Kategori arşivi: Söyleşi / Röportaj

Söyleşi / Röportaj türünden yazılar için oluşturulmuş kategoridir

68298_4678000904506_671639816_n

Yazar Erencan Algün’le Röportaj

 Erencan, selamlar! En basitinden bir soruyla başlıyorum; yazmaya ne zaman başladın? Hangi kararın seni bu yönde itti? Normalde böyle bir soru sorulmasına karşıyım, çok klasik bir soru ama sen henüz on yedi yaşındasın… Sorulması gerek bir soru :)
Yazma gibi bir özelliğim olduğunu bilmiyordum. Herkes gibi sonradan keşfettim fakat bunu ilkokul öğretmenlerime borçluyum. Yanılmıyorsam 7. sınıfta Medya Okuryazarlığı adlı bir ders vardı. Her hafta gazetelerde yer alan birkaç haberi yorumlamamız isteniyordu. Yaptığım her yorumla birlikte dikkatlerini üzerime çektim sanırım. Zaten sonrada beni yazmaya yönlendirdiler. Kompozisyonlar… Şiirler ve eleştiri yazıları. Yani diyebilirim ki 14 yaşımdan beri yazıyorum…

 İlk kitabın ve ilk kitaba göre bu teorilere ulaşmak uğraş ister. İlk kitabında böylesine farklı bir konuyu tercih etmenin sebebi nedir? Kitabın yoğunluğu din üzerine, dine merakından mı geliyor bu konu? 

Dinlere ve insanların inanış biçimlerine merek duyarım, evet. Açıkçası bunun bir yönlendirme olduğunu düşünüyorum. Zira tesadüflere yer yok. Kitapta görmüş olduğunuz tüm teoriler “23.59″un yönlendirmesiyle ortaya çıktı. Fakat elbetteki benimde payım var. Hatta oldukça büyük.
 Kitabın ilk bölümü çok etkileyici… Akışı ve insanların ‘insansızlığını’ gözler önüne sermişsin. Beni etkileyen en önemli sahnelerdendi yani, bunun için bir sorum var, bu kurguyu ve olay örgüsünü yazmadan önce mi yoksa yazdıkça mı geliştirdin? Kurgu konusunda tavsiyelerin nelerdir?
Kurguyu yazmadan önce belirlemiştim. Nasıl başlayacağı nasıl biteceği önceden belliydi fakat yazınca gerçekten bir şeyler oluyor ve insan yazmaya devam edebiliyor. Bu his bir hayli ilginç doğrusu. Tavsiyem değilde iyilikleri için önce kurguyu planlasınlar sonrada her şeyi hayal güçlerine bıraksınlar..
 Kitaptaki teorilere nasıl ulaştın? Yani onları bulmak için, o teorileri kitabına konu edinmek için, nasıl bir yol izledin? Cidden kitaptaki teoriler çok zor, aynı zamanda insanı etkileyen teoriler.
Dedim ya hepsi bir lütufta aslında. Birer yönlendirmenin eseri. Neyi kastettiğimi anlamışsınızdır herhalde. Fakat bunları bulmak hiçte kolay olmadı. 3 semavi dinide araştırdım. Hemde epey bir zaman üzerinde uğraştım. Çoğu teorinin kaynağı ise Kuran. Eğer sizi etkilemiş ise zaten hedeflediğim amaca ulaşmışım demektir.
 İlk kitap için senin karşına çıkan zorluklar nelerdir? Bilirsin, şu; basım,yayın,dağıtım üçgeninden söz ediyorum. 
Elbette bir hayli sorunla karşı karşıya kaldım. Basımdan önce yayın evi bulmak gerekliydi tabii. Zaten beni en çok yoran süreçte bu oldu. Aylar boyu herhangi bir yayın evi ile anlaşabilmek için çaba harcadım. Ve sonunda nihayet bastıra bildim kitabımı. Şuan da dağıtımda alakalı bazı sorunlar yaşıyorum. Bu 3 süreçte çok sancılı geçiyor doğrusu.
 İlk yazanlara önerilerin nelerdir? İşe nasıl başlamalarını önerirsin kısaca?
Dedim ya her şeyden önce çok zorlu bir süreçten geçecekler. Çok temkinli olmalarını ve sabırı yanlarından ayirmamalarını tavsiye ederim.
 Kitaplarında kullandığın bilimsellik ve yazılarında kullandığın eleştirilerin çoğunlukla kişisellik içeriyor. Mesela; kitaptaki teoriler. Sürekli bunlar üzerinden mi yazmayı planlıyorsun? Yani kısaca yazım tarzın bumu ?
Açıkçası bu tarzda yazmak biraz daha kolayıma geliyor. Olabildiğince farklı tarzlarda yazmayı planlıyorum. Sanırım ikinci kitabımda üslubum biraz mutasyona uğrayacak. Umarım beğenirsiniz.
 Yazan çok insan var… Hayatlarını yazıp, roman olacağını ileri sürenler de.. Pek âlâ, yazmak bir yetenek midir sence? Yoksa bu adamlar laf olsun diye mi söylüyor? :)
Çoğu laf olsun torba dolsun diye konuşur. Ama bu bir sürü anlayışı da değil. Emeğin emek olduğunu kabul eden nadir insanlarda var. Temennim o insanlarla karşılaşabilmek.
 Bize okuduğun yazarlardan söylesene biraz… Biraz da okuduğun tarz :) ?
Cengiz Erşahin ve C.C Humphreys -umarım ismini doğru yazmışımdır- sürekli okuduğum yazarlar. Herhangi bir tarzda okumuyorum. Yani sürekli okuduğum bir tarz yok. Polisiye veyahut psikoloji hangisi o an bana uyuyorsa onu okuyorum.
 Şimdi de yazan herkesin adına soruyorum; “Ben kısa kısa hikâyeler yazıyorum, denemelerim var, kendimce bir şeyler çizip karalıyorum. Senin gibi yazar olabilmek için, bana tavsiyen nedir?” klasik bir ‘ilk’lerin sorusu… 
Yazdıkların muhteşem metinler. Sana önerebileceğim tek şey; sınırı zorla ve sonuna kadar savaş. Yoksa kimsenin kulak verdiği yok kimseye. Gidip sen kovalayacaksın ekmeğini.
 Erencan, bu kitap üzerine çok şey söylenirdi, ama senin de fazla zamanını almak istemem, teşekkürlerimle, kendine iyi bak!
Teşekkürler Ahmet. Umarım her şey gönlünüzce olur. Çünkü bazı hayaller gerçekten gerçek olmayı hak ediyor.
KİTABIN ARKA KAPAK YAZISI:
“Tüm deliller ortadaydı Tüm işaretler onları gösteriyordu Tüm senaryolar onlar için yazılmıştı Ve tüm zamanlar 2359′a akıyordu Bu tarihten Adem ile Havva bile kaçamayacaktı Bu yüzyılda sizleri çok şey bekliyor… Türkiye’nin en genç kaleminden, İstanbul’un en ihtiyar hâlini anlatan sürükleyici bir roman… “
ahmet-karayun-profil

Ahmet Karayün Söyleşisi

Facebook sayfamızın takipçileri ile Gazeteci-Yazar Ahmet Karayün arasında geçen bir söyleşi düzenledik. Keyifle okumanızı diliyoruz.

***

Ahmet KARAYÜN: Öncelikle söyleşiye katılan herkese tüm kalbi duygularımla teşekkür ediyorum.

***

Ahmet Türkben : Romanlarınızı yazarken, kurguyu önceden belirleyip mi yazıyorsunuz, kurgu oluştururken nelere dikkat edip yazmaya başlıyorsunuz. Kurgu konusunda bizlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Ahmet KARAYÜN: Kurgunun genel hatları belli olmadan romanı yazmaya koyulamıyorum… Zira kafamda ki kurgu yazarken birçok noktada değişikliğe uğramıyor da değil. Ne kurgunun tamamıyla ne de hiç kurgusuz şekillenmiyor kitaplarım. Ama kurguyu kafada genel hatlarıyla şekillendirmezseniz, hikaye sizi bambaşka yerlere taşıyabilir; Aman dikkat!

Maviş Şule İncirci : Merhaba Ahmet bey.. Daha önce bir yerde şu cümleyi kullanmışınız ve beni çok etkiledi. Dönüp dönüp okuduğum cümle : ”Yazıyorum… Çünkü yazdıkça var olduğuma, öğrendiğime, geliştiğime inanıyorum.” bu cümleyi biraz açar mısınız ? nelere dayanarak neler düşünerek bu cümleyi kullandınız ?

Ahmet KARAYÜN: Bu cümlenin özü şudur: İnsanın hayatta ki her şeyle ilgili bilgisi olması çok zordur. Bu anlamda bir roman yazarken, kurguladığın hikâyenin özellikleri ve yarattığın (İlahi yaratımdan bahsetmiyorum) karakterler seni bir şeyleri araştırmaya, öğrenmeye itiyor. Örneğin bir katilin duygularını tanımlaman gerektiğinde bununla ilgili derin araştırmalar yapman gerekiyor. Zira olay bir hastanede geçiyorsa, karakterlerden birisi de doktorsa, o hastane şartlarını, gündelik seyrini mutlaka gözlemlemek, araştırmak ihtiyacı hasıl oluyor. Doktorun diyaloglarını yazarken bir çok tıbbi terime gereksinim duyuyorsun ve böylelikle hepsini zoraki olarak öğreniyorsun. Roman yazmak, öğrenmektir.

Demet Akpınar Cellat: Merhaba Ahmet Karayün. Yazmak kimisi için kendini ifade etme şekli kimisi için de insanlara bir şeyler anlatmak onları yeri gelince heyecanlandırmak yeri gelince duygulandırmaktır. Peki yazmak sizin için nedir, ne ifade etmektedir?

Ahmet KARAYÜN: Yazmak benim için ilk evvela öğrenmektir. Ve tabi ki düşünsel ve karakteristik özelliğim gereği yaşamsal bir dürtü, bir gereksinimdir.

MNejla AAslan: Merhaba, bir yazar kendini nasıl besler…siz nasıl besliyorsunuz..

Ahmet KARAYÜN: Bir yazarın beslendiği en büyük şey hayatın kendisidir… Gözlem yazar için vazgeçilmezdir. Ve elbette ki okumak, okumak, okumak.

Sanem Doğuş: Selamlar Ahmet Bey siz hangi yazarların kitaplarını okuyorsunuz?

Ahmet KARAYÜN: Her yazardan en az bir kitap okumaya çalışırım. Türk yazarlardan Erdal Demirkıran, yabancı yazarlardan Sir Arthur Conan Doyle’ü okurum.

Enes Soylu : Selamlar Üstadım…”Gizli Miras ” isimli eseriniz şu an 7. okurun elinde… Gönül gönül dolaşıyor anlayacağınız, iyi ki okumuş da öyle vermişim… Kaleminize sağlık…

Ahmet KARAYÜN: Sevgili dostum, eserim için beslediğin duygular için teşekkür ediyorum. Bir yazar için en güzel şey eserinin elden ele dolaşması olsa gerek.

Enes Soydemir : Merhaba Ahmet bey selamlar, sizin kitaplarınızda da yaşanmışlıklar var sanırım, peki bu kitapları yazarken hangi ruh haliyle yazıyosunuz? hangi yazarları takip ediyor ve hangilerinden etkileniyorsunuz?

Ahmet KARAYÜN: Yazarken girdiğim ruh halini tasvir etmek gerçekten çok zor. Ama küçük bir ipucu derseniz, bazen yazarken tüylerimin diken diken olduğunu, bazen gözlerimden yaşların yüzüldüğünü, bazen gülümsediğimi ve genel manada ise karmakarışık olduğumu söyleyebilirim.

Fatma Gül Özdemir: Merhaba Ahmet bey bazı yazarlar yazmaktan okumaya pek fırsat kalmadığını söylüyor. Sizin için de durum böyle mi?

Ahmet KARAYÜN: Kesinlikle hayır… Günlük belirli bir zamanımı mutlaka okumaya ayırıyorum.

Tayfun Demirci: Kitap Hediyesi İçin Soru Sormak Gerekliyse Eğer Sırf Bunun için Soruyorum. Kitabın Ismini Niçin Gizli Miras Koydunuz? Bunu Seçme Sebebinizi Paylaşır mısınız?

Ahmet KARAYÜN: Sevgili Tayfun, bu söyleşide sorulara cevap vermek gerekliyse eğer, sırf bunun için cevaplıyorum. Kitabı okursan eğer, neden Gizli Miras olduğunu mutlaka keşfedeceksindir.

Emine Göl Yılmaz: Yazarken olmazsa olmazlarınız var mı? ( örn. çay-kahve içmek gibi )

Ahmet KARAYÜN: Yazarken, olmazsa olmazlarım olmaz mı hiç? Mutlak sükûnet, yalnızlık, hüzün… Bunlara ilaveten ılık bir meltem eşliğinde camlarımı döven tatlı bir yağmur ve onun yanında orta Türk kahvesi de hiç fena olmaz hani.

Didem Şkrlsy: Benim kitabım var ama yine de sormak istiyorum neden yazar olmak istediniz? Yazmak sizin için ne ifade eder?

Ahmet KARAYÜN: Sevgili meslektaşım… Söyleşime katılman ne hoş? Teşekkür ederim. Sende bilirsin ki yazmak ölümsüzlüğü kazanmaktır. Ben ölümsüz olmak için yazıyorum.

Aysel Aksümer: Sevgili gazeteci-yazar arkadaşım Ahmet KARAYÜN acaba romanları için kendine nasıl bir ortam hazırlıyor? Her yerde, her saatte yazar mı yoksa kendince uygun bir zemini mi var? Mesela yolculukta mı, okuduğu bir kitapta mı yoksa dinlediği bir müzikte mi ilham perileri yanındadır? Başarılar.

Ahmet KARAYÜN: İşte yüreği kadar kalemi de güzel bir insan… Sevgili yazar dostum Aysel Aksümer. Sizi söyleşimde görmek benim için bir onurdur. Soruya gelince; Ben her yerde, her anımda yazıyorum. Beyaz kâğıda dökerek değil belki ama zihnimde durmaksızın devam eden bir yazma eylemi var. Gizli Miras’ın yarısını bir yıl gibi bir sürede diğer yarısını da bir günde yazdım.

Semih Cnblt: Kendi kitabınızı (Gizli Miras) bize öneren başka biri olsanız hangi kelimelerle-cümlelerle önerirsiniz?

Ahmet KARAYÜN: Beklenmedik finaliyle beni ters köşeye yatırdı ve hayata dair çok şey öğretti… Özellikle sevdiğim insanların değerlerini bilmeyi ve hayatta tek başına kaldığımda vermem gereken akli mücadeleyi.

Özge Gül: Bir şeyler yazarken okumanın önemi ne kadardır sizce? Ve o zaman yazdığınız türe göre bir roman okumak daha mı etkili olur, yoksa herhangi bir tür okumak yeterli midir? Teşekkürler.

Ahmet KARAYÜN: Elbette yazarken, bir taraftan da okuma eylemini aralıksız sürdürmek gerek. Okuduğun türün hiç mi hiç önemi yok bana göre… Gazete bile okusan olur. Zira zihninden beyaza boşaltmaya çalıştığın öykü, her şeyi dönderip dolaştırıp, bir mıknatıs gibi kendi eksenine çekecektir.

Sema Dokuzlar: İnsanların merak ederek heyecanla okudukları kitapları üretebilmek nasıl bir duygu? Bu duyguyu tatmanıza neden olan şartlar çok okumanız, araştırmanız ya da gözlemleriniz mi? Teşekkürler.

Ahmet KARAYÜN: Elbette bahsettiğin şartlar bir yazar için olmazsa olmazdır. Ama çok çok kitap okumak demek illa ki yazabileceğin anlamına da gelmediği gibi bu cevabım yazma eyleminin geliştirilemeyeceği anlamı da taşımıyor. Bir kitabı meydana getirmekten çok, o kitapla ilgili insanlardan gelen dönüşlerin yazarı motive ettiğini ve kâr hanesini (Maddi değil) kabarttığını düşünüyorum. (Bu arada 2. romanımın adı “DOKUZ” ;)

Sevim Kılıç ben romanımı yazarken adeta içine girip birebir yaşıyordum ve yazmaya ara verince her şey anlamsız ve saçma geliyordu hayatımı sevmiyordum bu size de oluyormu?

Ahmet KARAYÜN: Elbette karakterlerin içine girip, hikâyeyi yaşıyorum. Bir kitap nihayete erdiği an kendimi büyük bir boşluğa düşmüş gibi hissediyorum. Hemen kafamda yeni kurgular, karakterler volta atmaya başlıyor. (Bu arada, roman yazıyor olman harika!)

Adem Güney:  Türk yazarların kaleminden çıkan romanların her geçen gün kalitesinin artmakta olduğunu görmek mutluluk verici. Öncelikle bunun için, koyduğu katkıdan dolayı, Ahmet bey ‘e teşekkür ederim ve başarılarının devamını dilerim. Mümkünse Türk edebiyatından ve Dünya edebiyatından favori şair ve yazarlarınızın isimlerini ve sizi en çok etkileyen eserlerin isimlerini öğrenmek isterim. Saygılarımla.

Ahmet KARAYÜN: Düşünceleriniz ne güzel Adem bey… Yazarlar hususunda yukarıda yazmıştım. Ama şairler noktasında sorunuzu cevaplandırayım. Ümit Yaşar Oğuzcan, Faruk Nafiz Çamlıbel en sevdiğim şairlerdir.

İsmail Dursun: Sizi derinden etkileyen kitap hangisi?

Ahmet KARAYÜN: Erdal Demirkıran’ın ‘Ben Dünyanın En Akıllı İnsanıyım’ kitabı ve Sir Arthur Conan Doyle’ün Sherlock Holmes Serisi.

Tuğçe Arzik: Eğer birini tercih etmek zorunda kalsaydınız gazeteciğimi yoksa yazarlığımı tercih ederdiniz.

Ahmet KARAYÜN: Yazarlığı elbette. Neden mi? Yaşanmış olayları haber olarak kaleme almaktansa, yepyeni dünyalar, karakterler kurup, onlara hükmetmeyi tercih ettiğimden tabi ki.

Neriman Kaşik Tüfekci: Hiç yazdıklarınızda rüyalarınızın etkisi var mıdır ? Gördüğünüz rüyalardan esinlenerek romanlarınızı kurguladınız mı?

Ahmet KARAYÜN: Bak bu soruyu sevdim sevgili Neriman. Rüyalarımdan etkilenerek hiç kalem sallamadım. Ama rüyalara özel bir ilgim var. Zira hali hazırda yayınlanan iki romanımda da karakterlerin gördüğü birer rüya var. Rüyaları severim ve elimde olsa kaydetmek isterdim.

Yaren Irgıt : Ne zaman yazmaya başladınız ve ne sizi yazmaya teşvik etti?

Ahmet KARAYÜN: Mesleğim gereği yazıyla hep iç içe oldum ama asıl neden sanırım ki bardağın dolması ve taşmaya başlamasıydı. O kadar çok öykü birikti belleğimde ki kağıda dökmesem çatlardım sanırım.

Zehra Türkmen: Kitaplarınızı yazarken size ilham veren nedir ?

Ahmet KARAYÜN: Minik kanatlı ilham perileri olmadığı kesin. J İlhamı sanırım ki karakterimden alıyorum. İçimde biriktirdiğim cevapları tüm insanlığa ulaştırmanın yolu bu belki de.

Rümeysa Ekiz Günümüzde yazar-okuyucu ilişkisi daha cok arttı gerek söyleşiler olsun gerek sosyal medya, sizce bu durum avantaj mıdır dezavantaj mı?

Ahmet KARAYÜN: Sevgili Rümeysa, tabiri caiz ise beni soru yağmuruna tutmuşsun. Elbette hepsini yanıtlamak isterdim ama vakit kısıtlı. Yazar ve okuyucu ilişkisi kaçınılmaz bir durum. Bana göre bunun kötü bir yanı yok… Aksine sevindirici bir durum. Ama elbette yer yer dezavantajları olduğu da yadsınamaz bir gerçek. Sorularından anladığım kadarıyla yazmayı düşünüyorsun. Yaz, yaz, yaz. Sadece yaz. Çevrendeki hiçbir şeyi umursamadan yaz… Vazgeçme. ;)

Meryem Yıldız: İkinci kitabınız okurla buluştu mu? Bunun konusu da gerilim mi içeriyor? Farklı türlerde yazmayı düşünüyor musunuz? Mesela fantastik kitaplar hayli revaçta sizin yaklaşımınız ne? Seri kitap yazacak mısınız? Kitaplarınıza film teklifi gelseydi, yanıtınız ne olurdu? Sizin filmi yapılan kitaplarda önceliğiniz film mi kitap mı olur?

Ahmet KARAYÜN: İkinci kitabım bir ay gibi kısa bir zaman sonra okurla buluşacak. Dokuz adlı romanımın kadın-erkek herkesin yüreğinde bir iz bırakacağına inanıyorum.  Zaman zaman gözyaşı döktürecek, zaman zaman tüyleri diken diken edecek ve zaman zaman da gülümsetecek bir roman. Nereden mi biliyorum? Yazarken yaladıklarımdan. Kitaplarıma insanlardan en çok gelen öneri mutlaka film yapılmaları yönünde oluyor. “Film seyreder gibi okudum. Filmi çekilse ne güzel olur” gibi yorumlar azımsanmayacak kadar fazla. Bu nedenle bu romanları beyaz perdeye taşımayı ciddi ciddi düşünüyorum. 

Ayça Güray: Hayal gücünüz çok geniş ve renkli olmalı. Bununla ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Ahmet KARAYÜN: Öyle olduğu söyleniyor J Ama hayal kurmanın yaratıcı tarafından insanoğluna verilmiş bir armağan olduğunu düşündüğüm kesin.

Özlem Armağan: Kendimce kısa kısa yazdığım hikayeler var ve bende ilerde sizin gibi bir yazar olmak istiyorum önerileriniz nelerdir?

Ahmet KARAYÜN: Kim ne derse desin yazmaya devam etmeni öneririm. Zira, Balzac yazdığı kitabı bir yakınına okuttuğunda, “Ne iş yaparsan yap ama kitap yazma” gibi bir yorum almıştır. Balzac’ın birçok eseri dünya klasiği olarak tarihteki yerini almış ve en çok eser veren yazarlar arasına girmiştir. Demek ki kim ne derse desin, yazmaktan vazgeçmemen gerekiyor. Sakın vazgeçme, yoksa bizi bir dünya klasiğinden mahrum edebilirsin. Sevgiler.

Teşekkürler

282322_10150891463198581_44091550_n

Şebnem Pişkin’le Röportaj

Öncelikle Merhabalar Şebnem Hanım, nasılsınız?

Teşekkür ederim, gayet iyiyim.

Hemen başlıyorum sorularıma, ilk yazı yazmaya ne zaman başladınız ve en önemlisi de bir kitap çıkartmayı nasıl ve ne zaman düşündünüz. Bunu
gerçekleştirmek sizin için bir hayal miydi?

Yazmaya ilkokul sıralarında başladım. Kalemimin kuvvetli olduğunu öğretmenim fark etmiş olmalı ki kompozisyon yarışmalarına katılmam için sürekli beni teşvik ederdi. Ancak şunu vurgulamalıyım ki yazı yazmak ayrı bir şeydir, kitap çıkartmak ise daha ayrı bir şey. Şöyle açıklayayım: Herkes kendince bir şeyler yazar. Kimi günlük tutar, kimi aşka dair ya da güncel siyasete dair şeyler yazar.  Fakat yazdıklarınızın kitap olmasını istiyorsanız daha önemli bir kriter vardır. O da yazdıklarınızın toplum için ne oranda fayda yaratacağıdır. Ben de bu kritere uygun davrandım ve üniversite hayatım boyunca kendi kişisel gelişim yolculuğumda öğrendiğim bilgileri derleyerek BİR isimli kitabımı yazdım. Bu benim için gerçekleştirmek istediğim önemli bir hayaldi elbette ama bir şekilde gerçekleşeceğinden hiç şüphe duymadığım bir hayaldi… Keşke tüm hayallerimiz için aynı şeyi hissedebilsek, değil mi? :-)

Kitabınızı yazmaya başlarken kurguyu önceden belirler miydiniz,
yoksa bütün olay örgüsü yazdıkça mı gelişirdi? Kurgu için özel bir planınız
var mıdır?

