Yıllar Sonra

Çok haksızlık ettim kendime. Nedensiz çok ceza verdim. Güzel başladığım hiç bir hikâyeyi sonuna kadar mutlu yazamadım. Mutluluk fazla aptal bir kâğıt paçasına, çayda bekletilip kenarları yakılmalı. Ve kendime de aynını yaptım fazla gördüm mutluluğu. Uzağında yanıp kavrulmam gerekliymiş gibi.

Yüz bulamadım hiç senden. Hiç şımarıklık yapamadım. Yüzündeki o kocaman gülümsemenin nedeni olamadım mesela. Sırrını paylaştığın, yanında huzur bulduğun da olamadım. Uyurken yüzünü hiç göremedim ben de gözlerini kapattığın o kısa anlarla yetindim. Seninle hiç fotoğrafımız olmadı senin fotoğraflarının kıyısında köşesinde kaldım belki.

Keşke diyorum keşke uzaktan gülüşünle yetinmek zorunda kalmasaydım. Keşke tanıyabilseydim seni. Tanısaydım belki nefret ederdim ama tanıyamadım, o yüzden çok değerlisin. Elimde bir sihirli değnek olsa inan değiştirirdim seni en çok da beni.

Şimdi seni ne zaman düşünsem önce gülüşün geliyor aklıma. Sonra, sonra… Pek de bir şey gelmiyor aklıma.

Hiç konuşmadın ki benle, hiç fark etmedin ki beni. Yanından öylece geçerken dönüp de bakmadın ki bir kere. Ama ben ne zaman seni hayal etsem “O da beni düşünüyor mudur?” dedim. Sahi bir an olsun aklına gelmiş miyimdir, herhangi bir sebepten? Yıllar sonra görsen mesela, duraksamadan tanıyabilir misin beni? Yıllar sonra… Benim seninle geçmesini dilediğim yıllar ömrümden geçtikten sonra… Aklıma geldikçe gözlerimin daldığı bir yerlerden karşıma çıkmanı beklediğim yıllar geçtikten sonra… Onu unuttum, unutmalıyım deyip başkalarını sevdiğim yıllar geçtikten sonra… Seni hala sevdiğim için senden nefret ettiğim, nefretimden ağladığım, sana öyle uzak öyle soğuk olduğum için kendime kızdığım yıllar geçtikten sonra… Diyorum olur da ben başımı kaldırıp gözlerinin içine bakabilirsem tanıyabilir misin beni?

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email

Henüz yorum yok

Bir yorum yaz