Arşiv | Deneme Bu bölüm için RSS beslemeleri

AĞLAMAK

Ağlamak iyileştirirmiş insanı, gözlerin kuruluğuna da iyi gelirmiş, nemli gözler biriktirip, gözlerimi iyileştirmektir asıl telâşım, bakma sen ağladığıma, ağlıyorsam, ağlama nedenim bundan… Geçmişe gitmedim yine, şu ândayım mesela. Ağladığım biri yok, yas tuttuğum biri yok, bak gözlerim yandı. Uzun zaman ağlamayıp, gözyaşlarına eyleme geçmelerini hatırlatınca böyle oluyor… ‘Ağlamazsan, mutluluğu da tadamazsın’ Öyle diyorlar, öyle diyenlerin […]

Devamı 0 Yorum

Tok Bedenler

Hurdacılık yaparak geçimini sağlayan adam, sabaha doğru üşüdüğü için sobasını yaktı ve nedeni bilinmeyen bir şekilde yangın başladı. Sonuç; hurdaları dışında, kül olan umut ve sevgiler… Isınan bedenler. Minibüsle ile araba çarpıştı. Minibüste düğünden eğlenip dönen bir ailenin iki çocuğu yaralı, hayati durumları ciddi… Göletin etrafında top oynayan kuzenler, akrabalardan oluşan bir piknik. her şey […]

Devamı 0 Yorum

SÖNDÜR IŞIKLARI

Güneş açtı. Ne oldu, şaşırdın mı? Gidişinden sonra güneşin hiç açmayacağını mı sandın? Yapma be canım, kuyruk acımın yaralarını defalarca merhemledim, sardım. ‘Geçmez’ dediğimiz yaralar bile geçiyormuş meğer. Yağmur; kar yağdı, mevsimler birbirini kovaladı. Şimdi ise bahara hazırlık yapmaktayım. Gönlümün mevsimi dört mevsimi anlatmaz, senin için gönlümde yepyeni bir mevsim yarattım. Elbet unutmalar bende şahane […]

Devamı 0 Yorum

Sevgi Okyanusu

Ellerinde poşetle, kaldırımı çıkacakken sendeledi ve arkaya doğru sırt üstü düşecekti yaşlı kadın. Saçları beyazlamış, ideal boyutta ki gözlüklerini takmış, başörtüsünün ucundan bir tutam beyaz saç dışarı fırlamış, ayaklarına papyon şeklinde terlikler giymişti. Yetmiş yada altmış küsür yaşlarındaydı. İstanbulluydu. Ve sırt üstü düşmek üzereydi. Arkasında bir dayanacağı el hissetti. Sıcak, sevgi dolu ve güvenilirdi. Belki […]

Devamı 0 Yorum

YOKLUĞU KATRAN KARASI

Özlediğini fark edersin. Ellerinin kokusu sinmiştir ellerine, defalarca yıkasan da geçmez. Dinlenmek için oturduğun yerde ansızın bir şarkı çalar, şarkılar bile sözleşmişlerdir yokluğunda seni delirtmek için… En sevdiğiniz şarkı çalar. Dinlememek için yemin ettiğin şarkılar bile intikam perdesini aralamışlardır. Özlediğini fark edersin. Gözlerinin rengi kalmıştır gözlerinde. Sonrası mâlum işte, bütün renkleri unutuverirsin birden. Bahar gelmiş, […]

Devamı 0 Yorum

Doğmayan Çocuk

Hayatımızda yaşanılan dramlar, sevinçler, evlenmeler, boşanmalar, ağlamalar, tartışmalar, savaşmalar, gerginlikler, sinirler, eğlenceler, hüzünler, hastalıklar, sevişmeler, öpüşmeler, aşık olmalar, unutamamalar… Sonuncusu ne kadar tuhaf. Unutamamalar… Kimi, neyi, hangi sebeple? Hangi hakla? Neye güvenerek? Onunla beraber olmayı hayal etmeler, onunla birlikte olan silüetler kurmalar, aynı yatağı, onun omzunu, vücudunu, gerdanını, dudaklarını hayal etmeler; sanki bizimmiş gibi davranıp, […]

Devamı 0 Yorum

ÖMRÜM’E VEDA

Merhaba Ömrüm, nasılsın? Aşkımızı böyle görmek istemezdim, toprak örtmüşler üstüne. Koklanmıyor artık gülleri, gözlerim sana gülmüyor. Siyahın matemi yorganım olmuş, üstüme örtmeye yetmiyor. Beni sorma, bu kez en beter hâldeyim işte! Sormazsın da zaten, bilirim. Yıllar yılı ‘Nasılsın?’ demeni bekledim. Sevenlerin dili oldum, çözüldüm, hep sana geldim. Olmadı ömrüm, olmadı. Aşkımız bize yakışmadı, bizde güzel […]

Devamı 0 Yorum

GEÇMİŞİ GEÇMİŞTE BIRAKMAK

Kuantum düşünce tekniğinden hepimizin haberi var artık.İnsanlar parayı, aşkı, işi, dostluğu birtakım meditasyonlar ile düşünce teknikleriyle elde etmeye çalışıyorlar. Bunların başında gelen bir şey var ki,onu ortadan kaldırmadan istediğimiz kadar düşünce tekniğini çalıştıralım, fayda etmiyor. Onun adı da, kuantumcular tarafından; “Geçmişi geçmişte bırakmak” olarak tabir ediliyor. Peki, nedir bu geçmişi geçmişte bırakmak? Geçmiş’in zaten adı […]

Devamı 0 Yorum

Kör ve Topal Sevgiler

Hasretin ne olduğunu yanaklarıma dokunduğu anda anladım. Sıcaklığın ne olduğunu, sevginin ne olduğunu ve insanlar arasın da dokunmanın ne kadar değerli olduğunu. Hoyratça veya narince, fark etmez. Dokunmak; hissetmektir. Bir elin yumuşaklığına veya dudaklara dokunmak, içimizde yanan özlem ateşini, sevgi kuraklığını ve hoyratça insanların birbirine yapışmasını sağlayan şeydir; dokunmak. Yumuşak veya sert, narin veya nasırlaşmış parmaklar; […]

Devamı 0 Yorum

Ne kadarda narin ve naziksiniz öyle?

Şimdi diyoruz ki biz neden bu kadar vicdanlıyız? Neden bu denli gözü kara olamayıp, acıma duygusu içermeyen nankör insanlardan olamıyoruz. Bir piç kurusu olup, soyu sopu belli olmayan insanlara neden özenmiyoruz? Neden sevemiyoruz ya da? Çok mu vicdanlıyız biz? Çok mu narin? Veya çok mu nazik insanlarız? Piç ve fahişeleri dışlayacak kadar vicdanlı ve acımalı […]

Devamı 0 Yorum