Yıldızlar gibi Sevişelim!

Söyledim kaç defa size, bu yıldızlar tükenmez diye. Hayatın bir parçası onlar. Gözle görülen; elle tutulamayan. Göze zevk; bedene hoşnutluk veren soyut bit madde gibi bir şey dünyadan bakıldığında. Kendilerini birbirine dokundurmadan, ruhlarıyla sevişen, üzülen ve insanları kendine baktıran değişik yaratıklar onlar! Onlar uzaklarda ama bizlere çok yakın olanlar aslında.

Nihat’da tıpkı böyle seviyordu karısını. Bir tek eksiği vardı, o karısı değil sevgilisiyle sevişiyordu beyninde! Kafasında şekillenen cisimle, çılgınlar gibi sevişiyordu. Karşısında onun gerçek yıldızını düşünüyor, onu seviyor, onun teninin kokusunu içine çekiyor ve onda hayat bulmaya çalışıyordu. Daha fazla deşeledi vücudunu. Acımadı. Özlemediğini anladı. Ve hala doyamadı, onun göğüslerinden gelen ıhlamur kokusuna. Yıldızların arasında sanki tek vücut gibi sevişiyordu Nihat. Aslı olan, gırtlağından sarkan yağı ve vücudu kartlaşmış olan karısı. Ama kafasında olan ise onun biricik genç sevgilisi. Ne mutludur ki yıldızlarda onun gibi ruhlarıyla sevişir. Ne mutlu ki ona, bir yıldız kadar sade ve özensiz! Işığını herkese yayacak derecede kalitesiz.

Kalbinde ki ciddiyetsizlik yok olmuş, toz olmuş bir anda. Havasızlıkta boğuluyor sanki. Etrafında binlerce yıldız şaşkın gözlerle ona bakıyor. Ve doyamıyorlar. Doyamıyorlar aralarında soluksuz kalacak derecede öpüştüren bir aşka. Ve özeniyorlar, özeniyorlar öyle bir aşk’a sahip olamadıkları için. Öyle bir yasak aşka ilk defa özendiklerini ise, kendileri de soluksuz kaldıkları zaman anlıyorlar.

Bunu paylaş

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email

Henüz yorum yok

Bir yorum yaz