Ben her zaman şöyle hissederim. Klavyedeki tuşlara basan el benim elim, evet; ama yazma süreci içinde o eli yönlendiren ben değilim. Anlatılması gereken bir şeyler varsa o zaten zihnime gelir ve beni rahatsız etmeye başlar. Gece uykumda, gündüz hayalimde sürekli dolanır durur. En nihayet klavye başına oturunca da kelimeler akmaya başlar. Emin olun ki bu süreç içinde ben yalnızca gözlemciyimdir; olayların gidişatını ben de yazarken öğrenirim. Yoksa önce kurgulayıp, sonra yazıya dökerek yazmıyorum.

Kitabınızı yazarken, takıldığınız her hangi bir noktada yazmak için
kendinizi zorlar mısınız? Yoksa yazmayı o an için bırakır mısınız?

Bırakırım.

Yazmak isteyip ancak yazmaya nasıl başlaması gerektiğini
bilmeyenleri tavsiyeleriniz, önerileriniz nelerdir?

Kendinizi zorlamayın derim. Hayatta her insanın kendini ifade etme biçimi farklıdır. Kimi yazarak ifade eder, kimi çizerek, kimi şarkı söyleyerek, kimi dans ederek. Eğer kendinizi ifade tarzınız kelimeler vasıtasıyla olacaksa zaten bir şekilde yazmaya başlarsınız. Değilse, başka bir yol deneyin…

Mesela benim de yazdığım bir romanım var ama sebebini bilemediğim
halde yazmak istemiyorum ya da olay örgüsünü getirmekte, onu oluşturmakta
zorlanıyorum.  Şuan yüz elli sayfa oldu. Benim gibilere önerileriniz nedir?

Yüz elli sayfa olduysa onu tamamlamak gerekir diye düşünüyorum. Ama zorlamadan, ne zaman ilham gelirse o zaman yazmaya devam ederek. Yazmak istemediğin halde kendini zorlarsan ortaya çıkan şey ne seni tatmin edecektir, ne de okuyucuları. Bu durumda yazdım bitti demek için yazmak iyi bir seçim olmaz.

Bir yazar olarak okuduğunuz ve beğendiğiniz yazarlar kimlerdir?

Öyle çok yazar var ki, artık isim vermek istemiyorum çünkü hepsinin ismini saymaya imkanımız yok. Son beş yıldır çoğunlukla Türk yazarları okuyorum ve gerçekten Türk edebiyatının son dönemdeki kazanımlarından kendi adıma son derece memnunum.

İnsanların çoğu “hayatımı yazsam roman olur” demekten korkmaz
sebebi bilinmedik bir şekilde. Sizce herkes kitap yazabilir mi? Yazmak bir
yetenek midir?

Her insanın yaşamı başlı başına bir romandır ve herkes kendi romanının baş kahramanıdır aslında. Ama hayır, herkes kitap yazamaz. Yazmak için kelimelerin dilinden anlamak gerekir.

Şebnem hanım, son olarak, buradan yazan ancak bastıramayan ve
yazmak isteyen ama korkan insanlara önerileriniz tavsiyeleriniz nedir?

Yazdıklarınız sizin için önemli olabilir. Ama kitap bastırmadan önce bir daha düşünün; amacınız fayda yaratmak mı, ünlü olmak mı, kişisel egonuz için mi kitabınızı bastırmak istiyorsunuz, yoksa hayatta yapmak istediğiniz şey gerçekten bu mu? Günümüzde herşey artık daha kolay, parasını verirsiniz ve kitabınız basılır ama ya sonra? Amacınızı ve niyetinizi gözden geçirin, sonra karar verin derim.

Zamanınızı bize ayırıp sorularımı yanıtladığınız için teşekkür
ederim, röportajı kendime ayırarak bitirmek istiyorum;  yazdıklarım, yazmam
gerektiğini gösteriyor mu sizce?

Müthiş bir soru :-) Yazdıkların değil ama yazma isteğin yazman gerekip gerekmediğini gösterecektir. Hadi durma kendine karşı dürüst ol ve söyle, gerçekten yazmak istiyor musun? O zaman yola devam!

Çok teşekkürler tekrar, kendinize iyi bakın. Hoş çakalın!

Ben teşekkür ederim, sen de kendine iyi bak.

<

283698_448883591810683_933166420_n

Yazar Gizem Kayahan’la Söyleşi

 

Öncelikle Merhaba Gizem hanım, nasılsınız?

Merhabalar! İyiyim, teşekkürler.

 

 Hemen sorularıma başlıyorum, “Denizin Külleri” adlı kitabınızı yazmaya ne zaman ve nasıl karar verdiniz?

Liseye geçtiğim dönemde çok fazla roman okuyordum, bir süre sonra hikayeler bana yetmemeye, karakterler beni tanımlamakta eksik kalmaya başladı. Ben olsaydım şöyle yapardım, böyle yazardım, demeye başladım ve en sonunda ben olup yazdım.

 

 

 Kitabı yazarken, kafanızda önceden belirlemiş olduğunuz bir kurgu var mıydı, yoksa yazdıkça mı gelişti her şey?

Her zaman kafamda önceden bir kurgu belirlemiş oluyorum. Kafamda onlarca fikir ve hikaye oluyor her zaman, ne zaman bir tanesi tamamlanırsa o zaman ona kağıda dökülme şansı tanıyorum.

 

 Zorlandığınız, takıldığınız anlarda, yazmayı bırakır mısınız, yoksa kendinizi zorlar, yazmak için direnir misiniz?

Direnmem çünkü seviyorum yazmayı, keyif alıyorum, yazmak için zaman yaratıyorum, mekan yaratıyorum. Takılırsam eğer kalkıyorum başından, ne zaman yeniden oturmaya hazır olursam o zaman dönüyorum başına.

 Peki, ne kadar bir sürede tamamlamıştınız “Denizin Külleri” kitabını?

Yazım süreci bir yıldan kısa sürdü ama araştırmalarımla birlikte bir buçuk yıla yakın bir süreç.

 

 Kitabınızın ismi etkileyici, nereden aklınıza geldi?

Kitap bittikten sonra yüzlerce seçenek yazıyorum, daha sonra ailemle birlikte tercih yapıyoruz, onlar en büyük yardımcılarım.

 

 Bir yazar olarak okuduğunuz ve sevdiğiniz yazarları söyleyebilir misiniz?

Pek fazla yazar okuduğumu söyleyemem, kitap okuyorum ben daha çok. Aklıma ilk gelenler Sabahattin Ali-Kürk Mantolu Madonna, Marquarite Duras-Yazmak, Goethe-Faust, Herman Hesse-Bozkırkurdu oluyor.

 “Denizin”Külleri” adlı kitabınızdan sonra “Sensizlik Esiyor Yüreğimde” adlı kitabınızı yayınladınız. Gerçekten ama gerçekten büyük başarı, öncelikle tebrik ederim. Peki size göre, yazmak nasıl bir şeydir? Yazmak isteyip de yazamayanlara yola nasıl başlamalarını önerirsiniz?

 

Yazmak benim için her şey; doymak, aç olmak, kaçmak, sığınmak, ağlamak, uyumak… Yazmak için zaman yaratırım ben, boş zamanlarımı doldurduğum, hobi olarak sahip olduğum bir edim değil bu, hayatımın kendisi. Yazmak isteyenlere öncelikle nitelikli bir okuyucu olmalarını öneririm ki; okuduklarından kendileri için gerekli olanları alsınlar ve inansınlar kendilerine, inanmak başarmanın ilk yarısıdır, asla yapamam, demesinler çünkü bu kelime çok küçük gibi gözüküyor ama kökünden etkileyebiliyor hayatları.

 

 Kitap yazmanın sizin açınızdan zorlukları var mıdır? 

Kediler tımalayabilir, köpekler ısırabilir ama hala severek evinizde barındırırsınız onları, işte böyle bir şeydir yazmaktaki zorlukların benim açımdan tanımı. Hep denir ya; her işin bir zorluğu vardır elbet ama benim hayatımın kendisi kelimeler, seviyorum onları, bu sebeple zorlukları bana dokunmuyor, izin vermiyorum buna.

 

 Gizem hanım, çok teşekkür ederim teklifimi kabul ettiğiniz için. İyi günler ve hayatınızda başarılar dilerim. Hoşçakalın.

Ben teşekkür ediyorum, nice sohbet ve etkinliklerde görüşmek dileğiyle…

Soylesi-SelinNazliUstaogluKalemimden

“Yazarak dünyaya kalıcı bir iz bırakıyorsunuz ve bunu tanımadığınız insanlarla paylaşabiliyorsunuz”

Yazar Selin Nazlı Ustaoğlu ile Birazoku takipçisi kitap dostları arasında geçen keyifli bir söyleşi düzenledik. Sizin de keyif alacağınızdan eminiz.

***

Ahmet Türkben: Yazmak, nasıl bir şeydir? Ve benim gibi yazmakla uğraşan birçok insan için cevabı önemli olan bir soruyu soruyorum, yazmaya nasıl başladınız ve yazarken takıldığınız herhangi bir noktada ne yaparsınız? Teşekkür ederim… Kitabınızı okumadım ama okumak için can atıyorum diyebilirim :)

Derya Gülşan: Yazmaya nasıl başladınız?

Necdet Narlı: Küçük yaşlarda ya da lise döneminde yazıyor muydunuz? O yaşlarda kazandığınız bir ödül var mı?

Kitabım gazeteci-yazar olan dedem Sadun Tanju’yla mektuplaşmalarımızdan oluşuyor. Yani ben hiç roman ya da hikâye türünde yazmayı denemedim. O yüzden sorunuza şöyle cevap vereyim; yazmak benim için bir nevi iç dökmek, konuşurken aklına gelmeyen düşünceleri yazarak netleştirmek ve aynı zamanda anıların kaydını tutmak demek. Yazmaya küçükken başladım, günlük notlar tutuyordum ve şiir yazıyordum. Yazarak kazandığım bir ödül yok, resim yapmayı çok severdim bu alanda ödüllerim olmuştu sadece. Dedemle günlük gibi defterlerimiz vardı, benim yazdığım notlara karşılık o da notlar yazıyordu. Böyle böyle alıştım yazmaya ve ortaya kitabımız çıktı. Hala ilgimi çeken ve daha sonra isime yarayabilecek şeyleri bir deftere not alıyorum.

Mektuplarımızda günlük olaylar dışında, dünyada ve Türkiye’de olan olayların, bazı yazarların ya da sinemacıların hayatlarından ve eserlerinden de bahsediyoruz, bu yüzden takıldığım bir nokta olmuyor. Bize konu bol :)

Derya Gülşan: Ayda Buluşalım adını dünyada kavuşamayanlara ithafen mi verdiniz?

Esra Boyraz: Ay’da buluşalım kitabınızın ismini neden esinlenerek koydunuz?

Aslı Üstün: kitabın ismi nerden geldi aklınıza

Kutluhan Ünal: Kitabınız adını neden ay’da buluşalım?

Kitabın ismi küçüklüğümde gecen bir olaydan esinlenildi. Yaz tatillerimi ailemle dedemlerin yazlığında geçirirdim ve 3 ayın sonunda ayrıldığımızda çok üzülürdüm. İstanbul’a döndükten sonra bir aksam dedeme telefonda konuşurken gökyüzünde aya bakmasını söylemişim. Çünkü o sırada ben de bakıyor oluyordum ve böylece ortak bir noktada buluşmuş oluyorduk. Son 4 senedir de eğitimim için Paris’te yaşıyorum, dedemle yine uzun süre ayrı kalıyoruz ve birbirimizi çok özlüyoruz. Fransa-Türkiye arasında yazdığımız mektuplar özlemimizi biraz olsun gideriyor, bu yüzden mektuplarımızı derlediğimiz  kitabın adı anlattığım çocuksu hikâyeye dayanıyor.

Derya Gülşan: yazarken nasıl ortamlar tercih edersiniz ve yazmaya ilham kaynağı olan şey nedir sizde?

Rabia Demirkol: nasıl bir ortamda kitap yazmak istersiniz?sesiz bir yermi?yoksa kalabalık bir ortam mı?

Eğer ilerde bir kitap yazarsam sessiz ve kitaplar içinde bir yerde yazmak en ideali olur sanırım. Ama her an her yerde defterime notlar alıyorum.

Çok mutluysam mutlaka sevincimi yazarım, üzgünsem de öyle. Ya da etrafımızda olan, bana ilginç gelen veya beni rahatsız eden olaylar olursa onları da not alırım.

Derya Gülşan: Siz Türkiyede okumanın oranı bir yazar bakışı olarak nasıl değerlendirirsiniz ?

Türkiye’de okuma oranının düşük olduğunu düşünüyorum. Kitap okumak boş zamanda yapılacak bir ismiş gibi düşünülüyor. Hâlbuki başlı basına bir zaman ayırmak gerekir. Büyük şehirlerde istenilen kitaba kolayca ulaşılabiliyor ama ayni şey küçük yerleşimler için geçerli değil ve bence bunun geliştirilmesi gerekiyor. İmkânı olanlar koy veya kasaba kütüphanelerine yardımda bulunursa oradaki insanların, özellikle çocukların çeşit çeşit kitaplar sayesinde erken yasta okuma alışkanlığı oluşur, bu da okuma oranını arttırır.

Necdet Narlı: Kitabınızın ismini yazmadan önce mi koyuyorsunuz yoksa kitabı yazdıktan sonra mı?

Kitabın ismi yukarıda bahsettiğim hikâye sonucunda, mektupları derlerken ortaya çıktı.

 

Derya Gülşan: Yazmak maharetli iş benim gözümde ama bunu insanlara sergilemek daha çok emek ister. Bu aşama da çok zorlandınız mı?

Mektupları dedem için yazdığım için bu konuda zorlanmadım. Herkesin anlayabileceği ve akıcı bir dilde oldukları için de herkese hitap ettiğini düşünüyorum.

Necdet Narlı: Son kitabınız ne kadar bir zamanda bitirdiniz?

Srdr Glmz: ay’da buluşalım fikri ortaya çıktıktan sonra kitabın yazım ve basımı ne kadar sürdü?

Kitapta 3 senenin mektupları var. Mektuplar birikmeye başladıkça bunları bir kitapta toplamanın çok güzel olacağını düşündük. Karar verdikten sonra da kitap haline getirmek Pan Yayıncılık’ın katkılarıyla 3 ay kadar sürdü.

Necdet Narlı: Örnek aldığınız bir yazar var mı ?

Kutluhan Ünal: Türkiyede en çok örnek aldığınız yazar kimdir?

Başka bir kitap üzerine çalışmam yok ama dedem Sadun Tanju’yu dünyaya ve olaylara bakış açısı ve bunları sade bir dille kaleme alması yönünden örnek alıyorum. Bir de İhsan Oktay Anar’ın hayal gücüne, Sabahattin Ali’nin anlatımına hayranım.

Srdr Glmz: selin hanım yazar olmaya karar vermek için okur olmanın son sınırında olunması gerektiğini düşünüyorum.yani egzitansiyalist yada dadaist akımları bilmeden yada bu akımları tetikleyen sebeplerden bihaber olan biri ben yazar olmaya karar verdim diyebilir mi, derse bile ne kadar yazar?

Bence yazar olmanın çeşitli sanat akımlarını bilmek gibi bir şartı olmamalı çünkü yazmak içindekini dışarıya serbestçe vurabilmek demek. Bu eylemi bazı kurallarla sınırlarsak ne derece bağımsız kitaplar ortaya çıkar orası tartışılır. Elbette çok okumak, araştırmak ve meraklı olmak gerekir ama dediğiniz gibi okur olmanın son sınırında hiçbir zaman olamayız bence. Neticede kaynaklar sonsuz ve herşeyi bilmeye, okumaya bir ömür yetmez! Nasıl bir ressam bütün ressamları ve akımları bilmeden resim yapabiliyorsa, bir yazar da bazı şeylerden bi’haber olarak yazmaya karar verebilir diye düşünüyorum.

Necdet Narlı: Kitaparınızdan birini film ya da dizi yapmak isteseler tepkiniz ne olurdu?

Kitabim dedemle çok özel anılarımızdan oluşuyor ve eğer bir gün yönetmen olabilirsem bunu sinema veya tiyatroda ben gerçekleştirmek isterim.

Adem Boyraz: Yazar olmasaydınız ne olurdunuz?

Şuan tiyatro eğitimi alıyorum ve ilerde tiyatro veya sinema alanında işler yapmak istiyorum.

Hatice Boyraz: Bir kitabı yazmak için ilham gelmesi mi gerekli yoksa içinizden geldiği şekilde mi davranırsınız?

Sanırım ikisi de olmalı.

Öznur Düzgün Koçer: Andre Gide, Stefan Zweig, Katherine Mansfield, Sylvia Plath, Doris Lessing, Virginia Woolf, Kafka, Jack London, C. Dickens, Çehov… bu yazarları okudunuz mu?

Okumaya küçüklükten beri meraklı biri olarak belirttiğiniz yazarların çoğunun kitaplarına dedemin de tavsiyeleri üzerine ulaşma ve okuma imkânım oldu; özellikle Kafka ve Çehov’u cok severim. Daha önce de bahsettiğim gibi tiyatro eğitimi alıyorum ve Çehov’un çoğu oyununu okuyup analizlerini yaptım. Siz sormamışsınız ama bu yazarlar dışında Türk edebiyatında da çok değerli yazarlar var ve bu eserleri orijinal dilinde yani Türkçe okuyabildiğimiz için çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum.

Srdr Glmz: ‎1.baskıda kaç kitap bastınız ve baskı dağıtım reklam editor tasarım vs.ne kadara mal oldu.

1.baskı 1000 adet olarak belirlendi. Baskı, dağıtım veya reklam kısmıyla ben değil Pan Yayıncılık ilgileniyor o yüzden sorunuza bir cevap veremeyeceğim.

Kutluhan Ünal: Ay’da buluşalım kitabınızı ilk kim okudu? : )

Kutluhan, Ay’da Buluşalım’ı tam haliyle ilk önce dedem ve ben okuduk! Daha sonra annem, babam ve ablam okudu.

Öznur Düzgün Koçer: Kitabınızı bitirip o zor süreci atlattıktan sonra, yayımcılık dünyasıyla karşı karşıya geldiğinizde kitap yazdığınıza, yazar olduğunuza pişman oldunuz mu hiç? :))

Meltem Dmr: bu kitabı oluştururken nasıl zorluklar yaşadınız acaba?

Pan Yayıncılık’tan öncelikle Işık Tabar Gençer hanımın ve Ferruh Gençer beyin yardımları sayesinde hiç zorlu bir aşamadan geçmedim. Çok keyifli bir süreçti ve sonucunda hepimiz çok mutlu olduk.

Sevket Aktas: Kitabınızla okuyucularınıza neyi anlatmak istediniz? Kitaba verdiğiniz isimden ne anlamak gerekir? Teşekkürler.

Kitap, bir dede ile torununun karşılıklı sohbeti şeklinde. Aradaki nesil farkına rağmen ortak noktada buluşabilen, fikir alış-verişi yapan ve birbirlerine bir şeyler katabilen iki insanın yaşamından gerçek anıları sunduk okurlara.

Aysu Akdağ: Kitabınıza neden bu adı verdiniz?Kitabınızın konusu tam olarak nedir?Kitabınızı yazarken neler düşünüyordunuz?Son olarak da kitabınızı okuduğumuzda bizlere ne kazandırır?:)

Son sorunuza cevap vereyim, öncekileri yukarda cevapladım, tekrar olmasın :)

Her kitap okuyana iyi kötü bir şeyler katar, bizim dedemle kitabimiz da size olaylara farklı bir bakış açısı kazandırabilir. Edebiyat, sanat, doğa ve güncel olaylar üzerine pek çok bilgi, ani ve hikâye var kitapta. Ayrıca okuduğumuz kitaplar, gördüğümüz filmler de sizi onları okumaya ve izlemeye teşvik edebilir.

Ayşenur Duran: Kitabınızı yazarken, yazmakta zorlandığınız devamını getiremediğiniz bir bölüm oldu mu? :)

Olmadı çünkü kitap mektuplardan oluşuyor o yüzden devamını getirme gibi bir kaygım yoktu.

Gazi Çalışkan: kitabı henüz alamadım ama okuduğum yorumlar,, konusu ve ismi gerçekten ilgi çekici…sorum şu:>..dedeniz hariç ayda buluşmak istediğiniz başka biri var mı? :)

Teşekkürler, kitabi okursanız sorunuzun cevabını alırsınız sanırım.

Gazi Çalışkan: aslında biraz tuhaf ama aklıma takıldı sormak istedim…sizce dede nedir…dede kelimesi size neler hissettiriyor…?

Daha önce düşünmediğim için biraz zorlandım sorunuza cevap vermek için! Dede benim için çok sevdiğim ve birlikte çok güzel anılar paylaştığım insan anlamına geliyor.

Melike Aydın Metin: kitabınızı başkalarının ellerinde kitapçı raflarında görmek size nasıl hissettirdi ? Yazmaya yeni başlayanlar için cesaretlendirici tavsiyeleriniz var mı?

Sorunuz çok hoşuma gitti :) Kitap basıldıktan sonra çok heyecanlıydım raflarda kitabimi göreceğim için. Tanımadığım insanların evinde bir köşede kitabımın duracak olması fikri bile benim için inanılmaz bir şey. Hele ki okuyan insanlara güzel duygular yaşatmışsam, onları bir şeyler üzerine düşünmeye teşvik etmişsem ne mutlu bana. Yazmaya başlayanlar da bunu düşünerek başlasınlar bence, dünyaya kalıcı bir iz bırakıyorsunuz ve bunu tanımadığınız insanlarla paylaşabiliyorsunuz. Çok farklı bir duygu.

Meryem Yıldız: Merhaba Nazlı Hanım(dedeniz size böyle hitap ettiği için ben de böyle hitap etmek istedim)Kitabınızın adına ben de ilk etapta ben de bir anlam verememiştim ama alıntıları okuyunca ”ne hoş”bir isim dedim;aradaki onca mesafeye rağmen sevenler gökyüzüne bakınca (ay gece-gündüz orada nasılsa)ortak bir noktaya bakınca mesafeler kayboluyor.Ayrıca dede-torun arasındaki bu sıcak ilişki mektuplarla ne güzel aktarılmış,kutlarım sizi.Dedenize de daha uzuuuun ömürler dilerim:))

Meryem Hanım, güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim, çok sevindim.

Bekir Şahin: Halen yazmakta olduğunuz bir kitabınız var mı?

Hayır yok, ama hala dedemle mektuplaşıyoruz.

Bekir Şahin: Çok kitap okur musunuz?

Çok mu az mı kişiye göre değişir ama ayda 1-2 kitap okuyorum.

Meryem Yıldız: Nazlı Hanım,kitabınızı çıkarırken,mektplardan oluşan bir eserin okura cazip gelmeyebileceği endişesini yaşadınız mı?Yaşadığınız dede-torun muhabbetini yurtdışındaki yaşantınızda da gözlemlediniz mi?Yoksa bu bizim kültürümüzle ilgili bir durum mu?Aslında günümüzde gençler büyükleriyle böyle paylaşımlarda pek bulunamıyorlar,sizin dedenizin gzeteci-yazar olmasından mı kaynaklanıyor aranızdaki bu sıcak muhabbet.Yoksa her büyüğün aktarabileceği birikimleri var mıdır?

