Kategori arşivi: Şiirsel Anlatım

Şiire benzer anlatımla oluşturulan düz yazılar için oluşturulmuş kategoridir.

2189045e150af3d8df9aa9bwg0

ÖMRÜM’E VEDA

Merhaba Ömrüm, nasılsın? Aşkımızı böyle görmek istemezdim, toprak örtmüşler üstüne. Koklanmıyor artık gülleri, gözlerim sana gülmüyor. Siyahın matemi yorganım olmuş, üstüme örtmeye yetmiyor. Beni sorma, bu kez en beter hâldeyim işte! Sormazsın da zaten, bilirim. Yıllar yılı ‘Nasılsın?’ demeni bekledim. Sevenlerin dili oldum, çözüldüm, hep sana geldim. Olmadı ömrüm, olmadı. Aşkımız bize yakışmadı, bizde güzel durur sandım, senin için giyindim, kuşandım. Yüreğimi aşkınla süsledim, olmadı. Çok sevmek de yetmiyormuş ki…
Aşkımızı diriltmeye çalıştım, gecemi gündüzüme katarcasına sevda yeminlerimi fukara aşk buselerine dağıttım, sevinsin istedim garipler. Yüreğimizden öpmedi hiçbir zaman, yalandı her şey…

Başladığımız yere geri döndüm, enkazları toplamak, acımı sana aktarıp ‘Bak işte ben yıllardır buradayım, hiç gitmedim’ demek için… Hayatımda hiç bu kadar geç kaldığımı hatırlamıyorum. Zaman bizi hep erteledi. Sevebilseydik bize fayda etmezdi zulüm. Ben seninle mutsuz olmaya bile razıydım. Bu gece ölüyormuşsun bu aşkın içinde, benim yaşayabilmem için buna ihtiyacım varmış. Bencilce sevmiştik zaten! Melekler alıyorlarmış aşkımızın yanına seni, nasıl kahroluyorum bir bilsen!
Gülerek yazmıştım sana en derin hislerimi, nasıl soluyorum bir bilsen! Renkleri tanıyamaz oluyorum.
Merhaba, işte yine merhaba ömrüm! Ömrümden bin ömür götürdün, nefes almak nasıl olurdu unuttum ömrüm!

Helâl olsun aşkımın enkaz dolu, en güzel yanı… Hakkım gibi, sana biriktirdiğim her şey gibi, bu da helâl olsun! Vadesi dolmuş aşkların bize göz kırptığı bir andayız. Bu zamana kadar nerelerdeydin?
Uzat ellerini, işte şimdi kavuştuk. Gözyaşlarım yüzüme soğuk sular gibi bir bir çarpıyor. Böyle olsun istememiştim. Bu aşk bu damlaları hak etmemişti. Bitiyor ömrüm, vademiz doluyor. Sana en güzel gülleri koklatıp, seninle en güzel sabahlara uyanacaktım. Yüreğim sancıyor.
Son bir kez olsun gözlerine bakıyorum ömrüm. Görmemiş olamazsın, seni çok ama çok seviyorum!
Bil ki dirildiğin yerde aşk yeniden doğacaktı. Bu vedanın uyanma ihtimali yok. 
Seviyorum ömrüm, toprağın bol olsun. Seni öldüğün şu anda bile seviyorum.
Aşk gömülmek için acele etmeseydi, sensizlik düşman olup seni ezmeseydi, toprağın altına yatan nefret olacaktı. Kaderimiz bizi vurdu. 

Öldün ömrüm. Artık bitti ömrüm. Bitti…
Tek bir kelimeye sığdırılan aşklar kervanına bu büyük aşk da eklendi. ‘Bitti’
Ben de bittim. Gelip alabilirler enkazımı, sensiz ben de bittim. Merhaba Ömrüm, nasılsın?
Beni sorma, ben sonsuz aşkının matemine uyudum bile, yürekten yüreklerini ortaya koyan asil sevebilenler de ağladılar hâlimize…

Dilara AKSOY

cicek_18122007002645

“Zeytin ve Peynir ” arası , “Aşk”arası “Hüzün “diyordun,

“Zeytin ve peynir ” arası , “Ekmek” arası,

“Aşk”arası “hüzün “diyordun,

“Ekmek ” arası” mutluluk” diyordun,

O kış günü ve bu kış günü “hüzünü” hala bilemiyordun.

