SİYAH & BEYAZ 2 (Cehennemde Görüşürüz)

 

 

 

BÖLÜM 2: Cehennemde Görüşürüz

Aynada son bir kez kendime baktım… Siyah pelerinin altındaki çirkin yüzüme… utançla. Kendimi bu aptalca şeyi yapmaktan vazgeçirmek için yüzümün ilk defa ne kadar çirkinleştiğini söyledim kendime. Defalarca… Eğer siyahın beyazı ne kadar çirkinleştirdiğini görürsem vazgeçebilirdim.

Yinede… Öyle olmadı. Ne yaparsam yapayım kendimi buradan uzaklaştıramadım. Onun ölü bedeni gözlerimin önüne geldikçe burada kalmak istiyordum.

Dışarıda herkes avazı çıktığı kadar bağırıyordu,delice. Bu dövüşler kötüler için önemliydi çünkü böylelikle aralarındaki en güçlü kötüyü seçmiş oluyorlardı. Tabi birde kötülerin o hiç bitmek bilmeyen kendini beğenmişlikleri vardı. Bu da bu dövüşler için tek başına bir neden sayılabilirdi. Onlar için ölüm güzel bir şeydi. Ne kadar çok ölüm o kadar mutluluk… Üstelik bu kendi türlerini öldürmek bile olsa… Zaten onlara kötü denmesinin bir nedeni de buydu.

Dışarıdaki savaşı yöneten kişi heyecanla “Ignatius,”diye bağırınca irkildim. Bu benim bu savaşta dövüşebilmem için kullandığım takma isimdi. Buraya gelişim, aralarına girebilmem, bu dövüş için kaydolmam hiç de zor olmamıştı. Hepsini siyah bir pelerinin altında yapmıştım. Benim için en zor olan şey onun rakibim olmasıydı. Özellikle onunla savaşmak istediğimi söylediğimde önce birkaç kötüyle savaşmam gerektiğini eğer bunları yenersem o zaman onunla savaşmaya hak kazanacağımı söylemişlerdi. İstedikleri gibi beş kötüyle savaşmış ve hepsinide yenmiştim.

İyiler savaşmazdı. Hele de kendi aralarında. Yine de kendilerini kötülerden koruyabilmek için dövüş eğitimi alırlardı. Bu yüzden onları –pek kolay olmasa da – yenmiştim. Ve işte şimdi buradaydım!

Perdeyi elimin tersiyle araladığımda onu gördüm. Bir savaşçı gibi kumla dolu alanın tam ortasında duruyordu. Omzu dik, yüzü pelerinin altında saklı, bir savaşçı. Son bir kez yüzünü görmek isterdim. Ölmeden önce son bir kez.

Birden aslında yüzünü hiç de görmek istemediğimi hatırlattım kendime. Böylesi daha kolay olurdu ama yine de…

Derin bir nefes aldım ve perdeyi geçebileceğim kadar iyice aralayarak ilk adımımı attım.

Tanrım! Kıyamet günüydü sanki. Kötüler deliler gibi bağırıyor, bir şeylere vuruyor, kahkahalar atıyordu. Alanın tam ortasına doğru yürürken tek tek hepsinin yüzüne baktım. Onların bu hali aslında benim buraya hiç yakışmadığımı ve ait olmadığımı yüzüme vuruyordu sanki.

Kötülerin en kötülerinden oluşan birkaç kötü bir masaya oturmuş ciddi bir tavırla dövüşü bekliyordu.

Yavaş ve kararlı adımlarla tam karşısına geçtim. Sunucu “Hazır mıyız?”diye bağırdı elindeki mikrofona, seyircilere hitaben.

Herkesten “Evet,” onayı gelince sunucu “Dövüş birinizin ölümü ile biter. Eğer taraflardan biri pes ederse yenilmiş sayılır ve öldürülür,”dedi buz gibi bir sesle.

Bütün bunları dinlerken kontrolümü elimde tutmak hiç de kolay değildi. Buradan dakikalar sonrasında bir ölü çıkacaktı ve o ölü ben olacaktım. Yani bu masalın kazananı kötüler olacaktı, öyle mi?