Güzel sorunuz için teşekkür ederim. Öncelikle mektupların okura cazip gelmeyeceği kaygısı yasamadım çünkü dedemle mektuplarımız yalnızca kendi aramızda sinirli kalmıyor ve herkese hitap ediyor. Dede-torun iliksileri benim gözlemlediğim kadarıyla Türkiye’de çok daha önemli ve özel. Bu iliksiyi aile büyükleri ve çocuklar olarak da açabiliriz ve eğitim gördüğüm Fransa’da yaşıtlarımın aile büyüklerine ilgisiz olduklarını gördüm. Erken yasta ailelerinden ayrılıyorlar ve kendi ayakları üzerinde durmak zorundalar, bu da aile bağlarını olumsuz etkiliyor. Tabii genelleme yapmamak lazım, Türkiye’de de bazı aileler için ayni şey geçerli oluyor maalesef. Son sorunuza gelirsek, bence her büyüğün torunlarına aktarabileceği birikimleri vardır. Yolun sonunda olan ve görmüş geçirmiş insanlar, yolun basındakilere çeşitli deneyimlerini anlatabilirler. Dedem yazar olduğu için bu durumun daha çok farkında sanırım ve bir nevi yol gösterici oluyor benim için.

Meryem Yıldız: Kitabınız birebir yazışmalarınızdan mı oluşuyor?İçinde yorumlarınız yada 3. kişilerin paylaşımları da yer alıyor mu?

Evet, kitap birebir yazışmalardan oluşuyor. Kitabın en basında dedemin yazdığı önsöz dışında bir yorum yok, herşey olduğu gibi basildi.

Tuğba Bilici: bu kitabın hayatınızda ki yeri nedir :)

Tuğba Hanım, kitabın yeri çok ayrı! Çok değer verdiğim dedemle böyle kalıcı bir ortak animizin olusu tarif edilemez bir sevinç yaşattı ikimize de. Elimin altında hangi yasta olursam olayım açıp bakacağım ve belki de ilerde çocuklarıma ya da torunlarıma göstereceğim bir belge bu. Bunun için dedeme her zaman teşekkür ediyorum.

Meryem Yıldız: Bu kadar çok bilgili,okumakla haşır-neşir bir dedeniz olduğuna göre siz de okumayı küçük yaşta sevmiş olmalısınız,peki siz neler okur,kimleri takip edersiniz?

Çok haklısınız, küçük yastan itibaren bir suru yazar tanıdım dedem sayesinde. Onun yazdığı kitaplarda da Türkiye’nin yakin tarihine damgasını vurmuş pek çok isimle ilgili yazılar okudum. Okumayı ve araştırmayı öğrendim ayni zamanda. Okuduğum bolum gereği çok sayıda yerli-yabancı tiyatro yazarı ve teorisyenlerini okuyorum. Şiir okumayı çok seviyorum; Cemal Süreya, Özdemir Asaf ve Nazım Hikmet’e hayranım. Şu sıralar da Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam kitabını okuyorum.

Meryem Yıldız: Tiyatro eğitimi almışsınız,dedenizle olan bu güzel paylaşımlarınızı bir gün sahnede de sunmayı düşünür müsünüz?

Neden olmasın, çok isterim.

Fehiman Neşe: Kitabınızın korsanına denk geldiniz mi? Gelseydiniz tepkiniz ne olurdu?

Hayır denk gelmedim. Maalesef korsanın önüne geçilemeyeceğini düşünüyorum, o yüzden bir tepki göstermem.

Fehiman Neşe: Sizi derinden etkileyen bir kitap var mı? :

Rabia Demirkol: etkisinde kaldığınız hiç unutamadığınız bir kitap oldumu?ya da yaşamınızı degiştiren bir kitap oldumu?

Olmaz mı, Kazancakis’in Zorba’sı, Sabahattin Ali’den İçimizdeki Şeytan, Balzac’ın Gizli Başyapıt kitabi şuana kadar okuduğum kitaplar içinde beni en çok etkileyenleri. Herkese tavsiye ederim.

Meryem Yıldız: Birgün ben de torunlarımla (inşAllah)sizin dedenizle yaşadığınız gibi dolu dolu,keyifli bir iletişim içinde olmak isterim ,benim gibi düşünenler için örnek alınacak bir eseri bizlerle paylaştığınız için teşekkür eder,mesleki hayatınızda başarılar dilerim.

Çok teşekkürler Meryem Hanım, umarım dediğiniz gibi olur. Kitabimiz size örnek olduysa ne mutlu bize.

Kutluhan Ünal: Kitap yayınlandığında satış kaygınız oldu mu ?

Hayır, olmadı. Ne kadar sattığı değil ne kadar okunduğu ve ne kadar insana ulaştığı önemli benim için.

Kutluhan Ünal: Bir yazar olaraktan, amatör yazarlara ne gibi önerilerde bulunabilirsiniz ? :)

Kutluhan Ünal: Benim yaşım 15 ama yazmaya başladım sizece doğrubir zamanda mı başladım yazmaya?bana önerileriniz varmı?

Arda Deliismail: Kitabınızı yazdınız ve yayınlattınız. Sizin gibi kitap yazıp yayınlanmasını isteyen genç arkadaşlara neler önerirsiniz?

Kendimi bir yazar olarak görmediğim için önerilerim ne derece doğru olur bilemiyorum. Ama yazmaya başlamanın yası yok, hatta ne kadar erken olursa o kadar kendinizi ilerde geliştirebilirsiniz. Gönül verdiysen hiç bırakma, bol bol oku, olan biteni takip et, yaz  derim!

Tuğba Ateş Çekiç: kendi kendinize mi basladınız yazmaya yoksa yazdıklarınızı okuyan birileri mi teşvik etti sizi ?

Yazmaya dedem teşvik etti, hayattaki ayrıntıları not etmenin bana katacaklarının önemini her zaman açıklar.

Kutluhan Ünal: Aileniz yazar olmanızı nasıl karşıladı, size destek oldular mı?

Dedemle bir kitabimizin oluşu önce ailemi sevindirdi ve duygulandırdı. Her zaman için ilk onlar destek oldular.

Selin Özkan: Yazarlık hayaliniz miydi ? Eğer hayaliniz ise ilk kitabınızı yazıp hayalinizi gerçekleştirdiğinizde hissettiğiniz mutluluğu hangi kelimelerle anlatırdınız ?

Feride Subaşı: Kitap yazmak sizde nasıl bir his uyandırdı?

Aklımda olmayan bir şeydi, daha önce de dediğim gibi çok güzel duygular yaşattı bana bir kitabımın olması.

Serdal Cekic: çok arastırarak mı yazar olurum cok okuyarak mı yoksa yazmaya gönül vererek mi ? siz hangisini yaptınız ?

Cevabı sorarken vermişsiniz zaten :) Hem dünya ve hem de Türk edebiyatından çok okuyun, yazacağınız konu üzerine çeşitli kaynaklardan bilgi edinin, ve dediğiniz gibi yazmaya gönül verin bence.

Sinem Aksoy: Merhaba Selin Hanım :) Kitabınızı okurlarınızın elinde görünce neler hissettiniz? :)

Sinem hanim, kitabi ilk kez rafta görmek çok değişik bir duyguydu sanki bana ait bir şey değilmiş gibiydi. Hatta kitapçıda bir süre bakındım insanlar merak edip kitabı karıştıracak mı diye! Çevremde de kitabi okuyan insanlardan gelen tepkiler beni çok mutlu etti.

Cengiz Dokuzlar: Merhaba,dedeniz sağ mı ve hala mektuplaşıyormusunuz?Mektupları yayınlamaya karar verdiğinizde dedenizin müdahale ettiği yerler oldumu?

Cengiz Bey, dedem 90 yasında ve hala mektuplaşıyoruz. Mektuplarda müdahale edilen bir yer olmadı, yalnızca mektuplara fotoğraflar ekleyerek yayınladık. Böylece mektupta bahsi geçen yerler, kişiler herkesin gözünde daha canlı hale geldi.

Cengiz Dokuzlar: Günümüzde mektuplaşmak artık nostaljik bir olay,şimdi tlf, sms,face,zamanı.Siz (bu kitabın dışında)mektuplaşmayı devam ettiriyormusunuz?

Haklısınız, iletişim kolaylaştığından beri çok az insan mektuplaşıyor. Ama her şeyin geçici olduğu bu dönemde, elimizde mektup gibi somut hatıralar olması çok daha değerli bu yüzden hala mektuplaşıyorum.

Serpil Arslan: Bu yazı türünde yazmaya nasl karar verdnz?

Bu türde bir kitap çıkarmak planladığım bir şey değildi. Dedemle zaten mektuplaştığım için bu sohbetlerimizi herkesle paylaşmaya karar verdik.

Kutluhan Ünal: ‎…Facebookta ve diğer sitelerde paylaşımlar yapılıyor…Kitaplardan alıntılar yapılıyor ama yazarın ve kitabın adını yazmıyorlar sizce bu doğru mu ?

Doğru değil tabii ki, verilen bilgiye daha kolay ulaşılması ve güvenilirliği için kaynağın her zaman belirtilmesi lazım.

 

Selin Özkan: ailenizde yada çevrenizde yazar var mı ?

Dedem Sadun Tanju 1950-1990 yılları arasında aktif olarak çalışmış, Babıâli’nin duayen bir gazeteci-yazarıdır.

Betül Demirkol: sizce roman yazmak mı yoksa mektuplardan oluşan bir kitap mı okuyucunun ilgisini çeker?

Bu okura göre değişir ama kitap okumayı seven biri her türlü kitabi ilgiyle okur diye düşünüyorum.

Betül Demirkol: başka kitap projeleriniz varmı?hangi konuda kitap yazmayı düşünürsünüz?roman ,hikaye, şiir, gibi…

Başka projem şimdilik yok, bu ara Yüksek Lisans tezimin üzerinde çalışıyorum!

Betül Demirkol: kitabınızı okumayı ve yorumlamayı çok isterdim söyleşi yaptığınız için çok teşekkür ederim….. sizce bu tür söyleşiler kitabınızı tanıtmak için yeterlimi?

Ben teşekkür ederim. Kitap için bu tarz tanıtım ve söyleşiler farklı okurlara ulaşmak açısından çok yararlı bence. Internet ve özellikle Facebook ve Twitter bu tanıtımlara oldukça yardımcı oluyor. Birazoku sitesinin facebook söyleşileri de çok güzel bir fikir.

Rabia Demirkol: en çok begendiğiniz kitaplarını okuduğunuz yabancı

yazar veya yazarlar kimler?

Yabancı olarak okumadığım daha bir suru yazar var, ama birden çok kitabını okuduğum yazarlar arasında en beğendiklerim; Albert Camus, Dostoyevski, George Orwell, günümüzden de Amin Maalouf ve Alain de Botton.

Rabia Demirkol: kitabınız gerçekten dedenizin size yazdığı mektuplardan mı oluşuyor?yoksa hayali kahramanlar dan mı?kitabınızın konusu dede ile torun mu?

Kitap dedemle karşılıklı mektuplaşmalarımızdan oluşuyor, hayali olan bir kahraman yok.

Sorularınız için sizlere ve bana bu fırsatı veren Birazoku ekibine teşekkür ederim.

GuvenAkgun-Soylesi

Güven Akgün kitap dostları ile söyleşide

Önce Kitap yazarlarından Güven Akgün ile kitap dostları ‘işaretli yerlerden seviniz‘ kitabı ve diğer konular hakkında konuştular.

***

Ayşenur Duran: Kitabınızın adı çok ilgi çekici. Bu ismi koymaya nasıl karar verdiniz? :)

Teşekkürler, kitabın adı uzun bir süre önce attığım bir tweet aslında ve isim düşünürken bunda karar kıldım.

Gizem Doğan: o pozu vermek için çok çalıştın mı?

Çok zor olmadı.

Ezgi Siyasaltürk: kitap hiç başlamamış bir ilişkiye mi yazılıyor yoksa bir şeyler yaşanmış daha sonrasında bitmiş bir ilişkiye mi?

Hiç başlamamış bir ilişki.

Metin Künar: Tüm bu cümleleri kalbime fısıldayan kalemimin Tanrısı?

Kim hissettirdi ise o.

Esmila Meryem Genç: işaretli yerlerden sevemediğiniz için mi yazıldı bu kitap ? sevdiniz aşık oldunuz ve sonu pişmanlık ..BU kitap sizin iç sesiniz mi ?

Hayır, işaretli yerlerden seviniz derken işaretli yerlerden kesiniz’den esinlenmiştim, yani düzgün sevin manasında, kimseye yamuk yapmayın :)

Zeynep Uyar: kitap ismi etkileyici,nerden aklınıza geldi?:)

İşaretli yerlerden kesiniz’den esinlenmiştim.

Küçük Yazar: Yazmaya kaç yaşında başladınız?

16-17 yaşımdan bu yana bir şeyler yazmaya çalışıyorum.

Muhammet Zafer Bülbül: Böyle yaşadklarnzı kitap halne getrmek neden istednz ?

Bu yazılar blogumda yayımladığım yazılardı sonrası da sevgili Nursel Calap’ın istediği ile kitaplaştırdım.

Esmila Meryem Genç: sakın ona aşk yok demeyin gibi bi uyarı aldık..olduğunu hepimiz biliyoruz ama ya yoksa ?

Var, emin olun.

Hatice Selcan Doğan: Kitabin ismiyle kitabin içeriğinde şekil olarak bir bağlanti var mi? Ben kitabi henüz okumadim. Ama kitabin ismini duyduğumdan beri şöyle düşünüyorum acaba kitabin cümlelerinde işaretlenmiş okuyucuyu yönelten kisimlar mi var? Yani gerçekten işaretlenmiş ve sevmemiz gereken yerler var mi kitapta?

Kitabın adıyla içeriği arasındaki tek bağlantı ”sevmek” onun dışında kitapta işaretler yok ama tabi okuyunca işaret alırsanız o sizin bakışınız.

Afife Jale: ‎”Siz de sevilmenin tadına varın istedik”… Gerçekten sevilmenin tadına varabilicek miyiz?

Umarım sevmeye ya da sevilmeye dair ezberinizi bozar, nihayetinde aşkta esas olan sevmektir. Kitabı okuduğunuzda ”birini böyle sevsem” derseniz sevilmenin de tadına varabilirsiniz sanıyorum.

Sibel Oruç: işaretli yerlerden sevinizz..gerçekten çok değişik bir ismi var kitabınızın..bu ismi seçmenizin bir nedeni var mı ya da kitabınıza bu ismi vermeye nasıl karar verdiniz? teşekkürler..başarılarınızın devamını dilerim…

Daha önce yazdığım bir tweetti, kitabın ismi olarak tercih ettim. Teşekkürler.

Sinem Aksoy: Merhaba. Kitabınızı okuyucuların elinde gördüğünüzde neler hissediyorsunuz? Ve bu kitabı yazmaya nasıl karar verdiniz? Kitabı yazmanızdaki en büyük etken nedir?Sizinle söyleşi yapma şansını bize veren Birazoku’ya teşekkürler.Size de çok teşekkür ediyorum.Başarılarınızın devamını diliyorum :)

İzmir kitap fuarında benim takipçim olmayan ve de kitabı daha önce duymamış olanların orada kitabı inceleyip o sırada beğendikleri bir cümleyi yanındaki kişiye okutmaları ve kitabın okunabilir olduğunu düşünüp satın almalarını izlemek çok keyifliydi, bu benimle ilgili değil ama gerçekten tarif edemeyeceğim bir duygu. Ben teşekkür ediyorum.

İrem İvgin: İnsan işaretli yerlerden nasıl sever ? Yada her zaman işe yarar mı ?

İşaretli yerlerden sevmenin tarifi var mıdır? Bilemem. Daha çok, aşıksanız bunun öncelikle sizinle ilgili olduğunu akabinde karşınızdaki kişiyi ilgilendirdiğini ve gerçekten o size yakınlaşmasa bile hissettiklerinizin gerçek kalacağını bilmeniz yeterli. İşe yarayıp yaramaması mühim değil, önemli olan aşık kalabilmek.

Burcu Balaban: kitap yazmaya bir olay sonucu mu niyetlendiniz yoksa eskiden gelen bir hayal / amaç mıydı

Aslında her zaman kitap hayalim vardı fakat bunu unutmuştum ama şu an benim için gerçekten çok önemli olduğunu daha iyi idrak ediyorum bu sebepten Önce Kitap ve Nursel Calap’a bir kez daha teşekkür ediyorum.

Hatice Balaban: kitap okumak insana gerçekten çok şey kazandırır…ve bu kitap bize içeriği ile ne kazandırabilir sizce?

Kitap okumanın bir şey kazandırdığı aşikar hatta kötü bir kitap okuduğunuzda bile zamanınızın kıymetini ve daha iyi kitap seçmeyi öğrenirsiniz. Bu kitapta olanlar size aşkın bir yönünü öğretebilir, sizin ne bildiğinizi bilemem.

Brl Gny: bir yazar olarak siz kimleri okursunuz?

Cemal Süreya, Turgut Uyar, Gülten Akın, Arkadaş Zekai Özger, Metin Altıok ilk aklıma gelen isimler bunlar.

Mustafa Eslek: sizce aşk nedir?

Aşk, hikayenin finalinden önceki bütün kısımlarıdır.

Süreyya Bulut: duygu ve düşünceleri kelimelere dökmede sizce özgüvenin etkisi ne kadardır?

Benim kafamda çok net olanları anlatamama gibi bir sorunum var o yüzden yazıyorum, yazdığım gibi konuşamam ve hatta aslında orada yazdıklarımı anlatmaya kalksam bana iyi gözle bakmazsınız, çünkü derdimi anlatamam belki de özgüvenim yazarken daha fazla.

Gözde Yıldız: bu kitabı yazmaya ilk ne zaman karar verdiniz ,hangi olayla evet yazmalıyım dediniz…

Kitapta olan yazıların bir kısmı blogumda yayınladığım yazılardı, blog yazmam için ise beni teşvik eden yakın arkadaşım Sevil Aksu’dur, Kitaplaştırma konusunda ise Nursel Calap alkışı hakediyor.

Meltem Dmr: kitap yazmanın sizin açınızdan zorlukları neydi? Başarılarınızın devamını dilerim :)

Kitap yazmanın benim için zorluğu yeni yazı yazdıkça  ”acaba kötüye mi gidiyorum” diye sorduğum anlardı bende o sıra yazılarımı arkadaşım Alkım Uysal’a ara ara okuttum. Teşekkür ederim.

Rabia Demirkol: kitap yazmaya nasıl karar verdiniz?

Sevgili Nursel Calap’ın isteği ile yazılarıma devam edip kitaplaştırdım.

Sema Akdemir Boyaci: aşk üzerine yazılmış kitap için sorum tabiki aşk olacak Güven bey,aşk da yaralananlardanmısınız?yoksa yaralayanlardanmı?kitabınızı inceledim.eğer bende aşığım diorsanız gerçekten bu kitabı okumalısınız.emeğiniize sağlık. başarılarınızın daim olmasını dilerim.nice yayınlara.

Aşktan yüz bulamayanlardanım, çok teşekkür ederim.

Oğuz Akdeniz: Kitap yazarken sizi motive eden şey ne oldu..?

Yazarken dinlediğim ve bazılarını da yazı altlarına not ettiğim şarkılar.

Ayşe Yüksel: mrb, bir aşk kitabı yazabilmek için için aşık olmak gerekli mi, insanlar hayallerinde de yüce aşklara ulaşamaz mı?

Yazarken değilse bile daha önce aşık olmuş olmalısınız diye düşünüyorum, çünkü aşk ezber bozduran bir durum.

Gazi Çalışkan: merhabalar öncelikle kitabınızı ve konusunu çok beğendim..ha birde ismini tabi..:D.sorum şu:.siz olsanız neden kendi kitabınızı okurdunuz…?

 

Teşekkür ederim. Ben olsam bu kitabı okumak için sebep aramazdım, sadece içine biraz bakıp aşkla ilgili beni çeken bir cümle görürsem alırdım.

Aişe Özyer: Yeraltı edebiyatı hakkında ne düşünüyorsunuz? Türkiye’de yeraltı edebiyatı sadece fanzinlerden mi ibaret?

Yeraltı olgusunu her zaman destekliyorum çoğu zamanda gerçek işlerin bu durum içerisinde varolduğunu düşünüyorum, çünkü sanat ısmarlanan ya da yolu çizilen bir şey olmamalı. Fanzinlerden ibaret kaldığını sanmıyorum çünkü sosyal medya ile birlikte sürekli bir online olma durumu edebiyat da dahil bir çok dalı farklı yönlere çekecek, değişimin kendisi artık online.

Fehiman Neşe: Etkilendiğiniz yazarlar var mı?

Cemal Süreya, Turgut Uyar, Gülten Akın, Arkadaş Zekai Özger, Metin Altıok ilk aklıma gelen isimler bunlar.

Tuğba Bilici: Yazmak nasıl bir şey sizin için ?

Yazmak, tabiri caizse benim için zihin mastürbasyonu.

Gülşah Indır: Kitabınızın Çıkma Süresi Ne Kadardır?

Şubat ayının ortalarında çıktı.

Aslıhan Sedef: öncelikle yazarlık hayatınızda başarılar dilerim :) Sizce aşk yada sevgi işaretlerle ve sınırlarla belirlenebilecek birşey mi ? ve Sizi bu kitabı yazmaya iten şey ne oldu nasıl karar verdiniz?

 

Teşekkür ederim. Aşkı sınırlarla belirlemeye çalışırsanız aşık olduğunuzu zannedersiniz. Kitapta olan bazı yazılarım blogumda yayınladığım yazılardı sonrasında kitap fikri ortaya çıktı.

Fehiman Neşe: Unutamadığınız kitapları bizimle paylaşır mısınız? :)

Kürk Mantolu Madonna ve Aylak Adam ilk aklıma gelenler.

Nursel Calap: biseydiyo’dunuz zaten… ben merak ediyorum neden Önce Kitap:?

Çünkü Önce Kitap’ın sahibine gizliden gizliye aşığım.

Mehmet Tutar: ‎”işaret” neye işaret ediyor..? ve kimin işaretlediği yerleri sevmeye …? niye seveceğiz he mi…? bu arada haddimi aşmamış kabul edin ve kızmayın saç mı ektirdiniz fotoşopmu..:)))

Doğru sevin yeter, işaretler doğru olan. Kendi saçım herhangi bir müdahale söz konusu değil :)

Feride Subaşı: Adında olduğu gibi kitabınızın içeriğinde işaretli yerler var mı ?

Siz görebilirseniz ne ala, ben bir işaret koymadım.

Dilara Halıcı: İşaretli yerlerden sevdiniz mi?

Seviyorum.

Halime Çelik: Kitapta özellikle sevmemizi istediğiniz işaretli yerler hakkında bir bilgi verir misiniz?

Kitapta gerçekten sevmenin sevilmekten evla olduğunu hissedebilirseniz ne ala, dediğim gibi ”beni sevmeni isteseydim sana aşık olmazdım”

IlknurUgur-Soylesi-kalemimden

İlknur Uğur kitapseverlerin sorularını yanıtladı

Yazar İlknur Uğur ile Birazoku Facebook sayfasını takip eden kitap dostları arasında keyifli bir söyleşi düzenledik. Katılan herkese teşekkürler.

***

Ebru Elif Aydın İlknur Hanım, öncelikle yazarlık hayatınızda başarılar dilerim.Yansıma kitabınızı okudum ve gerçekten çok değişik bir fantastik kurgusu olan bir kitaptı. Kitabı yazarken bu kurguyu nasıl oluşturdunuz çok merak ediyorum.Bilimsel bir konudan başlayıp gizemli bir fantastiğe ulaşmak sizi çok zorladı mmı??

Ebru Hanım, öncelikle güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim. Bilim ve fantastik… Bazen zıtlıklar güzel hikâyeler doğurabilir. Bende buna inandım. Bilim ile mistik olayları harmanladım ve güzel bir aşk hikâyesi ortaya çıkardım. Haber izlemekten-okumaktan büyük zevk alırım. Ayrıca araştırmayı, farklı bilgiler edinmeyi severim. Hikâyemin kurgusunda bu özellikler çok yardımcı oldu diyebilirim. Kısacası hayal gücümün bu bilgileri beslemesine izin verdim.