………………………………………………………………………………….

“Zeytin ve peynir ” arası mutlulukların içtikçe güzelleşiyor,

İçtikçe güzelleşiyorsun,

Koca denizi şişenin içinde yaşatıyor ,

Beni o kış günü ve bu kış günü hala öldürüyorsun…

Taş Atan Çocuklar

Sanki oyundasın taş atan çocuk.
Cahil mi, cesur mu sonra görürsün
Seni kımler böyle oynatan çocuk.
Sanmam bu eğlencen çok uzun sürsün…
Sökülen kaldırım, ayaklarındır
Ölünceye kadar bir götürümsün..
Kundaklanan dükkân yarınlarındır
Vicdanında yargılanan cürümsün

Elinde Molotof, yüzünde maske-
Neden bir gizliliğe bürünürsün…
Yıllarca sonra, desen bile keşke
Vatan ahı ağırdır, sürünürsün.

Senin yaşıtlarda taso salgını
Yahut bir iple topaç çevirirsin.
Oyun sandığın işlerin çılgını
Çamı hedeflerken, can devirirsin

Hapiste mi geçsin ergenlik çağı
Ordada sarmalar pisliğin ağı.
Kopmak bilmez asla takvim yaprağı
Harf, harf, cümle cümle sen sökülürsün.

Kaynağıdır dinlerin Ortadoğu.
Din olmaktan uzak dinlerin çoğu.
Tarih boyu bundan kinlerin çoğu
Müslümansın, Müslüman görünürsün.

Benimde devletle sorunlarım var
Yapamam bunu aramızda duvar.
Hırs, nefret, cahillik, benlik canavar
Davanı hukuk ile sürdürürsün.

Hadis ’vatan aşkından iman doğar’
İmansızı, iman her zaman boğar
Nefret, öfke beyne, kalbe zor sığar.
Kendini ellerinle öldürürsün.

Bir taş konuyu nereye götürdü
Kalkınmamızı dereye götürdü
İç, dış düşman biz nasıl düşürdü.
Devamlı boş çareye bürünürsün..

Araya girmesin etnik tefrika-
İşte Ortadoğu, işte Afrika
Global siyasetler binbir entrika
Ne yapsan hep mata düşürülürsün

Sömürgecidir her zaman Avrupa,
Sanma takdir edilir, övülürsün -
Şimdi demokrası elinde sopa.
O sopayla da bir gün dövülürsün.-

2lbcrjdya0-360x300

SADE ŞİİR

Gittin

Gittin diye,

Şiirlerim öksüz,

Şiirlerim yetim,

Şiirlerim çaresiz mi kaldı?

Ben şiir değilim

Yazıldıktan sonra bitmem hercai kelebeğim;

Ben şairim,

Sen konduğun gönüllerin dakikasında başıboş tükenip,

Tek bir şiire sığdırılırken,

Ben tümcelerimden sen yaratırım.

Gittin ve yazılan her şiirde daha çok,

Sonsuzca bittin!

Gamsız bir yerdeydin,

Gülüşünü bile bahşetmedin

Yeniden bitmen için sabırsızlanıyorum

Belki ölümsüz bir şiir sanacaksın kendini,

Lâkin anlık bir heves gibi,

Yazıldığın her an bitecek yaşama hakkın,

Nefesin…

Kendini ölümsüz,

Şiirlerimi sensiz başıboş mu sanmıştın?

Gittin

Ölmek saydım her bir gitmeni

Gittikçe öldün

Öldükçe bittin!

Yalvarışların yankılı olsun

Cümle âleme ses gitmiyor,

Yalvarsan da,

Dirilmeyi arzulasan da,

Benim için yoksun!

Şiirimin mısralarıyla öldürüyorum bana ait;

Nur topu gibi,

Özüme hasret bulaştıran o sevda yeminlerini…

Dilara AKSOY

141

RESSAM OLSAYDIM

Bir ressam olsaydım
Şu çam ağacını çizerdim
Yanında ben olurdum
Sen olurdun
En sonunda da biz olurduk.

Ben bir ressam olsaydım
Seni benden ayrı çizmezdim
Dile gelen resimlerin her bir yanı
Aşk kokardı.

