Siyah hasret

Arzuman,

Kalın çizgilerle ayrılmışız siyasi haritalarda, bazen kesik bazen daha silik oluyor çizgiler. Bilmiyorum farkında mısın bunun ve yine bilmiyorum hiç ne kadar uzak olduğumuza baktın mı herhangi bir haritadan.

Mesela fiziki haritalarda gri veya koyu gri arasında, çoğu z
aman siyah bizim mesafemiz. Gözlerin kadar, gece kadar siyah.

Daha yakınsa mesela bir köy, ondan daha büyük bir kasabaya. Çizgiler kesik, çizgiler silik ve mesafeler yakın. Ama seninle aramızda koyu ve kalın çizgiler, insanlar, siyahlar, griler ve duvarlar var aralarından geçemediğim.

Şimdi daha iyi anlıyorum, seninle yaşadığımız bu coğrafya bizi parçalıyor sevgilim. Aramızda kadastrolar var, hiç kimse yoksa bile. Büyük ölçekli bir ayrılık çizmişler bize. Kuş olsan bakamazsın, o kadar uzak ihtimal. Bize ihtimaller hep uzak. Şehrin kadar, ihtimalin kadar, -bir ihtimale bağlı kader, olmamasına bağlı keder.-

Pafta üzerine yamanmış bütün aşklarla sana doğru yürümek siyahlığı deler. Yolda yürüyen çok âşık var ama hepsi umutsuzca bakıyorlar siyaha. Siyahla inatlaşıyorum anca, sana gelemiyorum sevgilim.

İhtimalimizi gerçekleştirmem devrim niteliği taşımaz belki ama çabam toplumsal hafıza gerektirir.

Duvarlarla bölünmüş şehirleri unutmamayı gerektirir mesela. Kudüs, Berlin, Beyrut, sen, ben.

Siyaha boyanmış şehrin, gece karanlığında bulmak, devrimim.

Bunları bil diye söylüyorum Hasret’im.

Betondan hasretlere gebe bu coğrafya ve biliyorsun bizi parçalıyor sevgilim.

Kudüs’e ağlıyor hala duvarlar, kan döküyor kutsal davalar ve sen uzaklaşıyorsun. Şehrin uzaklaşıyor gözlerimde. Gözlerin ne kadar siyah olabilir Arzuman!

Gözlerin ve devrimim için aynı duayı ediyoruz, bir harf farkla. Sadece bir harf sevgilim.. Sadece bir harf arıyor bizi haritalarda. Sadece bir harf değişiyor ve uzaklaşıyor gözlerin. O harfe rağmen…

Âmin.

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email

Henüz yorum yok

Bir yorum yaz