Ebru Elif Aydın Kitabınız basılmadan önce bu kadar tutulacağını düşünmüş müydünüz? Daha önce yazdığınız bir şeyler var mı? Yazmaya ne zaman başladınız ve fantastik türde karar kılmanıza özel bir etken oldu mu??

Bu kadar ilgi göreceğini sadece inanmak istedim. En başında! Evet, ne olursa olsun olacak dedim. Önce kendimle savaştım, inandım ve en sonunda karar verdim. Bundan sonra ki adım ne olacak? Bir sıralama yapmak zorundaydım. Öncelikle her olasılığı düşündüm ve ne olursa olsun bunlar karşıma çıkabilecek olan şeyler dedim. Kısacası savaşmaktan kastım bunlardı. Çünkü zevklerin çeşitliliğini biliyorum.

Yazmaktan kastınız kâğıda dökmekse 2006 senesinde başladım ama zihnimde hikâyeleri hep şekillendiriyordum. Eyleme dönüştürmek biraz zaman aldı sadece.

Kitap okurken bile hep önceliği fantastik kurguya sahip kitaplara verirdim. Çünkü fantastik türler hep hoşuma gitmiştir. Bu yüzden eğer yazacaksam bu fantastik bir hikâye olmalıydı.

 

Fehiman Neşe Etkilendiğiniz yazar var mı acaba? Unutamadığınız kitaplar var mı?

J.K. Rowling’in hayal dünyasına hayran kalmamak mümkün değil. Bütün okuduğum kitapları unutmamaya çalışıyorum. Öncelikle ayrı bir emek ve hayal dünyası… Saygım; okuduğum bütün kitaplara aynı muameleyi yapmam gerektiğini söylüyor.

 

Ebru Elif Aydın Yansıma kitabını yazmanız ne kadar sürdü? Ve yazmaya başlarken kitabı seri olarak devam ettirmeyi planlamış mıydınız yoksa sonradan gelişen bir şey miydi?

İlk ortalama 120 sayfasını 2006 senesinde yazdım. Ama daha sonra iş değiştirmek zorunda kaldım. Yeni işimin yoğunluğu nedeniyle yazamadım (Kendimi hikâyeye veremedim). Ağustos 2010 da ani bir istekle dosyamı açtım ve başladım. 2011 Mayısında bitirdim. Kısacası uzun bir maratondu.

Seri olarak planlamamıştım ama hikâye dolu bir kurguya sahip ve tek bir kitap anlatmak istediklerime yetmeyecekti. Hikâyeyi üçleme şeklinde böldüm.

Aslıhan Sedef Yerli yazarlardan bu tarz kitaplar görmek çok güzel öncelikle sizi tebrik ederim :) ilk satırları yazdığınızda ortaya böyle bir hikaye çıkacağını tahmin etmiş miydiniz ? Kitabınızın bu kadar ilgi görmesi bir sonraki kitaplarınız için sizde ne gibi düşünceler oluşturdu ? Kaleminizden nice kitaplar okumak dileğiyle :)

Aslıhan Hanım, iyi dilekleriniz için çok teşekkür ederim. Aslında değişken bir ruha sahibim. Kurgu ile ilgili daha ilgi çekici bir fikir gelirse aklıma bunu eklemekten bir sakınca görmem. Bir sonraki kitap içinse en güzel şekilde devam edeceğim. Çünkü ben yazmayı seviyorum.

 

Deniz Mercan Kitabınızı tavsiye üzerine aldım ve kitabınızı benim gibi çok okuyan arkadaşıma kitabınızı tavsiye ettim benim gibi o da pişman değil ikimizde kitap bittikten konuyu birbirimize anlattığımızda yüzümüzde güller açtı gerçekten elinize yüreğinize sağlık kitabınız gerçekten insanın elinden düşüremeyeceği bir kitap, nasıl hazırladınız kitabın kurgusunu ve sizin bugüne kadar benim gibi sizin de bir arkadaşınıza kitap tavsiye ettiğiniz oldu mu?

Açıkçası böyle düşünmeniz beni çok mutlu etti. Kitabımın kurgusunu oluşturmamda hayal gücümün ve gerçek hayatın büyük bir payı var. Bakmasını bilmek lazım! Her şey bize bir şeyler anlatıyor. Doğa, yaşam ve dünya… Gerçek anlamda esin kaynağım. Tavsiye ettiğim kitaplar elbette var.

Tuğçe Turan Merhaba; modayla ilgili eğitimlerinizin yanı sıra karakalem ve yağlı boya çalışmalarınızın olduğunu okumuştum. Bunlardan sonra sizi yazmaya iten nedir?

Merhaba Tuğçe Hanım, aslında sonra diye bir durum yok benim için çünkü karakalem ve yağlı boya çalışmalarım hala hayatımda var. Hepsinin bana hissettirdikleri çok farklı.

Ebru Elif Aydın Yazar olmak hep hayaliniz miydi? Hayallerini gerçekleştirmek isteyen insanlara ne gibi önerilerinizi olur? Kitabınızdaki karakterlerin gerçekle hayattan esinlendikleri birileri var mı?

Yazar olmak bana hep ayrıcalıklı bir durum gibi gelmiştir. Hala da öyle. Doğrusu “Yansıma” kitabımı yazarken çıkarmak gibi bir niyetim yoktu. Yani seviyordum ve yazıyordum. Çok yakın arkadaşlarım vardı. Onlara gönderiyordum ve onlar okuyup bana fikirlerini söylüyorlardı. Sonra baktım ki arkadaşlarımla buluştuğumuzda ya da telefonda konuştuğumuzda hep karakterler (kitap) üzerinden konuşuyoruz. -İşte şu karakter çok sinir bozucu, ben olsam şöyle yapardım, az bile yaptı, oh olsun… Ve diğer bölümler için bana baskı yapmaya başladılar. Bu durum beni kamçıladı. Sonra hayal oldu, sonra neden olmasın oldu ve en sonunda size sunuldu.

Hayallerine önce güvensinler, ne yapmak istediklerini iyi analiz etsinler ve ne olursa olsun kendi doğrularına göre hareket etsinler.

Karakterler üzerinde belki duruş, bakış ya da verdiği tepkiler – evet esinlenilmiş olanlar var.

Tuğçe Turan ve bundan sonraki eserlerinizi de fantastik bir kurgu içerisinde mi yazmayı planlıyorsunuz?

Evet, fantastik olacak. Hatta kurgusunun nasıl olacağını bile tasarladım.

Ebru Elif Aydın Kitabınızı yazmaya başladığınız sırada sizden desteğini hiç esirgemediğini düşündüğünüz insanlar var mı ?

Kesinlikle var. Öncelikle arkadaşlarım psikolojik açıdan beni çok desteklediler.  Bana hep “İlknur, sen yapabilirsin.” dediler. Bu benim için çok önemliydi. Çevrem önce şaşırdı sonra tebrik ettiler.  İşverenlerim sonuna kadar beni desteklediler. Ailem keza yine aynı şekilde… Kısacası hiç olumsuz bir durumla karşılaşmadım. Tekrar sizlerin huzurunda onlara teşekkür ediyorum.

Selma Gürsoy Ve beklenen an geldi :) Öncelikle o kadar çok sormak istediğim soru var ki hangi birinden başlayacağımı bilmiyorum:)) Kitabınızı rastlantı eseri aldım konusu itibari ile merak ettim. Fantastik ve bir Türk yazar galiba her şeyden önce bir Türk yazar fantastik roman hmmm yazabilmiş mi? gibi oluşan merakımı cevaplamaktı niyetim. Ama o kadar güzel kurgulamışsınız ki sizi tebrik etmek istiyorum. güzel bir aşk masalını bu kadar tehlikeli ve bilimsel- fantastik bir yöne nasıl çevirebildiniz? açıkçası çok merak ediyorum :))

Öncelikle Selma Hanım beğenmeniz beni çok mutlu etti. Eseriniz hakkında bir okurun böyle güzel sözler sarf etmesi inanılmaz bir duygu.

Macerası bir yapım var. Adrenalini severim. Tekdüze giden bir hikâye yazmak bana göre değil. Ruhumla örtüşmüyor. Bu yüzden aşk, bilim ve fantastiği birleştirdim. Her duyguya hitap edebilecek bir kurgu oluşturmaya çalıştım.

Selma Gürsoy fantastik roman ve karakterleri kurgulamak bana kalırsa çok zor birşey yani günümüz hikayeleri her şekilde oluşturulabilir ama konu fantastik olunca işler değişiyor. bir kere farklı ve daha önce oluşmuş karakterlerden farklı olmalı. fantastik demek karakterlere güçler yerleştirmek demek. bu da hayal gücünüzün size sunduğu bir yetenek tabii karakterlere verdiğiniz güçleri neyden esinlenerek verdiniz. yani bir buluş var ve o korumayı sağlıyor… galiba böyle bir şey benim aklıma gelmezdi :)))

Her şey ilham kaynağım aslında. Diğer soruda cevapladığım gibi nasıl baktığınızla alakalı. Yani her şeyi olduğu gibi değil de farklı bakmak sizin hayal gücünüzü zenginleştirebilir.

Ebru Elif Aydın Kitabınızı yazarken tutulmaz diye ön yargılarınız var mıydı? Fantastik türde bir Türk yazar olarak okuyucuya hitap etmek çok zor, herkes farklı bir konu ve ilgi çekici bir kurgu bekliyor. Bunlar sizi yazmada zorladı mı? Yada yazarken zorlandığınız noktalar oldu mu? Yazamayacağım dediğiniz zamanlar mesela??

Tutulmaz diye değil, daha çok saçma bir hikâye ile insanların karşısına çıkmaktan korktum. Korkular ön yargıyı doğurur. Bazen bir şeyler yaparsınız ve o size çok mantıklı gelir, beğenirsiniz. Ama aslında öyle değildir. Kendi kendime hep sordum. Yanılıyor muyum? Ama benim hayatımda büyük bir yer kaplamıştı. Her şeyden önce hayalimdi. Garip bir duyguydu. Gizli sırlarımı bir başkasına açıklıyormuşum gibi hissediyordum.

Başlangıçta yayınlama gibi bir niyetim olmadığı için öyle bir endişem yoktu.

Selma Gürsoy Kitabınızı çıkarma esnasında neler yaşadınız? Nasıl bir duygu hakimdi o?

Kitabımı çıkarma esnasında çok enteresan bir durum yaşamadım… Çok heyecanlı bir süreçti. Bağımlılık yapabilecek kadar heyecanlı bir süreç.

Deniz Mercan Kitabınızda en üzüldüğünüz karakter var mı? varsa bu kim ve ne gibi yardım etmek isterdiniz. Kitabın içinde belki bir bölümünde yaşamış bir olayı kitabınızda bahsettiğiniz oldu mu?

Yaşadığım hiç bir olayı kitabıma dâhil etmedim… Karakterler! Aslında hepsinin ayrı bir dünyası var. Ve hepsinin ayrı sorunları… Ama en çok Sümeyye Hanım’ın durumu beni üzdü. Galiba bende Yaren gibi elimden gelen yardımı yapmak isterdim.

Ufuk Cem Çakır Yazmaya nasıl başladınız?

Bu kurguyu kâğıda dökmem lazım dedim ve başladım.

Damla Yalçın Yansıma kitabını yazmanızı sağlayan etmen neydi?

Monotonluk, sıradanlık ve hayal gücümün bana devamlı hikâyeler sunması.

Ufuk Cem Çakır Karakterleri yazarken çevrenizdeki birinden etkilendiniz mi?

Esinlenme muhakkak oldu.

Muharrem Tombak İlknur hanım, okumayı çok seven ve çok okuyan fakat bir türlü yazma safhasına geçemeyen bunun yanında da hedefi iyi bir yazar olup insanlara faydalı bir ürün ortaya koymak isteyenlere tavsiyeleriniz neler olur? Nelerden ve nereden başlamalılar? Şimdiden teşekkürler..

Tabii öncelikle ne yapmak istediğini iyi bilmek lazım, karar vermek ve alanında neler oluyor takip etmek lazım, dışarıdan gelen seslere kendini tamamen kapatmaması lazım, kendine inanması ve mücadeleci olması lazım, her şeyden önce kendine güvenmesi lazım…

Ebru Elif Aydın Esinlendiğiniz ve okumayı sevdiğiniz yazarlar var mı? Bana ”yaz” dedirten yazar veya kitap şu oldu diyebilir misiniz?

Sadece şu diyebileceğim bir yazar ya da kitap yok. Aslında okuduğum bütün kitaplardan bir şeyler kapıyorum. Hepsi hazine…

 

Serpil Kır Merhaba İlknur hanım…Öncelikle tebriklerimi iletmek istiyorum ve elbette teşekkürlerimi…bizlere harika bir kitap kazandırdınız, karakterlerden bahsetmiyorum bile, onlar kalbimizde ki yerinden gayet memnun.

tek sorum olacak sizlere; arkadaşlarım içimden geçenleri sormuş ve bana yanıtlarınızı beklemek düşer..

Yansıma kitabının içinde ki karakterlerde gerçek hayattan alıntı varmı acaba? karakter, isim, bakış yada aşk. Herhangi bir özelliği kitabınızda yansıttınız mı çok merak ediyorum…

Şimdiden teşekkür ediyor, ikinci kitabınızı sabırla bekliyorum..

Öncelikle çok teşekkür ederim Serpil Hanım. Yok dersem yalan olur. Korel’in bakışlarını daha önce bir başkasında görmüştüm. Ben biraz daha cezbedici hale soktum, süsledim ama her şeyden biraz bir şeyler ekledim. Karakter yaratmalıydım çünkü. Hayal gücümün sayesinde karakterlerim fazla zorlamadı beni.

Ebru Elif Aydın Kitabınızda keşke şöyle yazsaydım dediğiniz bir bölüm var mı??

Aslında yok. Her şey olmasını istediğim şekilde oldu.

Begüm Dokuzlar Merhaba İlknur Hanım, öncelikle sizi kutlamak isterim; bu kadar genç bir yaşta daha ilk kitabınızla böyle bir başarı yakaladığınız için. Şunu sormak isterim:İlk kitabınızda neden bir fantastik tür tercih ettiniz? Türkiye’de fantastik türde kitapların yazılması pek yaygın değil, bunun sebebi kültüre mi, teknolojik gelişmelerdeki hızımızın yeterli olmayışına mi yoksa satış kaygısına bağlı olabilir?

Fantastik hikâyeleri çok seviyorum… Kültür olarak aslında çok dolu bir milletiz. Sadece hikâyeleri fantastiğe uyarlamakta biraz zorluk çekiyoruz. Diğer bir konu ise genel olarak daha gerçekçi hikâyeler okumayı seviyoruz.

Begüm Dokuzlar Sırada bekleyen bir eseriniz var mı? hangi türde olacak?

Şuan serimi bitirmek istiyorum. Seri bitiminde yeni bir hikâye ye başlayacağım. Savaşçı ve rekabet hakim olacak ve biraz daha acımasız.

Selma Gürsoy Yay burcusunuz ve biliyorum ki yay burçların hayal güçleri çok kuvvetlidir. sanatın bütün dallarından hemen hemen çoğunluk yay burçları olan kişilere ait. sizinde öğrendim ki yazmak dışında karakalem, yağlı boya gibi çalışmalarınızda varmış. bunun yanında modaya da ilgilisiniz. stilist ve modelistlik eğitimleri almışsınız ve duvar yazınızda :) güzel bir teklif aldığınız ve özellikle yabancı ülkelerde tasarımlarınızın giyilebileceği yazıyordu. Bu tabi ki sizin yeteneklerinizin çeşitliliğinden kaynaklanıyor ama ileride modayla alakalı çok başarılı olursanız yazmayı bırakma gibi bir durumla karşılaşabilir miyiz??

Kesinlikle hayır. Yazmak öncelik benim için. Stilistlik esasında hiç kolay değildir. Tam anlamıyla sizin bütün hayatınızı alır. Kumaş seçimleri, modeller, renkler, uyum ve daha sayamadığım bir dünya detay. Ben şuan tasarım yapabiliyorum ama bunu profesyonel alana götürme taraftarı değilim. Dediğim gibi büyük bir zaman dilimini ona vermek zorundayım.

Selma Gürsoy Bazı Türk yazarları isimlerini, eserlerin içindeki karakterleri… yabancı isimlerden oluşuyor. yabancı yerler mekanlar, kültürler vs. siz bir fantastik yazmışsınız ve hepsi Türk isimlerinden oluşuyor. Neden sizde yabancı isim kullanmadınız?? en azından fantastik romana alışkın kişiler hep yabancı isimlerle karşılaştılar. karakterlere ısınmaları daha kolay olmaz mıydı?

Buna gerek duymadım. Neden yabancı bir isimde yazayım ki? Bu eseri yazan bir Türk, hikâye Türkiye’de geçiyor. Ayrıca hep yabancı yerler, yabancı isimler… Bir farklılık yaratmak lazım, benim şahsi fikrim. Bence Korel olsun, Ajda olsun, Can olsun onlar bu fantastik hikâye de çok güzel bir yer edindiler.

Selma Gürsoy İkinci kitap hakkında detay verebilir misiniz :))))?

Seçimler, ayrılık, aşk, tehlike ve tutku.

Selma Gürsoy Kitabı yazarken tuhaf bir durumla karşılaştınız mı?

Kitabimin sonlarına doğru bazı yaşanan olaylar nedeniyle yaklaşık iki aylık bir bırakma evresi yaşamıştım. (İstemeyerek!) Rüyamda takım elbiseli bir adam gördüm (Galiba DGKB sorumlusu Altay Bey’di). “Neden yazmıyorsun?” diye sordu. Bende  “İçimden gelmiyor.” dedim. Bana sesini yükseltti. “Neler kaçırdığının farkında değilsin. Yaz hemen, çok güzel şeyler olacak.” dedi ve kayboldu. Ertesi gün yazmaya devam etmiştim.

Ebru Elif Aydın Kitabı yazarken bilimsel bir konuya değinmekte özel bir amacınız var mıydı? İkinci kitabınızda bilimsel konuya daha ağırlık verecek misiniz yoksa fantastik gizemi mi ön plana çıkaracaksınız??

Aslında özel olarak bir amacım yoktu. Sadece bu fikir beni çok cezbetmişti. Kabataslak hayal ettiğimde hoşuma gitmişti. Kitabın 2. serisinde daha çok fantastik unsurla hâkim olacak. Biraz bilimden uzaklaşmış gibi görünecek.

Ebru Elif Aydın Türk yazarlara gösterilen ön yargı ve yabancı yazarlara gösterilen ilgi için ne düşünüyorsunuz?

Ne diyebilirim ki? Keşke ön yargılar olmasa… Bizim eserlerde en az yabancı yazarların eserleri kadar ilgi görse, daha umutlu, daha cesaretli ve daha verimli olabiliriz belki. Biz derken genel anlamda konuşmak istedim aslında. Ben kendimi en iyi ifade edebileceğim alanda yazmak istiyorum. Pes etmek yok! Elbet Türk okuyucularımız da Türk yazarların fantastik hikâyelerine alışacaklar. İnanıyorum.

Ebru Elif Aydın Size göre yazarı yazar yapan şunlardır dediğiniz şeyler var mı?

Hayal gücü! Anlatım ve ifade, duyguyu satırlara dökebilme, hissettirebilme…

 

Ayşenur Duran Bu kitabı yazarken devamını getiremediğiniz, yazarken zorlandığınız bir bölüm oldu mu? Teşekkürler :)

Zorlanmak değil aslında, hayatın içindeki bazı problemler çok meşgul edebiliyordu. Yoğunlaşma sorunları yaşadığım olmuştu.

Feride Karlı Bir tekniğiniz var mı? yazarken özellikle şunlar olsun dediğiniz?

Etrafımda hareketli insanların olmasını istemiyorum. Dikkatim dağılıyor. Kesinlikle tek olmaktan yanayım. Ama işin tuhaf tarafı ben kitabımı iş yerimde yazmak zorunda kaldım. Kendimce tuhaf bir totem oluşturmaya çalıştım. Bir takım motivasyon uygulaması diyelim.

Feride Karlı Kitabınızdaki karakterler çok hoşuma gitmişti. aralarındaki atışmalar falan diyaloglar güzeldi. o tutkulu aşk iliklerinize işleyecek diye bir terim vardır ya gerçekten de öyle iliklerime kadar işlemişti. ikinci kitapta korkuyor musunuz aynı etkiyi veremem diye?

Eğer ortaklaşa yapılmış bir kurgu olsaydı ve ben 2.seriyi tek başıma yazmak zorunda kalsaydım belki! Ama Yansıma’yı ben yazdım. Tamamen benim eserim. Bu yüzden hiç bir korkum yok.

Helin Mercekli öncelikle başarılar diliyorum İlknur Hanım. yazdıklarınıza yapılan yorumları okuyunca ne hissediyorsunuz ve kitabınızı elinize aldığınız ilk an ne hissettiniz?

Teşekkür ederim Helin Hanım. Tarifi mümkün değil. Kalp atışlarım hızlanıyor. O kadar çok heyecanlanıyorum ki anlatamam.

Helin Mercekli Neden seri??

Çünkü tek bir kitap anlatmak isteyeceklerime yetmeyecekti.

Sila Kumrucu öncelikler başarılarınızın devamını diliyorum. nereye baksam karşıma sizin kitabınız çıkıyor. hemen hemen her okuyanın tepkisi “Korel” benim “Can” benim oluyor. bu da sizin yarattığınız karakterleri ne kadar iyi bir şekilde okuyucuya yansıttığınızı gösteriyor. Karakterleriniz arasında bir seçim yapmaya kalksanız ne olursa olsun öncelik bundadır dediğiniz var mı?? okuyucuları şaşırtmayı seviyor musunuz?

Bir seçim yapamam ki. Hepsi benim karakterlerim. Bu terimi kullanacağım hiç aklıma gelmezdi ama hepsi benim çocuklarım gibi. Ayrım yapamıyorum bu nedenle… Evet, okuyucuları şaşırtmayı seviyorum.

Küçük Yazar Ana sorumu soruyorum ? Kitabın karakterlerinin isimlerini nasıl belirliyorsunuz :?

Öncelikle fantastik bir hikâye kurgusu oluşturdum ve isim koyarken karakterlere çok duyulmamış isimleri tercih ettim. Bunun nedeni ise hikâyemin fantastik oluşu ve okuyucuların karakter ile arasından ki bağı hemen kurmalarını istememdi. Çok sık kullanılan isimli karakterleri belki benimsemek daha da zor olabilirdi okuyucu açısından.

Funda Yıldız Merhaba ben kendimle ilgili bir soru sormak istiyorum. Lise son sınıf öğrencisiyim. Okumayı , anlatmayı seviyorum. Öğretmenlerim bir öğrenci olarak memnun benden. Ama ben kendime güvenemiyorum. Yazar olmak istiyorum. Okumak anlatmak güzel ama yazmak farklı bişey. Korkuyorum galiba. İçimden gelenleri yazmak istiyorum. Ben de Yazar olabilir miyim? Ya da her Yazar olmak isteyen Yazar olabilir mi? Her yazana Yazar denilir mi? Teşekkürler.

Merhaba Funda Hanım. Her şeyden önce kendine inanman senin bu yolda atacağın adımlarının sağlamlığını belirler. Yazdığın bir şeyler varsa okumaktan büyük zevk alırım. Sohbet edebilir, senin şuan ki sorulara kendimce verdiğim imtihanları, yaşadığımı ve nasıl yapmam gerektiği konusun da izlediğim yolu naçizane bir fikir olarak paylaşabilirim… Yazmak duygu işi, eğer içinde böyle bir istek varsa üzerine git. Yazdığın deneme, makale vs. ne varsa çevrendekilere okut. Tepkilerini izle.

Rabia Demirkol öncelikle bu genç yaşınızda kitap yazmaya karar verdiğiniz için sizi tebrik ederim. Yeni kitaplar yazmanızı temenni ederim…kitap yazmaya başlarken nelerden etkileniyorsunuz? Ya da olmazsa olmazınız nedir? Sizi kitap yazmaya iten sebep nedir?