Başımı yukarı kaldırmadan göz ucuyla ona baktım. Başını yavaşça kaldırıp selam verdi ve ismimi fısıldadı. “Ignatius.” Bunu söylerken öyle bir ses tonu kullanmıştı ki korkutucu mu yoksa ölümden önce yatıştırıcı bir ses tonu muydu karar veremedim.

Nasıl bu kadar soğukkanlı olabildiğine hayret etmiştim. Üstelik biraz sonra öldüreceği adama neden selam veriyordu ki? Sanırım bu onu dehşete düşürüp hata yapması içindi. Ama bana böyle bir şey uygulamasına gerek yoktu. Nasıl olsa –bilerek- yenilecektim.

İkimizde aynı anda kılıçlarımızı çektik ve kılıçları birbirine –prosedürler böyleydi- değdirdik. Sonra ikimizde birer adım geri çekilerek savunma pozisyonu aldık.

Ve… Dövüş başladı!

Güçlü, akıllı ve son derece hızlıydı. İnanılmaz derecede iyi dövüşüyordu. Sanki aynı anda bir düzine adamla dövüşebilir gibi. Kılıçlar birbirine değdiği anda öyle bir tiz ses çıkarıyordu ki bu ses kulaklarımı tırmalıyordu.

Aniden koluma doğru hamle yapınca geri çekilip hamlesini savurdum. Bu işi yapacaksam doğru şekilde yapmalıydım. Önce dövüşü biraz kızıştırmalı, şüpheye mahal vermemeliydim. Bu yüzden çok büyük olmasa da birkaç hamle yaptım ona doğru. Kolaylıkla hamlelerimi savuştururken ileri hamle yapmayı da unutmuyordu. Daha önce gördüğüm dövüşlerde savaşan kötüler gibi ses çıkarmıyordu. Sessiz ve tehlikeli dövüşüyordu.

Ayaklarımızın altındaki toprak iyice ısınmaya başladığından daha hızlı dövüşmek zorunda kalıyorduk. Bu dövüşün kurallarından biriydi. Çıplak ayakla dövüşmeliydik.

“Ah!”

Aniden durdu ve başını kaldırıp yüzüme baktı. Bense kolumdaki hasarı incelemekle meşguldüm. Kılıcı koluma değmişti. Hatta değmekten daha fazlasını yapmış kolumu yaralamıştı.

Başımı yukarı kaldırıp baktığımda yeniden saldırıya geçtiğini gördüm. İkinci sefer kılıç yine kolumu yaraladığında –üstelik aynı yaranın üzerinde- bu sefer daha güçlü bir çığlık attım.

“Alicia,” dedi hiç kimsenin duyamayacağı bir sesle.

Anlamıştı! Kim olduğumu, kiminle dövüştüğünü anlamıştı!

“Devam et,”dedim sızlayan kolumu görmezden gelerek. İleri doğru hamle yapınca şaşkınlıkla geriye sendeledi. Birkaç defa hamle yaptım. Sadece kendini korumakla ve olup biteni anlamakla meşgul olduğundan hiç bana doğru hamle yapmadı. Pelerininin altındaki gözlerinin şimdi alev alev yandığından emindim.

Aniden durunca onu yaralamamak için bende durdum. “Sen.. nasıl…”sustu. Hala şoktaydı. “Dövüşü bırakıyorum ve sende hemen kaçıyorsun. Ben onların çaresine bakarım!”dedi hızlı hızlı.

Birden sunucunun sesi kulaklarımda çınladı. “Dövüş birinizin ölümü ile biter. Eğer taraflardan biri pes ederse yenilmiş sayılır ve öldürülür.”

Başımı hayır anlamında salladım. “Dövüş benimle!”Kılıcımı boğazına doğru uzattım.

Bu sefer başını sallama sırası ondaydı. “Seninle dövüşmeyeceğim.”

“O zaman öldürülürsün,”dedim kendini beğenmiş bir sesle.

