya aşçılık kariyerim için harcardım. Sanırım, çok daha varlıklı olurdum. Bu bir gönül meselesi…

Kar Işık: Benim kitap hakkında hiçbir bilgim yok. İsminin bile anlamını bilmiyorum. Bizi okumaya çekebilecek en etkili tarafı nedir acaba?

Kitabın internet sitesi ve fragmanı bulunuyor. Ayrıca, facebook sayfası üzerinden karakterleri tek tek resimleriyle tanıyabilirsin. (Bkz. İlham veren kişiler)

Okuyucuları davet edecek en etkili tarafı da bence kurguda dolayısıyla kitaptaki kötü adamın gizeminde saklı. Bence bir hikâyeyi farklı ve heyecanlı kılan yönler kötü adamın yaratıcılığına bağlıdır. Cydonia’da klişelere yer yok ve kötü adam dahi kötü olduğunu bilmiyor.

Serpil Ateş: Çok iddialı bir kitap. İlk olarak mistik güçlerin esir aldığı kimseleri anlatan bir kitap gibi gözükse de kitabin ismi ve kapak resmi bambaşka çağrışımlar yaptığı için merak duygum artıyor. Cydonia Mars’taki insan yüzlerine benzeyen şekillerin bulunduğu bölgenin ismi değil miydi? Kapak resmindeki gezegen de mars mı? Neyse asıl sorum şu birçok yazar yazmanın hazzını yasamak için yazdığını dile getirir. Başka seçenekleri yokmuş gibi okunmasa da yazması gerekliymiş gibi ama siz reklama bu kadar önem verdiğinize göre okunmak çok daha önemli sizin için. Bu kitabınız gerekli ilgiyi görmese de yazmaya devam edecek misiniz?

Serpil, her şeyi öyle güzel özetlemişsin ki! Bu zamana dek kitapla ilgili aldığım belki de en iyi soru senden gelmiş oldu. Teşekkür ederim.

Evet, kapakta Mars’a dair hayali bir çizimi betimledik. Benim için kitleler tarafından okunmak da, odama çekilip yazı yazmak da eşit öneme sahip. Her ikisini de yapmak zorunda olduğuma inanıyorum. Çünkü reklam yapmadan bir ürünü yayınlamış olmanın karanlık odadaki bir kıza göz kırpmaktan farkı yok.

Diğer yandan, kitap hak ettiği ilgiyi görse de görmese de yazmaya devam edeceğim. İnsanlar tarafından okunmayı hak ediyorsa, kitaplar ben öldükten sonra da ünlenebilir. Reklam kitaba olan ilginin bugün için artmasına yardımcı olabilir ama son hükmü ‘zaman’ verir.

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email

Tags: ,

Bir cevap e ““İnsanlar tarafından okunmayı hak ediyorsa, kitaplarım ben öldükten sonra da ünlenebilir”” Subscribe

  1. burak 12 Mart 2015 de 11:02 #

    stain le ağacın bağlantısı var mı?
    son olarak neden phoung’a ustam dedi? (ağacın dediği gibi)
    phoung’un görevi neydi?

Bir yorum yaz