Öncelikle güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim. Beni kitap yazmaya iten sebepler sıradanlık… Zihnimde devamlı dönen bu kurgu ve en sonunda satırlarla buluşma…

Kitap yazmadan önce bir sonraki sayfayı okur ve gözümü kaparım. Bir film sahnesi gibi canlanır yazacaklarım ve sonra kâğıda dökerim bütün hisleri.

Gülzaru Kalay Henüz kitabı okuma imkanım olmadı ama arka kapak yazısından değişik bir kurguya sahip olduğunu anladım. Bu şekilde bir şey yazmaya nasıl karar verdiniz? Dediğim gibi okuyamadım içinde cevabı var mi bilmiyorum ama kitabın adı neden “yansıma”?

Kitabın adı yansıma çünkü bu kitap duyguların, kötülüklerin, mücadelenin, aşkın, iyiliğin, fedakârlığın, sahiplenmenin, savaşmanın, vazgeçmeyişin yansıması.

Gülzaru Kalay Kendi adıma söylemek gerekirse Türk yazarlara karşı ön yargılıydım.(bu aralar sürekli Türk yazar okuyorum :) ) bu konu da herhangi bir endişeniz var mıydı ?

Endişem vardı tabii. Nihayetinde ön yargıları oluşturanda biziz.  Bu bir gerçek! Özellikle- Türk fantastik yazar! Yok, daha neler… Zihnimizde dönen fikirler çoğunlukla hep bu yönde. Şans vermek her zaman ödüllendirmektir, karşımızdaki kişiye fırsat vermektir. Her şeyden önce ülkemiz için güzel bir gelişimdir. Siz fırsat verdiğinizi bizde ödüllendirildiğimizi biliriz. İşte en güzel teşvik budur.

Gülzaru Kalay Son olarak sizi yazmaya yönlendiren ne oldu ? Ve çevrenizden ne gibi tepkiler aldınız ? Okumak istediğim ve adını sık duyduğum bir kitap yansıma… Sizin gibi yazarları daha çok görmek umuduyla , çizdiğiniz yolda başarılar diliyorum :) çok teşekkürler.

Güzel dilekleriniz için teşekkür ederim Gülzaru Hanım. Ayrıca isminiz çok dikkat çekici. Farklı bir biçimde romanlarımda kullanmaktan büyük bir zevk alırım… Çevremden çok güzel tepkiler aldım. Bazıları “Senin böyle bir şey yapacağın belliydi zaten,” dediler.  Bazıları ise çok şaşırdı.

Ebru Öztürk Öncelikle sizi tebrik ediyor ve başarılarınızın devamını diliyorum. Kitabınızda ana karakter veya diğer karakterlerle kendinizi bağdaştırdığınız oldu mu ? Olduysa bu yönler neler ?

Karakteristik özelliklerini bağdaştırdığım oldu. Mesela; Yaren’in ani çıkışları, Ajda’nın o olunmadık anlarda ki ketum hali gibi.

Ebru Öztürk Yazmaya ilk ne zaman başladınız ? Yazmak için kendinize nasıl bir ortam oluşturuyorsunuz?

Aklımdaki kurguyu ilk 2006 senesinde kâğıda döktüm. Maalesef hayalimdeki ortamı hazırlayamıyorum. Çünkü iş yerinde daha çok yazıyorum.

Tuğba Bilici sizce Türkiye’de yazar olmak zor mu ? ve yazarken hissettiğiniz duygu nedir ? nasıl bir şeydi yazmak ?

Evet, Türkiye’de yazar olmak zor. Şartlar kısıtlı ve öncelikle kendi ülkemizin insanları bir yazar olarak bize güvenmiyor. Ön yargı dediğimiz olay, aslında en büyük engel!

Ebru Öztürk Siz nasıl tür kitapları okumaktan hoşlanırsınız ? Şimdiden teşekkürler :)

Fantastik ve polisiye ağırlıklı kitapları okumayı seviyorum. Rica ederim. :)

Ayşe Yüksel Merhaba, yapılan yorumları okuduktan sonra kitabınızı oldukça merak ettim. Fantastik türde bir kitap için kitabınız ismi bana oldukça farklı geldi. Neden yansıma? Ayrıca gözleriniz çok güzel söylemeden edemeyeceğim:) Başarılarınızın devamını diliyorum…

Merhaba Ayşe Hanım, öncelikle güzel iltifat ve iyi dilekleriniz için teşekkür ederim. Yansıma; kitabımı en iyi ifade eden bir kelimeydi. Okuyunca aslında ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Tugba Koglu kitaba bugün başladım ve bir molamda yarısına kadar okudum işim olmasına rağmen aklım fikrim kitapta en ufak bir boşlukta devam edeceğim mükemmel tek kelime. Yalnız koruyuculuk bölümü sadece suretler adlı filmden esinlenilmiş gibi geldi bana!  

Kitabımı beğenmenize çok sevindim. Suretler… Güzel bir film ama kitabımı yazarken hiç bir sahnesi aklıma gelmemişti. Ben daha çok The Bodyguard filminden esinlenerek yola çıkmış ve böyle bir kurgu oluşturmaya çalışmıştım. Çünkü o film mi çok severim.

Sibel Oruç merhaba:)öncelikle kitabınızı okumayan biri olarak çok merak ettiğimi söylemek istiyorum:)benim soruma gelince kitabınızın adını yansıma koymaya nasıl karar verdiniz:)bana çok değişik geldi de bu isim:)Başarılarınızın devamını dilerim:)

Merhaba Sibel Hanım. Kitabımın ismi aniden oluştu. Başından sonuna kadar hep “Yansıma!” diye telaffuz ettim. Çünkü romanımı en iyi anlatan kelime oydu. Okuyunca hak vereceksiniz.

Gazi Çalışkan Ilknur hanım kitabınızı okumayı heyecanla bekliyorum. Sorum şu : neden kitap..?

Kitap okumak için nedenlere ihtiyaç yoktur bence. Çünkü başlı başına kitap okumak bir ihtiyaçtır. Önüme serilene hazır görseller dışında zihnimi canlı tutan bir ihtiyaç. Sadece benim yönlendirebileceğim bir görsel zenginlik ve yaşamadığım hayatlara ortak olmaktır kitap.

Dilara Aybike Halıcı Merhabalar.:) yayın hayatınızda başarılar diliyorum öncelikle.

İleride fantastik dışında bir tür daha yazmayı düşünüyor musunuz? Cevap için şimdiden teşekkürler.

Merhaba Dilara Hanım, aslında daha güncel bir hikâye var elimde. Ama onu çıkartmayı düşünmüyorum.  Fantastik hikâyelerde kendimi daha rahat hissediyorum.

Zehra Tekcan Ersoy Merhaba! Sorum: Çoğu kitap okurunda, yerli yazarlarımıza karşı bir ön yargı var hele de konu fantastikse bu ön yargı hat safhada. Ben her türden okurum ama en sevdiğim tür fantastiktir ve ciddi anlamda bu konuda yerli yazarlar yazmıyor ya da yazmaya cesaret etmiyorlar çoğunlukla sanıyorum ki bu ön yargıdan çekiniyor çoğu yazar. Bir çok yerli fantastik eser kıyıda köşede kalıyor. Üzülerek söylüyorum ben de bir zamana kadar onlardan biriydim ama bir süredir takip ettiğim bazı sayfalar ve alışverişlerimi yaptığım sitelerden çok güzel eserler kaleme alan Türk yazarları keşfetme şansı buldum. Kitaplarını okuduğum, aynı zamanda tanışma şansına eriştiğim Türk yazarlar da bu fikrimi değiştirdi. Türk fantastik eserlere ön yargılı bakan okurlara ne gibi bir mesaj vermek istersiniz? Yazarlığa başlarken beni kimse tanımaz, fantastik yazıyorum ön yargı olur, kitabım okumaz gibi tereddütleriniz oldu mu? Aynı zamanda yazar olmak isteyenlere, ya da yeteneği olan ama kitap çıkarma cesaretini kendinden bulamayan insanlara kendi tecrübelerinizden yola çıkarak önerileriniz var mi? Anladığım kadarıyla kitabınız bilim kurgu temelli, fantastik bir aşk öyküsü. Bu üçlüyü bir araya getirmek nereden aklınıza geldi? Karakterleri oluştururken olayları mı aşkı mı ağırlıkta tuttunuz ya da ikisinin dengede olmasından mı yanasınızdır kitaplarda? Kitaplarınızı yazarken belli bir karakter üzerinden mi anlatımı tercih ediyorsunuz genelde? Kitabınızın üçleme olduğunu biliyoruz neden üçleme, seri yazmanın zorlukları ve kolayları nelerdir? Etkilendiğiniz yazarlar var mı kitaplarınızı kaleme alırken? Daha çok duygulara mı diyaloglara mı ağırlık verirsiniz kitaplarınızda? Teşekkür ediyor, başarılarınızın devamını diliyorum…

 

Öncelikle fantastik türde yazan yerli yazarların kitaplarını almadan önce oluşan ön yargı, beni en çok üzen taraf! Sadece bilmeden kendimiz geri çekmemiz çok kötü ve genellikle böyle oluyor. Ben tam anlamıyla; iyi miyim..! kötü müyüm..! onu bile bilmiyorum. Ama ne olursa olsun kendimi geliştirmek istiyorum.

Kitabımı çıkarma esnasında bir tereddüt oldu ama bu beni caydırmadı. En azından şansımı denemek istedim. Hayat bu! Ne getireceğini kimse bilemez…

Bende bu yolda yeniyim. Daha bilmediğim çok şey var. Ama kitap çıkarmak isteyipte cesaret bulamayan kişilere önce cesaretini kıran sebebin ne olduğunu iyi bir şekilde analiz etmelerini tavsiye edebilirim. Sorunun ne olduğunu öğrenirlerse ilerlemesi daha kolay olabilir…

Kitapta aşk, macera, bilim-kurgu, fantastik… Kısacası beni heyecanlandıran bütün unsurları harmanlamaya ve dengede tutmaya çalıştım…

Tek bir karakter üzerinden anlatmayı seviyorum. Daha çok duygulara inebiliyorum ve daha esrarengiz oluyor. Satırlarda ki ve olaylardaki giz saklı kalıyor. Merak uyandırıyor…

Seri yazmanın bir zorluğu yok. Tabii eğer konunun hâkimiysen! Ne yazacağını ve kurgunun seni nereye götüreceğini biliyorsan… Ben seri olmasını istedim çünkü bir kitap anlatmak istediklerime yetmiyordu.

Neriman Kaşık Kitaplarınıza nasıl isim koyuyorsunuz?

Bu ilk kitabım henüz. Tamamen kendiliğinden gelişti. Saatlerce oturup kitabımın ismi ne olsun diye kafa yormadım açıkçası.

Aleyna Acar Merhaba, neden fantastik bir türde yazmayı tercih ettiniz? Her yazarın çekincesi vardır. Bu tür zor bir türdür. Hayal gücünün sınırlarını zorlamak gerekir ve kitabın tutulması konusunda çekinceler vardır. Malum Türkler genelde gerçek ya da yaşanması muhtemel olayları okumayı daha çok sever neden bu kadar zor bir tür seçtiniz? Kitabın kapağı ile adı arasında nasıl bir bağlantı var yoksa birbirinden bağımsızlar mı? Bu söyleşi adına hem İlknur Uğur’a hem de Birazoku’ya teşekkürler.

Merhaba Aleyna Hanım. Aslında dediğim gibi ben ilk başlarda yazarken bu kitabı çıkarmak gibi bir düşüncem oluşmamıştı.  Bu nedenle çekincem de yoktu. İçimden geldiği gibi yazıyordum. Ama hep yazdıklarımı insanlara sunmak, okutmak istiyordum. İçten içe bu istek beni ele aldı. Tam o esnada bir endişem başladı. Genel olarak fantastik dediğim zaman bile o nasıl bir şey diyorlardı. Anlatmak zorunda kalıyordum. Ama risk almak gerekiyordu. Bende aldım. Bütün sonuçlara kendimi hazırladım. Bir psikolojik yapılanmaya girdim diyelim.

Kitabın kapağı ile adı arasında tek bağlantı yansıma olması. Ben size teşekkür ederim. Beni yalnız bırakmadığınız için.

Maruf Dokuzlar Merhaba,ben de fantastik türden hoşlanan genç bir okuyucuyum.Sorularda gördüğüm kadarıyla okurlar bu alanda yabancı yazarlara yöneliyorlar.Peki siz yazmaya başlamadan önceleri ne tür tercih ediyordunuz?Bu alanda bir eksiklik gördüğünüz için mi yoksa sevdiğiniz bir tür olduğu için mi fantastik türde yazdınız ilk kitabınızı?Teşekkürler..

Merhaba Maruf Bey, okumak için ağırlıklı fantastik türleri ve polisiye ağırlıklı kitaplar okuyorum. Güncel hikâyeleri de severim…

Bu türü sevdiğim için yazdım. Çünkü değişik ve farklı olan her şeyi sevmişimdi.

Gazi Çalışkan Genelde türk yazarların batılı yazarlar gibi uçuk kaçık kitapları pek yok..sizce biz türkler mi daha gerçekçiyiz yoksa batılı yazarlar mı çok hayalperest…?

Genel okuyucu kitlelerin ağırlıklı olarak güncel hikâyelere yönelmesi de etkili olabilir. Ya da daha gerçekçi yazmaktan hoşlanıyorlar da olabilir. Başkalarının yaptıklarıyla düşündükleri de farklı olabilir. Sonuçta arz ve talep önemlidir. O yüzden kesin bir şey söylemek imkânsız. Ama yavaş yavaş bence Türk edebiyatın da bir hareketlenme var. Tabi bu durumda Türk okuyuculara büyük iş düşüyor. Bu yolda en büyük destekçimiz sizlersiniz.

Meryem Yıldız Merhaba,bilim ve teknoloji alanındaki gelişmelerin hayal gücümüzü oldukça genişlettiğini düşünüyorum,çocuklarımızın izlediği çizgifilmlerin bile yarısından çoğu fantastik kurgu.Gelişmek iyi güzel de.. bu fantastik dünyanın insani duyguları yıprattığını düşünüyorum.Peki siz bu konuda ne söylersiniz?Teşekkürler..

Merhaba Meryem Hanım, öncelikle şunu diyebilirim ki bazı insanlar izledikleri filmlerin ya da okudukları kitapların etkisinde kalabiliyorlar. Ama bunu saplantıya dönüştürmemekte fayda var. Yani pokemon izleyen çocuğun kendini pokemon sanması ve kendini camdan atması gibi haberleri çok duyuyoruz. Elbette çeşitlilik olacak, elbette farklılığı tadacağız ama her şey önce bizde bitiyor. Yani değişmesi ve etkilenmesi mümkün bir bünyenin ilham kaynağı her şey olabilir. Bunu engelleyemeyiz.

Ceren Yücel Merhaba,İlknur hanım öncelikle kitabınızı severek okuduğumu söyleyebilirim.Konu olarak beğendim.Yalnız kitabınızda yazım hatalarına cok takıldım.Kitabınızda bircok yerde yazım hataları kitaba adapte olmamı engelledi diyebilirim. bu sizden kaynaklanan bi durum mu yoksa yayınevinden mi?Bir de ilk yazım deneyiniz mi? bunları merak ediyorum.Tsk ediyor basarılarınızın devamını diliyorum.

Merhaba Ceren Hanım, öncelikle konu olarak kitabımı beğenmenize sevindim. Yazım hatalarına gelirsek bunun açıklamasını yapacak olan en iyi kişiler yayınevi yönetimidir. Çünkü eser en son onların ellerinden geçiyor.

Neden diye sorarsanız; siz iyi ya da kötü bir eser çıkarırsınız ve bunu güvenebileceğiniz kişilere teslim edersiniz. Ben de öyle yaptım. Güvendiğim kişilere eserimi teslim ettim. Teslim ettiğim süreçten sonra ki evre tamamen yayınevimin çıkaracağı profesyonel çalışmayla alakalıdır. Daha iyi şekilde karşınıza çıkmak tabii ki isterdim. Çünkü ben kurduğum kurguma ve kitabıma gönül verdim. Güveniyorum.

 

Pınar Şentürk Beğendiğiniz yerli ve yabancı yazarlar kimler?

J.K. Rowling’in hayal gücüne hayranım…

Pınar Şentürk Roman dışında yazdıklarınız var mı? Şiir, deneme vs.?

Deneme tarzı yazılarım var. Onlarda zaten Birazoku-kalemimdenbirazoku ekinde yayınlanıyor.

Pınar Şentürk Kitaptaki karakterlerinizden gerçek hayatta esinlendikleriniz var mı?

Esinlendiklerim oldu. Ama ufak detaylar üzerinde zenginleştirdim.

Pınar Şentürk Bir yazar olarak Türkiye’deki okuma oranı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ben okuma oranlarının düşük olduğunu düşünmüyorum. Yani en azından kitap satışlarına göre karar verilmemesi taraftarıyım. Çünkü yeri geldiği zaman bir kitabı 5 kişinin okuduğunu biliyorum.

Pınar Şentürk Kitabınız yayınlanırken satış kaygınız oluştu mu hiç?

Sadece kitabım herkese ulaşamazsa… Fikrinden dolayı bir kaygım oluşmuştu. Satış biraz soğuk bir kelime gibi geliyor. Gönül işi bu, satıştan çok insanlara ulaşabilmek önemli benim için…

Pınar Şentürk Yayınlama aşamasında zorluklar yaşadınız mı hiç?

Evet yaşadım.

Pınar Şentürk Yazdıklarınızı ilk okuttuğunuz kişi kim olur?

Yakın arkadaşlarım olan Ajda,  Ayşegül ve kardeşim Binnur Uğur.

Pınar Şentürk Yazım sürecine nasıl başladınız?

Aniden, birden bire gelişen bir süreç! Günlerce nasıl başlayacağım diye düşünmedim.

Pınar Şentürk Kitabınızı yazım aşamasında ya da yazdıktan sonra olumsuz eleştiriler aldınız mı?

Evet aldım. Ama bu olumsuz eleştiri hiç bir zaman kurguyla alakalı olmadı.

Pınar Şentürk Okurlarınızdan aldığınız en güzel yorum hangisiydi?

Biraz politik bir cevap gibi gelecek ama hepsi çok güzel yorumlardı. Çünkü hepsi ayrı bir düşüncenin meyvesiydi. Çünkü hepsi ayrı ayrı farklıydı.

Pınar Şentürk Yabancı yazarlar ortak kitap çalışmaları yapıyorlar. Siz böyle bir projeye dahil olsanız hangi yazarlarla yazmak isterdiniz? Yerli ya da yabancı.

Sadece böyle bir çalışma yapmış olalım diye yapmam. Ancak sosyal projeler gibi anlamlı ve bir amaca hizmet edecekse pekâlâ kabulümdür. Bu vesile ile kiminle yaptığımın bir önemi yoktur.

Pınar Şentürk İlham aldığınız şeyler ya da kişiler nelerdir/kimlerdir?

Her şey aslında! Çok saçma şeylerden aklıma güzel ve farklı fikirler gelebiliyor. A’dan Z’ye her şey benim ilham kaynağım.

Pınar Şentürk Meşgul olduğunuz bir durumda aklınıza bir fikir gelse unutmamak için ne yaparsınız?

Hemen not alırım.

Pınar Şentürk Yansıma kitabının ortaya çıkış sürecinde esin kaynağınız ne oldu?

Bilim, doğa, mistik hikâyeler. Kısacası her şey esin kaynağım.

Pınar Şentürk Kitabın ismi içerikten mi yoksa sizden bir şeyler yansıtmasında mı çıktı?

Tamamen içerikle alakalı aslında…

Pınar Şentürk Yazdıklarınızı yayınlamanız için sizi ilk teşvik eden kimdi?

Kitabımı okuyan arkadaşlarım beni teşvik ettiler.

Pınar Şentürk Daha fazla okuyucuya ulaşmak için ileride yapacağınız projeler var mı? Varsa birkaç örnek verebilir misiniz?

Sonuçlanmadan bu tür olasılıkları sıralamak etik olmayabilir. Zamanı geldiği zaman Facebook-Yansıma sayfasında muhakkak duyurulacaktır.

Pınar Şentürk Bazı insanlar yazarken moda girmek ister. Müzik dinlemek, sessiz ortam ya da güneşli günler. Sizin böyle olmazsa olmazlarınız var mı? Yoksa her daim yazabilenlerden misiniz?

Yağmurlu ve kapalı yani depresif bir hava beni motive ediyor. O tür havalarda yazmaktan büyük zevk alıyorum. Müzik olmalı. Özellikle hareketli bir bölüm yazmam gerektiğinde müziğin ruhuma eşlik etmesini istiyorum. Daha verimli olduğuma inanıyorum. Ama bunlar olmasa da yazarım. Yazdım da!

Pınar Şentürk İnternette yazılan amatör hikayeleri takip eder misiniz? Çok beğendiğiniz bir yazar olunca yardımcı olmayı düşünür müsünüz?

Takip ederim. Neden olmasın. Elimden gelen yardımı yapmaktan büyük zevk duyarım.

Pınar Şentürk Kitabınız henüz okuyan şanslılardan değilim ama yorumlardan gördüğüm kadarıyla Korel çok sevilen bir karakter. Korel’in yazım sürecinde, okuduklarınız, gördükleriniz ya da hayal gücünüzden hangisi etkili oldu?

Hayal gücüm etkili oldu diyebilirim. Yazmadan önce gözlerimi kapatırım ve o bölümde neler yaşaması gerekiyor, bir film sahnesi gibi zihnimde oynatırım. Hareketleri ve ifadeleri beni cezbetti. Okuyanları da!

Pınar Şentürk Yazmak sizin için ne ifade ediyor diye sorsam bir cümle ile anlatır mısınız? (Haftasonu sorularıma çalıştım, şimdiden cevaplar için teşekkür ederim :D)

Yaşamak. Asıl yalnız bırakmadığınız için ben teşekkür ederim.

Sümeyye Irmak kitabınız için denebilecek bir şey yok bir arkadaşım vasıtasıyla okudum ve merak edip araştırmıştım sizi.hatırladığım kadarıyla resim çalışmaları yapmıştınız kitap yazmaya başlamanızda artık resimden sıkılmış olmanızın bir etkisi olabilr mi yoksa resim çalışmalarına da devam ediyor musunuz? resim mi yazarlık mı desem tercih yapabilr misiniz ? ve karakterler sizin dünyanızın neresinde? şimdiden teşekkürler :)

Denebilecek bir şey yok derken iyi anlamda mı dediniz? J Resim çizmekten sıkılmadım. Hala çiziyorum. İkisi çok farklı aslından, resim göze, yazmaksa düşüncelere dalış gibi. Dünyaları iki farklı şekilde ifade edebilme biçimi gibi!

Sinem Aksoy Merhaba İlknur Hanım.Yansıma kitabınızın ismini ve namını şu son günlerde gittikçe daha çok duymaya başladım.Kitabınızın ilgi çekici olduğu konusunda bu kadar insan yanılamaz değil mi? :) Size sormak istediğim soru şu; Yazarken neler hissediyorsunuz? Yani karakterlerinizle iç içe olup onlarla bütünleşerek mi yazıyorsunuz? Ben okuduğum bazı romanlardaki karakterlerin kurmaca olduklarını bazen unutuyorum.Sanki her an onlarla karşılaşabilirmişim gibi hissediyorum.Size de böyle oluyor mu? Yarattığınız karakterlerin bazen gerçekten var olduğunu ve size yakın olduklarını düşünüyor musunuz?

Merhaba Sinem Hanım, siz öyle diyorsanız doğrudur. J Yazarken çok farklı hissediyorum kendimi. Farklı bir hayat yaratıyorum ve karakterler üzerinde o dünyada geziniyorum. Anlatılamaz bir deneyim. Ben yazarken karakterle bütünleşmekten yanayım. O zaman daha iyi anlayabiliyor ve ifade edebiliyorum. Karakterlerin var olduğunun ve özellikle yazarken hissetmek en doğrusu. Hayatımın bütününü alırsa kendimi yaşayamam. Ama yazarken var olduğuna inanmak durumundayım. Dediğim gibi bir başka okurun okurken o duyguyu hissetmesi aslında önemli olan.

