Arşiv | Mektup Bu bölüm için RSS beslemeleri

Kiti’ye

Kiti’ye:     -Levin: Sevgili Kiti! Ben ki, yıllardan söz kesmiş saçlarım, aynalardan alel acele kaçan yüzüm, acemice saklanmış sevinç gözlerim. Ben, bir ihtiyar sana koşan. -Sen;  gençlik aynası, tutundum isminle dört bir harfinden sana. Ben: Levin, belki sensiz, belki sevimsiz, yalnız, uzak ve koşusu bitmeyen dört bir harfine…… Seviyordum sizi; bu kadar, hepi topu bu […]

Devamı 0 Yorum

ŞAİRE MEKTUP 1

“Unutmak mı? Delisin… ” Özdemir Asaf Sevgili Özdemir ASAF, unutmak delilik değildir; önce bu konuda bir anlaşalım. unutmasak nasıl yaşardık diyor ya Nietzsche, işte çok haklı burada. zaman herşeyin ilacı da sanırım anonim oldu artık. velhâsıl-ı kelam, sen de unutmadan ölmeseydin iyi olurdu. şimdi oradan bana unutsaydım sen mi yazacaktın bunları diyorsundur muhtemelen; ama ben nereden bileyim […]

Devamı 0 Yorum

DUDAKLARINDA BAŞLADI HER ŞEY

Dudaklarında başladı her şey… Oysa dalından düşmüş bir yaprağın yerdeki çaresizliğine benziyordu umutlarım, hiçbir adımım beni tamamlamaya yetmiyordu. Her şey yarımdan biraz daha eksikti.  Artılarım yorgunluk, halsizlik, suskunlukken, en gerçek arkadaşım yalnızlığımdı. Onu çok seviyordum; çünkü ben onu ne kadar bırakmak istesem de o benden asla vazgeçmiyordu. Yüreğimin elinden sıkıca tutmuş, başka avuçlardan bile saklı […]

Devamı 0 Yorum

Siyah hasret

Arzuman, Kalın çizgilerle ayrılmışız siyasi haritalarda, bazen kesik bazen daha silik oluyor çizgiler. Bilmiyorum farkında mısın bunun ve yine bilmiyorum hiç ne kadar uzak olduğumuza baktın mı herhangi bir haritadan. Mesela fiziki haritalarda gri veya koyu gri arasında, çoğu z aman siyah bizim mesafemiz. Gözlerin kadar, gece kadar siyah. Daha yakınsa mesela bir köy, ondan […]

Devamı 0 Yorum

Yıllar Sonra

Çok haksızlık ettim kendime. Nedensiz çok ceza verdim. Güzel başladığım hiç bir hikâyeyi sonuna kadar mutlu yazamadım. Mutluluk fazla aptal bir kâğıt paçasına, çayda bekletilip kenarları yakılmalı. Ve kendime de aynını yaptım fazla gördüm mutluluğu. Uzağında yanıp kavrulmam gerekliymiş gibi. Yüz bulamadım hiç senden. Hiç şımarıklık yapamadım. Yüzündeki o kocaman gülümsemenin nedeni olamadım mesela. Sırrını […]

Devamı 0 Yorum

Sevgili Mississippi

Bu mektubu sana çok uzaklardan yazmak isterdim ama ‘o kadar da çok uzağa gitmeye gerek yok’ dedim kendi kedime. 20 Ekim gecesi seninle ilk karşılaşmamızın ardından tam 7 gece daha geçti. Ve o geceden bu yana -yani senden sonra- ben yine de ‘tam da buldum derken kaybettiğim şeyler’ listesine yeni bi şey yazamadım. O gece […]

Devamı 5 Yorum

Rosa’ya Mektuplar/İlk mektup

Sevgili Rosalin, Şaşırdığının farkındayım. Ve yüzünde kaşlarını bir araya getirip soru işaretli gözlerinle sana neden böyle seslendiğimi sorguladığını görür gibiyim. Evet ben sana Rosalin diye seslenmem. Sana Rosa derim ve sana bu şekilde yalnızca ben seslenirim;  Rosa. Sana mektuplar yazmaya kara verdim Rosa. Mektuplar, mektuplar, mektuplar Rosa. Ve bir yerden başlamalı anlatmaya , konuya girmeli […]

Devamı 0 Yorum

Anadolu’da Bayram…

Bizim bayramlarımız vardı: Kurdeleli şekerlerin altında yatan sıcacık çikolatalarımızla birlikte. Yaşlı amcaların, teyzelerin kırışmış ellerinin yanı sıra, İçlerinde çarpan kusursuz kalbler vardı. Öyle sıradan değildi bizim bayramlarımız; lâkin bu kadar da katahor hiç değildi. Tatile gitmezdik, bundan önceki bayramlarda. Denizi bol bir memleketi, ailemize hiç tercih etmemiştik. Ufak bir yakınma dahi olmazdı gidemedik tatile diye; Çünkü […]

Devamı 0 Yorum

Anneanneme…

  Anneannem; Küçük bir kızken şimdi olduğumdan daha farklı düşünürdüm. Bazı şeylerin bizim dışımızda herkesin başına geleceğini düşünürdüm. Bizim ailemize hiçbir şey olmazdı. Bizim ailemizden biri ölemezdi, değil mi? Hayır, bu imkansızdı ! Sende bir şey söylesene anneanne… Söylesene ölümün bizim ailemizden birini alıp götüremeyeceğini! Anneanne konuşsana! Konuş anneanne! Sana diyorum! Gecenin bir yarısında arka […]

Devamı 8 Yorum

Vatan Sağolsun!

Bir insan neden yazar ki? Ya da bir yazar, klavyenin başına oturduğunda niçin alır başını gider cümleler? Aslında dökmek istediklerimiz midir ki bunlar böylesine istemsiz bir şekilde yazarken. Ya da rahatlıyor muyuz? Bilmiyorum… Lakin şu sıralar rahat olamadığımı burada açıkça yazmassam olmayacak. Rahat değilim. Yazsam da bitmiyor bu rahatsızlığım; yazdıklarımı tek bir sinirle yırtıp atsamda […]

Devamı 10 Yorum