Ressam olsaydım
Kendimi şu ağacın üstünde çizerdim
Sen de bana ulaşmaya çalışan
Deli bir aşık olurdun.
Ama sevgilim baksana ressam olamadım,
Şair oldum.
Yine de dile geldi aşk,
Lâkin çok istesem de şiirden öte olamadık
Resim değil;
Bitmek üzere olan bir şiiriz
Mısralar yorgun,
Ama ben bir şairim
Sen tabi ki aşk olacak
Aşk kokacaksın.

Ben aşk olsam,
Aşkın olsam
İzin vermezdim seni anlatmaları için,
Ne bir şaire ne de bir ressama…
Aşkın olamadım bak yine yalnızlıkla doldum
Ben bir şarkı olsaydım melodilerim hep eksik olurdu
Bana can veren, adam eden daima sen olurdun.

Ben bir yağmur olsaydım sana doğru yağmazdım hiç
Kirpiklerin yaşla dolmasın
Güneş olurdum
Yakmak için değil sevgilim,
Isıtmak için…
Adımların seni yormasın
Ben bittim,
Sonunu yazmadım ki,
Bize açık bir kapı kalsın.

Hakkımı bırak da
Kalbim son damlasına kadar sana helâl
Yürek olsam, yürekli olsam
Gönlüne düşmeden dokunmam tenine…

Çoğaldıkça bittim
Azaldığınla kalır mısın?
Gülme sevgilim,
Sen aşksın…
Tanıştım,
Memnun değilim.
Ne ellerim ne gözlerim ne de yüreğim,
Seni tanıdığımdan beri bende değiller
Uğurlar olsun bana
Ben sen olsaydım alırdım beni aşkın yoluna
Yürürdüm aşkla can yakmadan…

Bu sokaktan umut geçmiyor
Özür dilemene gerek yokmuş,
Öyle diyorlar.
Hüzün geçti,
Ama korkma,
Sana değil,
Bana geldi
Adresini bilmiyor
O artık benim yanımda…

Dilara AKSOY

 

hqdefault

BENİM OL

Ben yıkadım düşlerimi,
Ben temize çektim yarınlarımı
Çok sevseydin özürden öteye geçerdi hakkın
Bana yüreğini,
Sadece yüreğini bırakırdın.

Şu gök gürültüsünü al yüreğimden
Baksana sırılsıklam oldum ve üşüyorum
Kana kana içerim sanıyorum bulutların gözyaşlarını,
Cesaret edemiyorum.
Cesaretimi aldın benden
Sevgiliye söylenebilecek iki kelamı çok gördün
Sahi, neydim senin gözünde?
Bilirsin, ben ölürsem gidersin benden
“Vazgeç” diyorlar
Şerefine yalnızlığımı kaldırıyorum
Onun yerine belki sen gelirsin diye…

Yalnızlıktan artakalan sevi dolu düşlerimi salıncak yapıyorum
Düşer mi,
Tutmaz mısın,
Bakmaz mısın?
Aşk açıkta
Koluna girip mısralarımda yaşattığım seni
Sana katmaz mısın?

Ben sevdim düşlerimi
Ben yaşattım aşk dolu sabahları
Geceleri ben beklettim aşkın çıplak düşlerini
Görmedin mi yüzüme gölgenden
Yüreğime sevginden resim çizdim
Sen seversin
Ben âşık olurum
Bu kadar mı farklıydık biz?

Sarıl bana
Uykularınla böl
Rüyalarınla çarp
Sabahlarınla yaşat
Gecelerinde hiç bırakma…
Sarıl, sımsıkı sarıl bana
Aklının ben dolu hayallerinde sabahlayayım
7/24 güneşin olayım da,
Karanlıkta bile umudun olayım.

Ben özledim seni
Ben sarıldım sana yüreğimde
Çok çekiniyorum
Dur, ne olur gülme…
Hayatımız farklı değil,
İkimize birden birikiyor
Gitmelere çoğalma sevgilim,
Gelmelere birik…
Bak yolunu gözlüyorum
Gelmelere var ol sevgilim
Gitmelere yok ol
Sarılayım usul usul hayallerimde…

Hayatımda çok ol sevgilim
Hayatımda çok ol
Ölüm var şu dünyada
Bakmakla bitmez bu sancılı yaşlar
Gör bak nasıl da seviyorum
Sevmelerimde hep ol sevgilim
Hep ol,
Ölüm bizi ayırana dek…