Sinem Aksoy Ayrıca bize sizinle söyleşi yapabilme fırsatını tanıdığınız için hem size, hem de Birazoku’ya teşekkürlerimi sunmak istiyorum :)

Asıl ben çok teşekkür ederim hem beni hem de böyle güzel bir amaca hizmet eden sayfayı yalnız bırakmadığınız için.

Seda Baylam Kitabınızda en çok üzerine düştüğünüz yani özellikle “yansıttığınız” konu nedir İlknur Hanım? Şimdiden cevabınız için teşekkürler.

Bilimin iyi kullanıldığı zaman güzel sonuçlar getirebileceğini ama aynı zamanda kötülüklerin hiç bir zaman eksik olmayacağını… Bunun akabinde ne olunursa olunsun mücadeleyi bırakmamak gerektiğini anlatmaya çalıştım. Aşk ile de süsledim.,

***

Beni sorularıyla onurlandıran sizlere ve bu fırsatı veren Birazoku ailesine sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

                                                                                                                           İLKNUR UĞUR

gunes-demirel-simdi-benimsin

Güneş Demirel kitap dostlarının sorularını cevapladı

Yazar Güneş Demirel ile kitap dostları arasında geçen bir söyleşi düzenledik. Keyifle okumanız dileği ile.

***

AytenAcar- iyi aksamlar.ilk olarak bir soru sorayım.Neden yazıyor sunuz?

Yazmak benim için bir terapi, ruhum rahatlıyor yazarken.Bu yüzden de vazgeçilmezimdir.

Aslıhan Sedef -Öncelikle yazarlık hayatında sana kocamaaan başarılar diliyorum . Karakterler ve hikayeden çok verdiği duygular ve kelimelerin insanın içine işliyor bunu nasıl başarıyorsun özellikle seçtiğin konular mı yoksa seni etkileyen olaylar mı sebebi ? ve son olarak ben eminim ama yinede sormak istiyorum diğer kitaplarınla da bu duyguları hissettirebileceğini düşünüyor musun ? yeni kitaplarını sabırsızlıkla bekliyorum :)

Çok teşekkür ederim, güzel dileklerin için.Karakter olarak hassas bir yapıya sahibim, bu da kalemime yansıyor sanırım.Yaşanan olaylar elbette ki bir çok şey katıyor kalbime, fakat konu seçimlerim  beni değiştiremiyor.Dolayısıyla diğer romanlarımda da duyguyu hep hissedeceğinizi düşünüyorum.

BeyazKitaplık- Yazın hayatınızda başarılar dileriz. Kitabınızda yaşanmış bir olayı mı anlattınız, yoksa bir kurgu mu?

Çok teşekkürler.Kitabımda yaşanmış bir olayı ele almadım, fakat etrafımız da bir çok “Elif” örneği  mevcut ne yazık…İstedim ki, içlerinden biri de hayata tutunsun ve böyle bir kurgu çıktı.

AytenAcar- yazarlığın altın kuralı nedir size göre?

Yazarlığın altın kuralı bana göre,  çok okumak ve bolca yazmak, yazdığını hissetmek.Yazar, kaleme dökerken bazı duyguları yaşayamıyorsa, okuyucu da o oranda eksik alıyor bence.

GökçeYasar- Öncelikle böyle bir imkan verdiğiniz için teşekkürler, her zaman şunu merak etmişimdir, bir yazar olaylardaki kişi betimlemelerini psikolojik olarak mı yoksa sosyal çevreye mi daha yakın olarak yazar ?

Ben teşekkür ederim, katılımınız için…Kendi adıma kişi betimlemelerini yaparken,  her ikisinden de faydalanıyorum.Mesela bu romanımda ki Elif karakterinin yaşadığı ağır travma için, hem psikolojik bir araştırma yaptım, hem de o yörenin sosyal çehresini inceledim.

TaliaAkın- Merhaba hocam :) çok fazla kitap okuyan biriyim ve çokta severim bazı yazarların daha çok işledikleri konu kendi hayatlarındaki motiflerle bezeli bazıları her zaman iyi yada kötü bitirir sizce bu doğru bi yaklaşım mı? acaba reel olması daha mı bir gerçekçi oluyor?

Merhaba, ne güzel çokça kitap okuyan insanlarla olmak…Kesin çizgilerde olmayı doğru bulmuyorum ben,  hep iyi bitecek veya hep kötü son bulacak  diye bir takıntısı olmamalı yazarın.Hayat her daim toz pembe olmadığı gibi,  hep acı içinde de geçmiyor.Yazar kendi ruhunda oluşturduğu kurguya,  gerçekleri de göz ardı etmeden , kendince en uygun sonu yazmalı…

Damla Yalçın- Kitaplarınızı yazarken nasıl bir ruh halinde oluyorsunuz ve belli bir amaç doğrultusunda mı yazıyorsunuz?

Kitaplarımı yazarken ki ruh halim sabit değil…İnsanız, yaşamdan etkilenmemek ne mümkün, bir günümüz diğerini tutmuyor.Yazarken belli bir amaç gütmüyorum, kalemim beni nereye götürürse, şeklinde döküyorum satırları.

Nevin Yavaş- Harika bir kitaba benziyor..Yaşanmış bir olay mı bende çok merak ediyorum.

Yaşanmış bir olay değil, tamamı kurgu.Teşekkür ederim.

SevcanDemircan- Öncelikle söylemeliyim uzun zamandır bir kitabı gece gündüz hiç elimden bırakmadan okumamıştım, simdi benimsin romanı bunu fazlasıyla yaptı 1.5 günde uyumadan bitirdim kitabı imzalı bir kitabım olmasını kesinlikle isterim! Soruma gelince de– bu hikaye nasıl ortaya cıktı ?ve bu hikaye de sızı en çok sizi etkileyen nedir? Birde affetmek kolay mıdır?

Çok teşekkür ederim, beğendiyseniz ne mutlu bana.Bu romanın nasıl çıktığını ben de anlayamadım, bir gece başladım.Öyle birden bire…Sonra baktım ki, cümleler birbirini takip etti, ve orta da bir “Elif” var kurtarılmayı bekleyen…Araştırmaya başladım. Devamı geldi.Beni romanda en çok etkileyen şey, bir babanın veya annenin çocuğundan vazgeçebilmesidir.

Affetmek, hiç ama hiç kolay değil.Affedilmek de emek ister.

AyşenurDuran- Öncelikle merhaba :) Bu kitabı yazmaya nasıl,ne zaman ve nerede başladınız? Yazarken sizi çok güldüren yada ağlatan bir bölüm oldu mu? Şimdiden teşekkürler :)

Merhaba…Bu romana bir gece yarısı, evimde başladım.Yaklaşık üç yıl önceydi.Yazarken, karakterlerin her  acı anını ve sevincini paylaştım esasında.Ben teşekkür ederim.

Burcu Ekici -Kitabın ismi bana muhakkak okumalısın diyor :) Peki bu eserin ortaya çıkış süresi ne kadardı?

Sevgili Burcu, bence de okumalısın.Bu eserin ortaya çıkışı, yaklaşık bir yıl gibi bir süreyi buldu.

DilaraAybikeHalıcı- Ne kadar duygu yüklü yazar olduğunuzu herkes biliyor. Bu duyguları yazarken özel olarak yaptığınız bir şey var mı? Bu kadar duyguyu kağıtlara sığdırmayı çoğu insan başaramaz.:)

Çok teşekkür ederim.Özel olarak yaptığım bir şey yok aslında, karakterimden kaynaklı gelişiyor.Bir de yazarken romanın bir yerlerine karışıyor ruhum sanki, bazen fazlaca kaptırıp moralimin bozulduğu veya kahkahalara boğulduğum anlar oluyor.

FehimanNeşe- Etkilendiğiniz yazarlar var mı?

Etkilendiğim bir yazar yok, ama duruşunu sevdiğim yazarlar var.Ve Nazım Hikmet fanatiğiyim.

Gizem Karaman- ne zaman yazma ihtiyacı duydunuz ve nasıl yazmaya başladınız? kitap yazmak isteyenlere ne öneririsiniz?

Kafamın içinde dönenler, artık kağıda dökülmeliydiler.Hem yazdığım zamanlar da, büyük bir rahatlama hissediyordum.Kitap yazmak isteyenlere bolca okumalarını, sonra da yine bolca yazmalarını tavsiye ediyorum.Yazdıkça gelişen bir iş bu.

Meltem Dmr -kitabı yazarken,yazmaktan sıkılıp ara verdiğiniz oldu mu? Ya da kitabı yazarken çelişkiler yaşadınız mı? Başarılarınızın devamını dilerim.

Çok teşekkür ederim.Yazarken sıkılmak değil de, yorulduğum , çelişkiler yaşadığım zamanlar çok oldu.

ZeynepTomakin- Merhaba ben okuduğum duygusal dramlardan sonra resmen depresyona giriyorum .Acaba Güneş Hanım etkilenmiyor mu hiç, yada uykuları kaçmıyor mu..yoksa gerçekçi olup bu sadece kitap neden ruh halim etkilensin ki diyenlerden mi? Çok teşekkürler başarılarının devamını dilerim :-D

Merhaba, ben de yazdıklarımdan acayip derecede etkileniyorum.Ağladığım çok zamanlar oldu…Ne yazık ki, boş ver deyip geçemiyorum hiçbir şeyi.İşte bu da, yazdıklarımı benim gibi duygusal yapıyor.

Meryem Yıldız – Merhaba,anladığım kadarıyla Şimdi Benimsin’de konu töre.Yani töreye kurban verilen kadınların ve onların çevresindekilerin yaşadıkları.Üzücü olansa bu olayların mağduru olan kadınların ilk suçlanan ve dışlanan kişi olması.Bu yüzyılda(maalesef) hala bu sorunu yaşıyor olmamızı siz neye bağlıyorsunuz?Kitabınızı yazarken gerek olayın kurbanının, gerekse çevresindekilerin yaşadıklarını bu kadar net bir şekilde aktarabilmek için ne gibi araştırmalar yaptınız?Kitabın sonunda suçlu ile mağdur arasında bir aşk mı yaşanıyor,bu süreci oluşturmak zor olmadı mı?Teşekkür ediyor,başarılarınızın devamını diliyorum…

Merhaba, töre sorununu büyük oranda eğitimsizlik oluşturuyor diyeceğim.Fakat araştırdığımda gördüm ki, maalesef eğitimli kesim de kurtaramıyor kendini bu döngüden.Yine de eğitime verilen önem artarsa,özellikle kız çocukların da.Törenin etkisinin de azalacağını düşünüyorum.Diliyorum ya da…

Roman boyunca, o yöreye ait iki arkadaşımdan sürekli bilgi aldım.Daha önce oraları gezdiğim için de yöre anlatımlarında zorluk yaşamadım.Fakat kitap sürekli halde töreyi anlatmıyor, daha çok Elif ve Fırat’ın ruh hallerini, çıkmazlarını, ya da aşklarını da anlatıyor.Kitabın sonun da, daha farklı şeyler var.Ben ikisinin mutlu anlarını fazlaca yazamadım, okuyucunun hayal gücüne bırakmayı tercih ettim.

TuğçeParlak Kitabınızı yazarken düşünerek mi yazdınız yoksa kaleminiz sizden bağımsız olarak mı satırlara döküldü ? kitabı henüz okuyamadığım için her yazara sormak istediğim soruyu soruyorum :) ve bu arada bu kitabı yazarken çevrenizdeki olaylardan bir şeyler katarak mı yazdınız yoksa kurguladığınız bir şey miydi ?

Kitabı yazarken, her zaman olduğu gibi kalemim benden bağımsız hareket etti.Ama konu gereği düşünmem ve araştırmam gereken durumlar oldu.Konu tamamen kurgudur.

Aff DmRr – Ben karakterlerinizle aranızda varsa nasıl bağlar kurduğunuzu çok merak ediyorum. Karakterlerini oluştururken nelerden ve kimlerden etkileniyorsunuz? :)

Romanı yazarken, karakterlerin en iyi arkadaşı benim, onları en iyi ben anlarım edasında yazıyorum.Etkilendiğim kimse yok aslında.

Pınar Şentürk - İlham aldığınız şeyler ve kişiler kimlerdir? Sizi yazmaya sevk eden nedenler ya da kişiler kimlerdir? İlk yazdığınız hikaye/öykü’yü ilk kime okutmuştunuz?

İlham aldığım şey, çocukluktan beri sağlam olan hayal gücüm.Yazmaya kendi kendime başladım.Hatta yazdıklarımı gizledim bir süre.Sonra da öğretmenime okuttum, beğendiğini söyleyince devamı geldi.

Zeynep Karabulut -Ahh ahh benimde evimde net olacaktı ki, hem yarışmaları hem de bu söyleşileri takip edecektim :(

Evinize en yakın sürede internet bağlantısının gelmesini diliyorum.

AyşegülÖngelen- Merhaba; yazarlar kendi hayatından öykülerini anlamsal ve/veya biçimsel bir bağlantı kapsamında kitabına dahil eder diye düşünüyorum, sizin kitabınızda bu geçerli mi?

Merhaba, kendi romanlarım tamamen hayal gücü.Fakat diyalog yazarken, veya kurgu yaparken tabi ki sosyal çevrem de ki olayların da etkisi oluyor.

Semra Türkmen- Başladığınız kitapları ne kadarlık bir süre zarfında bitiriyorsunuz?Başlayıp ta bitiremediğiniz kitabınız var mı?

Romanların konu ve içeriğine göre değişiyor yazım süresi de.Ağır duygu geçişlerinde, biraz molalar vermek istiyor insan.Tabi buna iş hayatı, annelik ve ev hayatında ki sorumluluklar eklenince… Ama ortalama  yedi ay gibi bir süreyi buluyor.Şimdi Benimsin en uzun yazım süresine sahipti, bir yılı bulmuştu.Bitiremediğim bir kitabım olmadı.Yarım kalan işleri hiç sevmiyorum.

Zekiye Koç- Şimdi Benimsin romanını yazarken aklınızda kitap olarak çıkarmak var mıydı ve bu romanı yazmaya nasıl karar verdiniz ?

Romana başladığım gecenin sabahında, yazdıklarımı okudum.Daha giriş kısmı bile bitmemişti,fakat ben büyük bir istekle, roman olmasını hayal etmeye başlamıştım.

AslıÜstün- sizi yazar olmaya karar verdiren sebep nedir acaba?

Beni yazmaya iten sebep, beynimin içinde dönüp duranlardı.

SelmaGürsoy Öncelikle yazım hayatınızda başarıların bol, takipçilerinizin her gün daha çok artması dileği ile başlayayım:)) Ben hep yazarlara imrenmişimdir. Okumak kolaydır. Önünüze serilen ne varsa onun üzerinde eleştirirsiniz. Ama yazmak tam bir yetenek işi bence. Olayların kurgusunu oluşturmak, diyaloglar, akıcı bir dille yazmak ve diğer yazarlardan bir farkınızı okuyuculara sunmak gerekiyor. Çok zor ama büyük bir gönül işide ayrıca. Tüm bu süreçte size yardımcı olan şey yani İlham kaynağınız nedir?

Çok teşekkür ederim güzel dilekleriniz için.En büyük ilhan kaynağım,  hayal gücüm.

SelmaGürsoy Son zamanlarda sizi etkileyen ve aslında çok merak ediyorum dediğiniz yazar ve eseri var mı?(Türk yazar?) Varsa söyleyebilir misiniz?

Bir çok Türk yazarı takip ediyorum.Çeşitliliği severim ben.Ve ne yazık ki çoğu insan da var olan, Türk yazar ön yargısının da , bir an önce kırılması için dua ediyorum.

SelmaGürsoy Genellikle ne tür ortamlarda yazmak istersiniz ve yazar olmak isteyenlere bir öneriniz var mı? Yazarken nelere dikkat etmeliler?

Sakinlikte yazmayı tercih ediyorum.Yazar olmak isteyenlere çok okumalarını tavsiye ediyorum,kelime dağarcığı başka türlü gelişmiyor.Ancak, yazma hissi gelip yerleştiğinde, zaten su  da yolunu bulacaktır.

EbruElifAydın Merhabalar, öncelikle şunu belirtmeliyim ki son bir haftadır ”Sen Kimsin?” hikayenize denk geliyorum ve sizi daha çok onunla tanıdım.O nasıl bir anlatım nasıl bir karekter yaratmaktır,inanın imrendim.Çok etkileyici ve akıcı bir kaleminiz var.Daha önce bu kadar derinde işleyen bir kaleme denk gelmemiştim.Kitabınızı okumayı çok istiyorum en kısa zamanda da tedarik edeceğim.Merak ettiğim şey sizi yazmaya iten unsurlar nelerdir?Bu kadar akıcı bir anlatımı yaratırken okuduğun kitaplardan etkilendiğiniz oldu mu? Yazılarınızdaki karakterlerin esinlendiği birileri var mı ?? Yazım hayatınızda daha nice başarılar dilerim.Umarım istediğin yerlerde olursunuz.

Çok teşekkür ederim, özel olarak bir şey yapmıyorum.Sade bir insanım, anlatımımı da süslü cümleler yerine içten ve akıcı cümlelerden oluşturmaya gayret ediyorum.Yazdıklarım anlamını ve duygusunu koruyorsa benim için kafidir.Esinlendiğim kimse yok.Tekrar teşekkürler.

SelmaGürsoy Açıkçası ben yerli yazarların kitaplarını alıp okumadım. Çünkü genellikle fantastik türdeki romanları benim ilgi alanım. Kısa süre önce bir Türk yazarın kitabını okudum. Yansıma müthişti en az yabancı yazarlar kadar iyi ve kendime çok kızdım. O kitap benim için bir dönüm noktası oldu diyebilirim. Şimdi yana döne yerli yazarlarımızın kitaplarını inceliyorum ve sizin kitaplarınız hep gözüme batıyor ve Ebru arkadaşımın sayesinde merakım daha çok artı. Sorum şu benim gibi Türk eserlerine ilgili olmayan okuyuculara ne gibi bir mesaj vermek istersiniz?

Bir çok Türk yazarın tozlu köşelerde kalmış, müthiş kitabı var.Ön yargıların önümüzü kesmesine izin vermeyin lütfen.Okuyun ve beğenmediğinizde de eleştirin, fakat hiç okumamazlık etmeyin ne olur.Bir çoğumuz okumadan yargılıyor.

SelmaGürsoy Kitaplarınızı yazarken genellikle bir karakter üzerinde mi anlatım yapıyorsunuz? Bunun bir nedeni var mı?

Kitaplarımı yazarken, hem erkek hem de kadın karakter üzerinden anlatım yapıyorum.

RabiaDemirkol kendi yaşamınızdan etkilenerek mi yoksa başkalarının yaşamlarından etkilenerek mi yazıyorsunuz?bir yazar için hangisi daha yakın?

töre diye bir şeye inanmıyorum ben töre diye bir gelenek olabilir mi?

Tamamen hayal dünyamdan etkilenerek yazıyorum.Bir yazar için kendi hayalini anlatmanın daha kolay olduğunu düşünüyorum, kendi adıma tabi. Ve keşke, töre diye bir şey veya gelenek olmasaydı.Ama ne kötü ki,  bazı bölgelerimizde en fecisinden yaşanıyor bu her neyse…

ZehraTekcanErsoy Öncelikle ön okumadan kitabın kısmını okuduğum kadarıyla çok dikkatimi çektiğini söylemeliyim. Sorularım. Kitap yazmaya nasıl karar verdiniz?İkinci olarak: Neden böyle bir konu seçtiniz? Bu konu gerçekten toplum olarak aşmamız gerektiğine inandığım bir sorun ki sadece ön okumasını okurken bile içime oturdu kalbim acıdı. Son olarak ise kitabın ismi ve kapağı? Tabii kitabı tamamen okumadım henüz bu yüzden içeriği bilmiyorum ama böyle bir başlangıca göre çok umut ışığı gibi bir kapak isim ise kızın itilip kakılıp yalnız bırakılmasına inat daha sahiplenici ‘şimdi benimsin’. Olayları çok çok merak ediyorum umarım buradan kazanırım ama zaten daha önceden HafizeÖzaslan‘ın yorumundan okudum yanlış hatırlamıyorsam ve listeme almıştım. Başarılarınızın devamını dilerim.

Yazmak, bana iyi geliyor, bu yüzden de durmadan yazıyorum.Öyleyse kitap olmalılardı diye düşündüm.Bayan karakter en başından biraz güçlükler çekse de yeni ailesi onu sahipleniyor.Kapak fotoğrafın ise iki tane güzel çiçek ve saksı olarak görünüyor.Ancak onlar benim romanda ki karakterlerim gibiler.Saksının içinde var olanı kimse görmüyor.Umarım beğenerek okursunuz.

GülzaruKalay Yazar olmaya nasıl karar verdiniz? Kitaplarınızı yazarken sizi çok etkileyip yazılarınızda bundan esinlendiğiniz bir olay oldu mu? Yakın çevreniz bu konu da ne düşünüyor? Son olarak “ben de yazmak istiyorum” desem bir yazar olarak tavsiyeleriniz nelerdir ? Başarılarınızın devamı dileğiyle… Teşekkürler :)

Öyle karar verilmiş bir durum değildi bu esasında.Zaman ve getirdikleri diyelim yazarlık durumuna.Kitaplarım hayal gücüne dayalı, yaşadıklarım ise ancak anlatımımı kuvvetlendirebiliyor.Yazmak, okumak, etrafı gözlemlemek  yazmak isteyenlere tavsiyem.

ZeynepUyar Öncelikle kitabınızın arka kapağını okumuş biri olarak Şimdi Benimsin demeye çok ihtiyacım var.Umarım bana çıkar ve okuma fırsatım olur..Siz aşkı yaşayarak anlatanlardan mısınız yoksa sadece gözlemlediklerinizle anlatanlardan mısınız?Kitabınız toz pembe mi yani herşey yolunda gidiyor ve mutlu sonla mı bitiyor yoksa gerçek hayattan kesitler mi sunuyorsunuz bize.Acısıyla tatlısıyla mı yazıyor kaleminiz…Teşekkürler:)

Ben aşkı hissederek yazanlardanım.Aşk bazen bir çiçeğe, bir gülücüğe, bir çocuğa bakıştır.Aşkı anlatmaya başlarsam, çok satırlar alacak galiba …

Kitabımda gerçek hayattan kesitler mevcut, maalesef hayat toz pembe değil.Aynen dediğiniz gibi acısıyla tatlısıyla yazıyor benim kalemim.Ben teşekkür ederim.

HaticeSelcanDoğan Yerli yazarlarimizi malesef çok iyi bilmiyoruz ve okumuyoruz. Birkaç aydir takip ettiğim birazoku, önce kitap, okuoku gibi sayfalardan çok güzel eserler kaleme alan yazarlari keşfetme şansi buldum. Yazarliğa başlarken beni kimse tanimaz, okuyucular beni bilmez ve okumaz gibi teredütleriniz oldu mu? Ve bi sorum daha var Yazar olmak isteyenlere kendi tecrübelerinizden yola çikarak önerileriniz var mi?

Türk okurlara ilgi istiyorum, tüm arkadaşlarım için….Yazarlığa başlarken tereddütlerim yoktu aslında, çünkü benim yazma amacım farklıydı.Ancak kitabın ilk çıktığı gün, biraz heyecan duymaya başladım.Acaba yorumlar ne yönde olur? Sevilir mi?  Gibi….yazarlıkla ilgili önerilerimi diğer sorularda belirtmiştim, o yüzden buraya tekrarlamadım

GaziÇalışkan sizi bu kitabı yazmaya iten asıl sebep neydi..farkındayım hep sorulan klişe bir soru ama..benim ki biraz daha farklı..öncelikle yazmak istediğiniz için mi yazdınız yoksa gerçekten geride bir şeyler bırakmak için mi?herkes bir şeyler yazıyor..peki siz neden yazdınız bu kitabı..yoksa sizin iç dünyanızı mı yansıtıyor..

