Yazar Erencan Algün’le Röportaj

 Erencan, selamlar! En basitinden bir soruyla başlıyorum; yazmaya ne zaman başladın? Hangi kararın seni bu yönde itti? Normalde böyle bir soru sorulmasına karşıyım, çok klasik bir soru ama sen henüz on yedi yaşındasın… Sorulması gerek bir soru :)
Yazma gibi bir özelliğim olduğunu bilmiyordum. Herkes gibi sonradan keşfettim fakat bunu ilkokul öğretmenlerime borçluyum. Yanılmıyorsam 7. sınıfta Medya Okuryazarlığı adlı bir ders vardı. Her hafta gazetelerde yer alan birkaç haberi yorumlamamız isteniyordu. Yaptığım her yorumla birlikte dikkatlerini üzerime çektim sanırım. Zaten sonrada beni yazmaya yönlendirdiler. Kompozisyonlar… Şiirler ve eleştiri yazıları. Yani diyebilirim ki 14 yaşımdan beri yazıyorum…

 İlk kitabın ve ilk kitaba göre bu teorilere ulaşmak uğraş ister. İlk kitabında böylesine farklı bir konuyu tercih etmenin sebebi nedir? Kitabın yoğunluğu din üzerine, dine merakından mı geliyor bu konu? 

Dinlere ve insanların inanış biçimlerine merek duyarım, evet. Açıkçası bunun bir yönlendirme olduğunu düşünüyorum. Zira tesadüflere yer yok. Kitapta görmüş olduğunuz tüm teoriler “23.59″un yönlendirmesiyle ortaya çıktı. Fakat elbetteki benimde payım var. Hatta oldukça büyük.
 Kitabın ilk bölümü çok etkileyici… Akışı ve insanların ‘insansızlığını’ gözler önüne sermişsin. Beni etkileyen en önemli sahnelerdendi yani, bunun için bir sorum var, bu kurguyu ve olay örgüsünü yazmadan önce mi yoksa yazdıkça mı geliştirdin? Kurgu konusunda tavsiyelerin nelerdir?
Kurguyu yazmadan önce belirlemiştim. Nasıl başlayacağı nasıl biteceği önceden belliydi fakat yazınca gerçekten bir şeyler oluyor ve insan yazmaya devam edebiliyor. Bu his bir hayli ilginç doğrusu. Tavsiyem değilde iyilikleri için önce kurguyu planlasınlar sonrada her şeyi hayal güçlerine bıraksınlar..
 Kitaptaki teorilere nasıl ulaştın? Yani onları bulmak için, o teorileri kitabına konu edinmek için, nasıl bir yol izledin? Cidden kitaptaki teoriler çok zor, aynı zamanda insanı etkileyen teoriler.
Dedim ya hepsi bir lütufta aslında. Birer yönlendirmenin eseri. Neyi kastettiğimi anlamışsınızdır herhalde. Fakat bunları bulmak hiçte kolay olmadı. 3 semavi dinide araştırdım. Hemde epey bir zaman üzerinde uğraştım. Çoğu teorinin kaynağı ise Kuran. Eğer sizi etkilemiş ise zaten hedeflediğim amaca ulaşmışım demektir.
 İlk kitap için senin karşına çıkan zorluklar nelerdir? Bilirsin, şu; basım,yayın,dağıtım üçgeninden söz ediyorum. 
Elbette bir hayli sorunla karşı karşıya kaldım. Basımdan önce yayın evi bulmak gerekliydi tabii. Zaten beni en çok yoran süreçte bu oldu. Aylar boyu herhangi bir yayın evi ile anlaşabilmek için çaba harcadım. Ve sonunda nihayet bastıra bildim kitabımı. Şuan da dağıtımda alakalı bazı sorunlar yaşıyorum. Bu 3 süreçte çok sancılı geçiyor doğrusu.
 İlk yazanlara önerilerin nelerdir? İşe nasıl başlamalarını önerirsin kısaca?
Dedim ya her şeyden önce çok zorlu bir süreçten geçecekler. Çok temkinli olmalarını ve sabırı yanlarından ayirmamalarını tavsiye ederim.
 Kitaplarında kullandığın bilimsellik ve yazılarında kullandığın eleştirilerin çoğunlukla kişisellik içeriyor. Mesela; kitaptaki teoriler. Sürekli bunlar üzerinden mi yazmayı planlıyorsun? Yani kısaca yazım tarzın bumu ?
Açıkçası bu tarzda yazmak biraz daha kolayıma geliyor. Olabildiğince farklı tarzlarda yazmayı planlıyorum. Sanırım ikinci kitabımda üslubum biraz mutasyona uğrayacak. Umarım beğenirsiniz.
 Yazan çok insan var… Hayatlarını yazıp, roman olacağını ileri sürenler de.. Pek âlâ, yazmak bir yetenek midir sence? Yoksa bu adamlar laf olsun diye mi söylüyor? :)
Çoğu laf olsun torba dolsun diye konuşur. Ama bu bir sürü anlayışı da değil. Emeğin emek olduğunu kabul eden nadir insanlarda var. Temennim o insanlarla karşılaşabilmek.
 Bize okuduğun yazarlardan söylesene biraz… Biraz da okuduğun tarz :) ?
Cengiz Erşahin ve C.C Humphreys -umarım ismini doğru yazmışımdır- sürekli okuduğum yazarlar. Herhangi bir tarzda okumuyorum. Yani sürekli okuduğum bir tarz yok. Polisiye veyahut psikoloji hangisi o an bana uyuyorsa onu okuyorum.
 Şimdi de yazan herkesin adına soruyorum; “Ben kısa kısa hikâyeler yazıyorum, denemelerim var, kendimce bir şeyler çizip karalıyorum. Senin gibi yazar olabilmek için, bana tavsiyen nedir?” klasik bir ‘ilk’lerin sorusu… 
Yazdıkların muhteşem metinler. Sana önerebileceğim tek şey; sınırı zorla ve sonuna kadar savaş. Yoksa kimsenin kulak verdiği yok kimseye. Gidip sen kovalayacaksın ekmeğini.
 Erencan, bu kitap üzerine çok şey söylenirdi, ama senin de fazla zamanını almak istemem, teşekkürlerimle, kendine iyi bak!
Teşekkürler Ahmet. Umarım her şey gönlünüzce olur. Çünkü bazı hayaller gerçekten gerçek olmayı hak ediyor.
KİTABIN ARKA KAPAK YAZISI:
“Tüm deliller ortadaydı Tüm işaretler onları gösteriyordu Tüm senaryolar onlar için yazılmıştı Ve tüm zamanlar 2359′a akıyordu Bu tarihten Adem ile Havva bile kaçamayacaktı Bu yüzyılda sizleri çok şey bekliyor… Türkiye’nin en genç kaleminden, İstanbul’un en ihtiyar hâlini anlatan sürükleyici bir roman… “

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email

Henüz yorum yok

Bir yorum yaz