Bak düşlerimizden bir yıldız kaydı
Seni diledim
Şimdi gülümse
Gerçeğin yalnız ben olayım
Gerçeğim sen ol,
Uyu rüyalarımda
Gerçeğe döndüğümüzde yalnızca benim ol…

Dilara AKSOY

sigara

RASTLARSAM KENDİME

Sanma ki rastlamam hiç kendime
Duvarlar,
Hasretinden üşüten yorganlar,
Masalsı şarkılar
Yollarımı sana çıkarsa da
Sanma ki gelemem hiç kendime

… Bak işte buradayım
En koyu hasretin de burada
Acılar da gelmişler
Perde açılıyor
Yüreğimin o derin nağmelerinde bir aşk yaşıyor.

Duyuyor musun sesi?
“Sensiz yaşamak, kendimde kaybolmak” diyor
Sevdin mi böyle hiç?
Sol yanının hazinesine gönül kuşunu kapattın mı?
Korkmuyorum artık
Sevmek,
Diken üstünde sevda nöbetlerini sonlandırmak
Sevmek,
Geceyi sevilende,
Gündüzü aşkta bulmak…

Çalma kapıyı
Fena üşüttüm
Aşk hapşırıyorum
Kapıldım
Yorgan döşek sevmekteyim
Kapat kapını sevgilim
Kıyamam ki
Korkuyorsun,
Korkmaya devam et,
Bak yoksa sen de üşüteceksin
Bir sevmek gelecek ki buram buram kokarcasına
Aşkın deli yanında tükeneceksin
Razıysan sevmek yolunda bana
Çok yaşa sevgilim!
Bir aşk hapşırdın ki yüreğime
Aman nazar değmesin!

Dilara AKSOY

174687_119118068144743_7139187_n

KALBİMDEN AYRI

Sana siyah bir düş
bıraktım aşkım

Düşünce gönlümün
acıları,

Benim için oraya
eklersin.

Sana gülmek yakışıyor
canım sevgilim

Kahkahalarında
yaşatmasan da gülüşüyle avunduğum sensin.

 

Önce kirpiklerimi
aydınlatıyor güneşin

Sonra içimin
yağmurları diniyor

Gökkuşağım oluyorsun.

Senli günleri
çoğaltamıyorum sevdiğim

Sen bana gelmiyorsun.

Zorla alamam seni aşk
tünelinden

Sonra aşk bana çok
kızar, biliyorsun.

 

Zaman sensiz de
geçmiyor

Acılarımın hücumuna
uğrarken

Aşk nefesinden
katıyor kalbime

‘Sen’ diyerek
yaşıyorum

Bahar geldi sanıyorum
ama

Yine yanılıyorum.

 

Bitmiyor hasretinin
çeyreği

Sana düşecekken
sensizlik çalıyor beni

Alın yazımız bu mu
sevgilim?

Kaderin ışığında bana
seni ezberletip

Sensiz yaşatan
hayatın bitmez gerçeği mi?

Seni bekliyorum
sonsuz bir telaşla

Adını haykırıyorum
içimden

Vuruyorsun yine can
evimden

Gel desem, gelir
misin?

Sana kalbimi bıraktım
aşkım

Bende güzel durmadı

Seni sevmek yaraştı
da

Sana yetemedim

Al sevgilim,

Feda edeceğim bir tek
kalbim vardı

Onu da al

Sana pek bir yaraştı

Seversin kendini
ikimizin yerine

Senden ayrı kalbimin
zaten bir faydası yok

Anlarsan bir gün
şayet,

Seversin kendini,
ikimizin yerine…

 

Umudum da kapıyı
çalmıyor artık bak

O kapıyı kırmaya
mecalim de gururum da kalmadı

Şunu bil ki;

Sensiz olduğum her an
kalbim bile beni yaşatamadı…

 

Dilara AKSOY

Sen

Ah sen! Benim yarım kalmış büyük hikayem,,

İyi insanların yazdığı iyi kitaplardan “ben” demenin edebe aykırı olduğunu öğrendim, ben de çareyi “sen” demekte buldum. Ben Leyla’sız çöllerde Mecnunvari hikayeler anlatan biriydim, sonra ben “ben”den vazgeçip “sen”i anlatmaya karar verdim,,

Sen bu gökkubbenin altında her kaybolduğumda “ben”i bulduğum liman, sen şeytan diye “ben”i taşladığım yegane alan, sen “ben”in bir şey ifade etmesi hali, Mana’m.
Sen benim eksik parçam, kandıkça daha çok susadığım hayat iksirim, tüm sevmelerimi temize çektiğim yaldızlı defterim. Sen benim arayışımın yakarışa dönüştüğü yıkık mabedim.