Ben hem yazmak istediğim için yazıyorum, hem de bende geriye bir şeyler kalsın istiyorum.Herşey den önce yazdıklarım insanların ruhuna işlesin istiyorum.Bir çok kitap ve konu yazıyoruz, dolayısıyla hepsini kendi hayatımızda yaşamış olmamız mümkün değil diye düşünüyorum.Ancak kendi hayatımızda var olanlar, bizi zenginleştirip kaleme daha iyi ifadeler halinde dökülüyorlar.

FuZuLi Merhaba,

“Sen kimsin?” adlı hikayenizi okuyorum bu aralar. Kaleminize sağlık çok güzel. Inşallah bu kitap çıkarda okurum. Kitabın konusunu biliryorum. Sorum şu ki böyle bir konuda kitap yazmak nerden geldi aklınıza? Şimdiden teşekkürler. :)

Çok teşekkür ederim.Öyle birden bire geldi aklıma ve başladım yazmaya.Benim yazdıklarımda genelde bu böyle oluyor.

BetülŞimşek arka kapak yazısında okuduğum kadarıyla kitapta bir kıza uygulanan psikolojik bir şiddeti konu almış kitabınızda toplumda kadınlara değer vermediğini de vurgulamak istedenizmi yada bu konuyu seçmenizin başka bir nedeni var mı? başarılarınızın devamını dilerim… teşekkür ederim…

Bu konuyu seçmemde ki amaç, hep mağdur kadınlar olmasın istedim.İçlerinden bazıları da hayata tutunmaya çalışırken, destek görmeliydi.Ya da hatayı yapanın kendini affettirecek yüreği bulunmalıydı.Ben teşekkür ederim.

ÖzgeSever Sanırım sorularımızı buraya yazıyoruz :)

Birinci sorum, bu konu aklınıza nasıl geldi? Bir çok kadının başına gelen bu talihsizlikten etkilendiniz mi?

İkinci sorum, Fırat’ın duygularını yazarken bir beyden yardım aldınız mı? Erkeklerin düşünce yapısı bizde farklı olduğu için empati kurmak daha zor olur sanırım.

Üçüncü sorum, kitabınızı bastırmaya nasıl karar verdiniz?

Son olarak, teşekkür ediyorum :) :)

Böyle bir durumdan etkilenmemek ne mümkün…Yazarken dahi ağladım ben…Karakterleri yazarken kimseden yardım almıyorum.Yazarken istemiştim kitap olmasını.Ben teşekkür ederim.

SibelOruç öncelikle merhaba:) sen kimsin? adlı hikayenizi okuyan biri olarak şimdi benimsin i de çok merak ediyorum:) benim sorum= kitabınızda bu konuyu işlemenizin bir sebebi var mı?…teşekkürler..başarılarınızın devamını dilerim:)

Umarım Şimdi Benimsin’i de beğenerek okursunuz.Bir kadının hayata tutunuşunu yazmak istedim sadece…ben teşekkür ederim.

AyşeYüksel mrb…sizce yeni bir yazar insanları etkilemeyi ilk kitabında nasıl başarabilir?…ilk çıkan kitabının okuyucu bulabilmesi için neler yapması gerekir…teşekkürler…

Bence bir yazarın insanları etkilemesi, tamamen kalemiyle, karakteriyle ve duygusuyla alakalı..İlk çıkan kitabın okuyucu bulabilmesi, tanıtıma bağlı sanıyorum.

CerenYücel Sayın GÜNEŞ DEMİREL bundan öncede kitabınız hakkında size soru yöneltmiş hiç üsenmeden sorduğum soruya cevaben mesaj atmıstınız.Öncelikle okuyucularınıza karsı ilgili bir yazar olup değer verdiğiniz için tsk ediyorum.

“SEN KİMİNSİN” adlı hikayenizle sizi tanıma fırsatı buldum.Cok akıcı bir dille yazılmıs.Etkilenmemek mümkün değil.Acaba kitap olarak biz okuyucularınıza sunmayı düşünüyor musunuz?

“ŞİMDİ BENİMSİN” kitabında anlattıklarınız yaşanmışlık mı yoksa kurgu mu?

Kitabınız hakkında aldığınız tepkiler nasıl? bunları merak ediyorum.

Tekrardan size ve Birazoku’ya bize böyle bir imkan sundukları için tsk ediyor;basarılarınızın devamını diliyorum.SEVGİLER.

Sevgili Ceren, rica ederim, ben size teşekkür ederim ilginiz için.Bu roman kurgudan ibaret ve aldığım tepkiler gerçekten  çok güzel.

Son olarak sorularınız ve ilginiz için size ve Birazoku ailesine çok teşekkür etmek isterim.Bir başka kitap ve söyleşiyle birlikte olmak ümidiyle.Sevgiler.

GÜNEŞ DEMİREL

Soylesi-SercanLeylek-Cydonia2

“İnsanlar tarafından okunmayı hak ediyorsa, kitaplarım ben öldükten sonra da ünlenebilir”

Cydonia’yla bu denli ilgili okurlara sahip olduğumu bir kez daha görmek beni çok mutlu etti. Hepinize iyi dilekleriniz ve sorularınız için teşekkür ediyorum.

***

Açelya Yılmaz: Yeni bir yazar olarak Türk Edebiyatı’nı nerede görüyorsunuz?

Çağdaş edebiyatımızda birçok değerli kalemimiz bulunuyor. Yakın gelecekte kitapları farklı dillere çevrilen yazarlarımızın sayısının da artacağına inanıyorum. Ayrıca, Fantastik roman türünde tatlı bir Rönesanssın baharını yaşıyor olduğumuzu düşünüyorum. Umuyorum ki yeniden uyanış bilim-kurgu türünde de devam edecek.

Fehiman Neşe: Etkilendiğiniz yazarlar var mı acaba?

Belki de nefes almaktan sonra ilk öğrendiğimiz şey taklit etmek. İlk başta sizden öncekilerin neler yaptığını görüyorsunuz. Daha sonra çoğu zaman sorgulamadan onların yaptıklarını taklit ediyorsunuz. Gördüklerinizi elinize alıp eleştirmeye başlıyorsunuz. Daha sonra kendi kendinize söylenmeye başlarsınız: Ben öyle bir şey yapardım ki, işte tam böyle olurdu. O’nun yaptığı gibi olmazdı. Daha heyecanlı ve sempatik dururdu…

Bu günler siz yazmaya başlayasıya kadar böyle devam eder. Romanın ilk bölümünü yazasıya kadar geçirdiğiniz dönem etkilenme evresidir.

Okan Akca: Kısaca yazarlığa başlama hikâyenizi öğrenebilir miyiz? Böyle bir kitap yazma fikri nasıl oluştu? Bizlere yazmak hakkındaki önerileriniz nelerdir?

Tiyatrocu bir ailenin evladı olarak yetiştim. 7 yaşımdayken annem ve babamın mutfakta Karagöz-Hacivat diyalogları üzerine tartıştıkları günleri hatırlıyorum. Babamın orta oyunlarına giderdik. Farkında olmadan işin içindeydim aslında.

Bazen hayatta çevreniz sizi teşvik etmekten öte, zorlar. Siz sadece kendiniz olursunuz ve dostlarınız sizin iyi hikâye anlatan bir insan olduğunuzu keşfederler. O dostlara tutunun. Zaten içinizde anlatmak istedikleriniz varsa, onlar sayfalara taşacaktır. Çoğu insan için yazmak bir ihtiyaç, saçınızın uzaması gibi.

Halime Çk: Cydonia adlı kitabınızı neden okumalıyız?

Okuyucuların ve eleştirmenlerin hemfikir olduğu iki önemli nokta var:

  1. Kurgu gerçekten de çok iyiydi.
  2. Heyecanlı bir film gibi. Bu eser mutlaka sinemaya aktarılmalı.

Yukarıda bahsettiklerim tabii ki de işin sadece eğlenceli kısmı. Kitabın içerisinde duygu yüklü şiirler ve kıssadan hisse verir küçük hikâyeler de bulunuyor. Genel olarak bir romanda aradıklarınız bunlarsa, bir gün sizi de Cydonia’ya beklerim.

Aslıhan Sedef: Bilim-kurgu yazarı olmak nasıl bir duygu? Nasıl araştırmalar yaptınız ve bu araştırmalar sırasında zorlandığınız zamanlar oldu mu?

Tamam, itiraf ediyorum. Ben de küçükken astronot olmak istiyordum. Uzaya her zaman meraklıydım, bu yüzden konuyla ilgili araştırma yapmak beni pek zorlamadı. Ayrıca, kız kardeşim uzayla ilgili merakını daha da ileriye götürdü ve Astronomi Bilimleri okudu. Bir gün Mars’la ilgili bir roman yazmak istiyorum deyip, birinci sınıf ders notlarını aldım. Ara ara çalışıp, kitabın teknik kısımlarıyla ilgili eksiklerimi giderdim.

Beyaz Kitaplık: Kitap ismi olarak neden Türkçe bir isim yerine Cydonia?
Bu ilk günden beri beklediğim bir soru. Doğrusu ben de kitabın Türkçe bir isimle anılmasını isterdim ama kitaptaki hikâyelerin kilit noktası Cydonia’da. Mars’ta gerçekten de bu isimle anılan bir bölge var ve ne yazık ki adı Latin kökenli bir kelime. Eğer kitap New Yorklu taksicilerden bahsediyor olsaydı, adı büyük ihtimalle New York’la ilintili olurdu.

Ahmet Fahir Dediler: Türk yazarlar arasında bilim-kurgu yazarı olarak mutlaka okunmalı dediğiniz isimler var mı?

Hayatta olanlarını bulmak zor. Doğrusu, henüz bir avuç kişiyiz.

Nilüfer Taşlı: İlk neden etkilenerek bu kitabı yazmaya karar verdiniz?

Bir gün, romandaki kurgunun tam anlamıyla çözüldüğü son bölümde anlatılanları gerçek hayatta gerçekleştirmeye kalktım. Ne olduğunu söylemek istemiyorum, çünkü kitabı henüz okumamış olan kişilerin hoşuna gitmeyebilir. Kısacası hayatın kendisinden ve Mars’taki yüz şeklindeki piramitten etkilenerek yazmaya karar verdim.

Songül Kurt: Bu kitabın devamı olacak mı? Seri yapmayı düşünüyor musunuz?

Aklımda apayrı bir kitap ve hikâye var. Yeni kitap için çalışmalara başladım. Ama Cydonia’nın devamının da ilgi çekici olabileceğini düşünüyorum. Kesin konuşmayalım.

Hatice Selcan Doğan: Ben hiçbir kitabınızı okumadım, sizi ilk kez birazoku sayfasında duydum. Sizin kitaplarınızı okumak istiyorum, sizce neden okumalıyım? Yeni okurlarınız için bir mesajınız var mı?

Benzer soruya yukarıda cevap vermiştim. Yeni okurların hayal dünyasına konuk olabilmek beni mutlu ediyor. Her ne kadar ben yazarken yalnız olsam, siz de kitabı okurken yalnız olsanız da bu nihayetinde karşılıklı bir şey.

Feride Subaşı: Hiç bilim-kurgu kitabı okumadım. Sizin kitabınızda bu türü sevdirecek ne olabilir?

Cydonia’nın sahip olduğu doku Star Wars gibi ayakları yere basmayan bir bilim-kurgu hikâyesi değil. Bu yüzden, bilim-kurguya uzak olsanız da, yabancılık çekmeyeceksiniz. Ayrıca, kitabın içerisinde bazı Cin hikâyeleri de var.

Semih Cnblt: Cydonia isminin sizin için etkisi nedir? Bir mihenk taşı anı gibi önemli midir?

Eskiden etkisi bu kadar fazla değildi, ama artık evim gibi oldu.

İrem İvgin: Neden kitap yazar insan?

Gerçek hayatta yapamadıklarınızı gönlünüzce yaşarsınız. Gerçek hayatta hikâyeler istediğiniz gibi gelişebilir ama nasıl biteceğinin garantisi yoktur. Kitapta hikâyeyi istediğiniz gibi sonlandırırsınız. Gerçek hayatta sevdiğiniz insan sizi terk edebilir ama Sean ve Lisa’nın her zaman mutlu yaşayacağını bilirsiniz. Zaten ölümsüz olanlar onlar.

Fatmanur Çolakoğlu: Kurgudaki yaratıcılığınızı, günlük yaşantınızda uyguluyor musunuz? Mesleğiniz buna müsait görünüyor.

Elimden geldiğince kullanıyorum. Çoğu zaman da işe yarıyor. Yaratıcılık değiştirme isteğini tetikliyor ve değişim de her zaman bizleri güçlendiriyor.

Meltem Dmr: Bu kitabı yazarken karşınıza çıkan zorluklar nelerdir?

Cydonia vesilesiyle yaşadığım hiçbir şeyi zorluk olarak görmedim. Çok zevkli bir süreçti ve hala öyle. Bu yüzden, soruna cevap vermek de zorlanıyorum J

Fatmanur Çolakoğlu: Kitap yazmak insanin kendini her yönüyle anlatma çabasıdır diye düşünüyorum ben. Sizin de ütopya gibi görünen bu kitabı yazmanızın amacı ayni şey olabilir mi?

Sözlerine tam anlamıyla katılamayacağım. Çünkü bence edebiyat kendini anlatmaktan daha çok başkalarını hissedebilip, onlar için dile gelebilmektir. Felçli ve yalnız bir adamın kederini paylaşabilmenin yanı sıra, genç bir kızın korkularını da yaşayabilmeniz gerekiyor.

Tugba Bilici: Sizin için kitap yazmanın anlamı nedir tam olarak, nasıl bir histir?

Bir önceki soruya verdiğim cevap, sanırım sorunu bir nebze yanıtlıyor.

Selin Özkan: Yazmanın sizin için bu kadar önemli olduğunu nasıl keşfettiniz?

Hayatımdan memnun değildim. Başka bir ülkede iş bulup çalışmaya başladım. Farklı yerler, insanlar, diller, hayatlar gördüm. Hala yeterli değildi. Yeterince özgür değildim. Üstelik yaşadığım bazı güzellikleri de unutuyordum. Günlükler, blog sayfam bana yetersiz geliyordu. Daha özgür olmak ve tattığım güzellikleri kaybetmemek için yazmaya başladım.

Mehmet Tutar: Neden yazma ihtiyacı duyuyorsunuz? Maddi kaygılardan dolayı mı yoksa gerçekten iletmem gereken mesajlar var diye mi? Sizce hangisi?

Maddi endişeler yüzünden olmadığı kesin. Aksi takdirde, Cydonia için harcadığım zaman ve emeği tercümanlık veya aşçılık kariyerim için harcardım. Sanırım, çok daha varlıklı olurdum. Bu bir gönül meselesi…

Kar Işık: Benim kitap hakkında hiçbir bilgim yok. İsminin bile anlamını bilmiyorum. Bizi okumaya çekebilecek en etkili tarafı nedir acaba?

Kitabın internet sitesi ve fragmanı bulunuyor. Ayrıca, facebook sayfası üzerinden karakterleri tek tek resimleriyle tanıyabilirsin. (Bkz. İlham veren kişiler)

Okuyucuları davet edecek en etkili tarafı da bence kurguda dolayısıyla kitaptaki kötü adamın gizeminde saklı. Bence bir hikâyeyi farklı ve heyecanlı kılan yönler kötü adamın yaratıcılığına bağlıdır. Cydonia’da klişelere yer yok ve kötü adam dahi kötü olduğunu bilmiyor.

Serpil Ateş: Çok iddialı bir kitap. İlk olarak mistik güçlerin esir aldığı kimseleri anlatan bir kitap gibi gözükse de kitabin ismi ve kapak resmi bambaşka çağrışımlar yaptığı için merak duygum artıyor. Cydonia Mars’taki insan yüzlerine benzeyen şekillerin bulunduğu bölgenin ismi değil miydi? Kapak resmindeki gezegen de mars mı? Neyse asıl sorum şu birçok yazar yazmanın hazzını yasamak için yazdığını dile getirir. Başka seçenekleri yokmuş gibi okunmasa da yazması gerekliymiş gibi ama siz reklama bu kadar önem verdiğinize göre okunmak çok daha önemli sizin için. Bu kitabınız gerekli ilgiyi görmese de yazmaya devam edecek misiniz?

Serpil, her şeyi öyle güzel özetlemişsin ki! Bu zamana dek kitapla ilgili aldığım belki de en iyi soru senden gelmiş oldu. Teşekkür ederim.

Evet, kapakta Mars’a dair hayali bir çizimi betimledik. Benim için kitleler tarafından okunmak da, odama çekilip yazı yazmak da eşit öneme sahip. Her ikisini de yapmak zorunda olduğuma inanıyorum. Çünkü reklam yapmadan bir ürünü yayınlamış olmanın karanlık odadaki bir kıza göz kırpmaktan farkı yok.

Diğer yandan, kitap hak ettiği ilgiyi görse de görmese de yazmaya devam edeceğim. İnsanlar tarafından okunmayı hak ediyorsa, kitaplar ben öldükten sonra da ünlenebilir. Reklam kitaba olan ilginin bugün için artmasına yardımcı olabilir ama son hükmü ‘zaman’ verir.

nurgul-celebi-soylesi-birazoku

Nurgül Çelebi sorularınızı cevapladı

Önce Kitap yazarlarından Nurgül Çelebi kitap dostlarının sorularını cevapladı. Keyifle okumanız dileği ile.

***

Kübra Ercan Şimdi Yarına Dokunmak’ı okuyorum ve çok güzel ilerliyor kitabı gerçek hayat hikâyenizden mi aldınız yoksa başka bir karakterin hayat hikâyesi mi?

Teşekkür ederim Kübra. Hayatı boyunca hiç çilek yememiş bir insanın, çileğin nasıl bir lezzete sahip olduğunu anlatması mümkün mü sence? Gerçek hayat ve kurgu iç içe geçmiş durumda. Bence her yazar biraz kendi yaşadıklarından esinlenir yazarken. Yarına dokunmak yaşadıklarımdan yolla çıkarak yazmaya başladığım bir roman ancak kurgu olmazsa olmazlarımdan ;)

Aleyna Acar Merhaba , Yarına Dokunmak ilgi çekici bir isim özellikle neden bu ismi kitabınız için tercih ettiniz?

Merhaba Aleyna, aslında yazmaya başladığımda kitabın bir adı yoktu. Yazdıklarım bu ismin zamanla ortaya çıkmasını sağladı. Tıpkı hamilelik gibi… Eser doğduktan sonra yazdıklarımla bütünleştiğine ve içinde umudu barındırdığına inandığım için “Yarına Dokunmak”  isminde karar kıldım.

Ahmet Karakuz Bence beyaz… Ölüm bir son değil ki… Kefenin rengi de beyaz değil mi?…

Ölüm elbette bir son değil Ahmet Bey. Beyaz zaman zaman yanıltabilir, gelinlik olduğunu da unutmamak gerekir.  Ölümün bana göre bir rengi var ama bunu burada ifşa etmesem iyi olur zira “Yarına Dokunmak” dörtlü serinin ilk kitabı ve devam kitaplarında bu renklerin etkisi büyük. Her kitabın işlenen konularla bütünleşen bir rengi olacak.

Kübra Ercan ‎2. kitabınızda bizi nasıl sürprizler bekliyor? :)

Adı üstünde sürpriz ;) Ancak şunu söyleyebilirim; “Yarına Dokunmak” okuyucularını terse yatıracak bir devam hazırlıyorum. Şaşırtmayı seviyorum sanırım. Devam kitaplarında neyin kâbus, neyin gerçek olduğu konusunda okuyucunun aklı bir hayli karışacak.

Kübra Ercan ne zaman yazar olmaya karar verdiniz?

Karar vermek değil de hayalini kurmak diyelim biz ona. 10 yaşındayken yaz okulunda bir şiir yazmıştım. Öğretmenim çok beğenmiş, şiirimi gözleri dolarak okumuştu. O an herkesi böyle duygulandırabilmeyi hayal ettim. Aradan yıllar geçtiğinde artık yazar olma hayali içimi yakan bir alev topuna dönmüştü.

Bilge Kara neden ölüm üzerine bir kitap yazmaya karar verdiniz?

“Yarına Dokunmak” ölüm üzerine yazılmış bir kitap sayılmaz aslında. “Hayatın gerçeklerini tüm çıplaklığıyla ortaya seren bir kitap” demek daha doğru olur… Her insan için hayatın değişmeyen tek gerçeği doğum ve ölüm değil mi? Ölümü renklerle ifade etmek, yaşadığım tecrübeyi bu şekilde anlatmak istedim. Tek neden bu Bilge Hanım =)

Aleyna Acar İdolünüz var mı? Varsa kim ve neden o kişi?

Aslında bir idolüm yok. Beğendiğim yazarlar elbette var ancak hayal dünyamın sınırlarını henüz keşfedememişken ben; bir yazarı kendime idol olarak kabul etmem sınırları çizmeme, hayallerime zincir vurmama neden olur diye düşünüyorum.

Rumeysa Şenoğlu Kitabınızı tamamen kurgulayıp da mı dökmüştünüz yazıya? :) Yoksa ana hatlarını belirleyip mi yazmıştınız? -bir çok şeyi de yazarken ilave edip-

Belli teknikler kullanarak kendimi kalıplara hapsetmeyi sevmem. Bazen gecenin bir yarısı gördüğüm bir rüyadan çok etkilenip onu yazarak kurguyu akışına bırakmayı tercih ederim. Aksi halde önceden her şeyi kurgulamak sıkıcı ve sınırlayıcı olur. Ama genel hatlarıyla öykünün nasıl bir yol çizeceğine (hayal gücüm sayesinde) yazmaya başlarken karar verdiğimi yeni yeni fark ettim.

Rumeysa Şenoğlu Kitabınızı nasıl bir ortamda yazmıştınız? Ya da şöyle sorayım; nasıl bir ortamda yazmayı tercih ediyorsunuz? :)

Yağmurlu havalar, içimdeki duygu yoğunluğunu bembeyaz bir zemine yağdırabilmemi sağlıyor. Dolayısıyla yağmurlu havalarda çatı katındaki odama çekilip yağmur damlalarının çatıya vurma sesini dinleyerek yazdım çoğu zaman. Kimi zaman hüzünlü, kimi zaman hırsla çarptı damlalar çatıya ve yazdıklarıma duygu yükledi yağmur damlaları. Bu yüzden kış aylarını ve bahar yağmurlarını bekliyorum yazabilmek için. Odamın loş bir karanlığa bürünmesi yeterli oluyor yağmur yağdığı müddetçe =)

Hüseyin Altuntaş şuan kitabı okumaya devam ediyorum… Sorularım kitabı bitirince olacak. teşekkür ederim…

Keyifli okumalar Hüseyin ;)

Gizem Sarmaşık Kitabınızı yazarken sizi etkileyen ve kitabın akışını değiştirebilecek bir olay oldu mu? Örneğin bir rüya ya da başka bir şey…

Rüyalarım bana her daim yol gösterir, kitabın neredeyse yarısını rüyalarımda yaşayarak yazdım diyebilirim. Yaşadığım olaylardansa etkilenmemiş olmam mümkün değildi zaten ;)

Gizem Sarmaşık Ölüm deyince aklınıza gelen ilk şey nedir? Ölümü tek bir kelimeyle anlatmak isteseniz hangi kelimeyi seçerdiniz?

Ölüm diyince aklıma ilk gelen şey “yitirmek”… Ardında yaşanacak aşklar varken yitirmek… Ardında söylenecek sözler varken yitirmek… Ardında gerçekleşmemiş hayaller varken yitirmek… Bu yüzden ölümü tek kelimeyle anlatmak istesem “yitirmek” derdim. Ayrıca bu güzel soru için teşekkür ederim Gizem ;)

Htc Akbaş AİLENİZDE VEYA AKRABALARINIZDA YAZAN VAR MI? VE YAZMA KARARINIZI İLK KİMLE PAYLAŞTINIZ, ALDIĞINIZ TEPKİ NEDİR..?

