SONSUZA KADAR ‘EVET’

Artık telefonum seni çalmıyor, şarkılar seni anlatmıyor, yüreğime hedef aldığın o ok saplandı, sanki çıkmıyor. Temiz bir baharın gölgesinde kaldı aşkımız. Gülüşüme sen sardım, sürdüm, tattım, kokladım. Gülüşümden bile senli mutluluklar yarattım, yaramı sardım. Mesajların hiçbiri aşkla bize sarılmıyor. Özlüyorum demek için ne kadar geç, biliyor musun? Her yağmur damlasında yüreğim deli gibi titriyor, omzundan bir yastık, yüreğinden yorgan arıyorum. Üşüyorum…
Artık gelecek günler bize aşkı vaat etmiyor.  Ruhum seni çağırıyor, özlemlerim derbeder, nefesim seni çağırıyor. Ne gözyaşları birikmişti oysaki bu aşka, toprak kokusuna hasret kalan burnuma, kaldırımlara, biçare yağmuru bekleyen insanlara derman olmuştu.  Artık mevsimler seni istemiyorlar. Bedeninden bir yol,  ufkundan bir köprü kurmak istiyorum. Bizi bize kavuştursun.
Ne şarkılar eskittik sevgilim, bana seni hatırlatan şarkıların hiçbiri sana beni çağırmadı. Sen aşktan anlamazsın ben bunu çok iyi biliyorum. Gitmek yakışır sana, sen en çetin gitmelerden anlarsın.
Ruhunu, kalbini, sattığın aşkı da takarsın peşine, avuçlarına sığdırırsın gölgemi ve gidersin. Gitmek yakışır sana, sevmek değil…

Şu denizyıldızından ev yaptım ikimize. Bulutlar da oturdular, çaya davetli kırgın gönlümüz, bizi barıştırmak istiyorlar. Razıyım, sen de razı mısın?
Üşüyorum. Sadaka mı bildin bensizliği? Bitmedi mi hayata bensizliği verişlerin? Bitmedi mi aşkın gururunda paspas olup, kendini ve beni sürekli ezişlerin?
Üşümek bir yana kıvrılsın, en mühimi korkuyorum. Seni başkasına verirsin de, sensizliğim en büyük cezam olur, yıllar yılı sensiz sürünürüm diye korkuyorum. Kalbinden bir taht yap, oturayım, inan nefes bile almam, kalkmam hiç, dokunmam başka bir yere, dokundurmam. Bir başkası oturursa oraya, yaşayamam. Gerçekçi bir sonbaharın güzelliğinde kaldı aşk üçgenimiz…
Ben, sen, biz… Bizim aşk üçgenimiz. Bir başkasını sığdıramazken, hayallerden sevgili yaratmalarımız…

Bak, yine sonbahar. İşte yine sonbahar! Çapak mı kaçtı gözlerine, kör müydün ya da, göremedin mi?
Ne çok çileler çektim. Gözlerinden ihtiraslı aşk oyunlarını çektim de, masum bir sevda istedim.
Bakmadı, baksa da görmedi. Kendini benden alıp düne vermeye pek bir hevesliymişsin. Zorla aldın…
Kaçırdığın senin laneti bırakmasın seni diyeceğim lâkin, ben sendim, sen de bendin. Lanetler bizden uzak dursun. Sen bilmezsin ki, orada senin canın yansa, burada ben ölürüm.
Renkleri ve düzeni karıştırmadan dönsen… Sağım solum senin olsun, sadece dön desem…
Aşk paketi hediye etsek bize, tarifesi mutluluk olsa, yumsam gözlerimi, sadece sana, bana, bize, sonbahardan sonraki gelecek vaat eden ilkbahara kansak, kışı unutsak…
Aşk tende bıçaksa yürekte neden yara? Tene değmeden yüreği talan ediyorsa, ten neden yürekten daha mühim, daha bir şeffaf?
Sen bana uğramadın sayacağım, kendimi istiyorum çünkü. Bende kaldığını varsayarsam, unutulup giderim. Bencilliğim kötü bir şaka olsun, öyle farz et…
Hiç tanışmadık, hiç sevmedik birbirimizi. Birbirimiz… Sen tamam olsan, ben tamdım. Sen yarım olsan, ben nefes alamazdım. Ben yarımım, hani sen neredesin? Öyle bir tamamlanmışsın ki, yarım kalmışlığım yalnızca bende zarar ziyan…
Kirpiklerimden düşeceksin, dakikalar beni yoruyorlar. Aklında mıyım sahi? Özlemezsin, bilirim.
Gitmek şahane durdu sende, dur iki gözüm! Kapattın madem bu defteri, son bir imza da ben çakayım.
Gözlerimden vereyim gözyaşlarımı, gözlerine katayım. Ayrılık şarkılarını sunayım sana, aklından çıkmayayım. O vakit anla zehirli yüreğinden akıttığım her bir senin bana kattığı en büyük cezaları…
Dur iki gözüm! Sevdamıza son bir kibrit çakayım. Bu kez yanmak baki değil, üşüyorum. Sadece ısınayım. Omzumdan yatak döşek, yüreğimden biçare ölü çıkardın, şerefine son bir imza çakayım.
Siz sayın yazar; ‘Onsuzluğa evet diyor musunuz?’

‘SONSUZA KADAR EVET!’
Şuraya bir imza atın…
Seve seve evet… Aşkından aldığım tohumların adına, bana kattığın sevinçlerin hüzün deryasına bulanmışlığının adına, gözyaşlarımın çamur yaratmışlığına; çok sevmişliğime, çok çok ölmüşlüğüme…
Hepsinin adına, seve seve evet…
Sadeliğin senin olsun. Emin ol, dostça saklayacağım matemimi…

Dilara AKSOY

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email

Tags: ,

2 Cevap e “SONSUZA KADAR ‘EVET’” Subscribe

  1. Kenan Kahraman 28 Eylül 2012 de 22:57 #

    Sonbaharın hüznüne yakışan severek ayrılanlara has ama bir o kadarda kararlı hisler vardı yazınızda.
    Nihayetinde “onsuzluk” öyle bir şey işte, evet diyorsun avaz avaz ama ayağına bile basamadan masadan kalkıyorsun.

  2. Dilara AKSOY 30 Eylül 2012 de 12:14 #

    Değerli yorumunuz için teşekkür ederim.

Bir yorum yaz