“Şimdi yaşıyor muyum?”

Bu söz üzerine kılıcım yavaşça indi. Ne yapıyorduk biz? Ben ne yapıyordum?

“Biz,” dedim kısık bir sesle. “Bunu yapmamalıydık. Günahımız büyük.”

Aniden elini kaldırınca pelerinini açıp dövüşü bırakacağını anladım ve kılıcımı yeniden kaldırdım. Bu onu durdurmadı ve elini pelerinine götürdü. İşte o sırada bende sertçe kılıcımla elini hedef alınca eli yaralandı.

“Dövüş!” dedim kendimden emin bir sesle.

Herkes sus pus olmuş ne konuştuğumuzu duymaya çalışıyordu ama biz o kadar kısık sesle konuşuyorduk ki kimse bizi duyamazdı. Sanki sadece ikimiz vardık orada.

“O zaman öldür beni,” dedi. “Sana karşılık vermeyeceğim.”

Gülümsedim. “Ölmemen için ölmek.”

“Alicia,”dedi titrek bir sesle. “Kaç. Bırak ve kaç. Lütfen.”

Başka bir zaman olsa onun bu sözlerini hemen dinler ve arkama bakmadan kaçardım ama şimdi olmazdı. “Yapamam. Anlamıyor musun? Ben sana bir şans sundum. Ama sen kabul etmedin. Üzgünüm… Şimdi ben senden gelen bir şansı kabul edemeyeceğim.” Dedim ve kılıcı tam kalbine ona zarar vermeyecek şekilde batırdım. “Şimdi benimle savaşmak zorundasın.”

Aniden “Seninle savaşmayacağım!” diye bağırınca sesler yükselmeye başladı. Ortalık karıştı. Göz ucuyla sunucunun ve baş kötülerin bize doğru geldiğini görünce onu geriye doğru ittirdim ve yere düşürdüm. Pelerini başından düştü ve yüzü açığa çıktı. Siyah, gümüşi saçları pelerininin altında karışmıştı. Yüzünde o ana kadar hiç tanık olmadığım bir acı vardı. Ve birde korku… Kaybetme korkusu.

Dövüş bitmişti. Diğerleri bize doğru gelirken onun yüzü de bunu düşündüğünü gösteriyordu. Dudaklarını yavaşça kımıldattı. “Dövüş bitti Alicia.”

Başımı yavaşça salladım. “Hayır, henüz değil.” Kılıcı büyük bir hızla kendime sapladım. İlk başlarda hiçbir şey hissetmedim ama sonra acı vücudumda ilerledikçe dayanılmaz bir hal aldı. Gülümsedim. “İşte şimdi bitti, Rainor. Cehennemde görüşürüz.”

 

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email

30 Cevap e “SİYAH & BEYAZ 2 (Cehennemde Görüşürüz)” Subscribe

  1. Harika 11 Ağustos 2011 de 12:49 #

    Ahh hadi ama :D Böyle bitemezz..Aklımdaki devam bu değildi :D Tamam çok güzel yazmışsn hatta mükemmel ama bn sonu kötü biten hikayelerden nefret ederim :D Devam ederim diyosan bilemem ama bnce böyle bitmemeli :D

    • AnkariaRC 11 Ağustos 2011 de 13:46 #

      Merhaba Harika :)
      Aklındaki son nasıldı çok merak ettim. Benimle paylaşır mısın bu sonu?
      Kötü sonları ben hep sevmişimdir. İnsanın hayalgücünü zenginleştirir diye düşünüyorum ve tabi bir de merak var. Hep merak uyandırır insanlarda :))

      • Harika 11 Ağustos 2011 de 20:44 #

        yani öyle ayarladığım bir son yok :D iyi bişi olması yada romantik olması benim için yeterli ztn biliyorsun :D Kötü bitmesi merak uyandırıyor ama zaten gerçek hayatta iyi biten sonlar genellikle olmadığı için bence hayalgücünde herşeyin iyi bitmesi taraftarıyım :D Devamını yazıyomuşsn diye duydum merakla bekliyorum :D