Hayır, aile ve akraba çevremde yazan yok. Yazmaya çok küçük yaşlarda başladım ancak kitabımı yayınlatmaya karar verdiğimde ilk olarak kuzenimle paylaştım bu kararı. Yazdıklarımı okuyunca gözleri dolmuştu. Bana söylediği tek cümle “İleride tüm Türkiye seni tanıyacak, buna eminim” olmuştu.

Emrah şaylan Kitabı 24 saat içinde bitirdim. Oldukça hüzünlü bulduğum zamanlar oldu… Bu kitabı yazdığınızda sanırım oldukça hüzünlenmişsinizdir. Aslında bu hayatı yaşamak daha da hüzünlü olsa gerek. Şu an bu hüzünden eser var mı? Yoksa hala bu hüznü yaşıyor musunuz?

Okuyanların çoğu 1 2 gün içinde kitabı bitirdiğini belirtiyor, bana sıkıcı bir tarzım olmadığını gösterdiğiz için teşekkür ederim Emrah Bey =)

Kitabı yazarken acım çok tazeydi. İnsan acıyı yaşarken içinde bulunduğu durumu idrak edemiyormuş meğer. Aslında ne yaşadığımın farkına yazarken varmak çok yaralayıcıydı ve bu durum yazdıklarıma fazlasıyla yansıdı. Fakat okuyucuyla paylaşmak hüznün azalmasını sağladı diyebilirim. Geçmişin ayak izlerini hatırladıkça üzerine çok kar yağdığını ve izlerin hafiflediğini görüyorum Emrah Bey, eskisi gibi derin değil artık izler ;)

Kübra Ercan Ne tür kitaplar okuyorsunuz? Ve şu an okuduğunuz kitap nedir? :)

Her tür kitabı okurum aslında. Ama her kitabı beğendiğim anlamına gelmez bu. Daha çok bilim-kurgu romanlarını tercih ederim. Fantastik türünü pek tercih etmiyor olmama rağmen kurgusu iyi olan bir fantastik kitabı da okumadan asla geçmem. Şu an iki kitabı okumaya başladım. Debbie Macomber “Bir yumak mutluluk” (çok satanlarda gördüğüm için tercih ettim) ve Anya Seton “Ölümsüz Aşk” (çok sevdiğim bir okuyucum tarafından hediye edildi)

Kübra Ercan Biz okuyuculara önerebileceğiniz bir yazar veya kitap var mı? :)

Bilim-kurgu sevenlere Dan Brown’un tüm kitaplarını, tarihi roman sevenlere Wladimir Bartol’un  “Fedailerin kalesi Alamut” kitabını, polisiye roman sevenlere Maxime Chattam’ın “Kötü Ruh” kitabını, son olarak da Adam Fawer’ın “Olasılıksız” ve “Empati” kitaplarını tavsiye ederim. Farklı kültürler hakkında bilgi edinmek isteyenler için de Barbara Wood’un “Cennetin bakireleri” adlı kitabını tavsiye ederim.

Fehiman Neşe bir başucu kitabınız var mı? Varsa bizimle paylaşır mısınız? :)

Bir değil iki tane başucu kitabım var ;) ilki 57 yaşında olan bir kitap (Türkiye’de sanırım birkaç adet var) “Desieree” Napolyon Bonapart’ın nişanlısına ait bir günlük. Diğeri 51 yaşında olan Charles Dickens’ın “David Copperfield” adlı eseri…

Kübra Ercan Facebook sosyal paylaşım sitesini nasıl buluyorsunuz?

Facebook gibi sosyal medya araçlarını birçok konuda faydalı buluyorum. Mesela sizler gibi tatlı birçok okuyucu, arkadaş edindim ve tanıtım konusunda etkisi büyük ama Twitter’ı tercih edenlerdenim ;)

Gizem Sarmaşık Ölümün soğuk yüzü hakkında neler düşünüyorsunuz? Ayrıca kitap okurken özellikle olmazsa olmaz dediğiniz şeyler var mı?

Ölümün aslında soğuk bir yüzü yok Gizem… Ölüm gerçekten yakıyor, bir kor parçasının yüreğinizi dağlamasından da öte sizi bir kor parçasının tam da kalbine atan bir yanı var ölümün… Aynı zamanda Güneş gibi ısıtan bir sonsuzluk vaat ediyor ölüm, öyle olmasa hemen hemen her dinde, her inanışta ölümden sonrasına dair bir şeyler olmazdı sanırım ;)

Kitap okurken olmazsa olmaz dediklerimi hiç düşünmedim daha önce, sanırım her halükarda okuyanlardanım.

Feride Subaşı Ölüm az düşünmek istediğimiz gerçek, sizi etkileyen ne oldu ölümü yazarken…?

Ölümün burnumun dibinde beni bekliyor olduğunu bilmek… Hastane odamda, ameliyata girmeyi beklerken beynimin bir bölümü hiçbir şey yokmuş gibi davranıyor diğer bölümü ise ölüme dair her düşünceyi ilerleyen zamanlarda karşıma çıkarmak üzere kaydediyordu.

Ahmet Fahir Dediler Kitabı okumadım fakat en yakın zamanda okuyacağım. Ben bir kitabı okuduktan sonra eğer o konudan zevk almışsam, konuya yakın başka kitaplarda okumak isterim. Sormak istediğim yazdığınız konuya yakın örnek vereceğiniz yazar ve eser var mı?

Bu kitabı daha çok yaşadıklarımdan esinlenerek yazdım. Dolayısıyla benzer bir örnek vermem çok zor ama okuyan bir iki kişi Peyami Safa’nın “Dokuzuncu hariciye koğuşu” adlı kitabına benzetti “Yarına Dokunmak”ı. Benzer sağlık sorunlarına yer verildiği için sanırım.

Sümeyye Irmak doğduğunuz andan itibaren hayatınızı ve kendinizi beyazla bütünleştirmişken geçirdiğiniz hastalık ya da başka şeyler mi siyaha ya da ölüm gibi bir konuyu yazmanıza neden oldu? Yoksa hala her şey beyaz mı?

Beyaz sadece kendimle bütünleştirdiğim bir renk ve yaşadıklarım tesadüfen siyaha da anlam yüklememi sağladı. Hiçbir şey ne beyaz, ne de siyah olabilir aslında Sümeyye. Hayat devam ediyor ve diğer renkler de bir bir anlam kazanacaktır ;)

Zeynep Uyar Kitabınızı okumadım. Sadece yorumlara baktım ve sadece şu cümleye odaklanmışım ”Kitap çok güzeldi:)”… Kitabı okumayan ama okumaya can atan biri olarak beni bu kitaba bağlayabilecek, vurulabilecek:) ne söylersiniz?

Sanırım gerçekleri olduğu gibi anlatmış olmam birçok kişinin kitabıma gönül vermesini sağladı. “Yarına Dokunmak” herkesin kendisinden bir parça bulabileceği bir roman… Hayatını anlamlandırabileceğin ve yarınlarına umut yükleyebileceğin bir ilaç gibi düşünebilirsin kitabımı. Evet, okuyanların çoğu gözyaşlarına hâkim olamadığını dile getiriyor ama bu hüznü her an, hayatın en tatlı yerinde hangimiz yaşamadık ki? Bu acı bir tokat gibi çarpıyor okuyanların yüzüne ama okuyanlara vazgeçmeme, umudunu yitirmeme gücünü aşılıyor aynı zamanda.

Ayşenur Duran Kitabınızın adını niçin ‘Yarına Dokunmak’ koydunuz? Bu isme nasıl karar verdiniz? :)

Bana çok uzak gibi duran yarınlarımda umudu görmüştüm yazarken… Yarınlarıma dokunabilecek kadar güçlü olduğum için… Ve herkesin yarınlarına dokunabileceğini bilmesini istediğim için bu ismi tercih ettim Ayşenur =)

Berna Karaurgan Benim şu an okuduğum kitap Yarın’a dokunmak. Bir tane de birazoku’dan istedim ki onu da çok sevdiğim bir arkadaşıma hediye edeceğim. Ben başarılarınızın devamını diliyorum. Türkçe yazar okumayan bana bile okutan ender 3-4 yazardan birisiniz :)

Çok teşekkür ederim Berna Hanım =) İnanın benim için en kıymetli şey sizlerden aldığım bu güzel yorumlar… Bana yazabilmek için inanılmaz bir güç veriyorsunuz.

Serbest Çelebi Sıradaki kitap ne zaman çıkacak?

Devam kitabı “Aşka dokunmak” üzerinde çalışıyorum şu an, 2 ay içinde biter ancak yayın tarihi yaz sonu gibi olur tahminimce. Çünkü son rötuşları yapmak genelde vakit alıyor. En doğru zamanda çıkar Serbest ;)

Neriman Kaşık Türkiye’yi konu alan bir cinayet romanı yazmak isteseydiniz ve seri katil siz olsaydınız, ilk önce cinayetinizle tanışacak kurban kim olurdu?

Bu çok sarsıcı bir soru oldu Neriman Hanım. Çünkü devam niteliğindeki kitaplarımdan birinde tüm Türkiye’yi sarsan bir cinayetten etkilenerek kurguladığım bir olaya yer verdim. Eğer bir seri katili yazmak isteseydim yaratacağım karakter cesur olurdu. Kimsenin tanımadığı bir zavallıyı değil de herkesin tanıdığı, bildiği ve çevresine zararı dokumuş bir karakteri ilk kurban olarak belirlerdim.

Burcu Balaban kendinizi kitabınızdaki hangi karaktere daha yakın hissediyorsunuz?

Destina karakteri benle benzer şeyleri yaşıyor ve kendi duygu yoğunluğumu Destina’da dışa vurdum dersem yalan söylemiş olmam Burcu ;)

Hamiyet Dikmen Kitabı henüz elime alamadım, internet alışverişinden oldukça muzdaripim çünkü bir türlü cesaret edemedim başıma gelenlerden sonra. Bursa D&R raflarında da görebilecek miyiz kitabı? Bir an evvel elime alıp okumak istiyorum artık. Okuduğum cümleler bile merak etmeme yetti. Nurgül’ün güzel yüreğini cümlelerine yansıttığına şüphem yok :)

Tüm D&R raflarında olması gerekiyor aslında. Gelen talepler doğrultusunda sipariş veriliyor sanırım, henüz yeni olduğu için her yere ulaşması zaman alıyor ne yazık ki. Ama sipariş verirsen getirtirler canım ;)

Seda Baylam ‎*Yarınlarıma dokunuyordum 

ve yarınlarımda AŞK vardı

O kadar güzel bir duyguydu ki..

Yarına Dokunmak için ‘Evet’ dedim defalarca…

EVET.EVET.EVET* siz de Destina gibi Yarına Dokunmak için”EVET”dediniz mi?

Evet, Seda ;) ama sonu umduğum gibi olmadı. İyi ki olmamış… Her şey hayırlısı neyse öyle sonlanıyor.

Burak Güneş Siyah ve beyazdan bahsediyorsunuz, ben de size “gri” ile ilgili bir soru soracağım. Sizce yaşarken ölmek deyimi hangi durumda kullanılabilir?

Hayat aslında siyah ve beyaz kadar keskin değil, ikisinin arasında birçok farklı tonu var hayatın. “Yaşarken ölmek” siyahı beklerken insanın beyazdan başka bir seçeneğinin olmamasıdır bence… Çünkü beyaz gerçeklere hayatın tüm tonlarını verecek olan renk, siyah kâbuslardır. Bu ikisi aynı anda var olmalı.

Gözde Yıldız etkileyici isim… Yarına dokunmak… Kendiniz mi kadar verdiniz ismine… Bir olaydan mı, yoksa hayal gücünüzden mi bu kitabın konusuna karar verdiniz?

Evet, kendim karar verdim ama yazdıklarım şekillendirdi elbette bu kararı. Kitabın konusunu yaşadıklarım belirledi Gözde.

Funda Yildiz yarına dokunmak… Ölüm mü sadece yarın olur… Ölüm hep yanı başımızda değil mi zaten… Neden yarın?

Her insanın yarınlarında ölüm vardır, kaçınılmaz tek gerçek ölümdür. Ama yarınlarımızda umut da var, aşk da var… Yazmak için en doğru zaman dilimi değil midir yarınlar?  Sınırları belli olmayan, dilediğimiz gibi şekillendirebileceğimiz bir zaman…

Aslıhan Sedef Siyah ve beyaz hayatta kesin çizgilerdir. Gerçekler ya da kâbuslar. Peki, duygularımızı, aşka olan inancımızı nasıl değerlendirebiliriz. Acı verse de haklı gerçekler mi, yoksa kalbimizi aklımızı her şeyden koruma pahasına saklanmak mı?

İşte bu yüzden ikisine de ihtiyacımız var. Ara tonları keşfetmek için siyahı ve beyazı aynı anda hayatımıza yerleştirebilmeliyiz bence Aslıhan. Böylece aşkın ve sevginin tonunu da hayatımıza katmış oluruz ;) Gerçek ve kâbus aslında bir arada olunca anlam kazanıyor siyan ve beyaz gibi…

Kutluhan Ünal Bu kitabı yazmanızdaki amaç nedir? Bu kitabı yazmanızda size ilham veren vs. şeyler oldu mu? Sizce herkes kitap yazabilir mi? Kitap yazmak Kolay mı? Kitabınıza Neden bu ismi Verdiniz?

Kelime oyunlarını severim Kutluhan ;) bu yüzden soruna sondan başlayarak cevap vermek isterim. Son sorunu yazma şeklinden yola çıkarsam (ismimin baş harfini bilinçli ya da bilinçsiz vurgulamışsın) N’den esinlenerek yaşadıklarımı yazdım başlarda diyebilirim. Bu benim için psikolojik bir tedaviydi bir bakıma. Bir süre sonra herkesin bunları okuyabilmesini istedim. Yazarken bana rüyalarım ilham verir.

Bence herkes kitap yazabilir, aslında her insanın içinde yazabilme yeteneği vardır. Sadece yaşadıkları hayat buna engel olabiliyor ya da vakitsizlik, hayata karşı verilen savaş… Ama herkes gerçek bir yazar olabilir mi? Bilinmez…

Kitap yazmak elbette kolay bir iş değil. Kurgu çok önemli, özellikle zaman dilimini saptarken yazdıklarınla çelişmemen lazım… Mesela 2012 tarihini verip karakterin yaşını 27 olarak yazarsan 10 yıl öncesine döndüğün bir bölümde karakterin mutlaka 17 yaşında olmalı. Kısacası yazdıklarının kendi içinde bir bütün olması ve birbiriyle çelişmemesi gerekir. Bunu başarmak çok zor, büyük dikkat istiyor.

Serpil Kır alıntılardan ve yorumların dışında kitabınızı okumadım henüz… daha bir kaç saat önce okurdan gelen bir yorumunuzu okudum ve VURULDUM !

Destina kimdir aslında?

Sevgilerle…

Teşekkür ederim Serpil =) Destina beni yansıtıyor. Birebir gerçeği yansıtmasa da duygularımı, korkularımı en sade ve çıplak haliyle vermeye çalıştım Destina karakteriyle. Kendi yaşayamadıklarımı ona yaşatmak beni deşarj ediyor.

Kübra Ercan Yaşam ve ölüm diyince aklınıza ne geliyor?

Siyah ve Beyaz geliyor aklıma… Taban tabana zıt ama asla bir diğeri olmadan var olamayan iki kavram, iki renk…

Ebru Aykaç Önen her bir satırının hissederek yazıldığı gerçekten çok belli, yüreğinize ve emeğinize sağlık.

Teşekkür ederim Ebru =) öyküme yüreğini katan herkesin emeğine sağlık…

Ahmet Koçak siyahın içindeki beyaz nokta, beyazın içindeki siyah nokta… Ölümün rengi nedir bilinmez ama yaşamın amacı, o iki noktadan biri olabilmek değil mi aslında? Sayın Çelebi Nurgül:)

Siyahın içinde beyaz, beyazın içinde siyahın; bir birine karışmadan dengede durabildiği bir gerçek yok aslında. Bu iki rengin iç içe geçtiği bir gerçek var. Yaşamın amacı o iki renkten biri olabilmek değil ikisini bir arada barındırabilmek bence…

Emel Deniz Ben de gerçek hayatla ilgisi var mı diye soracaktım ama esinlenmişsiniz. Birazoku bölümünden okudum sadece. Ama çok güzel, insanı çeken bir anlatımınız var. Hayatınızda başarılar diliyorum. Kitabı okumasam da; bu kısa anlatımda çok beğendim. İnşallah bana gönderirseniz çok sevineceğim.

Bu güzel dileklerin için çok teşekkür ederim Emel. Çekilişte bol şans ;)

Beyaz Zenci ‎

Geçen yıl kitabımı okuması için doktoruma mail olarak attım ve bir sonraki muayenede “…” yı çok fazla kullanmış olduğum yönünde bir eleştiride bulundu kendisi. O gün üç noktayı neden bu kadar çok kullanmış olabileceğimi düşündüm. Sanırım okuyucunun öyküme dâhil olmasını istediğim için bunu sık kullanmıştım. Okuyanların hayal gücünü kullanarak yarım bıraktıklarımı tamamlamasını istemiştim. Elbette benim çizdiğim yolda ilerleyerek ;) Aslında “…” da bir soru ifadesi taşır kendi içinde. Devamını okuyucuya bırakarak onun fikrini sormak değil midir bu sence?

Seda Özay Sevgili yazar arkadaşım Nurgül, ben de sana bir soru sormak istedim. Ölümü Destina gibi erken yaşında düşünmek zorunda kalan kişilerin sonraki yaşlarında hayata bakışı nasıl şekillenebilir?

-Kendi penceremden-  Eskiden beni çok üzebilecek durumların artık beni hiç üzmediğini söyleyebilirim canım. Ölümle tanışan herkes hayatın değerini bilerek, her anını dolu dolu yaşayarak geçirmeyi düşünür herhalde. “Carpe Diem” hayat felsefesini benimsemeleri büyük ihtimal…

Aleyna Acar Kitabınızın kapağına bayıldım o ayna neyi temsil ediyor? Bu kapağı seçmenizin amacı ne?

Mesleğinizin size getirdiği zorluklar neler?

Kapak tasarımı Serhat Filiz’e ait, bu vesileyle kendisine bu güzel kapağı tasarladığı için bir kez daha teşekkür ederim. Kapak fotoğrafı kitabın son sayfasından bir kare aslında… Ayna, yarınlarımızı kendi içimizde barındırdığımızı bize yansıtan bir obje olarak büyük önem taşıyor. Bunu fark edecek derecede algılarının açık olması beni sevindirdi. Teşekkür ederim bu güzel konuya değindiğin için Aleyna =)

Yazarlık benim için bir meslek değil, yaşam biçimi. Para kazanma kaygısıyla yazabileceğimi hiç zannetmiyorum. Mesela yaz boyunca hiç yazamam ben. Masa başına oturup düzenli yazan biri değilim. Ne zaman gelirse içimden o zaman yazmak için otururum bulduğum herhangi bir yere. Dolayısıyla yazmanın bir zorluğu yok benim için…

Gizem Sarmaşık Kitabınızı yazarken çevrenizden nasıl tepkiler aldınız? Özellikle ailenizin görüşleri neler oldu?

Ailem benden desteğini hiçbir zaman esirgemedi. Zaten şaşırmadılar bunu duyduklarında zira çok küçük yaşlardan beri yazdığımı ve çeşitli yarışmalarda ödül aldığımı biliyorlardı. Bunun eninde sonunda olacağını tahmin ediyorlardı galiba.

Zeynep Uyar ‎”Her gece göz kapaklarımızı kapatmadan önce aynı terane -yarın güzel olsun-, hangi yarın diye sormazlar mı adama!?” der kimisi… Kimisi bambaşka bakar yarına, daha güzel daha umut dolu… Peki siz, hangi düşünceyle yarına dokundunuz?Ya da kitaptaki karakterlere nasıl yol çizdiniz?:)

Çok yıkıcı geçen bir yıl boyunca, yastığa başımı her koyduğumda, yaşadığım o günün sadece bir rüya olduğuna kendimi inandırmaya çalışarak uykunun o hafifletici kollarına bırakmak istedim kendimi. Ve her sabah uyandığımda bir önceki günün sadece kötü bir rüya olduğunu kavrayabileceğim bir güne gözlerimi açtığımı ümit ederek, kendimi kandırarak dokunmak istedim yarınlarıma. Ana karakter Destina’nın yolu kendiliğinden çizilmişti zaten. Diğer karakterleri onun yürüdüğü yola paralel bir çizgide oluşturmaya çalıştım. Bunu yaparken belirlediğim isimleri de karakterlerin öyküdeki rolüne uygun seçmeye çalıştım. Mesela Destina’nın umudunu yitirdiği bir dönemde karşısına çıkan Umut adındaki doktorun ona yitirdiği umudu tekrardan aşılaması gibi…

İlker Doğan Nurgül hanım ne tür kitapları okumayı sever? Ve Türkiye’de okuduğu yazarlar kimlerdir?

Mistik romanları okumayı çok seviyorum ayrıca bilim-kurgu türü de beni her daim çekmiştir. Türk yazarlar arasında Orhan Pamuk’u severim. Her ne kadar eski yazdığı kitaplarında anlatım dilini yeterli bulmasam da özellikle “Benim adım Kırmızı” adlı romanında kurgusuna bayıldım. “Kar” ve “Masumiyet müzesi” romanları da gayet başarılı bulduğum kitaplarındandır. Beni ağlatan bir yazar olarak da Sabahattin Ali’nin “Kürk mantolu Madonna”sını örnek verebilirim.

Gizem Sarmaşık Nurgül Hanım kaç yıldır yazıyorsunuz ve sizi yazmaya iten nedir?

Sanırım 17 yıldır… Zevk aldığım ve hayallerimi somutlaştırabilmem adına bana sayfalar sunduğu için yazıyorum.

Aleyna Acar Nurgül hanım ölümün bir son olduğuna mı inanırsınız? Yoksa bir başlangıç olduğuna mı?

Ölüm bir son olsaydı cennet-cehennem olur muydu? Ve birçok inanışa göre farklı şekillerde olsa dahi ölümün aslında bir son olmadığı açıkça ortaya konmuştur Aleyna. Kitabımdan bir bölümün adı bu soruna çok uygun bir cevap olur; “Aslında her son yeni bir başlangıçtır…”

Havanur Baltacı Ölümün rengi siyah ve beyaz sizin için neyi temsil ediyor?

=) Havanur kitabım bazı şifreler içeriyor ve renkler de bu şifrelerin bir parçası. Dolayısıyla ölümün rengini şimdi söylemem serinin diğer kitaplarındaki bazı şifrelerin ifşa olmasına neden olur. Şimdilik sadece okuyucunun hayal gücüne bıraktım bunu ;)

Arda Deliismail Yakın zaman içinde yeni bir kitap planınızda var mı? :)

Şu an yazmakta olduğum devam kitabı var. “Aşka Dokunmak”… Yakın zamanda biter =) bu yüzden çok heyecanlıyım.

Sinem Aksoy Ölümü yeni bir başlangıç olarak mı yoksa bir son olarak mı görüyorsunuz? Başka bir deyişle size göre ölüm karanlık mı, aydınlık mı?

Bir hayatın sonu ama yeni bir hayatın başlangıcı olarak görüyorum… Bir hayatın bittiği yerde yeni bir doğum olmuyor mu? Ya da öldükten sonra ruhumuz sonsuzluğa ermiyor mu? Ölüm bir son değil başlangıçtır dolayısıyla. Hem karanlık hem de aydınlık bir yönü var ölümün Sinem ;)

Burak Eldem Kitabınızı ismi yarına dokunmak çok etkileyici bir isim ama bunu neye göre verdiniz yarına dokunmak yerine başka ne olabilirdi kitabın ismi? Teşekkürler :)

Her insan hayatında bir defa yarınlarından vazgeçer. Oysa yarınlarımızda aşk var, umut var, aile var… Bu değerleri yitirmemek adına yarınlarımıza dokunabilmemiz gerektiğine inandığım için “Yarına Dokunmak” … Bundan daha iyi bir isim olamazdı sanırım ;) Ben teşekkür ederim ilginize.