Arşiv | Deneme Bu bölüm için RSS beslemeleri

Not Defteri -1-

1 Ekim 2008 Çarşamba – İzmir • İnsan hayatında ilk defa yaşadığı ve bir daha kolay kolay yaşayamayacağını düşündüğü bir duygudan vazgeçer mi? Vazgeçmesi ahmaklık olmaz mı? • “Beynelmilel” isimli film… Filmin son sahnesinin düşündürdükleri… Yakın bir zamana kadar yasaklar nedeniyle cezalandırılan, sürgüne gönderilen, öldürülen insanlar bir bir gözümün önüne geldi. Şimdi o yasaklar yavaş […]

Devamı 0 Yorum

Hâlâ

Ben hâlâ seni bekliyorum. Kapana kısılmış bir delinin geçmiş günahlarını örtüp, kışın; karın o çetin soğuğunda üşümemek için direnmesi gibi. Ölmemek için, yaşamak için bir nedenim olsun diye, ben hâlâ seni bekliyorum. Eğer gelmezsen sonunda yalnızlığımı refakatçi alacağım yanıma, hasta gönlüme şifa olsun diye… Gönlüme bir kıymık batıyor sanki, bir cam var da içinde, çıkaramıyorum; […]

Devamı 0 Yorum

Zamansızlık

Bugün ki yazımda siz okuyucularıma dünya hayatından ve zamansızlık çelişkisinden bahsetmek istiyorum. Bu konu ile alakalı kafamı kurcalayan onlarca şey var ki, bildiklerimi sizlerle paylaşmasam olmayacaktı elbette. Sizi daha fazla meraklandırmayayım öyleyse. Bana göre arkadaşlar dünya hayatı; dakikası dakikasına düşünülmüş, lakin iki saate sığdırılmaya çalışan, başkarakterin göçüp gittiği; geride birbirinden zıt karakterlerin rol aldığı inanılması […]

Devamı 0 Yorum

Aşığım

Şu dünyanın düzenine hayranım. Düzenine de, büyüklüğüne de, göz alıcılığına ve her zaman ki gibi; dünyevi zevklerine de. Her zaman her şekilde bize en iyisini sunan dünyaya, hayata, yaşamın sunduğu ayrıcalıklara ve zevklere. Her gün başka bir şekilde yaşamaya, her gün farklı bir şekilde sabahlamaya, her gün farklı bir kokuyu duyumsamaya, aynı şeylerden daha fazla […]

Devamı 0 Yorum

Her Erkeğin Kadını

Biçimsiz bir vücuda sahip olduğu için, beğenilmek konusunda tereddütleri vardı kadının. Acaba onu, vücudunu çırılçıplak, loş bir ışıkta görmeden, bu şekilde beğenmiş miydi? Yoksa biçimsiz bir vücuda sahip olduğunu anlamıştı da, her ne olursa olsun ona bir türlü açılamamış mıydı? Vücut, onun için önemli bir seçenekse, adam için daha önemli değil miydi? Erkek, daha biçimli […]

Devamı 2 Yorum

Cesetler ve Dilekler

Cesetler kadar onurlu varlıklar var mı dünyada? Yok! İnsanların ölümü kadar güzeli veya çirkini hangi canlıda görülmüş? Ölü insan bedeni yakan davar, gömen de var, evinde saklayan da… Hatta parçalara ayırıp yiyende var… Ölünün yaptığı onuru, ölmemiş olan gösteremiyor… Oldukça tuhaf insanlar, oldukça! İnsan cesedi yakılmalı mı sizce? Bütün görüşlerinizi unutup, bu konuda hakkında özgür […]

Devamı 0 Yorum

Bile Bile Ölmek

Eskiden o anlatırdı bize. Biz yatakta olurduk, o söylerdi hiç durmadan. İyi olun, derdi. Kimseye kötülük yapmayın, derdi. Kimseyi üzmeyin ve herkesi sevin derdi. Öyle yaptık bizde. Yapmaya çalıştık ya da. Kimse kimsenin acısını bilemez elbette. Kimse kimsenin sevincini de bilemez. İnsanlar, biri ölünce her zaman demek için “başın sağ olsun” derler. Geleneği bozmamak önemlidir […]

Devamı 1 Yorum

ÖZÜR DİLERİM

Bugüne kadar kırdığım bütün insanlardan özür dilerim. Sizi kırmasaydım, özür dilemenin bende bu kadar şahane duracağını öğrenemeyecektim. Sizi kırmasaydım, insan kırarak insan olunamayacağını öğrenemeyecektim. Bugüne kadar kırdığım, üzdüğüm bütün insanlardan özür dilerim. Sizi kırmasaydım, hatalarımın bende bu kadar şahane duracağını, hatalarımdan bu derece ders çıkaracağımı, hatalarımla olgunlaşacağımı öğrenemeyecektim. Sizi kırmasaydım, sizin de bir kalbinizin olduğunu […]

Devamı 0 Yorum

Güzelim

Tümör aslında bize yapışmış be güzelim. Kurtulmak mümkün mü? Aslında ne kadar tuhaf. Yapışmaması gereken kişilere yapışan bu tuhaf hastalık. Sinsi. Sanki intikam alır gibi acımasız. Tuhaf. Vicdansız. Biz de bunların hiçbirini kendimize konduramıyoruz ya… Tuhaf olan biziz be güzel. Sen rahat ol, olur mu? Rahat ol… Tüm vücudumuzu esir almamış mı yani? Ona göre […]

Devamı 0 Yorum

UFAKLIK BAKIYOR CAMDAN

Tavanda asılı duran sen’in, yeryüzündeki ben’den sakladığı bir şeyler var. Tırnaklarımla kazıyorum bedenini, içinden ölü düşlerin hercai çırpınışları çıkıyor. Bedeninle örttüğün senli gecelerin, tuzlu acıları bedenimi yakıyor. Koşar adımlarla ilerliyorsun can damarımdan, ezip geçiyorsun, buhar oluyorsun, çiziyorsun göz kapaklarımı… Yokluğunda sensizliğin bunalımıyla tavlaya oturuyoruz, aksi şeytan galip gelince, ikisi birden beni yeniyorlar. Gelmişinin geçmişinin küfür […]

Devamı 0 Yorum