Sen, daldıkça daha çok müptelası olduğum aşk belası yüzünden pür-ateş kesildiğim vakitlerde, etrafa saçılan yalazlarımı teskin eden serin su. Sen Güneş’e doğru yok olasıya kanat çırpmaklığım geldiğinde, beni basiret ağacına bağlayan prangam. Sen, sevda namazının kazasını kılmak üzere secdedeyken akıl kuşunu koyduğum altın kafes, sen omuzlarımı çatırdatan efkardan boğulmak üzereyken aldığım nefes.

Sen, zaman geçtikçe gözüme daha boş ve zahiri görünen yeryüzünü katlanılabilir ve gerçek kılan, sen hüzünlerimin şaşaalı koleksiyonunu yaptığım camekan. Sen yola çıkarken ayaklarıma geçirdiğim demirden ayakkabılarm, yol azığım, sen dizlerimin bağının çözülüşü, tükenip yarım kalmışlığım. Sen mutluluk senfonimde tüm kompozisyonun gelip düğümlendiği tek notam. Sen benim şafak atmadan hemen önceki geceden de kara, kapkara sevdam!

Sen sıradanlığım. Sen utangaçlığım, korkaklığım. Sen sıradışılığım, arsızlığım, zıvanadan çıkmışlığım.

Sen her cenkte en önde atılmayı marifet bellemiş Yeniçeri’nin göğüs kafesine saplanmış ok, sen kulağıma ölüm sayhaları çalınırken yaşama döndüğüm ışıklı kapım, kendi sapladığı oku kendi çıkaran anlaşılmaz efsunlarla dolu şifacım.

Sen, “ben”i satın almaya servetimin yetmediği köle pazarı, varımı yoğumu tarumar eden çöl rüzgarı! Sen, ağlayan neyin üflediği hicaz makamı,,Papatyaya konan arının anlamı, tüm sıkıntıları dindiren sabah rüzgarı,,

Sen hatalar denizindeki pırıltı, bayağılık yığınları içindeki zerafet,,Sen yorgun ve ölgün sahillerime vuran dalgaların taşıdığı sükunet,,Siyahımda beyazım, beyazımda siyahım, aptallığımda aklım, çaresizliğimde çıkış kapım,,Sen öfkemde serinkanlılığım, sağlığımda göğsüme saplanan ağrım, kararsızlığımda kararım,,

Sen kaderin tecellisi, derdiyle sabrı, keyfiyle kahrı art arda intikal eden,,Sen varlığını duyumsayıp yokluğuna hayıflandığım, sen, yanıbaşımda olup da yolları gözlenen,,

Sen,,Ah sen!

Sen benim başı ümitsiz, sonu belirsiz, hüzünlü hikayem,,

 

the_tree_by_tistelmark-d4cjccg

Meryem

Yalandır yanan, yılandır kanan ve yalnız hep insan

Mesela sen şimdi konuşsan, kim bilir, bazı şeyler devinir ve rüzgar yön değiştirir.
Çokça süreya kokan bir şiir devşirilir eğreti dillerle, siyah biraz dağılır belki diye.
Beceriksiz çocuklar sevişmekten çok dövüşmeyi bilir ama bazı şeyler değişebilir.
Tutulan o eller senin mi, ya da hava diye solunan kokun diner mi?
Oysa ne kadar gerçek mesela; diz kapakların, yürüdüğün yol, baktığın dehliz.
Adı bilinmesin, bu aramızda duran şey bizi ayırıyor.
Ne kadar yakınsa o kadar uzak, duyum bize el verir mi?
Mesihini bekleyen yolu gözleyebilir mi, kokunu rüzgarlar getirir mi ötesinde her şeyin.
Var oluşuna yandı dünya, lal oldu adem, yandı ve atıldı.
Yanmaya ve yine yanmaya, kanmaya ve kandırılmaya.
Gözlerinden başka bir gerçek, boşluktan başka bir şey yok.
Eğer sensen yalan, eğer sensen yanan buna göre bir yol yok.
Sen meryem olursan bana göre bir rol yok*