        • AnkariaRC 11 Ağustos 2011 de 21:18 #

          Sanırım yanlış bir istihbarat almışsın… Devamı yok :))
          Ama yeni hikayeler neden olmasın ..
          va haklısın gerçek hayatta her şey iyi bitmiyor ne yazık ki :((

  2. Burcu Bağcı 11 Ağustos 2011 de 13:00 #

    Ah, inanamıyorum mükemmel olmuş ! Cehennemde görüşürüz, ha? Harikasın sen. Ellerine sağlık !! :)

    • AnkariaRC 11 Ağustos 2011 de 13:46 #

      teşekkür ederimm :)
      sonuçta kendini öldürmek kötü bir suç ve bunun sonu cehennem değil mi? :)

  3. şeyma 11 Ağustos 2011 de 13:11 #

    çok güzel olmuş eline sağlık yine etkileyici olmuş şuan şoktayım yani yani tam senin istediğin gibi:)

    • AnkariaRC 11 Ağustos 2011 de 13:47 #

      Selam Şeymaa :)
      Demek benim istediğim gibi ha :D Aslında bakarsan evet tam benim istediğim gibi :))
      Teşekkür ederim..

  4. Laila 11 Ağustos 2011 de 13:23 #

    Amanın , ne kadar süper bir bölüm olduğu anlatmam çok zor sanırım.Kelimelerin birbirine uyumu mükemmeldi.İyi ve kötüğü arasındaki aşklar he zaman beni çok etkilemiştir.Eline koluna sağlık canım <3 Yeni bölümü çatlayarak bekliyorum ! :D

    • AnkariaRC 11 Ağustos 2011 de 13:48 #

      Teşekkür ederim Laila :D
      Prensip meselelerinden dolayı yeni bölüm gelmeyecek ama yeni hikayeler neden olmasın, öyle değil mi??

      Tekrar görüşmek üzere <3

      • Laila 12 Ağustos 2011 de 12:01 #

        Ama ama olmaz ki buu :D Neyse yeni hikayelerini çatlayarak bekliyorum :D

        • AnkariaRC 12 Ağustos 2011 de 12:10 #

          :)) Bende yazmak için çatlıyorum :)

  5. Jane 11 Ağustos 2011 de 16:04 #

    Kılıcı kendim yemiş gibi affaladım. Ah Tanrım.Bu yazarların – Ankaria sana diyorum – derdi ne ? Bizi acıdan öldürmek mi.Cassie 2 oldun başımıza :D Ellerine sağlıkkk.3.bölümde isteriz!!! :D

    • AnkariaRC 11 Ağustos 2011 de 18:41 #

      :))) Mekanik meleğin yazarı Cassii’den mi bahsediyoruz?? :))

      Ayrıca çok teşekkürler :)) Söylediğim gibi prensiplerden dolayı 3. bölüm olmaz ama yeni bir hikayeye hayır demem :))

      • Jane 11 Ağustos 2011 de 20:29 #

        Kesinlikle o Cassie’den bahsediyorum :D Böyle kalsın bakalım.Yeni hikayeleri okumadan önce sakinleştirici alıcağım :D

        • AnkariaRC 11 Ağustos 2011 de 21:20 #

          Teşekkür ederim o zaman :) Onunla beni bir tuttuğun için…

          • Jane 12 Ağustos 2011 de 10:40 #

            Rica ederim :D

  6. Şahnur 12 Ağustos 2011 de 11:45 #

    “Yapamam. Anlamıyor musun? Ben sana bir şans sundum. Ama sen kabul etmedin. Üzgünüm… Şimdi ben senden gelen bir şansı kabul edemeyeceğim.” Dedim ve kılıcı tam kalbine- burda tam 5 saniye gözlerimi kapatım ve olamaz! dedim ama devamını okuduğumdaki rahatlama anlatılmaz yaşanır -ona zarar vermeyecek şekilde batırdım. Tabi bu rahatlama uzun sürmedikız kendini öldürdü :( Kötü sonlardan nefret ediyorum Jane’e katılıyorum. Cidden bu yazarların derdi ne!? Okuyucalırını derinden etkilemek anlıyorum ama bunu bizi üzmeden yapamaz mısınız ? :( Sonunda “cehennemde görüşürüz” dedi Alicia. Bunun bir son olduğundan emin değilim devam edecek mi ? :d

