Arşiv | Şiirsel Anlatım Bu bölüm için RSS beslemeleri

AĞ(A)RIMAK

Tan yeri ağrıyor. Bazen düşünürüm ben: dünya üzerinde, aynı anda aynı şeyleri yapan insanlar var mıdır diye. Mesela ben esnerken esneyen, hapşırırken hapşıran. Cevabını aldım bu sorumun; bizzat şahit olarak hem de. Evet varmış, gördüm. Eş zamanlı doğumlar, güneşin doğması, bir bebeğin doğması, bir iç’e bir şeylerin doğması… Şimdi yine şahit oluyorum. Hem tan yeri […]

Devamı 2 Yorum

MUTHELİF ZAMANLARIN SENSİZLİĞE VURAN SAATLERİ

Yokluk saatleri boş limanlarda. Kimse uğramıyor yalnızlığıma ve ben, senden başka kimseyi kabul etmiyorum zaten bu ayrılık akşamına. Yoksulluk saatleri Anadolu coğrafyasında. Burada da kimse el gözü ile bakmıyor gözlerime senden başka; oysa ben ne kadar yabancıyım o coğrafyaya, ne kadar Egeli’yim onlara. Nereden mi tanıyorlar beni? Yoksulum ben ondan. Sen’den yoksul. Bu yüzden Anadolu’yum. […]

Devamı 0 Yorum

Elfidâ

Kâf dağının eteklerindeydim bugün Yalnızlığın tebelleş olduğu amansız; ucu bucağı görünmeyen genişçe bir eteği vardı. Kâh simurgdaydı gözüm; kâh simurgun peşi sıra giden otuz kuşta… Hepsinin bir oluşunu, var oluşunu ve onca depdepeli yolu bir olup geçmesindeydi sırrım. Önce batıp çıktıkları aşk denizindeydi gözüm. Kâh masmavi oluşunda kâh güneşin ışıklarıyla acının kızıllığına bürünmesinde. Yüzmekteydi binlerce […]

Devamı 2 Yorum

Yazmak mı Konuşmak mı?

Siz de benim gibi kendini yazarak ifade edenlerden misiniz? Bir saat konuşacağıma iki cümle yazayım da derdimi anlatayım diyenlerden misiniz? Söz uçar yazı kalır diye kendini savunanlardan mısınız? *** Yazmanın Tiryakisi Nasıl ki dertlenince Senin ellerin sigaraya uzanıyor Benim ki de kağıda kaleme sarılıyor. Beyaz sayfalar karardıkça Benim içim hafifliyor. Yazmanın tiryakisiyim ben. Konuşmak değil […]

Devamı 2 Yorum

Eski Aşklara Dem Vuruyorduk…

Eski aşklara dem vurduk Yağmurun hoyratça yağdığı, ağaçların çiçeğe durduğu bir ilkbahar akşamında. Kâh ben oldum Yusuf, kâh yoldaşım oldu Züleyha. Bazen kör kuyuların eşiğinde, bazense kör aşkların kucağındaydık. Bir yağmur tanesi kadar özgürdü, bir kar tanesi kadar çelimsizdi, ve yine bir rüzgâr kadar hoyratçaydı aşkın pencesi. Yorgun muyduk, yoksa haldeş miydik? Hiç birşeyin farkında […]

Devamı 22 Yorum

Yaşlanmak Güzeldir

  BU METİN ŞİİR OLARAK YAZILMAMIŞTIR.  60 YILLIK BİR BİRLİKTELİKTEN SONRA ÖLEN BÜLENT ECEVİT’İN CENAZESİ ARKASINDA 8 SAAT YÜRÜYEREK YOLCU EDEN 83 YAŞINDAKİ RAHŞAN ECEVİT’İN ETKİLEMESİ SONUCU BİR KALEMDE YAZILMIŞ VE DÜZELTİLMEDEN KORUNMUŞTUR. Yazılış tarihi : 11 kasım 2006     şayet bir gün aynaya baktığında göz kenarlarında bir kırışıklık görürsen ya da iki çizginin […]

Devamı 7 Yorum

Haybeden Karalamalar

Durdu her şey. Kıpırtı yok. Dışarıda kıyametler kopuyor ama o hala aynı yerde duruyor. Hiçbir şey etkilemez onu gerçek olmadığı için. İsterse şimşekler çaksın tepesine. Hayal ürünü olmak zor iş. Büyük bir mükemmelliyet yükleniyor varoluşuna. Her zaman en güçlü, en sabırlı ve mükemmeldir olmayan şeyler. Olsalar öyle olmaz. Çünkü gerçeklik zorlar onların sınırlarını. Gerçekler yontar […]

Devamı 1 Yorum

Yürekler kıymet bilene emanet

Elif, Lam, Ra… Yürekler kıymet bilene emanet.. Neresindeysek hayatın orasına döküyoruz kazağımızın ön kısmına tıkıştırdığımız hüzünleri. geriye kalan tebessüm.. Maksat sadakayı yerine getirmek… Do.. Re.. Mi..Fa… sevinçler besteleniyor. Ay yerini güneşe bırakıyor. Silgiler bir olup tüm kötülükleri siliyor. Yusuf’lar çıkıyor kuyudan. Mısırda hüzün son buluyor. Gözleri karaya kavuşuyor hasret çekenler. Gözler açılınca hüzün sona eriyor. […]

Devamı 3 Yorum