    • AnkariaRC 12 Ağustos 2011 de 11:55 #

      Neyi varmış sonumun yaa :))) Ne güzel son işte :D :D
      Şaka bir yana ben yazmak istesem de hikaye buna artık izin vermez. Eğer devam ederse tadı kaçar :((

      Çünkü o son cümle bir ‘son’ du :))
      Bu arada yazarlara laf yok :D Belki ilebir gün bende onların arasına katılırım :) Şimdiden işimi sağlama alayım dimi :D

      • Şahnur 12 Ağustos 2011 de 13:51 #

        Tamam hadi bu kez bir şey dememiş oluyum :)

        Evet devam etme konusunda haklısın bu yazı böyle güzel. Bende emin olamadığımdan sormuştum (bunları ben mi söylüyorum ? :D )

        Yazarlara laf yok ama “Mutlu Son”la sorunları olanlara var bence :D
        Bu arada ilk yorumumda (sonu hariç) yazına bayıldığımı söylememişim. Gerçekten mükemmeldi. Yeni yazılarını bekliyorum, bekliyoruzz :))

        • AnkariaRC 12 Ağustos 2011 de 14:30 #

          Hahaha :) Evet, sanırım sen söylüyorsun tabi ikizin yoksa :D

          Yazarlar konusuna gelince belki haklı olabilirsin. Ama Belki diyorum bak :D

          Çok teşekkür ederim, gerçekten bende senin yorumuna bayıldım.
          Çok güzel bir yazı hazırlıyorum.
          Üstelik bu sefer 2 bölümden biraz daha fazla :)

          Onu daha çok seveceksiniz bence :D

  7. Çaçaron 13 Ağustos 2011 de 12:05 #

    çok güzel olmuşş :))

  8. zeynep 13 Ağustos 2011 de 19:26 #

    ya bişiy sorabilir miyim acaba : Nasıl bu kadar muhteşem yazabiliyorsun? Yine çok güzel mükemmel olmuş. Ben ne kadar uğraşsamda yazamıyorm.. yazamıyorm işte :( ama senin yazılarını okudukça bir azim bir hırs geliyo ve içimdeki ses ” uğraşmalısın! bırakmamalısın” diyor. Ve bn galiba o içimdeki sesin söylediklerini yavaş yavaş uygulamaya başlayacağım.. ve bunuda bilmelisin yetenekli yazar : bnm bu azmime sadece içimdeki ses değil mükemmel yapıtlarınında çookkk katkısı var.. Sen olmasaydın ben tamamen umudumu kaybetmiştim beni tekrar azimlendirdğin çok teşekkür ederim.. Harika bir yazı olmuşş yine veee yine bunu tanımlayacak o kadar güzel bir kelime bulamıyorm :D Seni gönülden tebrik ediyorm ne diyeyim İyiki Varsın :)

    • AnkariaRC 13 Ağustos 2011 de 19:38 #

      woowww bu kadar iltifatı kaldırabilir miyim bilmiyorum :)
      Bence içindeki sesi dinlemelisin. Sonuçta hiç kimse hemen ilk yazıda başarılı olamaz..

      Ve ayrıca yazılarımın da sana birer umut kaynağı olduğuna çok sevindim, gerçekten. Böyle şeyler çok gurur verici :D Hiçbir zaman umudunu kaybetme..

      Bu güzel yorum için çok teşekkür ederim…

  9. zeynep 13 Ağustos 2011 de 23:10 #

    Evet yazıların bnm için hep umut kaynağım oldu zaten ve olmayada devam ediyor.Yazılarının devamını büyük bir iştah ve heyecanla bekliyor olacağım…

  10. zeynep 22 Ağustos 2011 de 23:43 #

    :))

Bir yorum yaz